bugün

galatasaray

sezonun açılış maçı olan süper kupa finalinde cüneyt'in vermediği bariz kırmızı kart ile başladı her şey. o maçtan itibaren belliydi bu 'var' denen meretin galatasaray'ı durdurmak için bir araç olarak kullanılacağı.

ankaragücü deplasmanı. bozuk zemin. o sahaya bizi çıkardı tff ve oynattı. bizden sonra bir daha hiçbir takım o zeminde maç yapmadı.

göztepe deplasmanı neredeyse bileklere kadar suya batmış zeminde maç yapmak zorunda bırakıldık. oysa bir kaç hafta sonra yahut önce beşiktaş'ın maçı sahaya 2 damla yağmur düştü diye iptal edildi.

erzurumspor deplasmanı. erzurumspor son 50 iç saha maçından sadece birini 19'da oynamışken kulübün bütün itirazlarına rağmen o maç 19'da oynatıldı.

rizerspor deplasmanı. küme düşme mücadelesi veren fenerbahçe maçını 19'da oynarken şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerleyen galatasaray maçını 16'da oynuyor. bunda da elbette hiçbir kötü niyet olamaz.

galatasaray bu ligin en az faul yapan ama ne hikmetse en fazla sarı kart gören takımı. bunun çoğunluğu deplasmanlardaki sindirme politikasıyla alakalı. beşiktaş'ın arenada 'sindirildik' dediği durumu galatasaray sezon başından beri deplasmanlarda yaşadı. ilk faule sarı kart anında sekmez.

aleyhimize yapılan hakem skandallarını baştan sona yazamam çünkü parmaklarım yorulur. bilen biliyor nasılsa.

galatasaray lehine hata yapan hakemlerin kariyerlerinin bitirilme noktasına gelinmesi ama aleyhine hata yapanların tam tersine ödüllendirilmesi. o kadar çok örneği var ki bu rezalet tutumun.

galatasaray'a karşı üyesi olduğu kulüpler birliğinin koç - fikret - gümüşdağ organizasyonuyla 17 kulüp adına masa başında hazırlanmış malum bildiri. 'hakemler de hata yapabilir, bir kulüp istiyor diye hiçbir hakem düdük asamaz' diye meali yapılacak bir paçavra. ve sonrasında aynı ekibin sırayla galatasaray maçlarındaki hakemlere düdük astırma çabası.

albayrak çıkıyor bir açıklama yapıyor herkes doğal olarak 'ne açıklayacaksın, belgen var mı kardeş?' diye efeleniyor. koç - fiko - semih özsoy - gümüşdağ albayrak'tan misliyle fazla ithamda bulunuyor buna rağmen bir tane götü sıkı spor yorumcusu yahut yazarı onlara efelenemiyor.

bakın hanımlar beyler bu ülkeyi tek adam yönetiyor. her şey onun iki dudağı arasında. o arkadaş çıkıp 'başakspor'u ben kurdum benim takımım' diye sahipleniyor. aynı kulüp sezon boyu bir tane kırmızı kart bile görmüyor.

bir teknik adam hakeme sadece 'allah belanı versin' dediği için 7 bir avrupa kupası maçı öncesi 'rakip takımı da tebrik etseydi keşke tff' dediği için de artı 3 maç ceza alıyor.

bein denen lig maçları resmi yayıncısı ne hikmetse bayram değil seyran değil liglerin bitimine 4 hafta kala ödüller dağıtıyor ve bu ödülün hiçbir katagorisinde tek bir galatasaray'lıya yer verilmiyor. buna itiraz edince de 'hoca bunları kullanmayı iyi bilir' denip üste çıkılıyor. yani bunun da suçlusu ve sorumlusu galatasaray oluyor.

aslında daha yazılacak o kadar çok şey var ki. ilk anda aklıma gelenler bunlar.

22. şampiyonluk laf olsun diye değil gerçekten çok özel.

ne demiştik?

(bkz: herkesin adaleti şaşar allah ın adaleti şaşmaz)

çok şükür...
© copyright 2005 - 2026