bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye40
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- benzine zam4
- bıyık bırakan erkek karizması3
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- recep tayyip erdoğan27
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- fiziği güzel sözlük kızları47
- leonidas7
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali3
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- vexillarius the slayer6
- nervio14
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması2
- sibel kekilli6
- liberalizm2
- iltica7
- hz mevlana2
- uludağ sözlük kekosu2
- nefse uyup 2 milyar tl tokatlamak3
- türbanlı erkeklerin çok itici olması2
- akp denince akla ilk gelenler6
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- türkler balık hafızalıdır6
- ibne11
- ups boobs'un yeni nicki7
- muhammed peygambere ilk vahiy nasıl geliyor2
- elma yiyen erkek4
- sizde hiç utanma yok mu4
- süresiz nafaka8
- kadın ayağı vs memesi6
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- cemal enginyurt4
- arap aksanı7
- insanların sürekli aynı fikirleri tekrarlaması2
- yazarların akşama dair planları2
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
- simko314
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- memeleri kafam kadar kız21
- maldiv rufiyası2
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- ormanda çıplak ayakla yürümek3
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- ispanya da maricarmen isyanı5
Kant, saf aklın eleştirisinde objektif bir metafizik yapılamayacağını söyler. Buradan tanrı vardır önermesi ile tanrı yoktur önermesi arasında epistemik bir sahihlik olmadığını ve bunların deneyimleyemediğimiz transandantal metafizik önermeler olduğunu söyler. Ve objektif bir metafiziğin olamayacağını söyler dediğim gibi. Fakat Pratik aklın eleştirisi kitabında, Tanrı'nın ameli akıl ile bilinebileceğini söyler Kant. Ve ahlak argümanı dediğimiz teolojik bir kanıtı önerir.
Kant'ın ratio zemininde tanrı hakkında konuşmanın imkansızlığını belirttiğini biliyoruz. Kant'a göre ahlak nesneldir. Kant'ın kategorilerinde ahlak, aklın bir kategorisidir. Ahlaklılıktan kasıt, mutlu olmayı dilemektir. Mutluluk bir ilerleme ve süreklilik işidir. Ve bu manevi bir realitedir. Bu süreklilik, sürekli ahlaki olarak gelişme temayülü demektir.
Bu argümana göre:
1) Ahlaka, ahlaklılığa dair temel olan vicdan sadece Tanrının sesi olarak açıklanabilir
2) Ödev, doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet gibi ahlaki terimleri ancak Tanrının iradesiyle açıklayabiliriz.
3) Ahlaklılık, bağlayıcı gücünü Tanrı tarafından verilen ödül ve cezalardan alır
4) Ahlaki değer ve kişisel mutluluk arasında bir bağlantı olmasının aklın talebi olduğu dikkate alınırsa ahlaki faillerin Tanrıyı kabul etmeleri makul ve rasyonel bir şeydir.
Şimdi hemen "eee ateist de ahlaklı bak hedehödö" diye atlamayın. Soru bu değil. Soru ahlaki bir fail olan insanın bu ahlaklılığın menşeinin Tanrı olduğunu kabul etmesi gerektiği. Neden? Çünkü Tanrı kavramının ortadan kaldırıldığı bir dünyada ahlak subjektiftir. Kant'ın tersine düşünürsek iyi kötü kavramlarını irdeleyelim:
Biz, bir insanı öldürme fiiline kötü diyoruz genel olarak. Ve buna cinayet/canilik adını veriyoruz. Ama elimizi yıkadığımız zaman bakterileri öldürüyoruz ve bu öldürme fiiline iyi diyoruz ve bunun adına temizlik diyoruz. Buradaki öldürme fiilinin iyi veya kötü olduğunun evrensel yorumu insan subjektivitesi ile açıklanamaz. He ne dersin bu subjektif ahlak ile?
Wittgenstien gibi dersin: Bir insanı öldürmek ile taşın düşmesi arasında hiçbir fark yoktur der kendisi. Ya da şey der; Küçük bir kıza tecavüz etmenin yanlış olduğunu söyleyenler 2+2=5 demiş gibi yanılıyorlardır der.( aslında yanılmıyordur) yani ahlak dediğimiz olay subjektif olur ise tecavüz, öldürme, pedofili, kelle alma, rüşvet, yolsuzluk Vs Vs bütün bu eylemler kötü değildir. ( aslında kötüdür) Neden? E çünkü subjektif ahlak adı üstünde. Tanrı'nın olmadığı bir yerde koyutlayıcı bir ahlaktan bahsemezsiniz. Kant, bundan dolayı ahlak yasasına evrenseldir der.
Aktüel olana bağlarsam:
ibadet mefhumunun "mistik tecrübe, böyle manevi uçma kaçma rahatlık Vs" ile zerre kadar alakası yoktur. Zannımca önce gidip ibadet mefhumunun islamdaki ne'liğini inceleyin hatta ve hatta farz kelimesinin ne'liğini inceleyin. Bunların hiçbirinin mistik tecrübe ile alakası yoktur. Ahlaki gerekliliklerdir bunlar. Ve Tanrı, kendi ahlaki doğasını bu buyruklar ile iletir. Yetimi gözetmek, kendi paranı başkasına vermek (zekat), bir konsensus içinde Tanrı'nın yardım ve inayetine dilemek (ibadet/namaz), akrabayı gözetmek(sıla-i rahim), istenci törpülemek için kendini belirli şeylerden alı koymak (oruç) hep bu tarz ahlaki fiillerdir. Platon'un eupthriyon dilemması da böyle çözülebilir. Allah özü gereği iyidir zaten ve bu ahlaki gerekçeleri vahiy ile bildirir. Kant'a dönersek böyle bir erdem ve mutluluğu akıl/zihin kendi rasyonalitesi içinde ihtiyar ettiği/istediği için Tanrı'nın varlığı elbette ki rasyoneldir.
Kant'ın ratio zemininde tanrı hakkında konuşmanın imkansızlığını belirttiğini biliyoruz. Kant'a göre ahlak nesneldir. Kant'ın kategorilerinde ahlak, aklın bir kategorisidir. Ahlaklılıktan kasıt, mutlu olmayı dilemektir. Mutluluk bir ilerleme ve süreklilik işidir. Ve bu manevi bir realitedir. Bu süreklilik, sürekli ahlaki olarak gelişme temayülü demektir.
Bu argümana göre:
1) Ahlaka, ahlaklılığa dair temel olan vicdan sadece Tanrının sesi olarak açıklanabilir
2) Ödev, doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet gibi ahlaki terimleri ancak Tanrının iradesiyle açıklayabiliriz.
3) Ahlaklılık, bağlayıcı gücünü Tanrı tarafından verilen ödül ve cezalardan alır
4) Ahlaki değer ve kişisel mutluluk arasında bir bağlantı olmasının aklın talebi olduğu dikkate alınırsa ahlaki faillerin Tanrıyı kabul etmeleri makul ve rasyonel bir şeydir.
Şimdi hemen "eee ateist de ahlaklı bak hedehödö" diye atlamayın. Soru bu değil. Soru ahlaki bir fail olan insanın bu ahlaklılığın menşeinin Tanrı olduğunu kabul etmesi gerektiği. Neden? Çünkü Tanrı kavramının ortadan kaldırıldığı bir dünyada ahlak subjektiftir. Kant'ın tersine düşünürsek iyi kötü kavramlarını irdeleyelim:
Biz, bir insanı öldürme fiiline kötü diyoruz genel olarak. Ve buna cinayet/canilik adını veriyoruz. Ama elimizi yıkadığımız zaman bakterileri öldürüyoruz ve bu öldürme fiiline iyi diyoruz ve bunun adına temizlik diyoruz. Buradaki öldürme fiilinin iyi veya kötü olduğunun evrensel yorumu insan subjektivitesi ile açıklanamaz. He ne dersin bu subjektif ahlak ile?
Wittgenstien gibi dersin: Bir insanı öldürmek ile taşın düşmesi arasında hiçbir fark yoktur der kendisi. Ya da şey der; Küçük bir kıza tecavüz etmenin yanlış olduğunu söyleyenler 2+2=5 demiş gibi yanılıyorlardır der.( aslında yanılmıyordur) yani ahlak dediğimiz olay subjektif olur ise tecavüz, öldürme, pedofili, kelle alma, rüşvet, yolsuzluk Vs Vs bütün bu eylemler kötü değildir. ( aslında kötüdür) Neden? E çünkü subjektif ahlak adı üstünde. Tanrı'nın olmadığı bir yerde koyutlayıcı bir ahlaktan bahsemezsiniz. Kant, bundan dolayı ahlak yasasına evrenseldir der.
Aktüel olana bağlarsam:
ibadet mefhumunun "mistik tecrübe, böyle manevi uçma kaçma rahatlık Vs" ile zerre kadar alakası yoktur. Zannımca önce gidip ibadet mefhumunun islamdaki ne'liğini inceleyin hatta ve hatta farz kelimesinin ne'liğini inceleyin. Bunların hiçbirinin mistik tecrübe ile alakası yoktur. Ahlaki gerekliliklerdir bunlar. Ve Tanrı, kendi ahlaki doğasını bu buyruklar ile iletir. Yetimi gözetmek, kendi paranı başkasına vermek (zekat), bir konsensus içinde Tanrı'nın yardım ve inayetine dilemek (ibadet/namaz), akrabayı gözetmek(sıla-i rahim), istenci törpülemek için kendini belirli şeylerden alı koymak (oruç) hep bu tarz ahlaki fiillerdir. Platon'un eupthriyon dilemması da böyle çözülebilir. Allah özü gereği iyidir zaten ve bu ahlaki gerekçeleri vahiy ile bildirir. Kant'a dönersek böyle bir erdem ve mutluluğu akıl/zihin kendi rasyonalitesi içinde ihtiyar ettiği/istediği için Tanrı'nın varlığı elbette ki rasyoneldir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar