bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum26
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin11
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü4
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir5
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- uysaljakoben21
- gammaz olmuşum13
- gece yarısı çalan telefon7
- türkiye dünyanın 16 avrupa'nın 6 ekonomisidir2
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- reha muhtar25
- kadınların zeka seviyesi3
- aquila bicipite8
- denize sıfır bir ev sahibi olmak3
- koca2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak3
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- geceye bir söz bırak3
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- minyon kadın siniri5
- eski dizileri izlemek3
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- kel erkek3
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- kemal kılıçdaroğlu35
- ankarada masaj yaptırmak2
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- elit olmak için gerekenler13
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- ona bir şey söyle16
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- gocu26
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
- bizim delilere bakayım4
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- hapse düşünce hemen koğuş ağasını dövmek9
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz8
öncelikle; yüzüklerin efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.- Arthur C. Clarke.
bir bilimkurgu hikayesi mi? fantastik bir kitap mı? mesih anlatısı mi? yoksa akıcı bir roman mı? bilmiyorum. ama hangi dala koyarsanız koyun, o dalın en iyilerinden olacağı konusunda şüphe yok. yani siz hangi tarafını görmek isterseniz o ihtiyacınızı gideriyor.
ben şahsen bilimkurgu tarafından ziyade, yaratılan mesih karakterini daha çok merkeze koydum. zaten yeterince fanatik olan bir topluluğun başına geçen, bene gesseritlerin yılarca süren faaliyetleri sonucunda oluşan hurafelerle desteklenmiş, kendi intikam arzusuyla, fremenlerin cihat ve nefret tohumlarıyla tamamlanmış bir karakter oluşum hikayesi. karakterin de burada kendi doğrularıyla değil, ortam ve şartlara göre şekillenen duruma göre davrandığını görüyoruz. yani kendisi de bir dini lider olmayı istemiyor ama böyle bir topluma ancak bu şekilde liderlik edebilir. dönemin şartlarını iyi analiz etmiş, yani ümmetini iyi tanıyan bir peygamber gibi diyebiliriz.
genel olarak hikayeye bakarsak; arrakis isimli bir çöl gezegeninde geçiyor hikaye. bu gezegende baharat denen bir ürün yetişiyor. bu baharat, sadece çölden çıkarılmakla beraber dev çöl solucanlarının da bu baharatın oluşmasında kilit bir rol aldığını söylemek gerek. yani solucan yoksa baharat da yok diyebiliriz. simbiyotik bir ilişki. baharat; insan ömrünü uzatıyor, geleceği görebilme yetisi kazandırıyor, gezegenler arası yolculuklar için seyrüseferlerin ihtiyaç duyduğu hesaplama yeteneğini geliştiriyor. yani çok kritik bir öneme sahip. tahmin edeceğiniz gibi de baharata sahip olan, dünyaya sahip oluyor.
arrakis bir çöl gezegeni. bir damla su yok desek yeridir. o yüzden insanlar damıtıcı giysi denen bir kıyafet giyiyorlar. yani vücutlarından çıkan her atığı suya çeviren bir mekanizma. ter, idrar, dışkı, nefes vs. zaten bu teçhizat olmasa çölde hayata kalmak imkansız. o yüzden su da hayati bir öneme sahip. ölen insanların bile suları alınıp değerlendiriliyor. su kıtlığının dışında çölde gezen çöl solucanları, saatte 700 km'ye ulaşan fırtınalar ve gezegenin siyasi gerginlikleri, orayı yaşanmaz hale getiriyor.
zamanında butleryan cihadı denen bir savaş olmuş. insanlar ile yapay zeka arasında ve bu savaşı matrix'in aksine insanlar kazanmış. yaşananlardan ders alan insanlar da yapay zeka kullanımını yasaklamış. hem dini hem de kanunen bu yasaklar geçerli. (yazar bunu 1966 yılında yazmış. bilgisayar yok, yapay zeka yok. bunu düşününce tekrar bir durup saygı duyası geliyor insanın.) o yüzden bilimkurgu evreninde çok da efsane teknolojiler görmüyoruz. bu da hikaye çok uzak bir zaman diliminde geçmesine rağmen, ortamı biraz daha günümüze yakın kılıyor. işte tam da bu yüzden baharatın önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. bilgisayarlar olmadığı için, insan zekasını geliştirmek sadece baharatla mümkün.
bir de hanedan gerginlikleri var. genel olarak ilk kitapta harkonnen ve atreides hanedanlarının çekişmesini görüyoruz. game of thrones'in uzayda geçen hali yorumlarının sebebi bu. evet biraz politika ve komplolar mevcut ama bu ilk kitabın bence baskın olduğu taraf değil.
bunun dışında bene gesserit tarikatı, uzay loncası, imparatorluk güçleri arasında hep bir çekişme ve denge mevcut. bir yandan da ciddiye alınmayan ama gezegenin asıl sahipleri fremenler.
baharat yüzünden bütün galaksinin dikkatinin, normalde kimsenin umurunda olmayacak çöllerle kaplı bir gezegene üşüşmesini hayretler içinde okuyorsunuz. temel ihtiyaçlardan birisi olan suyun yokluğunda, bir toplumun bütün kurallarının nasıl su üzerinden şekillendiğine hayret ediyorsunuz. bütün bu olanlar o kadar tanıdık ve o kadar olası ki. hala daha anlamını ve geçerliliğini yitirmeyen bir kitap kesinlikle.
bilimkurgu eserleri arasında bu kadar sevilmesinin sebebini okuyunca anlıyorsunuz. benim de şu ana kadar okuduklarım arasında en iyisi. kurgu sevmeyenlerin bile hayran olacağı türden.
yakında filmi de çıkıyor. pandemi dolayısıyla ertelenmeseydi bu hafta içerisinde izleyecektik ama olmadı. çok başarılı bir film geleceği kesin. arrivalve bladerunner filmlerinin yönetmeni olan denis villeneuve çekti filmi. david lynch yapımı eski bir filmi de var ama pek tavsiye etmiyorum.
bir bilimkurgu hikayesi mi? fantastik bir kitap mı? mesih anlatısı mi? yoksa akıcı bir roman mı? bilmiyorum. ama hangi dala koyarsanız koyun, o dalın en iyilerinden olacağı konusunda şüphe yok. yani siz hangi tarafını görmek isterseniz o ihtiyacınızı gideriyor.
ben şahsen bilimkurgu tarafından ziyade, yaratılan mesih karakterini daha çok merkeze koydum. zaten yeterince fanatik olan bir topluluğun başına geçen, bene gesseritlerin yılarca süren faaliyetleri sonucunda oluşan hurafelerle desteklenmiş, kendi intikam arzusuyla, fremenlerin cihat ve nefret tohumlarıyla tamamlanmış bir karakter oluşum hikayesi. karakterin de burada kendi doğrularıyla değil, ortam ve şartlara göre şekillenen duruma göre davrandığını görüyoruz. yani kendisi de bir dini lider olmayı istemiyor ama böyle bir topluma ancak bu şekilde liderlik edebilir. dönemin şartlarını iyi analiz etmiş, yani ümmetini iyi tanıyan bir peygamber gibi diyebiliriz.
genel olarak hikayeye bakarsak; arrakis isimli bir çöl gezegeninde geçiyor hikaye. bu gezegende baharat denen bir ürün yetişiyor. bu baharat, sadece çölden çıkarılmakla beraber dev çöl solucanlarının da bu baharatın oluşmasında kilit bir rol aldığını söylemek gerek. yani solucan yoksa baharat da yok diyebiliriz. simbiyotik bir ilişki. baharat; insan ömrünü uzatıyor, geleceği görebilme yetisi kazandırıyor, gezegenler arası yolculuklar için seyrüseferlerin ihtiyaç duyduğu hesaplama yeteneğini geliştiriyor. yani çok kritik bir öneme sahip. tahmin edeceğiniz gibi de baharata sahip olan, dünyaya sahip oluyor.
arrakis bir çöl gezegeni. bir damla su yok desek yeridir. o yüzden insanlar damıtıcı giysi denen bir kıyafet giyiyorlar. yani vücutlarından çıkan her atığı suya çeviren bir mekanizma. ter, idrar, dışkı, nefes vs. zaten bu teçhizat olmasa çölde hayata kalmak imkansız. o yüzden su da hayati bir öneme sahip. ölen insanların bile suları alınıp değerlendiriliyor. su kıtlığının dışında çölde gezen çöl solucanları, saatte 700 km'ye ulaşan fırtınalar ve gezegenin siyasi gerginlikleri, orayı yaşanmaz hale getiriyor.
zamanında butleryan cihadı denen bir savaş olmuş. insanlar ile yapay zeka arasında ve bu savaşı matrix'in aksine insanlar kazanmış. yaşananlardan ders alan insanlar da yapay zeka kullanımını yasaklamış. hem dini hem de kanunen bu yasaklar geçerli. (yazar bunu 1966 yılında yazmış. bilgisayar yok, yapay zeka yok. bunu düşününce tekrar bir durup saygı duyası geliyor insanın.) o yüzden bilimkurgu evreninde çok da efsane teknolojiler görmüyoruz. bu da hikaye çok uzak bir zaman diliminde geçmesine rağmen, ortamı biraz daha günümüze yakın kılıyor. işte tam da bu yüzden baharatın önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. bilgisayarlar olmadığı için, insan zekasını geliştirmek sadece baharatla mümkün.
bir de hanedan gerginlikleri var. genel olarak ilk kitapta harkonnen ve atreides hanedanlarının çekişmesini görüyoruz. game of thrones'in uzayda geçen hali yorumlarının sebebi bu. evet biraz politika ve komplolar mevcut ama bu ilk kitabın bence baskın olduğu taraf değil.
bunun dışında bene gesserit tarikatı, uzay loncası, imparatorluk güçleri arasında hep bir çekişme ve denge mevcut. bir yandan da ciddiye alınmayan ama gezegenin asıl sahipleri fremenler.
baharat yüzünden bütün galaksinin dikkatinin, normalde kimsenin umurunda olmayacak çöllerle kaplı bir gezegene üşüşmesini hayretler içinde okuyorsunuz. temel ihtiyaçlardan birisi olan suyun yokluğunda, bir toplumun bütün kurallarının nasıl su üzerinden şekillendiğine hayret ediyorsunuz. bütün bu olanlar o kadar tanıdık ve o kadar olası ki. hala daha anlamını ve geçerliliğini yitirmeyen bir kitap kesinlikle.
bilimkurgu eserleri arasında bu kadar sevilmesinin sebebini okuyunca anlıyorsunuz. benim de şu ana kadar okuduklarım arasında en iyisi. kurgu sevmeyenlerin bile hayran olacağı türden.
yakında filmi de çıkıyor. pandemi dolayısıyla ertelenmeseydi bu hafta içerisinde izleyecektik ama olmadı. çok başarılı bir film geleceği kesin. arrivalve bladerunner filmlerinin yönetmeni olan denis villeneuve çekti filmi. david lynch yapımı eski bir filmi de var ama pek tavsiye etmiyorum.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
