bugün
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak15
- gece uyanıkları2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- mutlu günleri beklemek15
- en lezzetli balık12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- motorsiklet5
- yeni evli çift aktiviteleri12
- yerde para bulmak8
- vajinaya dil atmak16
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum2
- sözlüğe hareket getirecek şey6
- kedimin yatağıma kusması6
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- sözlük kızlarının çorapları11
- nervio abla15
- porsche4
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- para kazanmak6
- ıspartalıları sevmemek8
- kimsenin sizi sevmemesi16
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması4
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar8
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz6
- kış gelince kısa etek ince çorap modası8
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı9
- güney kore34
- from gold from dust36
- ismail kartal19
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- en son ne aldınız13
- mersin10
- ümit kocasakal19
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- benyamin netenyahu2
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması3
- pürüzsüz bir ama olmak3
- gece gece canın cips çekmesi2
- ahmet kaya2
- instagram da artan erotizm sebebi10
- nervio tarzı entry girmek24
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı6
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- sinemada yiyişen sevgililer9
değişik düşünce yapısına ve insanlara sahip tarikat.
bilinen yönlerini herkes biliyor. bilinmeyen yönleri ise :
genel olarak nedense sigara içiyorlar.
herhangi bir ilmi bilgisi yahut tasavvuf geçmişi olmayan bir adam-genç birdenbire başına takke takıyor ve herkes ona sofi deyip hürmet gösteriyor.
baya koyu yandaşlar ve genel olarak ağır silahları var.
ben genel olarak osmanlı zamanındaki esnaf sistemine benzettim bu oluşumu :
Osmanlı iktisadi hayatında, geçimini ticaret ve zanaatla sağlamak, bir
dükkân açmak “gedik” denilen bir işletme iznine tabiydi. Ahi geleneğine göre
yetişen esnaf ve sanatkârlar loncalar hâlinde teşkilatlanmıştı. Lonca
mensupları sıkı bir hiyerarşi ile loncaya bağlanmıştı. Gedik sahibi ölünce
dükkân veya imalathane o işin başında bulunmak, çalışmak şartıyla
evladına kalırdı. Evladı yok ise veya baba mesleğini terk etmiş ise o
“gedik” devlete kalmış sayılır ve lonca tarafından, layık görülen bir kalfaya
devrolunurdu. Eski gedik sahibinin mirasçısına da işi terk eden evladına
da dükkânda kalan mallar, alet ve edevatın değer bedeli ödenirdi.
Her loncanın reisi olarak bir “pir”i, güvenlik amiri olarak da bir
“yiğitbaşı”sı vardı; bunlar o lonca mensupları tarafından seçilir ve hayatları
boyunca o mevkide kalırlardı. Her loncanın hükûmetle olan münasebetini temin
eden bir de “kâhya, kethüda”sı vardı; bunlar memuru olduğu loncanın idari ve
mali işleriyle ilgilenirdi. Ayrıca lonca mensuplarının devletçe olan işlerini takip
eder, herhangi bir yolsuzluktan ve suistimalden devlete karşı mesul olurdu.
Her loncanın bir tasarruf sandığı vardı. Lonca
mensupları; gedik sahibi, kalfası, çırağı, ustası ve
amelesi kazancından, yevmiyesinden yüzde bir veya iki
bu sandığa belirli bir para yatırmaya mecburdu.
Herhangi bir felaket karşısında veya kendisine işletme
izni alınacağı zaman parası yetişmezse sandık borç
verirdi. Kethüdaların yevmiye hesabıyla alacakları da
bu sandıktan ödenirdi. Onun içindir ki başlı başına bir
sandık idare edemeyecek kadar az olan esnaf,
kendilerine iş olarak bağlı daha kalabalık bir esnaf
zümresine “yamak” adıyla bağlanırdı. Örneğin uncular,
un elekçileri, buğday çalkayıcılar, kalburcular ve
nişastacılar değirmencilerin yamağı addedilmişti.
Aynı işle meşgul zanaat ehli ve esnaf umumiyetle bir
büyük han içinde yahut bir çarşıda, toplanmış olurdu.
Örneğin istanbul’da Büyük Saraç Hanı (Saraçhane),
Mısır Çarşısı (baharatçılar). Zanaat ehli olan esnafın
bekâr uşakları bekâr hanlarında otururlar, bu hanlara
da lonca kefaletiyle alınırlardı. Şehir asayiş ve huzurunu
bozacak hâllere izin verilmezdi.
yani teorik olarak zararlı olduklarını sanmıyorum ama pratik için aynısını diyemeyeceğim.
zerre kadar kültürel hatta bırak kültüreli herhangi bir konuda bilgi birikimi olmayan, okulda başarısız olup kendinden bir halt olmayacağını anladıktan sonra bu oluşuma giriyorlar gibime geldi.
bilinen yönlerini herkes biliyor. bilinmeyen yönleri ise :
genel olarak nedense sigara içiyorlar.
herhangi bir ilmi bilgisi yahut tasavvuf geçmişi olmayan bir adam-genç birdenbire başına takke takıyor ve herkes ona sofi deyip hürmet gösteriyor.
baya koyu yandaşlar ve genel olarak ağır silahları var.
ben genel olarak osmanlı zamanındaki esnaf sistemine benzettim bu oluşumu :
Osmanlı iktisadi hayatında, geçimini ticaret ve zanaatla sağlamak, bir
dükkân açmak “gedik” denilen bir işletme iznine tabiydi. Ahi geleneğine göre
yetişen esnaf ve sanatkârlar loncalar hâlinde teşkilatlanmıştı. Lonca
mensupları sıkı bir hiyerarşi ile loncaya bağlanmıştı. Gedik sahibi ölünce
dükkân veya imalathane o işin başında bulunmak, çalışmak şartıyla
evladına kalırdı. Evladı yok ise veya baba mesleğini terk etmiş ise o
“gedik” devlete kalmış sayılır ve lonca tarafından, layık görülen bir kalfaya
devrolunurdu. Eski gedik sahibinin mirasçısına da işi terk eden evladına
da dükkânda kalan mallar, alet ve edevatın değer bedeli ödenirdi.
Her loncanın reisi olarak bir “pir”i, güvenlik amiri olarak da bir
“yiğitbaşı”sı vardı; bunlar o lonca mensupları tarafından seçilir ve hayatları
boyunca o mevkide kalırlardı. Her loncanın hükûmetle olan münasebetini temin
eden bir de “kâhya, kethüda”sı vardı; bunlar memuru olduğu loncanın idari ve
mali işleriyle ilgilenirdi. Ayrıca lonca mensuplarının devletçe olan işlerini takip
eder, herhangi bir yolsuzluktan ve suistimalden devlete karşı mesul olurdu.
Her loncanın bir tasarruf sandığı vardı. Lonca
mensupları; gedik sahibi, kalfası, çırağı, ustası ve
amelesi kazancından, yevmiyesinden yüzde bir veya iki
bu sandığa belirli bir para yatırmaya mecburdu.
Herhangi bir felaket karşısında veya kendisine işletme
izni alınacağı zaman parası yetişmezse sandık borç
verirdi. Kethüdaların yevmiye hesabıyla alacakları da
bu sandıktan ödenirdi. Onun içindir ki başlı başına bir
sandık idare edemeyecek kadar az olan esnaf,
kendilerine iş olarak bağlı daha kalabalık bir esnaf
zümresine “yamak” adıyla bağlanırdı. Örneğin uncular,
un elekçileri, buğday çalkayıcılar, kalburcular ve
nişastacılar değirmencilerin yamağı addedilmişti.
Aynı işle meşgul zanaat ehli ve esnaf umumiyetle bir
büyük han içinde yahut bir çarşıda, toplanmış olurdu.
Örneğin istanbul’da Büyük Saraç Hanı (Saraçhane),
Mısır Çarşısı (baharatçılar). Zanaat ehli olan esnafın
bekâr uşakları bekâr hanlarında otururlar, bu hanlara
da lonca kefaletiyle alınırlardı. Şehir asayiş ve huzurunu
bozacak hâllere izin verilmezdi.
yani teorik olarak zararlı olduklarını sanmıyorum ama pratik için aynısını diyemeyeceğim.
zerre kadar kültürel hatta bırak kültüreli herhangi bir konuda bilgi birikimi olmayan, okulda başarısız olup kendinden bir halt olmayacağını anladıktan sonra bu oluşuma giriyorlar gibime geldi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar