bugün
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- kiraz cicegi kolonyasi41
- usame bin ladin ve onun islamcı ütopyası7
- mal mıyım sorunsalı8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- mandalina4
- kendine yalan söyleme eğilimi10
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- türk töresinde zina edenin parçalara ayrılması6
- yazarların hayatlarında çıktığı en elit seviye3
- istanbul trafiği4
- sözlük kızlarının kekleri2
- takibe anında takip5
- pazardan bir kilo muz alan erkek3
- kızılcık şerbeti dizisi4
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- küt saçlı hatun8
- friedrich hegel la bi cay icek15
- 11 eylül 2026 beşiktaş erzurumspor maçı4
- mesih gelseydi5
- zina ne fuhuş ne sorunsalı3
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- mutsuzken çirkin olmak8
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- iskender10
- sözlük yazarlarının saatleri2
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- yapay zeka sözlük moderatörü3
- filistin kurtuluş örgütü ve terörü desteklemek3
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- güne bir şiir dizesi bırak5
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- anın görüntüsü23
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- deve sidiği2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- aydınlanmak3
- yeralti edebiyatcisi11
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- etli biber dolması yapan erkek9
- beyoğlu geceleri2
- recep tayyip erdoğan15
- ona bir şey söyle7
- platon un mağara alegorisi15
- ismail kartal31
yeni ramazanlardan bir farkı olmasa da kişiden kişiye yüklediği anlam bakımından değişiklik gösteren ve her ramazanda kendisinden sitayişle bahsedilen bir kavram. genelde her ramazan birileri çıkar ve eski ramazanlardan bahseder. bu kişiler 60-70 yaşlarında gün görmüş devran geçirmiş ak saçlı ve bazen sakallı zatlardır. hafif bir tebessümle kendi eski ramazanlarını anlatırlar biz yeni yetmelere.
her ramazan bu böyledir. peki neden eski ramazanlara sığınmak? içinde bulunduğunuz anın eskisine, adı üstünde eskimişine özlem duymak neden? belki de hayattan zevk alamayan ve kendini ölüme yaklaşmış hisseden her bireyin sığındığı bir limandır geçmiş anılar. eski ramazanlar da biraz, bu sığınılan limanın spesifik bir parçası gibi duruyor.
benim için eski ramazan deyince aklıma, doğal olarak çocukluğumun ramazanları geliyor. uzun teravih namazlarına göğüs germeler, hocanın hızlı hızlı okuduğu dualardan garip hazlar devşirmeler, arka saflarda kikirdemeler, secdeye giden çocukların kıçlarından tekme atmalar, namazdan önce camide güreşmeler, iki secde arası uyumalar, amin diye yüksek sesle bağırmalar, bir camiden kovulup diğerine gitmeler ve bunun gibi şeyler. cami içerisinde yaşanan bu anılar kızları bilemiyorum ama aşağı yukarı her erkek çocuk için aynıdır veya benzer şeylerdir. camiden dışarı çıktıktan sonrası ise patlatılan maytaplar, içilen gazozlar ve gecenin ileri saatlerine kadar oynanan çeşitli oyunlar sözkonusu. bunların da sonuçta belli bir standardı ve sınırı var. her birey için farklı gibi görünse de sonuçta zaman ve çoğunlukla mekan aynı, yaşanan şeyler de dahil buna. değişen bizim kafa yapımız. değişen ramazanlar değil. değişen biziz.
yakın zamanda a-g araştırma şirketi bir anket yapmış. anket türkiye'nin mufazakarlık durumuna dair. sonuç şu: türk halkı giderek modernleşiyor yani muhafazarlıktan uzaklaşıyor. anket şirketinin sahibi ile yapılan uzun ropörtajda dikkatimi çeken bir şey ahmet gür'ün şu tespitiydi: bu nasıl muhafazakar bir millet ki ramazan ayında yüksek reyting alan tek bir dini program yok.
türk toplumunda din olgusu zorunlu bir kültür olarak yaşanıyor. bilinçli bir tercihin sonucu gibi görünmüyor çoğu zaman. bunun en bariz göstergesi ömründe camiye gitmeyen adamın ramazanda oruç tutması. çoğu insanın dine dair yaptığı en belirgin şey bu. pasif bir ibadet olmasından mıdır nedir oruç bahsettiğim dinsel kültürün en belirgin örneği. yani bizde din, asırlar boyu yaşana yaşana bir hayat tarzı oluşturmuş ve doğan çocuklar, yeni yetişen nesiller hep bu kültürün istem dışı sürükleyicisi olmuşlar. tabii ki bu durum hep aynı hızda ve oranda devam etmemiş, etmiyor ve etmiyecek gibi de duruyor.
neyse konuyu dağıttım. sadede döneyim. özetle meramım şudur: eski ramazanlar hep eskimeye devam edecek. her nesil kendi eski ramazan alt kültürüne göndermeler yapacak. bu ölüme kadar böyle gidecek. öldükten sonra ne eski ne yeni ramazan kalacak zaten.
her ramazan bu böyledir. peki neden eski ramazanlara sığınmak? içinde bulunduğunuz anın eskisine, adı üstünde eskimişine özlem duymak neden? belki de hayattan zevk alamayan ve kendini ölüme yaklaşmış hisseden her bireyin sığındığı bir limandır geçmiş anılar. eski ramazanlar da biraz, bu sığınılan limanın spesifik bir parçası gibi duruyor.
benim için eski ramazan deyince aklıma, doğal olarak çocukluğumun ramazanları geliyor. uzun teravih namazlarına göğüs germeler, hocanın hızlı hızlı okuduğu dualardan garip hazlar devşirmeler, arka saflarda kikirdemeler, secdeye giden çocukların kıçlarından tekme atmalar, namazdan önce camide güreşmeler, iki secde arası uyumalar, amin diye yüksek sesle bağırmalar, bir camiden kovulup diğerine gitmeler ve bunun gibi şeyler. cami içerisinde yaşanan bu anılar kızları bilemiyorum ama aşağı yukarı her erkek çocuk için aynıdır veya benzer şeylerdir. camiden dışarı çıktıktan sonrası ise patlatılan maytaplar, içilen gazozlar ve gecenin ileri saatlerine kadar oynanan çeşitli oyunlar sözkonusu. bunların da sonuçta belli bir standardı ve sınırı var. her birey için farklı gibi görünse de sonuçta zaman ve çoğunlukla mekan aynı, yaşanan şeyler de dahil buna. değişen bizim kafa yapımız. değişen ramazanlar değil. değişen biziz.
yakın zamanda a-g araştırma şirketi bir anket yapmış. anket türkiye'nin mufazakarlık durumuna dair. sonuç şu: türk halkı giderek modernleşiyor yani muhafazarlıktan uzaklaşıyor. anket şirketinin sahibi ile yapılan uzun ropörtajda dikkatimi çeken bir şey ahmet gür'ün şu tespitiydi: bu nasıl muhafazakar bir millet ki ramazan ayında yüksek reyting alan tek bir dini program yok.
türk toplumunda din olgusu zorunlu bir kültür olarak yaşanıyor. bilinçli bir tercihin sonucu gibi görünmüyor çoğu zaman. bunun en bariz göstergesi ömründe camiye gitmeyen adamın ramazanda oruç tutması. çoğu insanın dine dair yaptığı en belirgin şey bu. pasif bir ibadet olmasından mıdır nedir oruç bahsettiğim dinsel kültürün en belirgin örneği. yani bizde din, asırlar boyu yaşana yaşana bir hayat tarzı oluşturmuş ve doğan çocuklar, yeni yetişen nesiller hep bu kültürün istem dışı sürükleyicisi olmuşlar. tabii ki bu durum hep aynı hızda ve oranda devam etmemiş, etmiyor ve etmiyecek gibi de duruyor.
neyse konuyu dağıttım. sadede döneyim. özetle meramım şudur: eski ramazanlar hep eskimeye devam edecek. her nesil kendi eski ramazan alt kültürüne göndermeler yapacak. bu ölüme kadar böyle gidecek. öldükten sonra ne eski ne yeni ramazan kalacak zaten.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar