bugün
- fil8
- aslan8
- habire1275
- mutsuzluğun en büyük nedeni14
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- iş bulamamak4
- sssilvermist22
- ben geldim naneler13
- insan kaynakları3
- claudian clouds kadındır12
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek3
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- cilgincapkin13
- spaghetto2
- japon denince akla gelenler3
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- anın görüntüsü18
- yazarların almak istediği hediyeler4
- deccal'in sozluge gelmesi10
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- ben senin yerinde olsam5
- küs insanları barıştırmak3
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- bir ay çaylak olmak4
- sözlükteki kavganın amacı5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- nickten isim tahmini yapmak25
- gece sokağa çıkıp auuuu diye bağırmak3
- lionel messi3
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- yorgun mermi13
- suca suruklenen cocuk7
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- temmuz6
- en sevilen su markası3
- burhaniye6
- mutlu ama uzak olsun3
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
- gece denize girmek12
kazan sürekli kaynadığı için trabzon'u tekrar değerlendirmekte fayda var...
geçmişi unutmadan:
(bkz: gözü kapalı akp ye oy verecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu yu vekil seçecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu nun cevap veremediği erdoğan sorusu/#25127814)
(bkz: trabzon/#29842592)
şimdi bu yazıdan önce yakın geçmişte yazılanları da yorumlayarak genel bir sonuca varmakta fayda var. şöyle ki; bir şeyin milliyetçisi olmak o ''şey''in yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. o ''şey'' değerlerini sahiplenmeyi, yaşatmayı, bir haksızlığa uğramış ya da uğruyorsa da hesabını sormayı gerektirir. milliyetçilik bu şekilde uygulandığında elbette güzel bir şeydir fakat fikri olmadan bilgisi olanların elinde doğal olarak tehlikeli bir enstrümana dönüşebilir. buradan yola çıktığımızda trabzonlular'ın, her ne kadar rumlar'ın şehrin tarihinde önemli bir rol oynamış oldukları gerçekliği varsa da, ''rum milliyetçisi'' olduklarını iddaa etmek hiçbir gerçeklikle örtüşmemektedir. zira trabzonlular türk milliyetçisi de değillerdir. kendilerini öyle sanmaktadırlar.
sadece yıllardan beri pompalanan bir ''milliyetçilik'' dalgasına kendini kaptırmıştır. ki bu siyasetin sattığı ''din'' ile birleşince az önce bahsettiğim tehlikeli enstrümana bir tel daha eklenmiş, gericilik/aydınlanamama, işsizlik/göç gibi problemler şehirde artmıştır.
eğer trabzon'da yaşayan bir milliyetçiyseniz ülke ekonomisine ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. şehrin en popüler mesleği senelerdir dolmuşçuluk olduğu için senede şehrin 3-4 ayının biraz canlı geçmesini sağlayan turizm ve fındığı bu hesaba katmasak daha iyi olur. trabzon'da gelişen turizm ''arap gezdirme''den ibaret olduğu için yine bir nevi dolmuşçuluk benzeri bir meslek dalı alıp başını gidiyor yaz aylarında.
bu ''kör'' milliyetçilik devletçilik ile birleşince ''sorgulayamama'' hastalığı oluşuyor. yani çıkıp biri ''biz neden bunlara mahkum edildik, bu şehirde neden geçerli bir iş kolu açılmıyor, gençler neden işsiz?'' diyemiyor. çünkü ''kör'' din ve milliyetçilik temelli enstrümana bir tel daha eklendi: ''devletçilik''. devlet haklıdır. en doğrusunu yapar. eskiden bu bile yoktu gibi hikayeler...
bu 3 telli enstrüman, ki bunu sakın kemençe ile karıştırmayın, ahenksiz, renksiz, karambole bir enstrümandır. çalması da oldukça basittir. kemençe çalmak zeki insan işidir. bu bahsettiğimiz 3 telli için saytayı kafana göre vursan yeter. ses çıkar. birileri de sana ses verir. mühim olan bu enstrümanın tellerini birer birer söküp atmak zihni berrak tutmaktır.
yükselen dalgaya bakılırsa bu teller kolay kolay sökülemeyecek gibi ama paslandıkları kesin.
şunu unutmamak lazım: bu şehirde kendini bu dalgaya kaptıran %66 varsa karşısında da bir %34 var. bu %34 trabzonspor'un çalınan şampiyonluğunu da, bu hırsızlığa kimlerin göz yumduğunu da iyi biliyor. bu %34 şehirdeki işsizlik vb. sorunları da iyi biliyor, doğanın nasıl peşkeş çekildiğini de...
kafasını biraz kaldırdığında da ülkenin nereye gittiğini görüyor...
eğer bir miiliyetçilikten söz edeceksek hakkari trabzon'dan daha milliyetçidir. zira trabzon'da sorgulayan, az önceki deyişimle ''kör olmayan'' milliyetçilerin oranı sadece %34.
geçmişi unutmadan:
(bkz: gözü kapalı akp ye oy verecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu yu vekil seçecek olan trabzonlu)
(bkz: süleyman soylu nun cevap veremediği erdoğan sorusu/#25127814)
(bkz: trabzon/#29842592)
şimdi bu yazıdan önce yakın geçmişte yazılanları da yorumlayarak genel bir sonuca varmakta fayda var. şöyle ki; bir şeyin milliyetçisi olmak o ''şey''in yılmaz savunucusu olmayı gerektirir. o ''şey'' değerlerini sahiplenmeyi, yaşatmayı, bir haksızlığa uğramış ya da uğruyorsa da hesabını sormayı gerektirir. milliyetçilik bu şekilde uygulandığında elbette güzel bir şeydir fakat fikri olmadan bilgisi olanların elinde doğal olarak tehlikeli bir enstrümana dönüşebilir. buradan yola çıktığımızda trabzonlular'ın, her ne kadar rumlar'ın şehrin tarihinde önemli bir rol oynamış oldukları gerçekliği varsa da, ''rum milliyetçisi'' olduklarını iddaa etmek hiçbir gerçeklikle örtüşmemektedir. zira trabzonlular türk milliyetçisi de değillerdir. kendilerini öyle sanmaktadırlar.
sadece yıllardan beri pompalanan bir ''milliyetçilik'' dalgasına kendini kaptırmıştır. ki bu siyasetin sattığı ''din'' ile birleşince az önce bahsettiğim tehlikeli enstrümana bir tel daha eklenmiş, gericilik/aydınlanamama, işsizlik/göç gibi problemler şehirde artmıştır.
eğer trabzon'da yaşayan bir milliyetçiyseniz ülke ekonomisine ne kattığınızı sorgulamanız gerekir. şehrin en popüler mesleği senelerdir dolmuşçuluk olduğu için senede şehrin 3-4 ayının biraz canlı geçmesini sağlayan turizm ve fındığı bu hesaba katmasak daha iyi olur. trabzon'da gelişen turizm ''arap gezdirme''den ibaret olduğu için yine bir nevi dolmuşçuluk benzeri bir meslek dalı alıp başını gidiyor yaz aylarında.
bu ''kör'' milliyetçilik devletçilik ile birleşince ''sorgulayamama'' hastalığı oluşuyor. yani çıkıp biri ''biz neden bunlara mahkum edildik, bu şehirde neden geçerli bir iş kolu açılmıyor, gençler neden işsiz?'' diyemiyor. çünkü ''kör'' din ve milliyetçilik temelli enstrümana bir tel daha eklendi: ''devletçilik''. devlet haklıdır. en doğrusunu yapar. eskiden bu bile yoktu gibi hikayeler...
bu 3 telli enstrüman, ki bunu sakın kemençe ile karıştırmayın, ahenksiz, renksiz, karambole bir enstrümandır. çalması da oldukça basittir. kemençe çalmak zeki insan işidir. bu bahsettiğimiz 3 telli için saytayı kafana göre vursan yeter. ses çıkar. birileri de sana ses verir. mühim olan bu enstrümanın tellerini birer birer söküp atmak zihni berrak tutmaktır.
yükselen dalgaya bakılırsa bu teller kolay kolay sökülemeyecek gibi ama paslandıkları kesin.
şunu unutmamak lazım: bu şehirde kendini bu dalgaya kaptıran %66 varsa karşısında da bir %34 var. bu %34 trabzonspor'un çalınan şampiyonluğunu da, bu hırsızlığa kimlerin göz yumduğunu da iyi biliyor. bu %34 şehirdeki işsizlik vb. sorunları da iyi biliyor, doğanın nasıl peşkeş çekildiğini de...
kafasını biraz kaldırdığında da ülkenin nereye gittiğini görüyor...
eğer bir miiliyetçilikten söz edeceksek hakkari trabzon'dan daha milliyetçidir. zira trabzon'da sorgulayan, az önceki deyişimle ''kör olmayan'' milliyetçilerin oranı sadece %34.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar