bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş7
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek5
- fatma betülüm yapmaz9
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- sinirlenen dilenci kadın6
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- son 3 ayın en başarılı gammazları3
- iyi menemenin sırrı22
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- fatma betül sayan kaya18
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- akp seçmeni3
- serdar ortaç tiktokta2
- haram para3
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- dünyanın sonu2
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- sabahları nefret edilen şeyler6
- klodyan klod duruşu2
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- hayati yazıcı2
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- boğaz ağrısı5
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- sözlüğün yeni tasarımı14
- misafir terliği kokusu2
- beşiktaş6
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- muslettin amca23
- her sorunun çözümü2
- fon vurgunu4
- kötüye bir şey olmaz5
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- murat ünalmış2
- gece gelen açlık7
- hayatın anlamı ne7
haber programlarının vazgeçilmezi. ne zaman önemli bir hadise olsa, haberlerde kesinlikle sokağın görüşü köşeyi yapılır.
yeni yetme bir muhabiri salarsın sokağa, önüne gelene gündemde olay hakkındaki görüşlerini sorar, onlarda dökerler incilerini, olur sana sokağın görüşü. ulan bir günde bu sokağın görüşünde adam akıllı bir kelam dinlemedim. ya işi gırgıra vurar bizim millet ya da saçma sapan, alakasız, olmayacak bir yorum yapar.
birde sokağın görüşünü yansıtan insanın çevresinde bir kalabalık vardır. o da sokağın kalabalığıdır. pür dikkat dinlerler konuşmacıyı eğer işlerine gelmeyen bir kelam ederse müdehale etmekten çekinmezler. bir ara savaş ay yapıyordu bunu pek bir kavga çıkıyordu o sokak arası görüş açıklamalarında.
aralık 2007 yi unutmam ben,
emekli sandığındaki çalışanların hepsi birer gerizekalı oldukları için, aynı belgeyi dördüncü kere vermek üzere emekli sandığına doğru gidiyorum. o sıralar türkiyede sosyal güvenlik meselesi tartışmaya açılmış, millet konuştuça konuşuyo bu konuda. neyse emekli sandığı binasına 50 metre kala, binanın hemen önünde duran iki kişi takıldı gözüme. birinin elinde mikrofon var diğerinin elinde kamera. sokağın muhabiri ve sokağın kameramanıydı bunlar, "aha!sokağın görüşü" dedim kendi kendime. bana soru soracağına kesin gözüyle baktım. binanın kapısında yatmışlar zulaya bekliyorlar. beni nasıl bir heycan sardı anlatamam. sokağın görüşü olacaktım lan! tarihi bir an bu. kısaca gündemi gözden geçirdim, zulaya yattıkları mekanı göz önüne alınca "kesin sosyal güvenlik olayını soracaklar" kararına vardım. "ne desem nasıl desemde sokağın görüşünü yansıtsam" diye düşündüm. az kaldı yaklaşıyorum, heycan bastı beni. ulan televziyona çıkacam, kafamda düşünceler uçuşuyor; "hangi kanal acaba?", "ulusal değilse konuşmam amına koyım", "ooo akşam herkese haber veririm, izlesin ipneler", "ulan şu yazdığım karıda izler inşallah"...
beklediğim gibi oldu, on metre kala muhabir beni fark etti, fark edilmeyecek gibi birisi olmadığımdan bekliyordum bunu, kameramanda bana döndü, beş metre kaldı, dört metre, üç metre, iki metre...
"beyefendi bir saniyenizi alabilir miyiz?"
nutkum tutuldu amına koyım. ağzımı açamadım, pörtlettim gözlerimi mal gibi baka baka kızın yanından geçtim, sağa döndüm merdivenlere vurdum kendimi, hızlıca girdim emekli sandığına. "ulan karı kesin okkalı bir küfür savurmuştur" diye geçirdim içimden, o yapmadıysa bile kameraman olacak dallama kesin küfür etmiştir. içimden küfür ettim kameramana.
emekli sandığındaki geri zekalı elemanlar bu sefer halledebildiler benim işimi. binadan çıkmadan kapının önünde erkete yaptım, baktım halen ordalar. utandım bir an, sokağın görüşü olacakken sokağın salağı olmuştum, çıktım yavaşça, kafam önde yürüdüm gittim. zaten o sırada birisini bulmuşlar onunla konuşuyordu. sokağın görüşü o olmuştu; bende olabilirdim. çaktırmadan kameraya baktım, atv kamerasıydı. "ulusalmış amına koyım" dedim. bir an üzüldüm, "hay amına koyım" dedim içimden.
yeni yetme bir muhabiri salarsın sokağa, önüne gelene gündemde olay hakkındaki görüşlerini sorar, onlarda dökerler incilerini, olur sana sokağın görüşü. ulan bir günde bu sokağın görüşünde adam akıllı bir kelam dinlemedim. ya işi gırgıra vurar bizim millet ya da saçma sapan, alakasız, olmayacak bir yorum yapar.
birde sokağın görüşünü yansıtan insanın çevresinde bir kalabalık vardır. o da sokağın kalabalığıdır. pür dikkat dinlerler konuşmacıyı eğer işlerine gelmeyen bir kelam ederse müdehale etmekten çekinmezler. bir ara savaş ay yapıyordu bunu pek bir kavga çıkıyordu o sokak arası görüş açıklamalarında.
aralık 2007 yi unutmam ben,
emekli sandığındaki çalışanların hepsi birer gerizekalı oldukları için, aynı belgeyi dördüncü kere vermek üzere emekli sandığına doğru gidiyorum. o sıralar türkiyede sosyal güvenlik meselesi tartışmaya açılmış, millet konuştuça konuşuyo bu konuda. neyse emekli sandığı binasına 50 metre kala, binanın hemen önünde duran iki kişi takıldı gözüme. birinin elinde mikrofon var diğerinin elinde kamera. sokağın muhabiri ve sokağın kameramanıydı bunlar, "aha!sokağın görüşü" dedim kendi kendime. bana soru soracağına kesin gözüyle baktım. binanın kapısında yatmışlar zulaya bekliyorlar. beni nasıl bir heycan sardı anlatamam. sokağın görüşü olacaktım lan! tarihi bir an bu. kısaca gündemi gözden geçirdim, zulaya yattıkları mekanı göz önüne alınca "kesin sosyal güvenlik olayını soracaklar" kararına vardım. "ne desem nasıl desemde sokağın görüşünü yansıtsam" diye düşündüm. az kaldı yaklaşıyorum, heycan bastı beni. ulan televziyona çıkacam, kafamda düşünceler uçuşuyor; "hangi kanal acaba?", "ulusal değilse konuşmam amına koyım", "ooo akşam herkese haber veririm, izlesin ipneler", "ulan şu yazdığım karıda izler inşallah"...
beklediğim gibi oldu, on metre kala muhabir beni fark etti, fark edilmeyecek gibi birisi olmadığımdan bekliyordum bunu, kameramanda bana döndü, beş metre kaldı, dört metre, üç metre, iki metre...
"beyefendi bir saniyenizi alabilir miyiz?"
nutkum tutuldu amına koyım. ağzımı açamadım, pörtlettim gözlerimi mal gibi baka baka kızın yanından geçtim, sağa döndüm merdivenlere vurdum kendimi, hızlıca girdim emekli sandığına. "ulan karı kesin okkalı bir küfür savurmuştur" diye geçirdim içimden, o yapmadıysa bile kameraman olacak dallama kesin küfür etmiştir. içimden küfür ettim kameramana.
emekli sandığındaki geri zekalı elemanlar bu sefer halledebildiler benim işimi. binadan çıkmadan kapının önünde erkete yaptım, baktım halen ordalar. utandım bir an, sokağın görüşü olacakken sokağın salağı olmuştum, çıktım yavaşça, kafam önde yürüdüm gittim. zaten o sırada birisini bulmuşlar onunla konuşuyordu. sokağın görüşü o olmuştu; bende olabilirdim. çaktırmadan kameraya baktım, atv kamerasıydı. "ulusalmış amına koyım" dedim. bir an üzüldüm, "hay amına koyım" dedim içimden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar