bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı10
- üç harflilerin size gösterdiği vizyonlar7
- incil vahiy9
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı9
- nervio hamferdi11
- kadir mısıroğlunu vatandaşlıktan atan fenerbahçeli3
- anın görüntüsü20
- recep tayyip erdoğan26
- almanya6
- diamond bey birader elmas beydir4
- galatasaray11
- 30 ağustos zafer bayramı16
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı29
- sarapci koala69
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- eksilemeyi hobi haline getirmek4
- tai lung44
- zihin okuma mümkün mü4
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- türklerin türkiye de asimile olması6
- nerede yanlış yaptım2
- 0 0 713
- rafael leao34
- 29 ağustos 2026 konyaspor kocaelispor maçı4
- winsley boteli2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- kışlık domates yapmak2
- zihinsel atom2
- mustafa kemal atatürk7
- ismet gürbüz3
- mutlu ama uzak olsun6
- annenin hayatındaki kadını onaylamaması5
- sözlüğün en bohem yazarı5
- cem yılmaz7
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- aleksey batrakov11
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- baldız baldan tatlıdır3
- uzun bacaklı ince belli iri göğüslü dar kalçalı4
- beklenti2
- israil2
- doğulu ve güneydoğulu türkler3
- zihin kontrolü2
- tom holland5
- menzil cemaati ne üretiyor9
- zaman insanı olgunlaştırır mı4
- şarap2
- tarihsizlik3
- ekt2
başlamadan önce,
https://www.uludagsozluk.com/e/36477067/
o zamanlar sene 2012. hayatımda ilk kez aşık olmuşum. hani şu tam ergenlikte bi defaya mahsus masal gibi bi aşık olursunuz. onu geçiriyorum.
tüm günü orda burda el ele göz göze geçiriyoruz. yüzümüz hep gülüyor. hava kar kış, soğuk koymuyor mutlu insana. hayatım öyle güzel gidiyor. eskiden beni tanıyanlar bilir serhat'ı.
sonra bi gün, her ergen masalı gibi sebebini bilmediğim bi şekilde kendimi modada yedi saat araliksiz ağlarken buluyorum. bacaklarımın üzerinde durmak istemiyor, yerin en dibine düşmek istiyorum.
iki hafta hasta yatıyorum sonra. canımla uğraşırken biraz akıllanıp susmaya çalışıyorum. kendimi hayata vermeye çalışıyorum. arkadaşlarıma, okula, hobilerime.
bi akşam üstü bi saksıya bi kaç meyve çekirdeği öteliyorum. büyütürüm ben bunları diye. çünkü umut var. hevesimden çatlayacak kadar istiyorum hayat bulmasını.
bi kaç gün sonra bi akşam yine.. saksı didik didik edilmiş, toprağı diğer saksilara pay edilmiş buluyorum.
hayatım boyunca tanrıya, kendime, hayata inancımı hiç o saksının başındaki kadar hiç yitirmedim. öylece kaldım. boktan başlamış hayatımın içinde zerre umut olmadığını kabullendim.
daha kötüydüm. daha çok canım yaniyordu. daha çok ağlıyordum.
bi kaç hafta sonra, önce serhat geldi. sonra o karışık saksılardan birinden yeşil bi yaprak fırlayıverdi.
bunun üzerinden beş sene geçti. şu an limon ağacı sağ tarafımda. boyu bir metre oldu neredeyse. her baktığımda mucizeler gerçek, umut var diyorum kendime. yıkılmamak için çok tutundum, hala tutunuyorum lazım oldukça.
serhat'a gelince, her ergen masali gibi ayrilip iki güzel insan olduk.
bence mucizeler var ve bütün kırgınlıklar çok yalan.
gelecekten gelen edit: limon ağacı artık balıkesirde kökleniyor. Benden uzun oldu. çok mutlu ve kocaman bi ağaç. geçen ay ziyaret edip sımsıkı sarıldım, beni hayatta tuttuğu için teşekkür ettim.
biz yıllar sonra yeniden denedik ama beraber mutlu insanlar olmadığımızı anlayınca dost kalmaya karar vermiştik. sonra başka insanlarla mutluluğumu görüp benim için mutlu olmuştu. ben aşık oldum. çok. çok aşık oldum. o kadar ki evlenmeye karar verdim. saçma mı geliyor kulağa? çocukluğumun bi parçası ondaydı, benim gerçek aşkı bulmama mutlu olmalıydı. sonsuza kadar dost kalacağımız sözünü tutmalıydı.
limon ağacı köklerini dünyaya sımsıkı sararken, serhat bir okyanus ve iki kıta uzağa gitti. umarım o da orada köklenir ve gerçekten mutlu birisi olur.
bense o zamanlar hayal bile edemeyeceğim kadar güçlü ve huzurlu bi aşkın içinde beş yıldır sarhoş yaşıyorum. hayat iyi ki hep kendi bildiğini okuyor ve bizi öyle ya da böyle doğru yere götürüyor.
https://www.uludagsozluk.com/e/36477067/
o zamanlar sene 2012. hayatımda ilk kez aşık olmuşum. hani şu tam ergenlikte bi defaya mahsus masal gibi bi aşık olursunuz. onu geçiriyorum.
tüm günü orda burda el ele göz göze geçiriyoruz. yüzümüz hep gülüyor. hava kar kış, soğuk koymuyor mutlu insana. hayatım öyle güzel gidiyor. eskiden beni tanıyanlar bilir serhat'ı.
sonra bi gün, her ergen masalı gibi sebebini bilmediğim bi şekilde kendimi modada yedi saat araliksiz ağlarken buluyorum. bacaklarımın üzerinde durmak istemiyor, yerin en dibine düşmek istiyorum.
iki hafta hasta yatıyorum sonra. canımla uğraşırken biraz akıllanıp susmaya çalışıyorum. kendimi hayata vermeye çalışıyorum. arkadaşlarıma, okula, hobilerime.
bi akşam üstü bi saksıya bi kaç meyve çekirdeği öteliyorum. büyütürüm ben bunları diye. çünkü umut var. hevesimden çatlayacak kadar istiyorum hayat bulmasını.
bi kaç gün sonra bi akşam yine.. saksı didik didik edilmiş, toprağı diğer saksilara pay edilmiş buluyorum.
hayatım boyunca tanrıya, kendime, hayata inancımı hiç o saksının başındaki kadar hiç yitirmedim. öylece kaldım. boktan başlamış hayatımın içinde zerre umut olmadığını kabullendim.
daha kötüydüm. daha çok canım yaniyordu. daha çok ağlıyordum.
bi kaç hafta sonra, önce serhat geldi. sonra o karışık saksılardan birinden yeşil bi yaprak fırlayıverdi.
bunun üzerinden beş sene geçti. şu an limon ağacı sağ tarafımda. boyu bir metre oldu neredeyse. her baktığımda mucizeler gerçek, umut var diyorum kendime. yıkılmamak için çok tutundum, hala tutunuyorum lazım oldukça.
serhat'a gelince, her ergen masali gibi ayrilip iki güzel insan olduk.
bence mucizeler var ve bütün kırgınlıklar çok yalan.
gelecekten gelen edit: limon ağacı artık balıkesirde kökleniyor. Benden uzun oldu. çok mutlu ve kocaman bi ağaç. geçen ay ziyaret edip sımsıkı sarıldım, beni hayatta tuttuğu için teşekkür ettim.
biz yıllar sonra yeniden denedik ama beraber mutlu insanlar olmadığımızı anlayınca dost kalmaya karar vermiştik. sonra başka insanlarla mutluluğumu görüp benim için mutlu olmuştu. ben aşık oldum. çok. çok aşık oldum. o kadar ki evlenmeye karar verdim. saçma mı geliyor kulağa? çocukluğumun bi parçası ondaydı, benim gerçek aşkı bulmama mutlu olmalıydı. sonsuza kadar dost kalacağımız sözünü tutmalıydı.
limon ağacı köklerini dünyaya sımsıkı sararken, serhat bir okyanus ve iki kıta uzağa gitti. umarım o da orada köklenir ve gerçekten mutlu birisi olur.
bense o zamanlar hayal bile edemeyeceğim kadar güçlü ve huzurlu bi aşkın içinde beş yıldır sarhoş yaşıyorum. hayat iyi ki hep kendi bildiğini okuyor ve bizi öyle ya da böyle doğru yere götürüyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar