bugün
- evrim2
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini16
- sizi en çok ne üzer2
- cinsel taciz6
- chp'nin hali ne olacak33
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması2
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey3
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini8
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği2
- matrix2
- star wars2
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük6
- başarılı sigara bırakma teknikleri10
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması2
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- kimseye borç vermeyen insan11
- türk kızının bumble da yazdığı erkek kriterleri2
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık8
- m r e r e c t o20
- satrançtaki en güçsüz taş3
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- en sevdiğiniz müzik türü10
- sedat pekmez24
- sözlük kızlarının favori sözlük erkekleri6
- diamond bosphoruss denen yazar22
- yalnızlık4
- onca zorluğun arasında mağaraya resim yapan tip3
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- koca bulmak5
- uysaljakoben buraya bak aslanım6
- iran'dan israil'e tehdit3
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- beyazsemsiyeliyabanci48
- belfastta cihatçının kafa kesmesi4
- gocu27
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- kendini çirkin bulan yazarlar4
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- ilgi manyağı olmak5
- klozet neden bu kadar ses çıkarıyor3
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- türkiyenin en yakışıklı erkeği4
- tai lung11
- başbiraderin profilinin halen gizli olması4
- her gün içsem bıkmam içecekleri3
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları5
- süt gibi bembeyaz tenli kızlar3
- kayyum kemal8
kazan sürekli kaynadığı için trabzon'u tekrar değerlendirmekte fayda var...
geçmişi unutmadan:
(bkz: gözü kapalı akp ye oy verecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu yu vekil seçecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu nun cevap veremediği erdoğan sorusu/#25127814)
(bkz: trabzon/#29842592)
şimdi bu yazıdan önce yakın geçmişte yazılanları da yorumlayarak genel bir sonuca varmakta fayda var. şöyle ki; bir şeyin milliyetçisi olmak o ''şey''in yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. o ''şey'' değerlerini sahiplenmeyi, yaşatmayı, bir haksızlığa uğramış ya da uğruyorsa da hesabını sormayı gerektirir. milliyetçilik bu şekilde uygulandığında elbette güzel bir şeydir fakat fikri olmadan bilgisi olanların elinde doğal olarak tehlikeli bir enstrümana dönüşebilir. buradan yola çıktığımızda trabzonlular'ın, her ne kadar rumlar'ın şehrin tarihinde önemli bir rol oynamış oldukları gerçekliği varsa da, ''rum milliyetçisi'' olduklarını iddaa etmek hiçbir gerçeklikle örtüşmemektedir. zira trabzonlular türk milliyetçisi de değillerdir. kendilerini öyle sanmaktadırlar.
sadece yıllardan beri pompalanan bir ''milliyetçilik'' dalgasına kendini kaptırmıştır. ki bu siyasetin sattığı ''din'' ile birleşince az önce bahsettiğim tehlikeli enstrümana bir tel daha eklenmiş, gericilik/aydınlanamama, işsizlik/göç gibi problemler şehirde artmıştır.
eğer trabzon'da yaşayan bir milliyetçiyseniz ülke ekonomisine ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. şehrin en popüler mesleği senelerdir dolmuşçuluk olduğu için senede şehrin 3-4 ayının biraz canlı geçmesini sağlayan turizm ve fındığı bu hesaba katmasak daha iyi olur. trabzon'da gelişen turizm ''arap gezdirme''den ibaret olduğu için yine bir nevi dolmuşçuluk benzeri bir meslek dalı alıp başını gidiyor yaz aylarında.
bu ''kör'' milliyetçilik devletçilik ile birleşince ''sorgulayamama'' hastalığı oluşuyor. yani çıkıp biri ''biz neden bunlara mahkum edildik, bu şehirde neden geçerli bir iş kolu açılmıyor, gençler neden işsiz?'' diyemiyor. çünkü ''kör'' din ve milliyetçilik temelli enstrümana bir tel daha eklendi: ''devletçilik''. devlet haklıdır. en doğrusunu yapar. eskiden bu bile yoktu gibi hikayeler...
bu 3 telli enstrüman, ki bunu sakın kemençe ile karıştırmayın, ahenksiz, renksiz, karambole bir enstrümandır. çalması da oldukça basittir. kemençe çalmak zeki insan işidir. bu bahsettiğimiz 3 telli için saytayı kafana göre vursan yeter. ses çıkar. birileri de sana ses verir. mühim olan bu enstrümanın tellerini birer birer söküp atmak zihni berrak tutmaktır.
yükselen dalgaya bakılırsa bu teller kolay kolay sökülemeyecek gibi ama paslandıkları kesin.
şunu unutmamak lazım: bu şehirde kendini bu dalgaya kaptıran %66 varsa karşısında da bir %34 var. bu %34 trabzonspor'un çalınan şampiyonluğunu da, bu hırsızlığa kimlerin göz yumduğunu da iyi biliyor. bu %34 şehirdeki işsizlik vb. sorunları da iyi biliyor, doğanın nasıl peşkeş çekildiğini de...
kafasını biraz kaldırdığında da ülkenin nereye gittiğini görüyor...
eğer bir miiliyetçilikten söz edeceksek hakkari trabzon'dan daha milliyetçidir. zira trabzon'da sorgulayan, az önceki deyişimle ''kör olmayan'' milliyetçilerin oranı sadece %34.
geçmişi unutmadan:
(bkz: gözü kapalı akp ye oy verecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu yu vekil seçecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu nun cevap veremediği erdoğan sorusu/#25127814)
(bkz: trabzon/#29842592)
şimdi bu yazıdan önce yakın geçmişte yazılanları da yorumlayarak genel bir sonuca varmakta fayda var. şöyle ki; bir şeyin milliyetçisi olmak o ''şey''in yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. o ''şey'' değerlerini sahiplenmeyi, yaşatmayı, bir haksızlığa uğramış ya da uğruyorsa da hesabını sormayı gerektirir. milliyetçilik bu şekilde uygulandığında elbette güzel bir şeydir fakat fikri olmadan bilgisi olanların elinde doğal olarak tehlikeli bir enstrümana dönüşebilir. buradan yola çıktığımızda trabzonlular'ın, her ne kadar rumlar'ın şehrin tarihinde önemli bir rol oynamış oldukları gerçekliği varsa da, ''rum milliyetçisi'' olduklarını iddaa etmek hiçbir gerçeklikle örtüşmemektedir. zira trabzonlular türk milliyetçisi de değillerdir. kendilerini öyle sanmaktadırlar.
sadece yıllardan beri pompalanan bir ''milliyetçilik'' dalgasına kendini kaptırmıştır. ki bu siyasetin sattığı ''din'' ile birleşince az önce bahsettiğim tehlikeli enstrümana bir tel daha eklenmiş, gericilik/aydınlanamama, işsizlik/göç gibi problemler şehirde artmıştır.
eğer trabzon'da yaşayan bir milliyetçiyseniz ülke ekonomisine ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. şehrin en popüler mesleği senelerdir dolmuşçuluk olduğu için senede şehrin 3-4 ayının biraz canlı geçmesini sağlayan turizm ve fındığı bu hesaba katmasak daha iyi olur. trabzon'da gelişen turizm ''arap gezdirme''den ibaret olduğu için yine bir nevi dolmuşçuluk benzeri bir meslek dalı alıp başını gidiyor yaz aylarında.
bu ''kör'' milliyetçilik devletçilik ile birleşince ''sorgulayamama'' hastalığı oluşuyor. yani çıkıp biri ''biz neden bunlara mahkum edildik, bu şehirde neden geçerli bir iş kolu açılmıyor, gençler neden işsiz?'' diyemiyor. çünkü ''kör'' din ve milliyetçilik temelli enstrümana bir tel daha eklendi: ''devletçilik''. devlet haklıdır. en doğrusunu yapar. eskiden bu bile yoktu gibi hikayeler...
bu 3 telli enstrüman, ki bunu sakın kemençe ile karıştırmayın, ahenksiz, renksiz, karambole bir enstrümandır. çalması da oldukça basittir. kemençe çalmak zeki insan işidir. bu bahsettiğimiz 3 telli için saytayı kafana göre vursan yeter. ses çıkar. birileri de sana ses verir. mühim olan bu enstrümanın tellerini birer birer söküp atmak zihni berrak tutmaktır.
yükselen dalgaya bakılırsa bu teller kolay kolay sökülemeyecek gibi ama paslandıkları kesin.
şunu unutmamak lazım: bu şehirde kendini bu dalgaya kaptıran %66 varsa karşısında da bir %34 var. bu %34 trabzonspor'un çalınan şampiyonluğunu da, bu hırsızlığa kimlerin göz yumduğunu da iyi biliyor. bu %34 şehirdeki işsizlik vb. sorunları da iyi biliyor, doğanın nasıl peşkeş çekildiğini de...
kafasını biraz kaldırdığında da ülkenin nereye gittiğini görüyor...
eğer bir miiliyetçilikten söz edeceksek hakkari trabzon'dan daha milliyetçidir. zira trabzon'da sorgulayan, az önceki deyişimle ''kör olmayan'' milliyetçilerin oranı sadece %34.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
