bugün
- from gold from dust31
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği14
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- pudra kokusu6
- queen ravenna ifşası15
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi3
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- tavuklu pilav8
- kolye143
- crystal palace8
- beşiktaş18
- fırın sütlaç8
- ioçk'nın ifşası4
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- ayaklara fısıldayan adam5
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- futbol20
- true'nun çaylak olması5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması9
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- avrupa11
- denenecek çok şey var4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- at9
- akepe dönemi15
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- beşiktaş 2 crystal palace 23
- izmirin en güzel semtleri10
- gocu nerede gocu3
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- ümit akdağ3
- la loba21
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- güney afrika4
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 40'a doğru yaklaşmak4
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
led zeppelin, müziğin öncü dörtlüsü, ekim 1968'de ingiliz gitarist jimmy page (d. james patrick page, 9 ocak 1944, heston, middlesex, ingiltere) tarafından, önceki grubu yardbirds'ü dağılmasından sonra kuruldu. john paul jones (d. john baldwin, 3 haziran 1946, sidcup, kent, ingiltere; bas, klavye), tanınmış besteci ve müzisyen, çekirdek kardrodaki chris dreja'nın yerini aldı. birlikteliğe terry reid'i de vokalist olarak katmak istiyorlardı, ama o alçakgönüllü bir tavırla robert plant'i (d. 20 ağustos 1948, west bromwich, west midlands, ingiltere) tavsiye etti. o zamanlar hobbstweedle'da olan plant de sonradan, davula john bonham'ı çağırdı (d. 31 mayıs 1948, birmingham, ingiltere, ö. 25 eylül 1980) asıl çağırılan b.j. wilson'ın procol harum ile kalacağını söylemesinden sonra. "new yardbirds" ismiyle bir süre idare ettikten sonra, led zeppelin ismini aldılar. beklentileri ve becerilerini tartışırken acımasızca gelen "muhtemelen kurşun bir zeplin gibi dibi boylayacaksınız" sözü üzerine seçilmişti bu isim...
atlantic records ile masaya oturmanın verdiği heyecanla bir anda hiç beklenmedik bir atağa geçtiler. amerikayı turladılar. ilk çalışmaları led zeppelin, "good times, bad times", "communication breakdown", "dazed and confused", "how many more times?" ve "you shook me" gibi sıradışı çalışmaları da içeriyordu. page'in dehası plant'in davetkar sesiyle birleşiyordu. led zeppelin ıı , fazla gecikmeden çıktı. topluluk amerika'da şimdiden en çok konuşulanlar arasındaydı. bu son albümleri de yerlerini pekiştirdi.
tanıtım parçası "whole lotta love", -willie dixon 'in "you need love" parçasının biraz değiştirilmişiydi- bir klasik oluvermişti. "livin' lovin' maid" ve "moby dick", bonham'ın da katkılarıyla grubun ilk başlardaki repertuvarının büyük kozlarındandı. ayrıca "thank you" ile "what ıs and what should never be" led zeppelin ııı'te daha çok karşımıza çıkacak olan bir tarzın habercisiydi. "that's the way", "tangerine", "the ımmigrant song", "gallow's pole" led zeppelin'i düyanın önde gelen müzisyenleri arasına katmaya yetti, bununla da kalmadı.
konserlerde plant'in seksi pozları adonisvari tavırları, page'in efendi, uslu hareketleriyle tam bir zıtlık oluşturuyordu. gitaristin ve solistin uyumu da bununla birleşince -belirtmek gerek ki sahneyi çok iyi paylaşıyorlardı- izleyenlere ayrı bir keyif veriyordu. led zeppelin ıv, diğer isimleriyle "dört simge", "runes albümü" ya da "zoso" (albümün adı kelimelerden oluşmuyordu, dört simge vardı, bu yüzden bu kadar çok ismi var), "stairway to heaven" parçasını içeriyordu... o şarkı ki hala ödüller kazanmaya devam ediyor. led zeppelin'in gerçekten tanındığı albüm olarak nitelendirilebilir. "stairway to heaven", albümdeki diğer şarkıları geri plana itmişti, evet, ama "when the levee breaks", "black dog", "rock 'n' roll", "the battle of evermore" (sonuncusu sandy denny'nin katkılarıyla) geç de olsa ilgi toplamayı başardı.
zoso (bu isim en çok yakıştırılan olsa gerek) mart '96 itibariyle onaltı milyon adet satmıştı. nedense bu albümü beğenenler, "houses of the holy" gelince sustular. eleştirmenler yine iyi notlar veriyorlardı ama tatmin olmamış gibiydiler. amerika turnesi bütün rekorları altüst etti. ordan gelen parayla 1976'da "the song remains the same" isimli bir konser filmi de yapıldı. topluluk kendi plak şirketini kurdu: swan song. "bad company", "the pretty things" ve "maggie bell" de hemen katıldılar bu yeni şirkete.
böylece led zeppelin "custard pie" ve "sick again"de görülen sert müzik ile "kashmir"deki deneysellik arasında kendi istediği gibi gelip gidebiliyordu, yaratma özgürlüğü kazandı. "trampled underfoot" ve "ın my time of dying"e gösterilen ilgi çok büüyktü. blues müziğinde ilerleme anlamına geliyordu bu çalışmalar. bunu sahne çalışmaları izledi, dünya turuna da çıkılacaktı ama plant bir araba kazasında bir çok yerinden yaralanınca 1975 ağustos'unda tur iptal edildi.
onun bu sıkıntılı günlerinde de yeni bir albüm için çalışmalar sürdü. öngörülenden geç çıkabilen bu albüm henüz çıkmamışken bile aldığı siparişler ona bir platin kazandırmaya yetiyordu. ama bu kadarla yetinmek zorundaydı topluluk, ingiltere satışları sonucunda hayal kırıklığına uğramışlardı. on dakikalık "achilles last stand" kayda değer bir çalışmaydı, diğer parçalar ise pek tanınmadı ve başarıyı yakalayamadı. 1977'de beklenen birleşik devletler turnesi geldi. robert plant'a da acı haber bu sıralarda geldi.
altı yaşındaki oğlu karac, kaptığı bir virüs nedeniyle ölmüştü. grubun dağılacağı yönündeki dedikodular arasında kalan konserler iptal edildi. bir yıldan fazla bir süre hiç bir şey yapmadılar, ta ki 1978'in sonlarına doğru abba'nın stockholm'daki polar stüdyosuna gidinceye dek. öncekiler gibi değildi ama "ın through the out door" john paul jones'un önemli rol oynadığı güçlü bir koleksiyon oldu. ingiltere'nin knebworth festival'indeki iki konser topluluğun punk müziğe biraz daha yaklaşacağı bir avrupa turnesinin ilk adımları oldular.
bu turne de bir amerika turnesi için yarıda kesilmişti ki 1980 eylül'ünde hayranlarını şok edecek bir gelişme olmuştu, bonham ölü bulunmuştu. ölüm nedeni aşırı alkol idi. bu inanılmaz haber topluluğun tarihindeki en önemli olaylardandı elbette. 4 aralık'ta swan song, arşiv niteliğindeki "coda" piyasaya sürülse de topluluğun resmen emekli olduğunu açıkladı. jones daha sonraları "mission" ile çalışarak başarılı bir yapımcı oldu, plant ise solo geçmişinin üzerinde bir de "pictures at eleven" kayıtlarını ekledi. page "death wish 2"yi çekti, plant ile kısa bir süre için tekrar bir araya geldi. honeydrippers çalışmasıyla 1984'te paul rogers ile yine kısa süreli "firm" için çalıştı. daha sonra atlantic'in düzenlediği "25. yıl konseri"nde babasının bıraktığı davula oturacak oğul jason bonham ile "jimmy page band"i kurdu.
topluluğun "remasters" ile gözler önine serilen yenilenmiş, eskisinden tamamen farklı ilgi alanlarına rağmen birarada kalmak için sarfedilen çaba büyüktü. bir türlü "buraya kadarmış, herkes kendi yoluna" diyemiyorlardı. yine de bu kolay olmayacaktı. 1994'te page ve plant bu birliktelik için gidilmesi gereken yolun yarısından fazlasını aşarak, ismi nazire yaparcasına "unledded" konmuş çalışmaya katıldılar, yokluğuyla dikkat çeken john paul jones unutulmuş gibiydi...
1998'de ikili yeni işlerini ortaya dökerek bir page ve plant albümü çıkardılar. ticari açıdan sorgulanmayacak kadar başarılı oldular. led zeppelin haklı olarak rock tarhini en çok, en derinden etkileyen topluluklar arasında sayılıyor.
edit : kendilerine ait en geniş bilgi budur.
atlantic records ile masaya oturmanın verdiği heyecanla bir anda hiç beklenmedik bir atağa geçtiler. amerikayı turladılar. ilk çalışmaları led zeppelin, "good times, bad times", "communication breakdown", "dazed and confused", "how many more times?" ve "you shook me" gibi sıradışı çalışmaları da içeriyordu. page'in dehası plant'in davetkar sesiyle birleşiyordu. led zeppelin ıı , fazla gecikmeden çıktı. topluluk amerika'da şimdiden en çok konuşulanlar arasındaydı. bu son albümleri de yerlerini pekiştirdi.
tanıtım parçası "whole lotta love", -willie dixon 'in "you need love" parçasının biraz değiştirilmişiydi- bir klasik oluvermişti. "livin' lovin' maid" ve "moby dick", bonham'ın da katkılarıyla grubun ilk başlardaki repertuvarının büyük kozlarındandı. ayrıca "thank you" ile "what ıs and what should never be" led zeppelin ııı'te daha çok karşımıza çıkacak olan bir tarzın habercisiydi. "that's the way", "tangerine", "the ımmigrant song", "gallow's pole" led zeppelin'i düyanın önde gelen müzisyenleri arasına katmaya yetti, bununla da kalmadı.
konserlerde plant'in seksi pozları adonisvari tavırları, page'in efendi, uslu hareketleriyle tam bir zıtlık oluşturuyordu. gitaristin ve solistin uyumu da bununla birleşince -belirtmek gerek ki sahneyi çok iyi paylaşıyorlardı- izleyenlere ayrı bir keyif veriyordu. led zeppelin ıv, diğer isimleriyle "dört simge", "runes albümü" ya da "zoso" (albümün adı kelimelerden oluşmuyordu, dört simge vardı, bu yüzden bu kadar çok ismi var), "stairway to heaven" parçasını içeriyordu... o şarkı ki hala ödüller kazanmaya devam ediyor. led zeppelin'in gerçekten tanındığı albüm olarak nitelendirilebilir. "stairway to heaven", albümdeki diğer şarkıları geri plana itmişti, evet, ama "when the levee breaks", "black dog", "rock 'n' roll", "the battle of evermore" (sonuncusu sandy denny'nin katkılarıyla) geç de olsa ilgi toplamayı başardı.
zoso (bu isim en çok yakıştırılan olsa gerek) mart '96 itibariyle onaltı milyon adet satmıştı. nedense bu albümü beğenenler, "houses of the holy" gelince sustular. eleştirmenler yine iyi notlar veriyorlardı ama tatmin olmamış gibiydiler. amerika turnesi bütün rekorları altüst etti. ordan gelen parayla 1976'da "the song remains the same" isimli bir konser filmi de yapıldı. topluluk kendi plak şirketini kurdu: swan song. "bad company", "the pretty things" ve "maggie bell" de hemen katıldılar bu yeni şirkete.
böylece led zeppelin "custard pie" ve "sick again"de görülen sert müzik ile "kashmir"deki deneysellik arasında kendi istediği gibi gelip gidebiliyordu, yaratma özgürlüğü kazandı. "trampled underfoot" ve "ın my time of dying"e gösterilen ilgi çok büüyktü. blues müziğinde ilerleme anlamına geliyordu bu çalışmalar. bunu sahne çalışmaları izledi, dünya turuna da çıkılacaktı ama plant bir araba kazasında bir çok yerinden yaralanınca 1975 ağustos'unda tur iptal edildi.
onun bu sıkıntılı günlerinde de yeni bir albüm için çalışmalar sürdü. öngörülenden geç çıkabilen bu albüm henüz çıkmamışken bile aldığı siparişler ona bir platin kazandırmaya yetiyordu. ama bu kadarla yetinmek zorundaydı topluluk, ingiltere satışları sonucunda hayal kırıklığına uğramışlardı. on dakikalık "achilles last stand" kayda değer bir çalışmaydı, diğer parçalar ise pek tanınmadı ve başarıyı yakalayamadı. 1977'de beklenen birleşik devletler turnesi geldi. robert plant'a da acı haber bu sıralarda geldi.
altı yaşındaki oğlu karac, kaptığı bir virüs nedeniyle ölmüştü. grubun dağılacağı yönündeki dedikodular arasında kalan konserler iptal edildi. bir yıldan fazla bir süre hiç bir şey yapmadılar, ta ki 1978'in sonlarına doğru abba'nın stockholm'daki polar stüdyosuna gidinceye dek. öncekiler gibi değildi ama "ın through the out door" john paul jones'un önemli rol oynadığı güçlü bir koleksiyon oldu. ingiltere'nin knebworth festival'indeki iki konser topluluğun punk müziğe biraz daha yaklaşacağı bir avrupa turnesinin ilk adımları oldular.
bu turne de bir amerika turnesi için yarıda kesilmişti ki 1980 eylül'ünde hayranlarını şok edecek bir gelişme olmuştu, bonham ölü bulunmuştu. ölüm nedeni aşırı alkol idi. bu inanılmaz haber topluluğun tarihindeki en önemli olaylardandı elbette. 4 aralık'ta swan song, arşiv niteliğindeki "coda" piyasaya sürülse de topluluğun resmen emekli olduğunu açıkladı. jones daha sonraları "mission" ile çalışarak başarılı bir yapımcı oldu, plant ise solo geçmişinin üzerinde bir de "pictures at eleven" kayıtlarını ekledi. page "death wish 2"yi çekti, plant ile kısa bir süre için tekrar bir araya geldi. honeydrippers çalışmasıyla 1984'te paul rogers ile yine kısa süreli "firm" için çalıştı. daha sonra atlantic'in düzenlediği "25. yıl konseri"nde babasının bıraktığı davula oturacak oğul jason bonham ile "jimmy page band"i kurdu.
topluluğun "remasters" ile gözler önine serilen yenilenmiş, eskisinden tamamen farklı ilgi alanlarına rağmen birarada kalmak için sarfedilen çaba büyüktü. bir türlü "buraya kadarmış, herkes kendi yoluna" diyemiyorlardı. yine de bu kolay olmayacaktı. 1994'te page ve plant bu birliktelik için gidilmesi gereken yolun yarısından fazlasını aşarak, ismi nazire yaparcasına "unledded" konmuş çalışmaya katıldılar, yokluğuyla dikkat çeken john paul jones unutulmuş gibiydi...
1998'de ikili yeni işlerini ortaya dökerek bir page ve plant albümü çıkardılar. ticari açıdan sorgulanmayacak kadar başarılı oldular. led zeppelin haklı olarak rock tarhini en çok, en derinden etkileyen topluluklar arasında sayılıyor.
edit : kendilerine ait en geniş bilgi budur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar