bugün

hayata dair iç burkan detaylar

Yan komşumun yedi yaşında küçük bir oğlu vardı. Kendisini altı bezli burnu sümüklü zamanlarından beri tanırdım. Sarı saçları, Kocaman gözlüğü ile sevimli bir çocuktu. Sitede yaşıtı hiçbir oğlan çocuk olmadığından sürekli kızlarla oynardı. Uslu, sessiz, hüzünlü bakışları olan kırılgan bir yapısı vardı ve kız çocuklarıyla fazla vakit geçirdiği için neden bilmiyorum onu her gördüğümde içimi tuhaf bir his kaplar, ya kız gibi narin/ince bir Adam olacak ya da kadınların dilinden çok iyi anlayacak diye düşünürdüm. Eve geldiğimde sitenin altında oynayan çocuklar arasında onu arardım. Ne vakit karşılaşsak yanıma gelir sarılırdı. Hiçbir şey demeden öylece bakardı. Saçlarını okşayıp nasılsın diye sorduğumda iki gözünü birden kırpıp iyiyim der, gülümserdi. Çok severdim onu. Çok...

Bu bayramda trafik kazası geçirdiler ve kaybettik miniği. Olayı öğrendiğimden beri günlerdir doğru düzgün uyuyamıyorum. Yüzü gözlerimin önünden gitmiyor. Balkondan izlerdim diğer çocuklarla oynarken. "Arkadaşlarım benim gitmem gerek, hepinize iyi akşamlar, yarın tekrar görüşürüz umarım..." Deyişini işitiyorum belli belirsiz. O masumluk, çocuksu ciddiyet ve sevimli olgunluğu unutamıyorum.

Evlat acısı en büyük acı derler. Allah ailesine sabır ve sağlık versin. inandığımız cennette en güzel yerlerden birinde sonsuza dek Nurlar içinde yaşar umarım. Bugün hayatta olsa okula gidecek, derslerin Nasıl okulu seviyor musun diye sorduğumda yine aynı cevapları verecekti belki de...

Düşünüyorum, şu lanet dünyada masum bir çocuk olarak hiç kirlenmeden vefat edenler mi daha şanslı, yoksa bizim gibi ömrünü çürütenler mi? içindeki onca kötülüğe ve kararmış kalplerine rağmen onlarca yıl yaşayıp insanlığa zararı dokunan mahluklar varken minicik bedenleri toprağa veriyor olmak ne acı.
© copyright 2005 - 2026