bugün
- beyaz pasta8
- ruffles ketçaplı7
- 2008 ekonomik krizi6
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- ilişkide lider olmayı seven kadın5
- anın görüntüsü12
- giysi fiyatlarının uçması5
- salon erkeği4
- lüks araba istemeyen erkek5
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu11
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- ayrıldıktan sonra deccale dönen kadın4
- üniversiteli kızlar3
- lüks araba isteyen türk kızları4
- hayattaki en kötü duygu4
- ekşi sözlük6
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum2
- şeker hastalığı2
- lüks arabam var diyen erkeğin arabası2
- ölmeden önce son isteğiniz sorulsa4
- 2017 ekonomik krizi2
- dalaman çayı3
- bir sözlük kızının lüks arabasına binmek2
- giresunlu olmanın zorlukları10
- github copilot'un kod tamamlama oranı2
- ilker başbuğ2
- amedspor9
- muslettin amca3
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- kuranı arapça okuyup anlamını bilmemek5
- esra'yı aç esra'yı5
- yallah arabistan a diyen tip11
- türbanlı bir kadınla evlenmek istiyorum2
- şaka maka her şeyin çok pahalanması2
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- ese dezze4
- vajinaya limon sıkıp emmek7
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak18
- trabzonspor17
- karışık kızartma7
- halloween kutlayan dejenere tip7
- sürü psikolojisi2
- enver altaylı2
- evrensel dil türkçe olsaydı olacaklar2
- yemek yedikten sonra nabzın yükselmesi5
- asperger sendromu8
- ioçk'un meyveli sodayı bırakması3
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- fuck taliban tişörtü7
kazan sürekli kaynadığı için trabzon'u tekrar değerlendirmekte fayda var...
geçmişi unutmadan:
(bkz: gözü kapalı akp ye oy verecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu yu vekil seçecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu nun cevap veremediği erdoğan sorusu/#25127814)
(bkz: trabzon/#29842592)
şimdi bu yazıdan önce yakın geçmişte yazılanları da yorumlayarak genel bir sonuca varmakta fayda var. şöyle ki; bir şeyin milliyetçisi olmak o ''şey''in yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. o ''şey'' değerlerini sahiplenmeyi, yaşatmayı, bir haksızlığa uğramış ya da uğruyorsa da hesabını sormayı gerektirir. milliyetçilik bu şekilde uygulandığında elbette güzel bir şeydir fakat fikri olmadan bilgisi olanların elinde doğal olarak tehlikeli bir enstrümana dönüşebilir. buradan yola çıktığımızda trabzonlular'ın, her ne kadar rumlar'ın şehrin tarihinde önemli bir rol oynamış oldukları gerçekliği varsa da, ''rum milliyetçisi'' olduklarını iddaa etmek hiçbir gerçeklikle örtüşmemektedir. zira trabzonlular türk milliyetçisi de değillerdir. kendilerini öyle sanmaktadırlar.
sadece yıllardan beri pompalanan bir ''milliyetçilik'' dalgasına kendini kaptırmıştır. ki bu siyasetin sattığı ''din'' ile birleşince az önce bahsettiğim tehlikeli enstrümana bir tel daha eklenmiş, gericilik/aydınlanamama, işsizlik/göç gibi problemler şehirde artmıştır.
eğer trabzon'da yaşayan bir milliyetçiyseniz ülke ekonomisine ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. şehrin en popüler mesleği senelerdir dolmuşçuluk olduğu için senede şehrin 3-4 ayının biraz canlı geçmesini sağlayan turizm ve fındığı bu hesaba katmasak daha iyi olur. trabzon'da gelişen turizm ''arap gezdirme''den ibaret olduğu için yine bir nevi dolmuşçuluk benzeri bir meslek dalı alıp başını gidiyor yaz aylarında.
bu ''kör'' milliyetçilik devletçilik ile birleşince ''sorgulayamama'' hastalığı oluşuyor. yani çıkıp biri ''biz neden bunlara mahkum edildik, bu şehirde neden geçerli bir iş kolu açılmıyor, gençler neden işsiz?'' diyemiyor. çünkü ''kör'' din ve milliyetçilik temelli enstrümana bir tel daha eklendi: ''devletçilik''. devlet haklıdır. en doğrusunu yapar. eskiden bu bile yoktu gibi hikayeler...
bu 3 telli enstrüman, ki bunu sakın kemençe ile karıştırmayın, ahenksiz, renksiz, karambole bir enstrümandır. çalması da oldukça basittir. kemençe çalmak zeki insan işidir. bu bahsettiğimiz 3 telli için saytayı kafana göre vursan yeter. ses çıkar. birileri de sana ses verir. mühim olan bu enstrümanın tellerini birer birer söküp atmak zihni berrak tutmaktır.
yükselen dalgaya bakılırsa bu teller kolay kolay sökülemeyecek gibi ama paslandıkları kesin.
şunu unutmamak lazım: bu şehirde kendini bu dalgaya kaptıran %66 varsa karşısında da bir %34 var. bu %34 trabzonspor'un çalınan şampiyonluğunu da, bu hırsızlığa kimlerin göz yumduğunu da iyi biliyor. bu %34 şehirdeki işsizlik vb. sorunları da iyi biliyor, doğanın nasıl peşkeş çekildiğini de...
kafasını biraz kaldırdığında da ülkenin nereye gittiğini görüyor...
eğer bir miiliyetçilikten söz edeceksek hakkari trabzon'dan daha milliyetçidir. zira trabzon'da sorgulayan, az önceki deyişimle ''kör olmayan'' milliyetçilerin oranı sadece %34.
geçmişi unutmadan:
(bkz: gözü kapalı akp ye oy verecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu yu vekil seçecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu nun cevap veremediği erdoğan sorusu/#25127814)
(bkz: trabzon/#29842592)
şimdi bu yazıdan önce yakın geçmişte yazılanları da yorumlayarak genel bir sonuca varmakta fayda var. şöyle ki; bir şeyin milliyetçisi olmak o ''şey''in yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. o ''şey'' değerlerini sahiplenmeyi, yaşatmayı, bir haksızlığa uğramış ya da uğruyorsa da hesabını sormayı gerektirir. milliyetçilik bu şekilde uygulandığında elbette güzel bir şeydir fakat fikri olmadan bilgisi olanların elinde doğal olarak tehlikeli bir enstrümana dönüşebilir. buradan yola çıktığımızda trabzonlular'ın, her ne kadar rumlar'ın şehrin tarihinde önemli bir rol oynamış oldukları gerçekliği varsa da, ''rum milliyetçisi'' olduklarını iddaa etmek hiçbir gerçeklikle örtüşmemektedir. zira trabzonlular türk milliyetçisi de değillerdir. kendilerini öyle sanmaktadırlar.
sadece yıllardan beri pompalanan bir ''milliyetçilik'' dalgasına kendini kaptırmıştır. ki bu siyasetin sattığı ''din'' ile birleşince az önce bahsettiğim tehlikeli enstrümana bir tel daha eklenmiş, gericilik/aydınlanamama, işsizlik/göç gibi problemler şehirde artmıştır.
eğer trabzon'da yaşayan bir milliyetçiyseniz ülke ekonomisine ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. şehrin en popüler mesleği senelerdir dolmuşçuluk olduğu için senede şehrin 3-4 ayının biraz canlı geçmesini sağlayan turizm ve fındığı bu hesaba katmasak daha iyi olur. trabzon'da gelişen turizm ''arap gezdirme''den ibaret olduğu için yine bir nevi dolmuşçuluk benzeri bir meslek dalı alıp başını gidiyor yaz aylarında.
bu ''kör'' milliyetçilik devletçilik ile birleşince ''sorgulayamama'' hastalığı oluşuyor. yani çıkıp biri ''biz neden bunlara mahkum edildik, bu şehirde neden geçerli bir iş kolu açılmıyor, gençler neden işsiz?'' diyemiyor. çünkü ''kör'' din ve milliyetçilik temelli enstrümana bir tel daha eklendi: ''devletçilik''. devlet haklıdır. en doğrusunu yapar. eskiden bu bile yoktu gibi hikayeler...
bu 3 telli enstrüman, ki bunu sakın kemençe ile karıştırmayın, ahenksiz, renksiz, karambole bir enstrümandır. çalması da oldukça basittir. kemençe çalmak zeki insan işidir. bu bahsettiğimiz 3 telli için saytayı kafana göre vursan yeter. ses çıkar. birileri de sana ses verir. mühim olan bu enstrümanın tellerini birer birer söküp atmak zihni berrak tutmaktır.
yükselen dalgaya bakılırsa bu teller kolay kolay sökülemeyecek gibi ama paslandıkları kesin.
şunu unutmamak lazım: bu şehirde kendini bu dalgaya kaptıran %66 varsa karşısında da bir %34 var. bu %34 trabzonspor'un çalınan şampiyonluğunu da, bu hırsızlığa kimlerin göz yumduğunu da iyi biliyor. bu %34 şehirdeki işsizlik vb. sorunları da iyi biliyor, doğanın nasıl peşkeş çekildiğini de...
kafasını biraz kaldırdığında da ülkenin nereye gittiğini görüyor...
eğer bir miiliyetçilikten söz edeceksek hakkari trabzon'dan daha milliyetçidir. zira trabzon'da sorgulayan, az önceki deyişimle ''kör olmayan'' milliyetçilerin oranı sadece %34.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar