bugün
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası16
- ilham aliyev11
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- insanların uzaylılar tarafından yaratılması3
- türkiye de artan okul saldırıları4
- sözlük kızlarının kombinleri45
- enerji ve foton uzaylı ırkları2
- fon vurgunu2
- göztepe5
- kendini türk hisseden arap artığı24
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı14
- eyüpspor 0 göztepe 44
- yatağın altındaki canavarla süt içip uyumak3
- sözlüğün ayakları en güzel hatunu3
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- sözlükteki ilişki skandalı37
- 45 adet kurabiye11
- sözlükte çirkin kız olmaması13
- bir bar taburesinde yalnız oturmak2
- manisalı erkekler8
- ikinci dünya savaşına girseydik neler olurdu7
- firavun haklıydı12
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri12
- uludede'ye sorulacak sorular8
- son okunan kitap7
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- gammaz sözlük kızları15
- uludede'nin zebraları giyip yatması8
- filistin57
- gece yatağın altında hatay dürüm gömen cin8
- sevilmeyen yazara pestisitli elma göndermek7
- kesik at kafası7
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- sözlükteki gammaz özelliği11
- sahte motor yağı8
- ismet gurbuz'e kesik at kafası göndermek5
- artık kürt sorunu yoktur14
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- sonbaharda dinlenecek şarkılar5
- doktorluğu en zor tıbbi branş15
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri11
- nervio7
- levent kırca11
- zina yapmayan erkekle dalga geçilmesi9
- içtim şarabı siktim arabı7
- kendini güzel sanan at suratlı kız7
- hırt11
- claudian clouds9
- gece yatağın altından el çıkaran cin5
- s'i l v'e r m'i s t15
cansen başaran bacımız "TÜSiAD a başkan bulmak niye bu kadar zor?" diye sormuş...
ne ilginç! bu soruyu bize mi soruyorsun? hesaplarınızda on milyonlarca dolar var ama bu sorunun cevabını bilmiyorsun demek? çünkü sen burjuva değilsin cansen, sen alt tarafı zengin bir bireysin.
neyse sorunun cevabını ben vereyim sana;
Bu örgüt, büyük sermayenin tek ve tartışmasız sözcüsü olmaktan çıktı, birbirini yiyen "grupların" hesaplaşma platformu haline geldi de ondan.
ilk on yılını anlatan iki kitap yayınlamışlar, bir de yemek düzenleyip tanıtmışlar, büyük şirketlerden ve gazetelerin ekonomi servislerinden elli kişiden fazlasının okumayacağı bu kitaplara basın elbette "reklamverenle iyi geçinmek" kaygısıyla bolca yer verecek, onlara "best-seller muamelesi" yapacaktır.
Anlatılan TÜSiAD'ın "folklorudur", 1979 yılında nasıl ilan kampanyası yaptırmışlar da Ecevit hükümetini düşürmüşler falan...
zırvalıkları bir kenara bırakıyorum, tusiad folklorunu çok merak eden tarihine bakar.
TÜSiAD, eski havasını yitirdi.
Bunda, iyice palazlanan belli bir grubun, açık söyleyelim doğan grubunun ona el koymak sevdası da rol oynadı. Kapalı kapılar ardında kavgalar çıktı, bazı sermaye sahipleri ayrılmaya kalktılar ( "En Hakiki Öz TÜSiAD" adında başka bir örgüt mü kuracaklardı acaba?), Sabancı grubunun sözcüleri tarafından "hele durun, az bekleyin, dışarıya renk vermeyelim" diye yatıştırıldılar.
Aslında bu örgüt hiçbir zaman büyük sermayenin ortak sözcüsü olamadı, o amaçla yola çıktı ama hep birtakım grupların "eline geçti", bir dönem Koç, bir dönem Sabancı, bir dönem Doğan, falan...
Çivisi de böyle böyle çıktı.
Çünkü bir yandan da büyük sermaye "istanbul" ağırlıklı "homojen" yapısını elden kaçırmıştı.
Artık "tek yumruk" olamıyordu. (Bugün benzer bir kampanya düzenleyip hükümeti düşürmeye kalksınlar, bakalım kaç babayiğit imza verir?) Anadolu kaplanları gelmişlerdi...
istanbul ile Anadolu arasında Osmanlı tarihi boyunca var olmuş çelişki artık buraya da yansıyor, 1979 yılında adam yerine konulup da kampanyalarda fikri bile sorulmayan Anadolu sermayesi artık kendi örgütünü kurdu. (MÜSiAD)
istanbul'u "takmıyordu" ... Bunların işyerlerinin ille Anadolu'da bulunması da şart değildi, kaplanlar istanbul'a fiilen girmişlerdi bile.
Genç işadamları ve CEO'lar da artık TÜSiAD'dan yüz çevirmeye başlamışlardı.
Yeni nesil ayrıca "mason olmayan" bir nesildi ve bunun da TÜSiAD'ı zorlayacağı belliydi! Bu örgüt, bugün Avrupa Birliği'ni istiyor ama demokrasiye pek fazla sahip çıkamıyor. Yani, kendi bindiği dalı kesiyor. "Paralar gelsin" demekten ötesini bilmiyor gibi bir havası var.
Ne iktidara, ne bürokrasiye karşı çok güçlü olduğu söylenebilir... Bu da bizzat "sermaye kavramının" utancı olsa gerek.
Herhalde bizlerin "siz ne biçim sermaye sınıfısınız amk" eleştirisinin de etkisiyle anayasa taslağı hakkında yorumlar yapıp, şişi de kebabı da yakmamaya çalışıyordu, hem hükümete hem de yüksek bürokrasiye şirin görünme çabasına giriyor, iki tarafı da idare etmek istiyor, höt denilince de pısıp oturuyordu.
Gene de yatıp kalkıp dua etsin, karşısında son derece sessiz ve pısırık bir işçi sınıfı var.
"Sermaye kendi kafasına göre anayasa hakkında atıp tutuyorlardı, işçi sendikaları neredeydiler?" diye sorulduğunda, bir de bakıyorsunuz onlar 1 Mayıs'ta Taksim'de tepişip polisten dayak yemek gibi kolay kahramanlıklar peşindeler.
Bu örgüte başkan bulmak zor değil ya, krizde en çok kim ağlıyorsa onu yapıverin gitsin!
ne ilginç! bu soruyu bize mi soruyorsun? hesaplarınızda on milyonlarca dolar var ama bu sorunun cevabını bilmiyorsun demek? çünkü sen burjuva değilsin cansen, sen alt tarafı zengin bir bireysin.
neyse sorunun cevabını ben vereyim sana;
Bu örgüt, büyük sermayenin tek ve tartışmasız sözcüsü olmaktan çıktı, birbirini yiyen "grupların" hesaplaşma platformu haline geldi de ondan.
ilk on yılını anlatan iki kitap yayınlamışlar, bir de yemek düzenleyip tanıtmışlar, büyük şirketlerden ve gazetelerin ekonomi servislerinden elli kişiden fazlasının okumayacağı bu kitaplara basın elbette "reklamverenle iyi geçinmek" kaygısıyla bolca yer verecek, onlara "best-seller muamelesi" yapacaktır.
Anlatılan TÜSiAD'ın "folklorudur", 1979 yılında nasıl ilan kampanyası yaptırmışlar da Ecevit hükümetini düşürmüşler falan...
zırvalıkları bir kenara bırakıyorum, tusiad folklorunu çok merak eden tarihine bakar.
TÜSiAD, eski havasını yitirdi.
Bunda, iyice palazlanan belli bir grubun, açık söyleyelim doğan grubunun ona el koymak sevdası da rol oynadı. Kapalı kapılar ardında kavgalar çıktı, bazı sermaye sahipleri ayrılmaya kalktılar ( "En Hakiki Öz TÜSiAD" adında başka bir örgüt mü kuracaklardı acaba?), Sabancı grubunun sözcüleri tarafından "hele durun, az bekleyin, dışarıya renk vermeyelim" diye yatıştırıldılar.
Aslında bu örgüt hiçbir zaman büyük sermayenin ortak sözcüsü olamadı, o amaçla yola çıktı ama hep birtakım grupların "eline geçti", bir dönem Koç, bir dönem Sabancı, bir dönem Doğan, falan...
Çivisi de böyle böyle çıktı.
Çünkü bir yandan da büyük sermaye "istanbul" ağırlıklı "homojen" yapısını elden kaçırmıştı.
Artık "tek yumruk" olamıyordu. (Bugün benzer bir kampanya düzenleyip hükümeti düşürmeye kalksınlar, bakalım kaç babayiğit imza verir?) Anadolu kaplanları gelmişlerdi...
istanbul ile Anadolu arasında Osmanlı tarihi boyunca var olmuş çelişki artık buraya da yansıyor, 1979 yılında adam yerine konulup da kampanyalarda fikri bile sorulmayan Anadolu sermayesi artık kendi örgütünü kurdu. (MÜSiAD)
istanbul'u "takmıyordu" ... Bunların işyerlerinin ille Anadolu'da bulunması da şart değildi, kaplanlar istanbul'a fiilen girmişlerdi bile.
Genç işadamları ve CEO'lar da artık TÜSiAD'dan yüz çevirmeye başlamışlardı.
Yeni nesil ayrıca "mason olmayan" bir nesildi ve bunun da TÜSiAD'ı zorlayacağı belliydi! Bu örgüt, bugün Avrupa Birliği'ni istiyor ama demokrasiye pek fazla sahip çıkamıyor. Yani, kendi bindiği dalı kesiyor. "Paralar gelsin" demekten ötesini bilmiyor gibi bir havası var.
Ne iktidara, ne bürokrasiye karşı çok güçlü olduğu söylenebilir... Bu da bizzat "sermaye kavramının" utancı olsa gerek.
Herhalde bizlerin "siz ne biçim sermaye sınıfısınız amk" eleştirisinin de etkisiyle anayasa taslağı hakkında yorumlar yapıp, şişi de kebabı da yakmamaya çalışıyordu, hem hükümete hem de yüksek bürokrasiye şirin görünme çabasına giriyor, iki tarafı da idare etmek istiyor, höt denilince de pısıp oturuyordu.
Gene de yatıp kalkıp dua etsin, karşısında son derece sessiz ve pısırık bir işçi sınıfı var.
"Sermaye kendi kafasına göre anayasa hakkında atıp tutuyorlardı, işçi sendikaları neredeydiler?" diye sorulduğunda, bir de bakıyorsunuz onlar 1 Mayıs'ta Taksim'de tepişip polisten dayak yemek gibi kolay kahramanlıklar peşindeler.
Bu örgüte başkan bulmak zor değil ya, krizde en çok kim ağlıyorsa onu yapıverin gitsin!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar