bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları32
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması11
- gocu38
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- arkadaşlar bakar mısınız18
- bana onu sormayin7
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği10
- true'nin porno arşivi kaç gb4
- hasan atilla uğur9
- mazotun litresi 101 lira34
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak6
- kürdü sevin4
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- en iyi bisküvi7
- iltica11
- apoya statü verilen dönem7
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- domates çorbanıza size sormadan kaşar atılması8
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması9
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- eti üç harfli4
- g i l d e d l i l y27
- orospum2
- apoya af çıkartılması4
- yeni parti tüzüğü8
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- bana çorba yapmak isteyen sözlük yazarları4
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması3
- yazarların fobileri18
- sözlüğün en anonim yazarı5
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak14
- ak partililerin pkk pisliğini chp ye atması3
- claudian clouds13
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- eti sik2
- terminator gerçek mi oluyor9
- arkadaşlar gammazlanıyorum3
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz3
- yazarların sgk borcu2
- tai lung8
- yakışıklı fakir erkek vs tipsiz zengin erkek3
- aç değilim ya senin tabağından atıştırırım4
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları34
- erkek parfümü kullanan kadın7
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz7
- orman yangınlarını akp çıkarıyor zannetmek5
- mühendis erkek subay kadın evliliği5
- erkekler açılsın5
- alaman finosu2
bir deneme denemesi yapmadan önce sık sorulan bir soruya yanıt vermeliyim.
bana milyonlarca insan (tamam abarttım.) neden bu kadar az yazıyorsun diye soruyor. şu yanıtım yeterli olur umarım:
ben marangoz çırağıyım. ağaç ürünlerini işleyip masa, sandalye ya da yatak (çift kişilik yatak yaparken bir hüzün kaplar içimi.) gibi eşyalara dönüştürdükten sonra elimde kalan küçük parçalarla sevimli şeyler yapmaya çalışırım. bunları da çocuklara dağıtırım. bu bana inanılmaz keyif yaşatır. fakat biliyorsunuz ki dolar yükseldi ve bizim işler yavaşladı. bu yüzden çocuklara eskisi kadar fazla oyuncak yapamıyorum.
benim yazım sürecim de böyle. hikayeleri oluşturduktan sonra kalan parçalarla sizler için sevimli şeyler yazmaya çalışıyorum ve bunları sözlükte paylaşıyorum. yani bütünü değil, parçaları sunuyorum sizlere. bu durumda sizler, oyuncak dağıttığım o minicik çocuklar oluyorsunuz. sanırım doların yükselmesi yazılarımı da olumsuz etkilemiş ki sizlere bolca oyuncak veremiyorum.
biliyorum, içinizden "bu kılıksız herif yine saçmalıyor." diyorsunuz ama yapabileceğim bir şey yok.
şimdi sizlere bir parça daha hediye etmek istiyorum. hazırım, başlıyorum:
-içsel yolculuk-
kendimi tanımayı, incelemeyi, kendi içimde derinleşmeyi her zaman sevmişimdir. ruhumu kazıdıkça içimde hali hazırda bulunan ben'lerin yüzeye çıktığını görmek heyecan veriyor bana. bu heyecanı sık sık yaşayayım diye dünya işlerini her fırsatta toplayıp gözlerimden uzak bir köşeye istifler, içimde uzun yolculuklara çıkarım. yolculuk sırasında birçok duyguyu aynı anda yaşadığımı görebiliyorum: dünyanın bütün çingene'leriyle şarap eşliğinde dans edip eğlenirken yine onlarla birlikte sebebini bilmediğim bir hüznün gövdesine doğru ilerliyorum. bazen de dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan herhangi bir bireyin yerine geçtiğimi hissediyorum: wall street'te takım elbiseli bir ceo, burkina faso'nun kırık dökük sokaklarında akordeon çalan bir çocuk, kolombiya'da uyuşturucu ticaretine dahil edilen hamile bir kuryenin midesindeki kokain poşetinin patlaması sonucu doğmadan uçuşa geçme keyfini yaşayarak kafası bir dünya olan ve dünyaya gelmeden dünyayı siktir etme onuruna erişebilen esmer bir bebek...
bir dakika, çişim geldi.
geldim.
işte, ruhum bu şekilde farklı tatlar sunuyor bana. gün içinde bile bu derece değişken olan ruhum, yıllar sonra nasıl bir yapıya bürünecek? bana öyle geliyor ki içimdeki ben'ler fazlalaştıkça bütün parçalarımdan bir bir ayrılıp sürekli kendimden uzaklaşacağım.
pek iyi olmadı bu deneme en iyisi gelin ortaçgil dinleyelim.
https://youtu.be/6lO7wSZ_WL4
bana milyonlarca insan (tamam abarttım.) neden bu kadar az yazıyorsun diye soruyor. şu yanıtım yeterli olur umarım:
ben marangoz çırağıyım. ağaç ürünlerini işleyip masa, sandalye ya da yatak (çift kişilik yatak yaparken bir hüzün kaplar içimi.) gibi eşyalara dönüştürdükten sonra elimde kalan küçük parçalarla sevimli şeyler yapmaya çalışırım. bunları da çocuklara dağıtırım. bu bana inanılmaz keyif yaşatır. fakat biliyorsunuz ki dolar yükseldi ve bizim işler yavaşladı. bu yüzden çocuklara eskisi kadar fazla oyuncak yapamıyorum.
benim yazım sürecim de böyle. hikayeleri oluşturduktan sonra kalan parçalarla sizler için sevimli şeyler yazmaya çalışıyorum ve bunları sözlükte paylaşıyorum. yani bütünü değil, parçaları sunuyorum sizlere. bu durumda sizler, oyuncak dağıttığım o minicik çocuklar oluyorsunuz. sanırım doların yükselmesi yazılarımı da olumsuz etkilemiş ki sizlere bolca oyuncak veremiyorum.
biliyorum, içinizden "bu kılıksız herif yine saçmalıyor." diyorsunuz ama yapabileceğim bir şey yok.
şimdi sizlere bir parça daha hediye etmek istiyorum. hazırım, başlıyorum:
-içsel yolculuk-
kendimi tanımayı, incelemeyi, kendi içimde derinleşmeyi her zaman sevmişimdir. ruhumu kazıdıkça içimde hali hazırda bulunan ben'lerin yüzeye çıktığını görmek heyecan veriyor bana. bu heyecanı sık sık yaşayayım diye dünya işlerini her fırsatta toplayıp gözlerimden uzak bir köşeye istifler, içimde uzun yolculuklara çıkarım. yolculuk sırasında birçok duyguyu aynı anda yaşadığımı görebiliyorum: dünyanın bütün çingene'leriyle şarap eşliğinde dans edip eğlenirken yine onlarla birlikte sebebini bilmediğim bir hüznün gövdesine doğru ilerliyorum. bazen de dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan herhangi bir bireyin yerine geçtiğimi hissediyorum: wall street'te takım elbiseli bir ceo, burkina faso'nun kırık dökük sokaklarında akordeon çalan bir çocuk, kolombiya'da uyuşturucu ticaretine dahil edilen hamile bir kuryenin midesindeki kokain poşetinin patlaması sonucu doğmadan uçuşa geçme keyfini yaşayarak kafası bir dünya olan ve dünyaya gelmeden dünyayı siktir etme onuruna erişebilen esmer bir bebek...
bir dakika, çişim geldi.
geldim.
işte, ruhum bu şekilde farklı tatlar sunuyor bana. gün içinde bile bu derece değişken olan ruhum, yıllar sonra nasıl bir yapıya bürünecek? bana öyle geliyor ki içimdeki ben'ler fazlalaştıkça bütün parçalarımdan bir bir ayrılıp sürekli kendimden uzaklaşacağım.
pek iyi olmadı bu deneme en iyisi gelin ortaçgil dinleyelim.
https://youtu.be/6lO7wSZ_WL4
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar