bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks15
- habire1215
- kadir inanır'ın mirası8
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- sözlükteki sinsi köpekler8
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- sözlüğün aptal kaynaması3
- of çok sıkıcı olmanız3
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kablolu kulaklık kullanan son insan olmak3
- haddini bil otur aşağıya frankyfourfingers2
- kızların çok açık giyinmesi5
- true ile tatlı sert5
- rakı arasında çay içmek5
- atatürk diyor ki5
- sıfır atık vakfı11
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- 0 0 717
- platon'un mağara alegorisi ve telefon ekranı2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- sözlükteki arap döven kızlar5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- jt money3
- bilerek ponziye dahil olmak7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- diyanet işlerinde çalışmak2
- cop318
- era7capone4
- evrene enerji gönderen müslüman9
- amedspor'un süper ligin lideri olması8
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- samed ağırbaş7
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı3
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- aleksey batrakov5
- fusya semsiyeli yabanci25
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- çaylak olmadan önceki son kahve3
- askerde yenilen iskender kebap2
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- istanbul4
- 1000 mbps internet3
- yalnız yaşamak2
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
inci sözlükte asosyalliğin tam içinden bir tanım girilmiş. türk gencinin bir çoğu bu durumda.
--spoiler--
Aynaya bakıp duruyorsunuz. Caddelerde yüyürken camdaki yansımanıza bakıp kontrol ediyorsunuz duruşunuzu.
Hatta geceleri gölgenizin kötü göründüğünü bile düşündüğünüz zamanlar oluyor. bazen arkadaşlarınızdan sendeki zeka,tip,boy vs bende
olsa... diye başlayan cümleler duyuyor, sesinizi çıkartmıyorsunuz. içten içe gülüp geçiyorsunuz bunlara. sonra pek de
kaliteli olmayan bi kız görüyorsunuz, en azından sizin seviyenizin altında olan. aşık oluyorsunuz ona çünkü onun üstündekilerle zaten aynı ligde olmadığınızı düşünüyorsunuz. ama ona bile açılamıyorsunuz..
Eve gelince ailenizle iyi geçinmeye çalışıyorsunuz. Espriler yapıp güldürüyorsunuz onları. hayat dolu olduğunuzu göstermeye, onları üzmemeye çalışıyorsunuz. kapıyı kapatıp dışarı çıktığınızda başınızı eğiyorsunuz. suratınız asılıyor. sonra dik durmalıyım diyip düzeliyorsunuz. amaçsızca yürüyorsunuz. genelde bi markete gidip abuk subuk şeylerle eve dönüyorsunuz çünkü gidecek yeriniz yok.
Bazen 3-4 yıl aynı ortamda bulunduktan sonra samimiyet kurduğun insanlar oluyor. Özellikle aralarında kızlar varsa keşke seni daha önceden tanısaydım diyorlar. onların sıkıntılarıyla ilgileniyor, yardım ediyorsunuz. sonra birisi çıkıp gün sonunda iyi ki varsın diyor. sen tav oluyorsun bu söze. aslında çaktırmasan da diğer kızlara da potansiyel sevgili olarak bakıyorsun. iyi ki varsın diyen kızı seçiyorsun. ayrı bi özen gösteriyorsun ona. bazen yarım yamalak açılıyorsun salağa yatıyorlar. sonra birgün tam olarak açılınca arkadaşım olarak görüyorum, öyle kal diyorlar. çünkü kendine hayrı olmayan sen, onu mutlu edemezsin. sadece bir eşya gibisin onun için, değerli, ama bir eşya.
Çocukluğunuzu özlüyorsunuz deli gibi. o hiçbirşeyin farkında olmadığınız zamanları. 90lar çocuğuysanız taso resmi görünce çıldırıyorsunuz. ağlıyorsunuz bazen. her gününüz önceki günlerde yaptığınız saçmalıkları düşünmekle geçiyor. keşke şunu yapsaydım, bunu yapsaydım diyorsunuz. uygulama dersinde elleriniz titrerken arkadan gizli gizli gülen kızları hatırlayınca acı çekiyorsunuz.
Ezilmeye, umursanmamaya o kadar alışmışsınız ki internette biyerlere yazı yazarken bile umursanmayacağım diye düşünüp çekinerek yazıyorsunuz. birileri nickinizi bile umursayınca mutlu oluyorsunuz. yeter ki fark etsinler diyorsunuz, iyi ya da kötü hakkımda bişey hissetsinler. nefret edebilirler, kötü söz söyleyebilirler ama görmezden gelmesinler diyorsunuz
Uyandığınızda yataktan çıkmak istemiyorsunuz. çünkü yapacak bir işiniz yok. ya da var ama yapmak istemiyorsunuz. gitmek yerine günü evde geçirmeye karar veriyorsunuz. saçma sapan bi kahvaltıdan sonra evde mal mal dolaşmaya başlıyorsunuz. sonra her zamanki gibi pc başına geçip inciyi açıyorsunuz. kendinizi geliştirmek adına bişeylere rastlayıp okuyorsunuz bazen. kendinizi nasıl geliştirebilir, nasıl sosyal olunur, insanlarla nasıl iletişim kurulur okuyorsunuz günlerce. sonra dışarı çıktığınızda hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görüyorsunuz. tek yapabildiğiniz yanlarında geçip gitmek. yüzlerine bakamıyorsunuz çoğu kez
Yalnızken düşünüyorsunuz, diyorsunuz ben bunlardan daha iyiyim her türlü. yarın gidip ortamın en kralını yapacam. yatmadan önce dinlediğiniz müzikler de etkili bunda. gaza getiriyorlar sizi. sabah olunca az da olsa kalmış oluyor dünkü enerjiden, dışarı çıkıp insanlara gülümsüyorsunuz. yarım saat sonra herşey bitiyor. aynı tas aynı hamam. gittiğiniz ortamda bunalıyorsunuz. erkenden çıkıp eve dönüyorsunuz. çünkü sen geceki sen değilsin, ya da geceki seni tanımıyorsun. aslında geceki sen hiçbir şey değildi, sadece senin biraz gaza gelmiş halin
izlediğiniz filmler var sonra. bilinciniz o kadar boş, karakteriniz o kadar zayıf ki oradaki karakterlerden birisi gelip kuruluyor hemen o boşluğa. bi bakıyorsunuz tyler durden olmuşsunuz bi bakıyorsunuz forrest gump. onları taklit edince onlar gibi olacağınızı sanıyorsunuz. sisteme karşı durunca tyler durden değil de aptal bi liseli olduğunuzun düşünüldüğünü farkedemiyorsunuz çünkü. farkedince de pişmanlıkların üstüne bir yenisi daha ekleniyor. gerçeğin farkına varınca koltuğa yığılıp kalıyorsunuz
biraz bakımlı bi kız görünce kaçmak istiyorsunuz. uzaklaşıyorsunuz hemen olabildiğince. çünkü siz kezban diye tabir edip aşağıladığınız kızlarla konuşurken bile saçmalıyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz. bakımlı bi kız sizin neyinize öyle değil mi? ona bakmayı bile hak etmiyorsunuz, konuşmak ne haddinize. bi de sosyal olanlarla konuşurken de heyecanlanıyorsunuz, çünkü kabul etmeseniz bile onlar sizin idolleriniz, hep onlar gibi olmak istediniz.
--spoiler--
Okumak isteyen şuradan devam edebilir.
http://www.incisozluk.com...bir-adam%C4%B1n/sahibi/1/
--spoiler--
Aynaya bakıp duruyorsunuz. Caddelerde yüyürken camdaki yansımanıza bakıp kontrol ediyorsunuz duruşunuzu.
Hatta geceleri gölgenizin kötü göründüğünü bile düşündüğünüz zamanlar oluyor. bazen arkadaşlarınızdan sendeki zeka,tip,boy vs bende
olsa... diye başlayan cümleler duyuyor, sesinizi çıkartmıyorsunuz. içten içe gülüp geçiyorsunuz bunlara. sonra pek de
kaliteli olmayan bi kız görüyorsunuz, en azından sizin seviyenizin altında olan. aşık oluyorsunuz ona çünkü onun üstündekilerle zaten aynı ligde olmadığınızı düşünüyorsunuz. ama ona bile açılamıyorsunuz..
Eve gelince ailenizle iyi geçinmeye çalışıyorsunuz. Espriler yapıp güldürüyorsunuz onları. hayat dolu olduğunuzu göstermeye, onları üzmemeye çalışıyorsunuz. kapıyı kapatıp dışarı çıktığınızda başınızı eğiyorsunuz. suratınız asılıyor. sonra dik durmalıyım diyip düzeliyorsunuz. amaçsızca yürüyorsunuz. genelde bi markete gidip abuk subuk şeylerle eve dönüyorsunuz çünkü gidecek yeriniz yok.
Bazen 3-4 yıl aynı ortamda bulunduktan sonra samimiyet kurduğun insanlar oluyor. Özellikle aralarında kızlar varsa keşke seni daha önceden tanısaydım diyorlar. onların sıkıntılarıyla ilgileniyor, yardım ediyorsunuz. sonra birisi çıkıp gün sonunda iyi ki varsın diyor. sen tav oluyorsun bu söze. aslında çaktırmasan da diğer kızlara da potansiyel sevgili olarak bakıyorsun. iyi ki varsın diyen kızı seçiyorsun. ayrı bi özen gösteriyorsun ona. bazen yarım yamalak açılıyorsun salağa yatıyorlar. sonra birgün tam olarak açılınca arkadaşım olarak görüyorum, öyle kal diyorlar. çünkü kendine hayrı olmayan sen, onu mutlu edemezsin. sadece bir eşya gibisin onun için, değerli, ama bir eşya.
Çocukluğunuzu özlüyorsunuz deli gibi. o hiçbirşeyin farkında olmadığınız zamanları. 90lar çocuğuysanız taso resmi görünce çıldırıyorsunuz. ağlıyorsunuz bazen. her gününüz önceki günlerde yaptığınız saçmalıkları düşünmekle geçiyor. keşke şunu yapsaydım, bunu yapsaydım diyorsunuz. uygulama dersinde elleriniz titrerken arkadan gizli gizli gülen kızları hatırlayınca acı çekiyorsunuz.
Ezilmeye, umursanmamaya o kadar alışmışsınız ki internette biyerlere yazı yazarken bile umursanmayacağım diye düşünüp çekinerek yazıyorsunuz. birileri nickinizi bile umursayınca mutlu oluyorsunuz. yeter ki fark etsinler diyorsunuz, iyi ya da kötü hakkımda bişey hissetsinler. nefret edebilirler, kötü söz söyleyebilirler ama görmezden gelmesinler diyorsunuz
Uyandığınızda yataktan çıkmak istemiyorsunuz. çünkü yapacak bir işiniz yok. ya da var ama yapmak istemiyorsunuz. gitmek yerine günü evde geçirmeye karar veriyorsunuz. saçma sapan bi kahvaltıdan sonra evde mal mal dolaşmaya başlıyorsunuz. sonra her zamanki gibi pc başına geçip inciyi açıyorsunuz. kendinizi geliştirmek adına bişeylere rastlayıp okuyorsunuz bazen. kendinizi nasıl geliştirebilir, nasıl sosyal olunur, insanlarla nasıl iletişim kurulur okuyorsunuz günlerce. sonra dışarı çıktığınızda hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görüyorsunuz. tek yapabildiğiniz yanlarında geçip gitmek. yüzlerine bakamıyorsunuz çoğu kez
Yalnızken düşünüyorsunuz, diyorsunuz ben bunlardan daha iyiyim her türlü. yarın gidip ortamın en kralını yapacam. yatmadan önce dinlediğiniz müzikler de etkili bunda. gaza getiriyorlar sizi. sabah olunca az da olsa kalmış oluyor dünkü enerjiden, dışarı çıkıp insanlara gülümsüyorsunuz. yarım saat sonra herşey bitiyor. aynı tas aynı hamam. gittiğiniz ortamda bunalıyorsunuz. erkenden çıkıp eve dönüyorsunuz. çünkü sen geceki sen değilsin, ya da geceki seni tanımıyorsun. aslında geceki sen hiçbir şey değildi, sadece senin biraz gaza gelmiş halin
izlediğiniz filmler var sonra. bilinciniz o kadar boş, karakteriniz o kadar zayıf ki oradaki karakterlerden birisi gelip kuruluyor hemen o boşluğa. bi bakıyorsunuz tyler durden olmuşsunuz bi bakıyorsunuz forrest gump. onları taklit edince onlar gibi olacağınızı sanıyorsunuz. sisteme karşı durunca tyler durden değil de aptal bi liseli olduğunuzun düşünüldüğünü farkedemiyorsunuz çünkü. farkedince de pişmanlıkların üstüne bir yenisi daha ekleniyor. gerçeğin farkına varınca koltuğa yığılıp kalıyorsunuz
biraz bakımlı bi kız görünce kaçmak istiyorsunuz. uzaklaşıyorsunuz hemen olabildiğince. çünkü siz kezban diye tabir edip aşağıladığınız kızlarla konuşurken bile saçmalıyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz. bakımlı bi kız sizin neyinize öyle değil mi? ona bakmayı bile hak etmiyorsunuz, konuşmak ne haddinize. bi de sosyal olanlarla konuşurken de heyecanlanıyorsunuz, çünkü kabul etmeseniz bile onlar sizin idolleriniz, hep onlar gibi olmak istediniz.
--spoiler--
Okumak isteyen şuradan devam edebilir.
http://www.incisozluk.com...bir-adam%C4%B1n/sahibi/1/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar