bugün
- izmirli kızların verici olması29
- temmuz7
- sssilvermist12
- habire1246
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- burhaniye6
- vincent van gogh5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- yorgun mermi13
- kemoşların genel özellikleri4
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- karton toplayan piç3
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- sözlük teyzesine çakmak3
- trollüğün ayağa düşmesi3
- habire12 adamdır15
- ağzına almayan kız3
- izmi r damari2
- fakirler cep telefonu kullanmasın2
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- cumhuriyet halk partisi17
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- gürsel tekin6
- eh madem benle kavga etmiyorsunuz4
- nazar değdi sözlük4
- dünyanın en samimi cümlesi7
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
- arabadan anlamayan erkek4
- balkan göçmeni vs kürt2
- kadın yazarların boş konulara ilgi göstermesi5
- çilek reçeli vs vişne reçeli9
- muslettin amca13
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- sözlük bebeleri4
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi5
- kadın olmak4
- gocu bak bi4
- yahudi şapkası3
- bugün gelen kitaplar4
- gece denize girmek12
- erkek yazarlar bana mesaj atmasın2
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak8
- beybi leydi2
- galaxy ace3
- retro oyuncu bilgisayarı3
- başak burcu8
yönetmenliğini kim ki duk'un yaptığı başrollerinde chen chang, jung woo ha ve kim ki duk'un olduğu 2007 yapımı bir dram filmi.
bu filmi izlemek için elbette en iyi referans rejinin gücü. kim ki duk bu zamana kadar kore sinemasının çıkardığı en iyi yönetmenlerden biri. bu açıdan bakacak olursak filmografisine bakıldığında ne demek istediğim çok daha rahat anlaşılabilir. öyle ki birbirinden güzel filmlerin yaratıcısı olan bu isim, son olarak bize soom yani breath filmini armağan etmiş. lakin bir duk takipçisi olarak şunu da rahatlıkla söyleyebilirim; soom genel olarak bakıldığında duk'un belki de en zayıf filmi. evet yine çarpıcı anlatımlar, sağlam reji söz konusu. lakin en azından ben bir bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom, time ya da bin jip kadar etkileyici bulmadım. peki bu yapımın diğerleriyle ortak noktaları yok mu, elbette var. bir kere yine insan ilişkileri üzerine muazzam bir film ortaya koyulmuş.
yine az diyaloglar hakim.
yine mevsimler üzerinden bir anlatım söz konusu.
yine anlatımda imgeler ağır basıyor.
ve elbette müzikler...
samaria filminde bir yerde eric satie'nin 3. senfonisi çalar ve filmle muazzam bi uyum sağlar. aynı şey soom içinde geçerli. kim ki duk yine film için gayet mühim bir noktada beethoven'ın ünlü 14 nolu sonatı eşliğinde sunar bize o çarpıcı hikayeyi. film daha da bir etkileyici olur o zaman... daha bir güzel...
--spoiler--
filmde her şeyden evvel imgeler yoluyla bir anlatım hakim. özellikle şu başroldeki kadının ara ara elindeki çamaşırı o soğuk ifadeyle düşürmesi gibi tekrarlanan sahneler bir bakıma işin boyutunu da gözler önüne sermektedir. özellikle iletişimsizlik üzerine eğilen kim ki duk, bireylerde var olan o ölüm gibi katılığı, soğukluğu imgeler yoluyla gayet iyi yorumlamış.
--spoiler--
geçen sene cannes film festivali'nde altın palmiyeye aday gösterilen, kim ki duk'un en iyi filmi olmasa da yine iyi iş çıkardığı, muhakkak izlenmesi gerektiğini düşündüğüm başarılı bir dram. bu film bireyler üzerindeki iletişimsizlik sıkıntısının nasılda insanı adeta bir ölüm katılığına dönüştürdüğünün yalın lakin etkileyici bir örneği.
zaten bana kalırsa her şeyin ötesinde bir filmin künyesinde eğer kim ki duk ismi görülüyorsa, tereddütsüz bir şekilde sunulan projeye bir bakmakta fayda vardır. iyi seyirler.
bu filmi izlemek için elbette en iyi referans rejinin gücü. kim ki duk bu zamana kadar kore sinemasının çıkardığı en iyi yönetmenlerden biri. bu açıdan bakacak olursak filmografisine bakıldığında ne demek istediğim çok daha rahat anlaşılabilir. öyle ki birbirinden güzel filmlerin yaratıcısı olan bu isim, son olarak bize soom yani breath filmini armağan etmiş. lakin bir duk takipçisi olarak şunu da rahatlıkla söyleyebilirim; soom genel olarak bakıldığında duk'un belki de en zayıf filmi. evet yine çarpıcı anlatımlar, sağlam reji söz konusu. lakin en azından ben bir bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom, time ya da bin jip kadar etkileyici bulmadım. peki bu yapımın diğerleriyle ortak noktaları yok mu, elbette var. bir kere yine insan ilişkileri üzerine muazzam bir film ortaya koyulmuş.
yine az diyaloglar hakim.
yine mevsimler üzerinden bir anlatım söz konusu.
yine anlatımda imgeler ağır basıyor.
ve elbette müzikler...
samaria filminde bir yerde eric satie'nin 3. senfonisi çalar ve filmle muazzam bi uyum sağlar. aynı şey soom içinde geçerli. kim ki duk yine film için gayet mühim bir noktada beethoven'ın ünlü 14 nolu sonatı eşliğinde sunar bize o çarpıcı hikayeyi. film daha da bir etkileyici olur o zaman... daha bir güzel...
--spoiler--
filmde her şeyden evvel imgeler yoluyla bir anlatım hakim. özellikle şu başroldeki kadının ara ara elindeki çamaşırı o soğuk ifadeyle düşürmesi gibi tekrarlanan sahneler bir bakıma işin boyutunu da gözler önüne sermektedir. özellikle iletişimsizlik üzerine eğilen kim ki duk, bireylerde var olan o ölüm gibi katılığı, soğukluğu imgeler yoluyla gayet iyi yorumlamış.
--spoiler--
geçen sene cannes film festivali'nde altın palmiyeye aday gösterilen, kim ki duk'un en iyi filmi olmasa da yine iyi iş çıkardığı, muhakkak izlenmesi gerektiğini düşündüğüm başarılı bir dram. bu film bireyler üzerindeki iletişimsizlik sıkıntısının nasılda insanı adeta bir ölüm katılığına dönüştürdüğünün yalın lakin etkileyici bir örneği.
zaten bana kalırsa her şeyin ötesinde bir filmin künyesinde eğer kim ki duk ismi görülüyorsa, tereddütsüz bir şekilde sunulan projeye bir bakmakta fayda vardır. iyi seyirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar