bugün
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız5
- kızlar naber8
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak11
- en tehlikeli insan tipleri6
- komşuya kahveye gitmek8
- parmak kılları3
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- erdal beşikçioğlu16
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- yağmurcu neden akpli8
- 3 ağustos 20263
- manifest4
- hamama gitmek2
- iş ilanı2
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- nervio hamferdi10
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- asgari ücretle çalışan yazarlar2
- mod geldi mod geldi4
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- çok sıcak olması2
- sinem dedetaş10
- gammazların göze batması2
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi3
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık15
- yanlış ata oynamak3
- çay içen kız13
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- bacanak3
- borsa4
- smallville'deki konuk oyuncular6
- arıların biraz mallaşmış olması4
- ateizm3
- galatasaray10
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- isana3
- iş hayatı4
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- en son gelen mesaj2
- ali vefa10
- anın fotoğrafı14
- günün şarkısı2
- yazıp yazıp silmek2
- bir şeyler söyle5
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- uludağ sözlük çeteleri9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
haber programlarının vazgeçilmezi. ne zaman önemli bir hadise olsa, haberlerde kesinlikle sokağın görüşü köşeyi yapılır.
yeni yetme bir muhabiri salarsın sokağa, önüne gelene gündemde olay hakkındaki görüşlerini sorar, onlarda dökerler incilerini, olur sana sokağın görüşü. ulan bir günde bu sokağın görüşünde adam akıllı bir kelam dinlemedim. ya işi gırgıra vurar bizim millet ya da saçma sapan, alakasız, olmayacak bir yorum yapar.
birde sokağın görüşünü yansıtan insanın çevresinde bir kalabalık vardır. o da sokağın kalabalığıdır. pür dikkat dinlerler konuşmacıyı eğer işlerine gelmeyen bir kelam ederse müdehale etmekten çekinmezler. bir ara savaş ay yapıyordu bunu pek bir kavga çıkıyordu o sokak arası görüş açıklamalarında.
aralık 2007 yi unutmam ben,
emekli sandığındaki çalışanların hepsi birer gerizekalı oldukları için, aynı belgeyi dördüncü kere vermek üzere emekli sandığına doğru gidiyorum. o sıralar türkiyede sosyal güvenlik meselesi tartışmaya açılmış, millet konuştuça konuşuyo bu konuda. neyse emekli sandığı binasına 50 metre kala, binanın hemen önünde duran iki kişi takıldı gözüme. birinin elinde mikrofon var diğerinin elinde kamera. sokağın muhabiri ve sokağın kameramanıydı bunlar, "aha!sokağın görüşü" dedim kendi kendime. bana soru soracağına kesin gözüyle baktım. binanın kapısında yatmışlar zulaya bekliyorlar. beni nasıl bir heycan sardı anlatamam. sokağın görüşü olacaktım lan! tarihi bir an bu. kısaca gündemi gözden geçirdim, zulaya yattıkları mekanı göz önüne alınca "kesin sosyal güvenlik olayını soracaklar" kararına vardım. "ne desem nasıl desemde sokağın görüşünü yansıtsam" diye düşündüm. az kaldı yaklaşıyorum, heycan bastı beni. ulan televziyona çıkacam, kafamda düşünceler uçuşuyor; "hangi kanal acaba?", "ulusal değilse konuşmam amına koyım", "ooo akşam herkese haber veririm, izlesin ipneler", "ulan şu yazdığım karıda izler inşallah"...
beklediğim gibi oldu, on metre kala muhabir beni fark etti, fark edilmeyecek gibi birisi olmadığımdan bekliyordum bunu, kameramanda bana döndü, beş metre kaldı, dört metre, üç metre, iki metre...
"beyefendi bir saniyenizi alabilir miyiz?"
nutkum tutuldu amına koyım. ağzımı açamadım, pörtlettim gözlerimi mal gibi baka baka kızın yanından geçtim, sağa döndüm merdivenlere vurdum kendimi, hızlıca girdim emekli sandığına. "ulan karı kesin okkalı bir küfür savurmuştur" diye geçirdim içimden, o yapmadıysa bile kameraman olacak dallama kesin küfür etmiştir. içimden küfür ettim kameramana.
emekli sandığındaki geri zekalı elemanlar bu sefer halledebildiler benim işimi. binadan çıkmadan kapının önünde erkete yaptım, baktım halen ordalar. utandım bir an, sokağın görüşü olacakken sokağın salağı olmuştum, çıktım yavaşça, kafam önde yürüdüm gittim. zaten o sırada birisini bulmuşlar onunla konuşuyordu. sokağın görüşü o olmuştu; bende olabilirdim. çaktırmadan kameraya baktım, atv kamerasıydı. "ulusalmış amına koyım" dedim. bir an üzüldüm, "hay amına koyım" dedim içimden.
yeni yetme bir muhabiri salarsın sokağa, önüne gelene gündemde olay hakkındaki görüşlerini sorar, onlarda dökerler incilerini, olur sana sokağın görüşü. ulan bir günde bu sokağın görüşünde adam akıllı bir kelam dinlemedim. ya işi gırgıra vurar bizim millet ya da saçma sapan, alakasız, olmayacak bir yorum yapar.
birde sokağın görüşünü yansıtan insanın çevresinde bir kalabalık vardır. o da sokağın kalabalığıdır. pür dikkat dinlerler konuşmacıyı eğer işlerine gelmeyen bir kelam ederse müdehale etmekten çekinmezler. bir ara savaş ay yapıyordu bunu pek bir kavga çıkıyordu o sokak arası görüş açıklamalarında.
aralık 2007 yi unutmam ben,
emekli sandığındaki çalışanların hepsi birer gerizekalı oldukları için, aynı belgeyi dördüncü kere vermek üzere emekli sandığına doğru gidiyorum. o sıralar türkiyede sosyal güvenlik meselesi tartışmaya açılmış, millet konuştuça konuşuyo bu konuda. neyse emekli sandığı binasına 50 metre kala, binanın hemen önünde duran iki kişi takıldı gözüme. birinin elinde mikrofon var diğerinin elinde kamera. sokağın muhabiri ve sokağın kameramanıydı bunlar, "aha!sokağın görüşü" dedim kendi kendime. bana soru soracağına kesin gözüyle baktım. binanın kapısında yatmışlar zulaya bekliyorlar. beni nasıl bir heycan sardı anlatamam. sokağın görüşü olacaktım lan! tarihi bir an bu. kısaca gündemi gözden geçirdim, zulaya yattıkları mekanı göz önüne alınca "kesin sosyal güvenlik olayını soracaklar" kararına vardım. "ne desem nasıl desemde sokağın görüşünü yansıtsam" diye düşündüm. az kaldı yaklaşıyorum, heycan bastı beni. ulan televziyona çıkacam, kafamda düşünceler uçuşuyor; "hangi kanal acaba?", "ulusal değilse konuşmam amına koyım", "ooo akşam herkese haber veririm, izlesin ipneler", "ulan şu yazdığım karıda izler inşallah"...
beklediğim gibi oldu, on metre kala muhabir beni fark etti, fark edilmeyecek gibi birisi olmadığımdan bekliyordum bunu, kameramanda bana döndü, beş metre kaldı, dört metre, üç metre, iki metre...
"beyefendi bir saniyenizi alabilir miyiz?"
nutkum tutuldu amına koyım. ağzımı açamadım, pörtlettim gözlerimi mal gibi baka baka kızın yanından geçtim, sağa döndüm merdivenlere vurdum kendimi, hızlıca girdim emekli sandığına. "ulan karı kesin okkalı bir küfür savurmuştur" diye geçirdim içimden, o yapmadıysa bile kameraman olacak dallama kesin küfür etmiştir. içimden küfür ettim kameramana.
emekli sandığındaki geri zekalı elemanlar bu sefer halledebildiler benim işimi. binadan çıkmadan kapının önünde erkete yaptım, baktım halen ordalar. utandım bir an, sokağın görüşü olacakken sokağın salağı olmuştum, çıktım yavaşça, kafam önde yürüdüm gittim. zaten o sırada birisini bulmuşlar onunla konuşuyordu. sokağın görüşü o olmuştu; bende olabilirdim. çaktırmadan kameraya baktım, atv kamerasıydı. "ulusalmış amına koyım" dedim. bir an üzüldüm, "hay amına koyım" dedim içimden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar