bugün
- tai lung43
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi5
- kendini eleştirebilen insan7
- büyü yapan sözlük yazarları8
- victor osimhen9
- salça yapan sözlük kızı10
- sözlüğün en taşaklı kadını4
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı15
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir4
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması4
- enayimiknatisii21
- askerde yaşanılan zorluklar5
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- hangi yazar hangi yazara4
- kinoa çorbası4
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- sibel can'ın kilo alıp verdiği dönem3
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği13
- manipülasyoncu kişilik bozukluğu3
- başakşehir gs den puan alsın eşek gibi anırırım2
- izmirbeyefendisi6
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi4
- şeytan'ın ağır işsiz olması2
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
- durduramazsınız ak parti geliyor9
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- anın görüntüsü22
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- bacha bazi3
- sarapci koala55
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- seri eksicinin parfümü2
- allah beni cennete alacak mı diye endişelenmek5
- uzaylılar3
- keçiboynuzu5
- bu dünya hayatının ebedi olması4
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- gemi2
- tebliğciler3
- adana demirspor5
- israiliyat2
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- melih gökçek'in şüpheli sıfatıyla ifade vermesi2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci10
- sevgilinin erkek kadın kuaförüne gitmesi2
- erkekler niye sünnet edilir2
- başlıkta tek eksilenen entry'nin sana ait olması3
bu filme entry girmemiş olduğuma inanamadım. sadece isim olarak ortalarda dolanıp imdb de derece yapmadığı günlerde müzikle ilgisinden merak edip izlemiştim. o günden bu yana da, hadi şu sahnesine bakayım ama bi başından göz atayım diye izlemeye başlayıp en sonuna kadar kaç kere izledim hatırlamıyorum bile.
filmde karakterlere fazla derin girilmemiş olması aslında bir eksiklik gibi çok yorumlanmış. benim bakış açıma göre, film basit bir denklem üzerine kurulu ve kendi denklemi dışında detay işlemediği için yoruma açık bırakıyor. bu hali de filmi daha evrensel yapıyor; bu kadar farklı insanın kendinden birşeyler bularak bu kadar beğenmesi veya o denklemi özümsemeyen veya hayatı boyunca benzer deneyim-çabaya girmeyenlerin de kötülemesi diye yorumlamam doğru olur bence. karışık anlattım biraz daha netleştireyim.
temel denklem dediğim şu: bir işle ilgili ustalaşmanın yolu çok ama çok çalışmaktır. karşına çıkan engelleri, bu engel kendi eğitmenin de olsa aşmanın yolu çok çalışmak ve kararlı olmaktır.
sanıyorum bir işle ilgili ustalaşmak istediği sırada karşısına onu fazlasıyla zorlayan otoriter bir eğitmen, öğretmen, yönetici çıkanlar bu filmden kendilerine birşeyler bulacaklardır. böyle bir çabaya kendi sınırları haricinde girmemiş, hayatında bir uğraşı olmayanlar filmden sıkılacak, kendisinin zorba olduğunun farkında olmayanlar fletcher ı karikatür bulacaklardır. bundan sonrasında yer yer filmden parçalara atıflarım var, ama büyük ipuçları ve sürprizleri açık etmeden yazacağım.
diğer detayların da eksik işlenmesi aslında neyman la özdeşleşmeyi kolaylaştırıyor. fletcher zorba ve tutarsız birisi. fark ettiyseniz, yanlışa yönlendirmesi sık olan bir karakter. şu saatte gel dedikten 3 saat sonra provanın başlaması, ölen eski öğrencisinin ölüm sebebindeki tutarsızlıklar, akordu bozuk enstrümanı bilmesine rağmen bunu farklı bir amaç için kullanması.. dolayısıyla fletcher ı gerçek ve yer yer haklı bulanlar fletcher ile özdeşleşenler değil, uğraşıyla ilgili otoriterlik ve zorbalığa maruz kalanlar olacaktır.
oysa neyman daha belirgin bir karakter. annesinin erken yaşta onu bırakmış olması, babasının anne rolünü ve kendini beğendirme ve model olarak dışarıdan bir figürü görmesini mantıklı hale getiriyor. müziği benimsemiş, yetenekli olduğunu biliyor ve bu haliyle kendini ortalama insandan.. aslında karşılaştığı hemen herkesten üstün görüyor. egosunun paçavraya döndüğü anlarda deliriyor çünkü o kendini beğenmişliğin günlük hayatta hiçbir karşılığı olmadığı, hayatının tamamını ipotek ettiği uğraşın tek bir insanın takdirine ulaşmaktan ibaret olduğunu göremiyor bile. ki bunu fletcher ona itiraf ediyor, benim hiç bir charlie parker ım olmadı diyor. ama işte bir kere kendini ispata girişip ne olursa olsun o insanın takdirini kazanabileceği potansiyeli olduğunu düşünüp bunu bir meydan okuma haline getirdiğinde insanın gözü hiçbirşey görmüyor. ki filmin sonu böyle bir yere bağlanıyor.
benim ayrıca bu insanların sınırlarını zorlama işiyle ilgili itirazım var. aslında bugünlerde bu konsept ile ciddi sorunlarım var çünkü takdir ve övgü bizi mutlu bir insan yapacakken takdir ve övgü alan insanların çok az kısmı kendini çok zorlayıp aşma çabasında. o yüzden o çabaya baştan girmek istemiyor insan. belki de o yüzden büyük efsane müzisyenler yetişmiyorlar çünkü birisini gelmiş geçmiş en ilan etme gücü elinde olanların işaret etmesi yeterli bu kişileri. peki hayatta kalmak için maddiyatın olmazsa olmaz olduğu ve sesini duyurma imkanı çok sınırlı olduğu yerde nasıl yeşerecek yetenekler? işte bu sorunun yanıtı tartışmalı, yani ne olursa olsun azimle çalışmak lazım diyen de haklı, bu kadar kendi paralamaya gerek yok diyen de haklı. yeter ki bunu diyenlerin kendi ispatını yapacak hikayeleri var olsun. çünkü çok çalışmak lazım diye salık verip birilerinin işini kolaylaştırmasıyla yol almış insanlar yanlış yönlendirme yapıyorlar.
işini kolaylaştıracak çevresi olmayan, iyi kötü varsa da üzerine gitmeyi doğru bulmayan, hayatla ilgili tek bildiği ilerleme yolu elindeki işe sarılıp çabalamak olan, fark edilmek için ekstra çaba sarf etmeyen ne çok insan, bu yanlış yönlendirmelere maruz kalıp hayalkırıklıklarına uğruyorlar. belli yere rahat gelmişler için hayat mücadelesini adil ilan etmek kolay tabii. ama arkalarında bıraktıkları enkazlar ne olacak? hayata küsmüş, hayalkırıklıkları olan, kendini tek uğraşa yoğunlaştırmış, ekonomik sistemin içerisinde kaybolan veya ezilenler? onlara tek mesaj: daha çok çalış, zirvede değilsen az çalışmışsındır. Buna itirazım var. işe yaramadığı için değil, tek yol olmadığı gizlendiği ve kolay mesafe alanların varlığı inkar edildiği için.
ama şunu beğendim, evet hayatımızda fletcher gibi bir tiple karşılaşıp onu yenmemiz gerekebilir. bunun için onun mücadelesinden galip gelmek gerekiyor olabilir ve bu durumu etrafımızdaki tek bir kişi bile anlamamış olabilir. burada mücadeleden galip gelmenin ustalaşmayla harmanlanmış kendine güven olduğunu söylüyor, bu kısmı doğru. Doğru olmasına doğru da, insan sonrasını merak etmiyor da değil hani. Bak burası tam spoiler:
--spoiler--
ya sonra? konser bitiminde ne olacak? newman bateri çalmaya devam edecek mi? fletcher bu kadar şeyin üzerine hadi oğlum koçum benim diyebilir mi? demiş olsa birlikte yola devam ederler mi? newman bu durumdan ne çıkartır?
--spoiler--
dolayısıyla filmin sonu güzel ama bir adım geri atıp baktığın zaman çok da iyi bir son değil. beğeni anlamında değil, karakterlerin akıbeti anlamında. kaldı ki benim bir komplo teorim var ve son bölümün bir kısmının gerçekte yaşanmadığının da ihtimali olduğunu düşünüyorum. buraya yazmayacağım.
son olarak, gelenek bozulmasın şu fikir belirtme konusu üzerine ben de birşeyler yazayım. (bkz: kendi zevki dışındakini beğenmeme sorunsalı)
filmde karakterlere fazla derin girilmemiş olması aslında bir eksiklik gibi çok yorumlanmış. benim bakış açıma göre, film basit bir denklem üzerine kurulu ve kendi denklemi dışında detay işlemediği için yoruma açık bırakıyor. bu hali de filmi daha evrensel yapıyor; bu kadar farklı insanın kendinden birşeyler bularak bu kadar beğenmesi veya o denklemi özümsemeyen veya hayatı boyunca benzer deneyim-çabaya girmeyenlerin de kötülemesi diye yorumlamam doğru olur bence. karışık anlattım biraz daha netleştireyim.
temel denklem dediğim şu: bir işle ilgili ustalaşmanın yolu çok ama çok çalışmaktır. karşına çıkan engelleri, bu engel kendi eğitmenin de olsa aşmanın yolu çok çalışmak ve kararlı olmaktır.
sanıyorum bir işle ilgili ustalaşmak istediği sırada karşısına onu fazlasıyla zorlayan otoriter bir eğitmen, öğretmen, yönetici çıkanlar bu filmden kendilerine birşeyler bulacaklardır. böyle bir çabaya kendi sınırları haricinde girmemiş, hayatında bir uğraşı olmayanlar filmden sıkılacak, kendisinin zorba olduğunun farkında olmayanlar fletcher ı karikatür bulacaklardır. bundan sonrasında yer yer filmden parçalara atıflarım var, ama büyük ipuçları ve sürprizleri açık etmeden yazacağım.
diğer detayların da eksik işlenmesi aslında neyman la özdeşleşmeyi kolaylaştırıyor. fletcher zorba ve tutarsız birisi. fark ettiyseniz, yanlışa yönlendirmesi sık olan bir karakter. şu saatte gel dedikten 3 saat sonra provanın başlaması, ölen eski öğrencisinin ölüm sebebindeki tutarsızlıklar, akordu bozuk enstrümanı bilmesine rağmen bunu farklı bir amaç için kullanması.. dolayısıyla fletcher ı gerçek ve yer yer haklı bulanlar fletcher ile özdeşleşenler değil, uğraşıyla ilgili otoriterlik ve zorbalığa maruz kalanlar olacaktır.
oysa neyman daha belirgin bir karakter. annesinin erken yaşta onu bırakmış olması, babasının anne rolünü ve kendini beğendirme ve model olarak dışarıdan bir figürü görmesini mantıklı hale getiriyor. müziği benimsemiş, yetenekli olduğunu biliyor ve bu haliyle kendini ortalama insandan.. aslında karşılaştığı hemen herkesten üstün görüyor. egosunun paçavraya döndüğü anlarda deliriyor çünkü o kendini beğenmişliğin günlük hayatta hiçbir karşılığı olmadığı, hayatının tamamını ipotek ettiği uğraşın tek bir insanın takdirine ulaşmaktan ibaret olduğunu göremiyor bile. ki bunu fletcher ona itiraf ediyor, benim hiç bir charlie parker ım olmadı diyor. ama işte bir kere kendini ispata girişip ne olursa olsun o insanın takdirini kazanabileceği potansiyeli olduğunu düşünüp bunu bir meydan okuma haline getirdiğinde insanın gözü hiçbirşey görmüyor. ki filmin sonu böyle bir yere bağlanıyor.
benim ayrıca bu insanların sınırlarını zorlama işiyle ilgili itirazım var. aslında bugünlerde bu konsept ile ciddi sorunlarım var çünkü takdir ve övgü bizi mutlu bir insan yapacakken takdir ve övgü alan insanların çok az kısmı kendini çok zorlayıp aşma çabasında. o yüzden o çabaya baştan girmek istemiyor insan. belki de o yüzden büyük efsane müzisyenler yetişmiyorlar çünkü birisini gelmiş geçmiş en ilan etme gücü elinde olanların işaret etmesi yeterli bu kişileri. peki hayatta kalmak için maddiyatın olmazsa olmaz olduğu ve sesini duyurma imkanı çok sınırlı olduğu yerde nasıl yeşerecek yetenekler? işte bu sorunun yanıtı tartışmalı, yani ne olursa olsun azimle çalışmak lazım diyen de haklı, bu kadar kendi paralamaya gerek yok diyen de haklı. yeter ki bunu diyenlerin kendi ispatını yapacak hikayeleri var olsun. çünkü çok çalışmak lazım diye salık verip birilerinin işini kolaylaştırmasıyla yol almış insanlar yanlış yönlendirme yapıyorlar.
işini kolaylaştıracak çevresi olmayan, iyi kötü varsa da üzerine gitmeyi doğru bulmayan, hayatla ilgili tek bildiği ilerleme yolu elindeki işe sarılıp çabalamak olan, fark edilmek için ekstra çaba sarf etmeyen ne çok insan, bu yanlış yönlendirmelere maruz kalıp hayalkırıklıklarına uğruyorlar. belli yere rahat gelmişler için hayat mücadelesini adil ilan etmek kolay tabii. ama arkalarında bıraktıkları enkazlar ne olacak? hayata küsmüş, hayalkırıklıkları olan, kendini tek uğraşa yoğunlaştırmış, ekonomik sistemin içerisinde kaybolan veya ezilenler? onlara tek mesaj: daha çok çalış, zirvede değilsen az çalışmışsındır. Buna itirazım var. işe yaramadığı için değil, tek yol olmadığı gizlendiği ve kolay mesafe alanların varlığı inkar edildiği için.
ama şunu beğendim, evet hayatımızda fletcher gibi bir tiple karşılaşıp onu yenmemiz gerekebilir. bunun için onun mücadelesinden galip gelmek gerekiyor olabilir ve bu durumu etrafımızdaki tek bir kişi bile anlamamış olabilir. burada mücadeleden galip gelmenin ustalaşmayla harmanlanmış kendine güven olduğunu söylüyor, bu kısmı doğru. Doğru olmasına doğru da, insan sonrasını merak etmiyor da değil hani. Bak burası tam spoiler:
--spoiler--
ya sonra? konser bitiminde ne olacak? newman bateri çalmaya devam edecek mi? fletcher bu kadar şeyin üzerine hadi oğlum koçum benim diyebilir mi? demiş olsa birlikte yola devam ederler mi? newman bu durumdan ne çıkartır?
--spoiler--
dolayısıyla filmin sonu güzel ama bir adım geri atıp baktığın zaman çok da iyi bir son değil. beğeni anlamında değil, karakterlerin akıbeti anlamında. kaldı ki benim bir komplo teorim var ve son bölümün bir kısmının gerçekte yaşanmadığının da ihtimali olduğunu düşünüyorum. buraya yazmayacağım.
son olarak, gelenek bozulmasın şu fikir belirtme konusu üzerine ben de birşeyler yazayım. (bkz: kendi zevki dışındakini beğenmeme sorunsalı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar