bugün
- ismail kartal9
- bugün ne yedin10
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi7
- yanlışlıkla erkek sikmek10
- 17 haziran 2026 gökyüzünde ay yıldız olması3
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi3
- müzik dinlemenin felsefesi2
- sürekli yorgun olan yeni gelin5
- iş verenlerin aç gözlü olması8
- kütüphane de topuklu ile dolaşan kevaşe5
- sultani bezelye2
- şu anda ne yapıyorsun19
- evlenmek için gereken minimum para5
- g72
- tepkiselbiri3
- islam düşmanlarına epstein şoku9
- intihar etmek10
- fokur fokur lubunya kaynaması6
- bugünkü bilgi ile 2000 yıl önce yaşamak3
- günlüğüne ağlayarak çaylak olduğunu yazmak2
- cristiano ronaldo3
- evlenmek yerine tek başına dünyayı gezmek3
- eşim ateist olsa 10 çocuğum da olsa onu boşarım5
- 30 lu yaşlar14
- kürtlük2
- kilo verme günlüğü2
- tutunacak tek dalı uludağ sözlük olan tip5
- kesin bilgi diye bir şey yoktur yaymayalım2
- hdp'yi meclise sokan hainler3
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta7
- arap emperyalizmi5
- sedat pekmez8
- bursa da navigasyonun yanlış yolu göstermesi5
- hobileriniz4
- insanların gözlem yapmaması9
- anın görüntüsü19
- fobileriniz4
- hamburger fiyatlarının iyice çığırından çıkması3
- cristiano ronaldo vs lionel messi5
- 17 haziran 2026 ingiltere hırvatistan maçı3
- keşke arab olsaydım3
- amazon prime video2
- mini etek giymiş şişman kadın2
- isim verin isim3
- sözlükte altın günü yapmak12
- türklerin anadolu'ya sıkışması4
- erkeklerin kadınsılaşması10
- 6 yaşındaki kız çocuğunun evlendirilmesi2
- abur cuburlara gelen olağanüstü zam5
- her sıkıntının sonuna eklenecek müthiş cümle3
hissedilebilecek en asil duygulardan biridir
aslına bakılırsa bilinmezlik içinde, nasıl anlatılır sözlerle. denenir belki ulaşılır. kalem dayanırsa kelamlara, yürek dayanırsa yazarken yaşanan hisse, belki söyleyebilir bir kaç şey. en azından denenmeye değer çünkü belkide sonunda kendini anlatmak vardır. belkide gecelere katılabilecek bir anlam saklıdır içinde. derinlerde. kim bilir?
şahsi midir, kim bilir ama melankoli deyince akla yağmur geliyor. her saatte ayrı anlamı olan yağmur. istanbul geliyor her mevsimde bir başka güzel istanbul. ve fikirler birleşiyor istanbul ve yağmur. şöyle bir düşünülürde bu iki kelime ile alakalı ne kadar yazılır, tahmin etmek zor gibi. öykü gibi bir yaşam hayal etmeye gelince, istanbulun sessiz sokaklarında arada bir geçen arabaların tekerleklerinden sıçrayan yağmur suyunun sesleri, yağan yağmurun her damlasında sanki tokatlar atar gibi ok fırlatır gibi yüreğe duygu seli akması. biraz acı gülümsemelerle hatırlanabilecek çocukluk anıları, belki sevdiği tarafından söylenilen acı bir söz, hem acıtması hemde acı bir sevgi bırakması.
ve yolları dünyadan bağımsız sadece tek kişilik şehiri, istanbulu sel götürmesi. düşündürmesi yaşanan acı olayların hatra gelmesi, eskimiş fakat değeri çok ama çok artmış bir sürü olayın gözler önüne hortlaması sanki. belki bir şarkı ile, yada sadece düşünce. yağmura aşık yorgun bir serçe gibi. çektiğin acılar esnasında, sevdiğinin mutlu olmasını istemek gibi. acımak gibi. geçen zamanın arkasından ağlamak gibi. kaleme alınmamış bir sürü melankolik duygu gibi.
oysa sorulsa neye yarayacağı akıtılan onca göz yaşının zamanın arkasından, ne olur ki cevabı? sinir eden delirten, ölmek ile öldürmek arasında cambazlık yaptıran olayların içinde, her ne kadar düşünebilme ihtimali bilinmeksizin, öykü gibi yaşamlar düşlemek. ağlamaktan neredeyse ağlamanın manasız olacağını düşünme noktasına ulaşmak. bazı tehlikeleri, isteyip istemediğini bilemeden, ne istediğini bilemeden yokmuş gibi görmek, görmeye çalışmak. arkanızdan bağıran birine aldırmamaya çalışmak, tabiri caizse takmamak, fakat sonra odaya geçip kapıyı kilitleyip ağlamak. yoran olaylarda bir nefes ağlamak ve devam etmek. kimileri gülmekten yorulmuşken, ağlamaya korkmak. korkmak..
bir düşünce vardır. istanbul veya her ne aşık olunmuş şehir olursa olsun herhalde bunun gibi olurdu fakat istanbul'u anlatacak olursak, ayrılık olunca bir gün, o gün, aşık şehirle yaşanılan her günden çok, her geçen anı ânından çok güzel olduğunu hissetmek. o gün martıların daha bir aşkla çırpınışları göz önüne gelmesi. vapurların çıkardığı sesler, dalga sesleri, sokak kokusundan gökyüzünün maviliğine.. anlatılamayacak bir istanbul hayal etmek o gün. acı çekmek ve kurtulamamak belkide kurtulamamasına kendisi de yardım etmesi insanın. zor bir duygudur. vardır melankoli. olabilir..
anlatıpda bir nokta koyulabilecek bir duygu mudur belki değildir ama onca olabilecek önyargıları unutmaya çalışarak, sevgili ile göz göze iken etraftan gelebilecek etkenleri hiçe saymaya çalışmak gibi söylenmek ister. kelama dökülmek, kalemden akmak ister bu gibi bazı duygular. hayatı bir sinema gibi görüp mekandan çıkmak ister belki. mekandan veya zamandan..
aslına bakılırsa bilinmezlik içinde, nasıl anlatılır sözlerle. denenir belki ulaşılır. kalem dayanırsa kelamlara, yürek dayanırsa yazarken yaşanan hisse, belki söyleyebilir bir kaç şey. en azından denenmeye değer çünkü belkide sonunda kendini anlatmak vardır. belkide gecelere katılabilecek bir anlam saklıdır içinde. derinlerde. kim bilir?
şahsi midir, kim bilir ama melankoli deyince akla yağmur geliyor. her saatte ayrı anlamı olan yağmur. istanbul geliyor her mevsimde bir başka güzel istanbul. ve fikirler birleşiyor istanbul ve yağmur. şöyle bir düşünülürde bu iki kelime ile alakalı ne kadar yazılır, tahmin etmek zor gibi. öykü gibi bir yaşam hayal etmeye gelince, istanbulun sessiz sokaklarında arada bir geçen arabaların tekerleklerinden sıçrayan yağmur suyunun sesleri, yağan yağmurun her damlasında sanki tokatlar atar gibi ok fırlatır gibi yüreğe duygu seli akması. biraz acı gülümsemelerle hatırlanabilecek çocukluk anıları, belki sevdiği tarafından söylenilen acı bir söz, hem acıtması hemde acı bir sevgi bırakması.
ve yolları dünyadan bağımsız sadece tek kişilik şehiri, istanbulu sel götürmesi. düşündürmesi yaşanan acı olayların hatra gelmesi, eskimiş fakat değeri çok ama çok artmış bir sürü olayın gözler önüne hortlaması sanki. belki bir şarkı ile, yada sadece düşünce. yağmura aşık yorgun bir serçe gibi. çektiğin acılar esnasında, sevdiğinin mutlu olmasını istemek gibi. acımak gibi. geçen zamanın arkasından ağlamak gibi. kaleme alınmamış bir sürü melankolik duygu gibi.
oysa sorulsa neye yarayacağı akıtılan onca göz yaşının zamanın arkasından, ne olur ki cevabı? sinir eden delirten, ölmek ile öldürmek arasında cambazlık yaptıran olayların içinde, her ne kadar düşünebilme ihtimali bilinmeksizin, öykü gibi yaşamlar düşlemek. ağlamaktan neredeyse ağlamanın manasız olacağını düşünme noktasına ulaşmak. bazı tehlikeleri, isteyip istemediğini bilemeden, ne istediğini bilemeden yokmuş gibi görmek, görmeye çalışmak. arkanızdan bağıran birine aldırmamaya çalışmak, tabiri caizse takmamak, fakat sonra odaya geçip kapıyı kilitleyip ağlamak. yoran olaylarda bir nefes ağlamak ve devam etmek. kimileri gülmekten yorulmuşken, ağlamaya korkmak. korkmak..
bir düşünce vardır. istanbul veya her ne aşık olunmuş şehir olursa olsun herhalde bunun gibi olurdu fakat istanbul'u anlatacak olursak, ayrılık olunca bir gün, o gün, aşık şehirle yaşanılan her günden çok, her geçen anı ânından çok güzel olduğunu hissetmek. o gün martıların daha bir aşkla çırpınışları göz önüne gelmesi. vapurların çıkardığı sesler, dalga sesleri, sokak kokusundan gökyüzünün maviliğine.. anlatılamayacak bir istanbul hayal etmek o gün. acı çekmek ve kurtulamamak belkide kurtulamamasına kendisi de yardım etmesi insanın. zor bir duygudur. vardır melankoli. olabilir..
anlatıpda bir nokta koyulabilecek bir duygu mudur belki değildir ama onca olabilecek önyargıları unutmaya çalışarak, sevgili ile göz göze iken etraftan gelebilecek etkenleri hiçe saymaya çalışmak gibi söylenmek ister. kelama dökülmek, kalemden akmak ister bu gibi bazı duygular. hayatı bir sinema gibi görüp mekandan çıkmak ister belki. mekandan veya zamandan..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar