bugün
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi15
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- türkiye nin en büyük sorunu7
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- 19 ekim 20264
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- kendi yaptığın yoğurt3
- git commit mesajı yazma kültürü3
- usualsuspects'in ayağı10
- yazarlara gelen son mesaj3
- fatma betül sayan kaya7
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- ishale iyi gelen şeyler4
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem2
- kolye142
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak2
- aöf aşçılık4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- kadınların yedekte erkek tutması9
- türk esnafı10
- opera tarayıcı6
- pişmiş yufka2
- zenginlik göstergesi2
- anın görüntüsü19
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- türküm doğruyum çalışkanım11
- uzaylılar diyet yapar mı2
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- iltica27
- salvador dali2
- fon vurgunu29
- bilgisayar almak2
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- bugün ne oldu3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı9
- ofis pornosu13
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- cam açık ve çıplak uyumak6
Burada 26 yaşında, kendiside Türk olan bir abiniz kardeşiniz dostunuz olarak neden kendi insanımdan nefret ettiğimi yazacağım.
Okulumu bitirmiş, staj yapacağım şirkete başlamıştım. Benden memnun kalmaları için eşek gibi çalışıyor, herkesten fazla yoruluyordum. Bildiğiniz stajyer durumu yani, şirketin kölesi. Bir süre sonra şirketin ağır toplarından birisi geldi ve bazen depoya yardıma geliyorsun, boruları tek başına taşıyorsun. Bizde borular iki kişi taşınır dedi. Anlam veremedim, ben kaldırabiliyorum, sorun değil tek başıma taşıyabilirim dedim. Tamamen iyi niyetli ve iş görür görünmekti niyetim.
Bir süre geçti, fark ettim ki servis durağında herkes bana sırtı dönük şekilde servisi bekliyor. ilk zamanlar bana öyle gelmiştir diye düşündüm. Çok yoruluyorum kuruntu yapıyorum sanırım dedim. Sonraki zamanlarda servis söylediği saatten erken gelmeye, herkesi toplayıp ben arkasından koştuğum halde görmezden gelip gitmeye başladı. işyerime artık dolmuş ile gidiyordum. Yemeklerimi yalnız yiyor, molalarda ne zaman bana sıra gelse çay bitmiş oluyordu. Sonradan anladım ki benim çok çalışmam onların aslında çalışmadığını açık ediyordu. Bendende bu yüzden nefret ediyorlardı. iyi kötü stajımı tamamladım ve herkesin bana düşman olduğu şirketten kurtuldum.
iş arama serüvenim başladı, iş arıyorum lakin bulamıyorum, bulduğum işlerde beni kabul etmiyor. ingilizcede biliyorum, şansımı yurt dışında denemeye karar verdim.
Üniversiteden yabancı bir arkadaşım davet çıkardı yanına gittim. Harıl harıl iş arıyorum, Türklerin olduğu mekanlara takılıyorum falan ama yok. Türk Kürt ayırt etmeksizin hepsi sanki ben oraya gelip onların ekmeğini çalmışım, onların oturacağı evlerde oturmuşum gibi davranıyorlardı. Halbuki kaçak bir işçiydim. Ne iş bulsam çalışıyor yaşamaya çalışıyordum işte.
Ara sıra beni çağırdığı zaman isteksizce gider gelirdim, orada muhabbet arasında nasıl kaçakları ihbar ettiklerini, nasıl devleti sövüşlediklerini konuşur gülerlerdi. Aklıma bana bir ay önce buldukları iş geldi. Sonra anladım ki benim yerime oraya giden Pakistanlı bir çocuğu ihbar edip sınırdışı ettirmişler.
Sanırım sorun bende diye düşünüp bir süre kabuğuma kapandım, günlük 50 dolar paraya çalışıyorum haftalık kiram 300 dolar. haftanın 7 günü çalışırsam elime geçen para sadece 50 dolar.
50 dolar kazandığım için beni kıskanıyor olamazlar diye düşünüyordum, sanırım bende sorun var dedim. Yabancılar arasında takılmaya başladım.
Kaçak olduğumu öğrendikleri anda önce neden böyle yaptığımı soruyorlar, mecburiyetten böyle olduğunu anlayınca sahip çıkıyorlar bana daha güzel iş buluyorlar, kefil bile oluyorlardı.
Anlamıyordum, kendi milletimden olan insanlar bana düşmanlık güderken Hırvatlar, Sırplar ingilizler bana sanki kardeşleri gibi davranıyorlar sahip çıkıyorlardı.
Orada anladım Türklerden neden nefret ettiklerini.
Yani demem o ki, bizim insanımız çalışanı sevmez, çünkü kendi çalışmadığı ortaya çıkar.
Bizim insanımız senin oturduğun eve bakar ve der ki ben 20 senedir buradayım böyle evde oturamadım. Ama 20 senede toplam çalıştığı 5 sene değildir bunu hesaplamaz asla.
Kendisi kahvehanelerde sağda sold pineklerken sen 50 dolara sıcağın altında çalışmışsın hesaplamaz.
Hala kafasında zırcahil olduğunu belli eden bir nefret besler, onun dünyasında sen gelip onun ekmeğini çalmışsındır. Onun hakkı olan parayı kazanıyor, onun hakkı olan işlerde çalışıyorsundur.
Haindir bizim insanımız, üreteni çalışanı çalmayanı sevmez, dolandırıcılık zekilik uyanıklıktır bu topraklarda.
Çalışmak üretmek enayiliktir. Sistemin açığını bulur havadan para kazanırsan uyanık derler, işini biliyor derler.
Namusunla para kazanmaya kalktığında arkandan keriz derler, kolay yolu varken zoru seçiyorsundur sen onun gözünde.
Okulumu bitirmiş, staj yapacağım şirkete başlamıştım. Benden memnun kalmaları için eşek gibi çalışıyor, herkesten fazla yoruluyordum. Bildiğiniz stajyer durumu yani, şirketin kölesi. Bir süre sonra şirketin ağır toplarından birisi geldi ve bazen depoya yardıma geliyorsun, boruları tek başına taşıyorsun. Bizde borular iki kişi taşınır dedi. Anlam veremedim, ben kaldırabiliyorum, sorun değil tek başıma taşıyabilirim dedim. Tamamen iyi niyetli ve iş görür görünmekti niyetim.
Bir süre geçti, fark ettim ki servis durağında herkes bana sırtı dönük şekilde servisi bekliyor. ilk zamanlar bana öyle gelmiştir diye düşündüm. Çok yoruluyorum kuruntu yapıyorum sanırım dedim. Sonraki zamanlarda servis söylediği saatten erken gelmeye, herkesi toplayıp ben arkasından koştuğum halde görmezden gelip gitmeye başladı. işyerime artık dolmuş ile gidiyordum. Yemeklerimi yalnız yiyor, molalarda ne zaman bana sıra gelse çay bitmiş oluyordu. Sonradan anladım ki benim çok çalışmam onların aslında çalışmadığını açık ediyordu. Bendende bu yüzden nefret ediyorlardı. iyi kötü stajımı tamamladım ve herkesin bana düşman olduğu şirketten kurtuldum.
iş arama serüvenim başladı, iş arıyorum lakin bulamıyorum, bulduğum işlerde beni kabul etmiyor. ingilizcede biliyorum, şansımı yurt dışında denemeye karar verdim.
Üniversiteden yabancı bir arkadaşım davet çıkardı yanına gittim. Harıl harıl iş arıyorum, Türklerin olduğu mekanlara takılıyorum falan ama yok. Türk Kürt ayırt etmeksizin hepsi sanki ben oraya gelip onların ekmeğini çalmışım, onların oturacağı evlerde oturmuşum gibi davranıyorlardı. Halbuki kaçak bir işçiydim. Ne iş bulsam çalışıyor yaşamaya çalışıyordum işte.
Ara sıra beni çağırdığı zaman isteksizce gider gelirdim, orada muhabbet arasında nasıl kaçakları ihbar ettiklerini, nasıl devleti sövüşlediklerini konuşur gülerlerdi. Aklıma bana bir ay önce buldukları iş geldi. Sonra anladım ki benim yerime oraya giden Pakistanlı bir çocuğu ihbar edip sınırdışı ettirmişler.
Sanırım sorun bende diye düşünüp bir süre kabuğuma kapandım, günlük 50 dolar paraya çalışıyorum haftalık kiram 300 dolar. haftanın 7 günü çalışırsam elime geçen para sadece 50 dolar.
50 dolar kazandığım için beni kıskanıyor olamazlar diye düşünüyordum, sanırım bende sorun var dedim. Yabancılar arasında takılmaya başladım.
Kaçak olduğumu öğrendikleri anda önce neden böyle yaptığımı soruyorlar, mecburiyetten böyle olduğunu anlayınca sahip çıkıyorlar bana daha güzel iş buluyorlar, kefil bile oluyorlardı.
Anlamıyordum, kendi milletimden olan insanlar bana düşmanlık güderken Hırvatlar, Sırplar ingilizler bana sanki kardeşleri gibi davranıyorlar sahip çıkıyorlardı.
Orada anladım Türklerden neden nefret ettiklerini.
Yani demem o ki, bizim insanımız çalışanı sevmez, çünkü kendi çalışmadığı ortaya çıkar.
Bizim insanımız senin oturduğun eve bakar ve der ki ben 20 senedir buradayım böyle evde oturamadım. Ama 20 senede toplam çalıştığı 5 sene değildir bunu hesaplamaz asla.
Kendisi kahvehanelerde sağda sold pineklerken sen 50 dolara sıcağın altında çalışmışsın hesaplamaz.
Hala kafasında zırcahil olduğunu belli eden bir nefret besler, onun dünyasında sen gelip onun ekmeğini çalmışsındır. Onun hakkı olan parayı kazanıyor, onun hakkı olan işlerde çalışıyorsundur.
Haindir bizim insanımız, üreteni çalışanı çalmayanı sevmez, dolandırıcılık zekilik uyanıklıktır bu topraklarda.
Çalışmak üretmek enayiliktir. Sistemin açığını bulur havadan para kazanırsan uyanık derler, işini biliyor derler.
Namusunla para kazanmaya kalktığında arkandan keriz derler, kolay yolu varken zoru seçiyorsundur sen onun gözünde.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar