bugün
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek9
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri9
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- bu gün sözlük ne tatlı lan9
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler12
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- özgürlük nedir sorunsalı7
- etli biber dolması yapan erkek7
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- tek kasa açan kalabalık market4
- iskender6
- platon un mağara alegorisi15
- tavuk döner4
- sabahtan beri aç olmak5
- true silik olsun10
- seni severken valizini hazır tutan kadın7
- kapitalizm3
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- aç karnına markete girmek3
- cebren ve hileyle bütün kalelerin işgal edilmesi4
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- katalog fahişeleri2
- sucuk döner5
- bıçak arası3
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek3
- etli ekmek abartılmış balon bir yiyecektir5
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- ismail kartal30
- akepeli olmak karakter meselesidir6
- kafası karışık seçmen2
- karınız için boş senete imza atar mısınız5
- haşlanmış yumurta9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- ekrem imamoğlu4
- iguana tokyo2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- islamda kadın6
- sözlüğün kırbacı5
- okula uyum sürecinde ebeveynlere uyarılar4
- gocunun entry başına 1 tl para aldığı iddiaları4
- istanbul da kiralık sosyal konut başvuruları3
- anın görüntüsü28
- rick sanchez3
- gammaz diye diye başımızın etinin yenmesi3
- prometheus'un hırsız olduğu gerçeği5
- gammazların yetkiyi kötüye kullanması3
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı5
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
entry'ler (6)
değişik bir din anlayışına sahip adamdır.
malum şahıs döneminde nedense dindarlar eskisinden bin kat daha fazla ayrıldı birbirinden.
herkes bir diğerini sapkınlıkla suçluyor.
edip yüksel hadisleri inkar ediyor.
bu adam mutasavvıfların islamla alakası olmadığını söylüyor.
diğer oluşumları az çok biliyorsunuz zaten.
malum şahıs döneminde nedense dindarlar eskisinden bin kat daha fazla ayrıldı birbirinden.
herkes bir diğerini sapkınlıkla suçluyor.
edip yüksel hadisleri inkar ediyor.
bu adam mutasavvıfların islamla alakası olmadığını söylüyor.
diğer oluşumları az çok biliyorsunuz zaten.
değişik düşünce yapısına ve insanlara sahip tarikat.
bilinen yönlerini herkes biliyor. bilinmeyen yönleri ise :
genel olarak nedense sigara içiyorlar.
herhangi bir ilmi bilgisi yahut tasavvuf geçmişi olmayan bir adam-genç birdenbire başına takke takıyor ve herkes ona sofi deyip hürmet gösteriyor.
baya koyu yandaşlar ve genel olarak ağır silahları var.
ben genel olarak osmanlı zamanındaki esnaf sistemine benzettim bu oluşumu :
Osmanlı iktisadi hayatında, geçimini ticaret ve zanaatla sağlamak, bir
dükkân açmak “gedik” denilen bir işletme iznine tabiydi. Ahi geleneğine göre
yetişen esnaf ve sanatkârlar loncalar hâlinde teşkilatlanmıştı. Lonca
mensupları sıkı bir hiyerarşi ile loncaya bağlanmıştı. Gedik sahibi ölünce
dükkân veya imalathane o işin başında bulunmak, çalışmak şartıyla
evladına kalırdı. Evladı yok ise veya baba mesleğini terk etmiş ise o
“gedik” devlete kalmış sayılır ve lonca tarafından, layık görülen bir kalfaya
devrolunurdu. Eski gedik sahibinin mirasçısına da işi terk eden evladına
da dükkânda kalan mallar, alet ve edevatın değer bedeli ödenirdi.
Her loncanın reisi olarak bir “pir”i, güvenlik amiri olarak da bir
“yiğitbaşı”sı vardı; bunlar o lonca mensupları tarafından seçilir ve hayatları
boyunca o mevkide kalırlardı. Her loncanın hükûmetle olan münasebetini temin
eden bir de “kâhya, kethüda”sı vardı; bunlar memuru olduğu loncanın idari ve
mali işleriyle ilgilenirdi. Ayrıca lonca mensuplarının devletçe olan işlerini takip
eder, herhangi bir yolsuzluktan ve suistimalden devlete karşı mesul olurdu.
Her loncanın bir tasarruf sandığı vardı. Lonca
mensupları; gedik sahibi, kalfası, çırağı, ustası ve
amelesi kazancından, yevmiyesinden yüzde bir veya iki
bu sandığa belirli bir para yatırmaya mecburdu.
Herhangi bir felaket karşısında veya kendisine işletme
izni alınacağı zaman parası yetişmezse sandık borç
verirdi. Kethüdaların yevmiye hesabıyla alacakları da
bu sandıktan ödenirdi. Onun içindir ki başlı başına bir
sandık idare edemeyecek kadar az olan esnaf,
kendilerine iş olarak bağlı daha kalabalık bir esnaf
zümresine “yamak” adıyla bağlanırdı. Örneğin uncular,
un elekçileri, buğday çalkayıcılar, kalburcular ve
nişastacılar değirmencilerin yamağı addedilmişti.
Aynı işle meşgul zanaat ehli ve esnaf umumiyetle bir
büyük han içinde yahut bir çarşıda, toplanmış olurdu.
Örneğin istanbul’da Büyük Saraç Hanı (Saraçhane),
Mısır Çarşısı (baharatçılar). Zanaat ehli olan esnafın
bekâr uşakları bekâr hanlarında otururlar, bu hanlara
da lonca kefaletiyle alınırlardı. Şehir asayiş ve huzurunu
bozacak hâllere izin verilmezdi.
yani teorik olarak zararlı olduklarını sanmıyorum ama pratik için aynısını diyemeyeceğim.
zerre kadar kültürel hatta bırak kültüreli herhangi bir konuda bilgi birikimi olmayan, okulda başarısız olup kendinden bir halt olmayacağını anladıktan sonra bu oluşuma giriyorlar gibime geldi.
bilinen yönlerini herkes biliyor. bilinmeyen yönleri ise :
genel olarak nedense sigara içiyorlar.
herhangi bir ilmi bilgisi yahut tasavvuf geçmişi olmayan bir adam-genç birdenbire başına takke takıyor ve herkes ona sofi deyip hürmet gösteriyor.
baya koyu yandaşlar ve genel olarak ağır silahları var.
ben genel olarak osmanlı zamanındaki esnaf sistemine benzettim bu oluşumu :
Osmanlı iktisadi hayatında, geçimini ticaret ve zanaatla sağlamak, bir
dükkân açmak “gedik” denilen bir işletme iznine tabiydi. Ahi geleneğine göre
yetişen esnaf ve sanatkârlar loncalar hâlinde teşkilatlanmıştı. Lonca
mensupları sıkı bir hiyerarşi ile loncaya bağlanmıştı. Gedik sahibi ölünce
dükkân veya imalathane o işin başında bulunmak, çalışmak şartıyla
evladına kalırdı. Evladı yok ise veya baba mesleğini terk etmiş ise o
“gedik” devlete kalmış sayılır ve lonca tarafından, layık görülen bir kalfaya
devrolunurdu. Eski gedik sahibinin mirasçısına da işi terk eden evladına
da dükkânda kalan mallar, alet ve edevatın değer bedeli ödenirdi.
Her loncanın reisi olarak bir “pir”i, güvenlik amiri olarak da bir
“yiğitbaşı”sı vardı; bunlar o lonca mensupları tarafından seçilir ve hayatları
boyunca o mevkide kalırlardı. Her loncanın hükûmetle olan münasebetini temin
eden bir de “kâhya, kethüda”sı vardı; bunlar memuru olduğu loncanın idari ve
mali işleriyle ilgilenirdi. Ayrıca lonca mensuplarının devletçe olan işlerini takip
eder, herhangi bir yolsuzluktan ve suistimalden devlete karşı mesul olurdu.
Her loncanın bir tasarruf sandığı vardı. Lonca
mensupları; gedik sahibi, kalfası, çırağı, ustası ve
amelesi kazancından, yevmiyesinden yüzde bir veya iki
bu sandığa belirli bir para yatırmaya mecburdu.
Herhangi bir felaket karşısında veya kendisine işletme
izni alınacağı zaman parası yetişmezse sandık borç
verirdi. Kethüdaların yevmiye hesabıyla alacakları da
bu sandıktan ödenirdi. Onun içindir ki başlı başına bir
sandık idare edemeyecek kadar az olan esnaf,
kendilerine iş olarak bağlı daha kalabalık bir esnaf
zümresine “yamak” adıyla bağlanırdı. Örneğin uncular,
un elekçileri, buğday çalkayıcılar, kalburcular ve
nişastacılar değirmencilerin yamağı addedilmişti.
Aynı işle meşgul zanaat ehli ve esnaf umumiyetle bir
büyük han içinde yahut bir çarşıda, toplanmış olurdu.
Örneğin istanbul’da Büyük Saraç Hanı (Saraçhane),
Mısır Çarşısı (baharatçılar). Zanaat ehli olan esnafın
bekâr uşakları bekâr hanlarında otururlar, bu hanlara
da lonca kefaletiyle alınırlardı. Şehir asayiş ve huzurunu
bozacak hâllere izin verilmezdi.
yani teorik olarak zararlı olduklarını sanmıyorum ama pratik için aynısını diyemeyeceğim.
zerre kadar kültürel hatta bırak kültüreli herhangi bir konuda bilgi birikimi olmayan, okulda başarısız olup kendinden bir halt olmayacağını anladıktan sonra bu oluşuma giriyorlar gibime geldi.
bu sözlükteki yaptırımı olmayan binlerce ırkçı başlıklardan birine örnek olan başlıktır.
bir dönem benim de okuduğum lisedir.
bu okula gidip gitmemek için buraya bakıp tavsiye alan kardeşlerime tavsiyem devlet yurdunda kalmasınlar. nedeni :
1-derslerine odaklanamazlar.
2-malesef içki ile çok fazla haşır neşir olurlar.
hatta çocukların lise zamanında yurda gönderilmesine karşıyım.
bu okula gidip gitmemek için buraya bakıp tavsiye alan kardeşlerime tavsiyem devlet yurdunda kalmasınlar. nedeni :
1-derslerine odaklanamazlar.
2-malesef içki ile çok fazla haşır neşir olurlar.
hatta çocukların lise zamanında yurda gönderilmesine karşıyım.
şu ülkedeki en değerli sanatçılardan biridir.
acı evrensel bir şeydir ve bu adam başkasının acısını şarkılarında yaşıyor.
atanamamış barış manço tabirimi aklıma getiren sanatçıdır nedense.
acı evrensel bir şeydir ve bu adam başkasının acısını şarkılarında yaşıyor.
atanamamış barış manço tabirimi aklıma getiren sanatçıdır nedense.
özellikle internette daha sık görülen durumdur.
klavye erkeklerinin ağzının her daim iyi (manen kötü) laf yaptığı konudur.
nedense bu insanlar asla baskı görmezler.
mecralarda daha çok desteklenirler ve yöneticiler bu insanlara bulaşmazlar.
klavye erkeklerinin ağzının her daim iyi (manen kötü) laf yaptığı konudur.
nedense bu insanlar asla baskı görmezler.
mecralarda daha çok desteklenirler ve yöneticiler bu insanlara bulaşmazlar.