bugün
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği12
- ilticanın terk edilmesi5
- sözlüğün en güzel kadını25
- kova burcunun bağımlılık yapıyor olması5
- en kötü chp başkanı3
- chp yandaş oldu3
- babası fakir olup evlenirken altın isteyen kezban4
- türkiye fransa maçı sonrası montella tartışması3
- iremga4
- özgür özel ikiyüzlülüğü2
- mossad ajanı dinciler2
- flörtü bir üst seviyeye taşıyan detaylar2
- özgür özel mallığı2
- türk olmaktan neden mi utanıyorum3
- özkanlar5
- cenaze evinde yemek dağıtmak4
- protest şarkı yazmak2
- pis hissettiren şeyler7
- israil11
- dünya39
- iltica7
- instagram tedavisi olmayan hastalıktır3
- arkadaşlar ben saçımı hangi renge boyayacağım ya5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- boğa burcu kadını2
- sarapci koala hatayi4
- erdoğan'ın bm konuşmasına eşiyle el ele gitmesi4
- amerika birleşik devletleri29
- suriyede bi milyon arabın ölümü3
- dacia striker'in türkiye de üretime başlaması3
- morkstar7
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta8
- patates kızartması ve ketçap ikilisi3
- öğrenci sorusunun felsefi ağırlığı2
- ghosting2
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- tuba büyüküstün3
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- istanbul5
- galatasaray6
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak11
- menemen2
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli12
- atatürk diyor ki13
- bir kaç kişinin sözlüğü oyuncağı haline getirmesi2
- cumartesi sabahlari2
- gece araba sürerken yan cama yapışan kanlı eller3
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları8
- kahrolsun sütyenler memelere özgürlük2
- insan olmaya ceyrek kala2
Genel olarak tüm dünyanın problemi. Yerel bazda ülkemin alıştırılmaya çalışıldığı, sözde çözüm aracı.
Şimdi bir çoklarına "Çiçek çocuk edebiyatı" olarak görünecek bazı laflar edeceğim. Kimin nasıl algıladığını şu aşamada pek önemsemiyorum da zaten.
27 yaşımdayım, bir işim var, kirada oturuyorum ailemden yardım almadan kendi başıma yaşamaya çalışıyorum. Bir kız arkadaşım var, zaman zaman geleceğe dair düşüncelerle saatler geçiriyorum. Bir çokları gibi ülke için, minvalinde kendim ve sevdiklerim için endişeleniyorum. Geleceğe dair umutlu bir tavır takınmayı oldukça zor buluyorum. Sokağa çıkıp kutlama yapacak gücü kendimde bulamıyorum.
Kimseden nefret etmiyorum. Kafa kesen, köprüden insan atmaya çalışan, hayvanlara, çocuklara tecavüz eden kitleye bile çözümcü yaklaşmaya çalışıyorum. Adına naiflik, mallık diyebilirsiniz, yalnız herkesin bir şansı olduğuna inanıyorum. Sorun biraz bu noktada başlıyor sanırım. Zira ben bu tavrı aldıkça, bu kişileri ya da eylemlerini desteklemekle suçlanıyorum. Hepsinin öldürülmesi gerektiğine ikna edilmeye çalışılıyorum.
Herkesin beni bir kavganın tarafı olmaya zorlaması ruhumu köreltiyor. Her şeyi anlamaya, insanların neden böyle cani olduğunu kavramaya çalışıyorum. Okuyorum, izliyorum, konuşuyorum. Bunların hepsi beni "Marjinal" yapıyor. Aklını kaçırmış olan ben oluyorum.
Bunları yaşayan tek insanın ben olmadığımı biliyorum. Belki hala kendime zarar vermiyorsam sebeplerinden biri de budur.
Tüm travmalardan, bağırış çağırıştan sonra artık serpilmiş bu dev kaosun, şiddeti sevmekten kaynaklandığına karar verdim. Yanılıyor olabilirim, sorun değil. Herkesin, duygusal olarak köreltildiği, bırakın sevgiyi, aşkı şarkıları bile bir günde tükettiği zamanlarda yaşıyoruz. Kulağa klişe de gelse, dinin içinde sayıkladığınız, internetin her yanına kazıdığınız o "hoşgörü" kelimesinin içini boşaltıp yok ediyorsunuz.
Yaşamaktan öylesine kopuyorsunuz ki şiddetin verdiği gerginlik size hayatta olduğunuzu hissettiriyor.
Kavga eden televizyon yarışmacılarını izlemek ile kafa kesen kaçıkları izlemek arasındaki fark git gide azalıyor. Bu şiddet size bir şeyler hissettiriyor. Mutsuz ve doyumsuz hayatlarınız içerisinde hapsolduğunuzu anlayamıyorsunuz.
Dışarıda sevdiklerinizin başına bir şey gelmesinden korkmaya başlıyorsunuz. Bu güvensizliği yaratan kişiler arıyor ancak fikirlerden uzak duruyorsunuz.
Vicdanınız çoktan sizi terk etmiş, o boşluğu da nefretle dolduruyorsunuz.
Ben sizden korkuyorum. Korkmaktan utanmıyorum. Artık hissettiğiniz tek şey kin olduğu için sizin utanmanızı bekliyorum.
Terör örgütleri, devletler, askerler, polisler ya da benzeri her oluşumun beni korumak için orada olduğunu söylerken, istisnasız her birinden zarar görmekten korkuyorum.
Ben çocuklarıma vicdanlı olmayı ve hissetmeyi öğreteceğim. Gerisi umurumda değil.
Şimdi bir çoklarına "Çiçek çocuk edebiyatı" olarak görünecek bazı laflar edeceğim. Kimin nasıl algıladığını şu aşamada pek önemsemiyorum da zaten.
27 yaşımdayım, bir işim var, kirada oturuyorum ailemden yardım almadan kendi başıma yaşamaya çalışıyorum. Bir kız arkadaşım var, zaman zaman geleceğe dair düşüncelerle saatler geçiriyorum. Bir çokları gibi ülke için, minvalinde kendim ve sevdiklerim için endişeleniyorum. Geleceğe dair umutlu bir tavır takınmayı oldukça zor buluyorum. Sokağa çıkıp kutlama yapacak gücü kendimde bulamıyorum.
Kimseden nefret etmiyorum. Kafa kesen, köprüden insan atmaya çalışan, hayvanlara, çocuklara tecavüz eden kitleye bile çözümcü yaklaşmaya çalışıyorum. Adına naiflik, mallık diyebilirsiniz, yalnız herkesin bir şansı olduğuna inanıyorum. Sorun biraz bu noktada başlıyor sanırım. Zira ben bu tavrı aldıkça, bu kişileri ya da eylemlerini desteklemekle suçlanıyorum. Hepsinin öldürülmesi gerektiğine ikna edilmeye çalışılıyorum.
Herkesin beni bir kavganın tarafı olmaya zorlaması ruhumu köreltiyor. Her şeyi anlamaya, insanların neden böyle cani olduğunu kavramaya çalışıyorum. Okuyorum, izliyorum, konuşuyorum. Bunların hepsi beni "Marjinal" yapıyor. Aklını kaçırmış olan ben oluyorum.
Bunları yaşayan tek insanın ben olmadığımı biliyorum. Belki hala kendime zarar vermiyorsam sebeplerinden biri de budur.
Tüm travmalardan, bağırış çağırıştan sonra artık serpilmiş bu dev kaosun, şiddeti sevmekten kaynaklandığına karar verdim. Yanılıyor olabilirim, sorun değil. Herkesin, duygusal olarak köreltildiği, bırakın sevgiyi, aşkı şarkıları bile bir günde tükettiği zamanlarda yaşıyoruz. Kulağa klişe de gelse, dinin içinde sayıkladığınız, internetin her yanına kazıdığınız o "hoşgörü" kelimesinin içini boşaltıp yok ediyorsunuz.
Yaşamaktan öylesine kopuyorsunuz ki şiddetin verdiği gerginlik size hayatta olduğunuzu hissettiriyor.
Kavga eden televizyon yarışmacılarını izlemek ile kafa kesen kaçıkları izlemek arasındaki fark git gide azalıyor. Bu şiddet size bir şeyler hissettiriyor. Mutsuz ve doyumsuz hayatlarınız içerisinde hapsolduğunuzu anlayamıyorsunuz.
Dışarıda sevdiklerinizin başına bir şey gelmesinden korkmaya başlıyorsunuz. Bu güvensizliği yaratan kişiler arıyor ancak fikirlerden uzak duruyorsunuz.
Vicdanınız çoktan sizi terk etmiş, o boşluğu da nefretle dolduruyorsunuz.
Ben sizden korkuyorum. Korkmaktan utanmıyorum. Artık hissettiğiniz tek şey kin olduğu için sizin utanmanızı bekliyorum.
Terör örgütleri, devletler, askerler, polisler ya da benzeri her oluşumun beni korumak için orada olduğunu söylerken, istisnasız her birinden zarar görmekten korkuyorum.
Ben çocuklarıma vicdanlı olmayı ve hissetmeyi öğreteceğim. Gerisi umurumda değil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar