bugün
- fatma betül sayan kaya57
- almanyadan gelecek akrabadan istenecekler11
- kendisiyle övünen insanlar15
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi9
- verdiği sözü tutamayan insan4
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- türkiye33
- amerika da köleliği kaldıran başkan5
- futbol18
- yıldızlar2
- habersiz gelen misafir4
- dişi cine musallat olan sözlük erkeği4
- tayt3
- boşnak isimleri2
- stanley termos5
- uefa uluslar ligi8
- arkadaşlar kahve fotolarımdan ne istiyorsunuz3
- bir derdim var4
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- era7capone ve antipanik aşkı2
- ne kadar yaşlısın16
- alım gücü2
- queen ravenna adlı yazar10
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek5
- yağmurdan sonra beliren korkusuz salyangoz sürüsü2
- haftanın günleri2
- sözlükten bir kıza basmak2
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- trt tarafsız olmalı13
- 29 eylül 20263
- yağmur yağarken boş sokaklarda yürümek3
- nokia 3310 denince akla gelenler10
- ismet gurbuz4
- peugeot 206 reklam filmi2
- muslettin amca3
- beyefendi olmak3
- asrın soygunu21
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- prinzenrolle3
- italya15
- evlilikte özgürlük3
- fon madurları2
- istanbul şu an hafif yağmurlu 18 derece5
- almancı mehdi3
- birinin seni hiçbir şey bilmiyor sanması3
- ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapan insan4
- bu nasıl hava lan7
- yunan basınından türkiye itirafı2
- özelden küfür eden sözlük kızı4
- ortada bir yolsuzluk olmaması28
andrea pirlo yazdığı i think therefore i play adlı kitabında fatih terim'i şu şekilde özetlemiş;
--spoiler--
berlusconi ve ancelotti arasında karşılıklı sevgiye dayanan, oldukça sağlam bir ilişki vardı. fakat bunun milan'ı çalıştıran herkes için geçerli olduğunu söyleyemem, örneğin fatih terim...
fatih oldukça dikkat çekici ve kurallara alerjisi varmış gibi gözüken garip bir insandı. daha en başında milan'da uzun süre görev yapamayacağı oldukça belliydi ve kısa bir süre sonra da kovuldu.
terim milan'dan önce, canının istediği her şeyi yapabildiği daha düşük profilli takımlarda görev almıştı, ama burası milan'dı. burada bazı hareketlerin tolere edilmeyeceğini herkes bilirdi...
mesela; öğle yemeğine canı isteyince geç katılıyordu. ac milan'ı temsil etmesi gereken resmi aktivitelere kravat takmadan gelebiliyor; sonra bu aktivitelerden, evinde "biri bizi gözetliyor" seyretmek için kimseye haber vermeden erkenden ayrılıp, galliani'yi masasında tek başına bırakıyordu. kendisini tesislerde john travolta gibi garip, cafcaflı ve renkli kıyafetler giyerken görüyorduk.
görevi boyunca kendisinin adeta gölgesi gibi olan deli bir tercümanı vardı. terim'in 5 dakikalık ateşli konuşmalarını, duygusuz şekilde 5 saniyede tercüme eden bir adam... tercümanı bir ara terim'e medya ile tüm ilişkileri süresiz kesmesini tavsiye etti... medya ile ilişkileri kesmek... süresiz... ac milan'da... iletişimin her şeyden önemli olduğu ve mükemmel yönetildiği bir kulüpte...
özellikle göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. taktik tahtası, oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarşılık bir hal alırdı. kısacası tam bir kaos... sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos...
toplantı sırasında bir daireyi işaret edip, "costacurta, tam burada olman gerekiyor" diye konuşmaya başlardı. bir gün dayanamayıp, "ama patron, o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin, costacurta değil ki" demek zorunda hissettim.
işin daha da kötüsü konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle, forvettekileri karıştırmaya başlardı. artık öyle bir hal almıştı ki, kendi aramızda acaba bunu berlusconi'nin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor diye şakalaşmaya başlamıştık.
ancak şaka bir yana, terim'in taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek, sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun bir süre almadı... belki böyle bir plan başka yerlerde geçerli olabilirdi, ancak milan'da işlemezdi. işlemedi de, milan'da uzun süreli görev alabilmek için bundan çok daha fazlasına ihtiyaç vardı.
--spoiler--
adam iyi özetlemiş, işte kaynaklar;
http://www.medyaspor.com/...rlo-terimi-anlatti-1227/3
http://www.nationalturk.c...-terim-tespitleri-196998/
https://www.amazon.com/I-...refore-Play/dp/1909430161
--spoiler--
berlusconi ve ancelotti arasında karşılıklı sevgiye dayanan, oldukça sağlam bir ilişki vardı. fakat bunun milan'ı çalıştıran herkes için geçerli olduğunu söyleyemem, örneğin fatih terim...
fatih oldukça dikkat çekici ve kurallara alerjisi varmış gibi gözüken garip bir insandı. daha en başında milan'da uzun süre görev yapamayacağı oldukça belliydi ve kısa bir süre sonra da kovuldu.
terim milan'dan önce, canının istediği her şeyi yapabildiği daha düşük profilli takımlarda görev almıştı, ama burası milan'dı. burada bazı hareketlerin tolere edilmeyeceğini herkes bilirdi...
mesela; öğle yemeğine canı isteyince geç katılıyordu. ac milan'ı temsil etmesi gereken resmi aktivitelere kravat takmadan gelebiliyor; sonra bu aktivitelerden, evinde "biri bizi gözetliyor" seyretmek için kimseye haber vermeden erkenden ayrılıp, galliani'yi masasında tek başına bırakıyordu. kendisini tesislerde john travolta gibi garip, cafcaflı ve renkli kıyafetler giyerken görüyorduk.
görevi boyunca kendisinin adeta gölgesi gibi olan deli bir tercümanı vardı. terim'in 5 dakikalık ateşli konuşmalarını, duygusuz şekilde 5 saniyede tercüme eden bir adam... tercümanı bir ara terim'e medya ile tüm ilişkileri süresiz kesmesini tavsiye etti... medya ile ilişkileri kesmek... süresiz... ac milan'da... iletişimin her şeyden önemli olduğu ve mükemmel yönetildiği bir kulüpte...
özellikle göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. taktik tahtası, oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarşılık bir hal alırdı. kısacası tam bir kaos... sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos...
toplantı sırasında bir daireyi işaret edip, "costacurta, tam burada olman gerekiyor" diye konuşmaya başlardı. bir gün dayanamayıp, "ama patron, o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin, costacurta değil ki" demek zorunda hissettim.
işin daha da kötüsü konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle, forvettekileri karıştırmaya başlardı. artık öyle bir hal almıştı ki, kendi aramızda acaba bunu berlusconi'nin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor diye şakalaşmaya başlamıştık.
ancak şaka bir yana, terim'in taktik bilgisinin yetersizliğini ve tüm oyun planının takımı bağıra çağıra motive ederek, sahada iyi bir sonuç almamızı ümit etmek olduğunu anlamamız çok uzun bir süre almadı... belki böyle bir plan başka yerlerde geçerli olabilirdi, ancak milan'da işlemezdi. işlemedi de, milan'da uzun süreli görev alabilmek için bundan çok daha fazlasına ihtiyaç vardı.
--spoiler--
adam iyi özetlemiş, işte kaynaklar;
http://www.medyaspor.com/...rlo-terimi-anlatti-1227/3
http://www.nationalturk.c...-terim-tespitleri-196998/
https://www.amazon.com/I-...refore-Play/dp/1909430161
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar