bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- çay içen kız9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- mutsuz olmak3
- galatasaray6
- galatasaray 3 rennes 33
- en tehlikeli insan tipleri2
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- anın fotoğrafı14
- çaya şeker atan erkek5
- rennes2
- uludağ sözlük çeteleri9
- kalem4
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- erdal beşikçioğlu8
- yıkık yazarlar4
- yerinde dur3
- latte içen erkek4
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- yelpaze3
- en boktan on yıl7
- smallville'deki konuk oyuncular3
- patates kızartması4
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- ona bir şey söyle13
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- gocu bak bi5
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- selam sözlük2
- ayrılık8
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- düşün ki o bunu okuyor4
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- en gey özelliğiniz3
- kasa daima kazanır2
- red flag erkek listesi9
bir deneme denemesi yapmadan önce sık sorulan bir soruya yanıt vermeliyim.
bana milyonlarca insan (tamam abarttım.) neden bu kadar az yazıyorsun diye soruyor. şu yanıtım yeterli olur umarım:
ben marangoz çırağıyım. ağaç ürünlerini işleyip masa, sandalye ya da yatak (çift kişilik yatak yaparken bir hüzün kaplar içimi.) gibi eşyalara dönüştürdükten sonra elimde kalan küçük parçalarla sevimli şeyler yapmaya çalışırım. bunları da çocuklara dağıtırım. bu bana inanılmaz keyif yaşatır. fakat biliyorsunuz ki dolar yükseldi ve bizim işler yavaşladı. bu yüzden çocuklara eskisi kadar fazla oyuncak yapamıyorum.
benim yazım sürecim de böyle. hikayeleri oluşturduktan sonra kalan parçalarla sizler için sevimli şeyler yazmaya çalışıyorum ve bunları sözlükte paylaşıyorum. yani bütünü değil, parçaları sunuyorum sizlere. bu durumda sizler, oyuncak dağıttığım o minicik çocuklar oluyorsunuz. sanırım doların yükselmesi yazılarımı da olumsuz etkilemiş ki sizlere bolca oyuncak veremiyorum.
biliyorum, içinizden "bu kılıksız herif yine saçmalıyor." diyorsunuz ama yapabileceğim bir şey yok.
şimdi sizlere bir parça daha hediye etmek istiyorum. hazırım, başlıyorum:
-içsel yolculuk-
kendimi tanımayı, incelemeyi, kendi içimde derinleşmeyi her zaman sevmişimdir. ruhumu kazıdıkça içimde hali hazırda bulunan ben'lerin yüzeye çıktığını görmek heyecan veriyor bana. bu heyecanı sık sık yaşayayım diye dünya işlerini her fırsatta toplayıp gözlerimden uzak bir köşeye istifler, içimde uzun yolculuklara çıkarım. yolculuk sırasında birçok duyguyu aynı anda yaşadığımı görebiliyorum: dünyanın bütün çingene'leriyle şarap eşliğinde dans edip eğlenirken yine onlarla birlikte sebebini bilmediğim bir hüznün gövdesine doğru ilerliyorum. bazen de dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan herhangi bir bireyin yerine geçtiğimi hissediyorum: wall street'te takım elbiseli bir ceo, burkina faso'nun kırık dökük sokaklarında akordeon çalan bir çocuk, kolombiya'da uyuşturucu ticaretine dahil edilen hamile bir kuryenin midesindeki kokain poşetinin patlaması sonucu doğmadan uçuşa geçme keyfini yaşayarak kafası bir dünya olan ve dünyaya gelmeden dünyayı siktir etme onuruna erişebilen esmer bir bebek...
bir dakika, çişim geldi.
geldim.
işte, ruhum bu şekilde farklı tatlar sunuyor bana. gün içinde bile bu derece değişken olan ruhum, yıllar sonra nasıl bir yapıya bürünecek? bana öyle geliyor ki içimdeki ben'ler fazlalaştıkça bütün parçalarımdan bir bir ayrılıp sürekli kendimden uzaklaşacağım.
pek iyi olmadı bu deneme en iyisi gelin ortaçgil dinleyelim.
https://youtu.be/6lO7wSZ_WL4
bana milyonlarca insan (tamam abarttım.) neden bu kadar az yazıyorsun diye soruyor. şu yanıtım yeterli olur umarım:
ben marangoz çırağıyım. ağaç ürünlerini işleyip masa, sandalye ya da yatak (çift kişilik yatak yaparken bir hüzün kaplar içimi.) gibi eşyalara dönüştürdükten sonra elimde kalan küçük parçalarla sevimli şeyler yapmaya çalışırım. bunları da çocuklara dağıtırım. bu bana inanılmaz keyif yaşatır. fakat biliyorsunuz ki dolar yükseldi ve bizim işler yavaşladı. bu yüzden çocuklara eskisi kadar fazla oyuncak yapamıyorum.
benim yazım sürecim de böyle. hikayeleri oluşturduktan sonra kalan parçalarla sizler için sevimli şeyler yazmaya çalışıyorum ve bunları sözlükte paylaşıyorum. yani bütünü değil, parçaları sunuyorum sizlere. bu durumda sizler, oyuncak dağıttığım o minicik çocuklar oluyorsunuz. sanırım doların yükselmesi yazılarımı da olumsuz etkilemiş ki sizlere bolca oyuncak veremiyorum.
biliyorum, içinizden "bu kılıksız herif yine saçmalıyor." diyorsunuz ama yapabileceğim bir şey yok.
şimdi sizlere bir parça daha hediye etmek istiyorum. hazırım, başlıyorum:
-içsel yolculuk-
kendimi tanımayı, incelemeyi, kendi içimde derinleşmeyi her zaman sevmişimdir. ruhumu kazıdıkça içimde hali hazırda bulunan ben'lerin yüzeye çıktığını görmek heyecan veriyor bana. bu heyecanı sık sık yaşayayım diye dünya işlerini her fırsatta toplayıp gözlerimden uzak bir köşeye istifler, içimde uzun yolculuklara çıkarım. yolculuk sırasında birçok duyguyu aynı anda yaşadığımı görebiliyorum: dünyanın bütün çingene'leriyle şarap eşliğinde dans edip eğlenirken yine onlarla birlikte sebebini bilmediğim bir hüznün gövdesine doğru ilerliyorum. bazen de dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan herhangi bir bireyin yerine geçtiğimi hissediyorum: wall street'te takım elbiseli bir ceo, burkina faso'nun kırık dökük sokaklarında akordeon çalan bir çocuk, kolombiya'da uyuşturucu ticaretine dahil edilen hamile bir kuryenin midesindeki kokain poşetinin patlaması sonucu doğmadan uçuşa geçme keyfini yaşayarak kafası bir dünya olan ve dünyaya gelmeden dünyayı siktir etme onuruna erişebilen esmer bir bebek...
bir dakika, çişim geldi.
geldim.
işte, ruhum bu şekilde farklı tatlar sunuyor bana. gün içinde bile bu derece değişken olan ruhum, yıllar sonra nasıl bir yapıya bürünecek? bana öyle geliyor ki içimdeki ben'ler fazlalaştıkça bütün parçalarımdan bir bir ayrılıp sürekli kendimden uzaklaşacağım.
pek iyi olmadı bu deneme en iyisi gelin ortaçgil dinleyelim.
https://youtu.be/6lO7wSZ_WL4
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar