bugün
- kadir mısıroğlu'nun soyu17
- kemalist dünya10
- cemevinde hain kemal sloganları7
- aile evinde yaşamak6
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı25
- üniversitelerin gereksiz olması8
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması6
- macron sabah koşusu yapacak diye park kapatmak6
- sigmund freud'un koltuğu2
- sözlüğü bırakmak istemek3
- allah6
- 26 haziran 20262
- arda güler'in 24 yıl sonra dünya kupası golü4
- araplar puta taparken türkler tek tanrıya inanırdı8
- 85 milyon kişi uludağ sözlük'ü okuyor14
- aylık 312 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- gönüllü moderatörlük2
- galatasaray lobisi6
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi6
- okulların kapanması3
- kemalistler9
- birader yazar olmak5
- 2026 dünya kupası23
- bulla dava açmak2
- nilsu berfin aktaş3
- futbol18
- kayra2
- gitme diye yalvarmak2
- sarapci koala2
- arda güler3
- amerika birleşik devletleri6
- türkiye8
- nemden nefes alamamak2
- saian dan aforizmalar2
- yavşak bir kardeşe sahip olmak2
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor13
- demet evgar10
- şile2
- yazarların imza parfümleri14
- 24 haziran 2026 venezuela depremi8
- özgür irade yanılsaması ve günlük hayat2
- devlet bahçeli3
- aşure3
- hızlı para kazanmanın yolları11
- akp'ye katılan belediye başkanları11
- venezuela6
- hiranur vakfı'na sahte kemik yaşı davasında hapis3
- şu an ihtiyacım var dediğin şey6
- türkiye abd maçını izleyecek misiniz8
- dinleri masonlar kontrol ediyor5
muadilleri olarak akla ilk etapta mulholland dr. ve lost highway gelse de, haneke'nin la pianiste filminde de etkisinin yoğun bir şekilde hissedildiği, ingmar bergman filmidir.
--spoiler--
la pianiste filminde piyano öğretmeni olarak karşımıza çıkan isabelle huppert, çevresinde ahlaklı, kendisini işine adamış, otoriter bir kadın personası yani maskesi takarken; aslında yalnız kaldığı zamanlar bambaşka bir kimliğe bürünüyor, iç benliği ile yarattığı maske sürekli çatışıyordu.
persona'da konu bu çatışma etrafında şekilleniyor. hemşire kız alma ile saygın bir sanatçı olan elizabeth sürekli çatışıyor. filmde beni en çok etkileyen ise, ikilinin kavgası sonrası elizabeth sahilde koşup, alma'nın arkasından kendisini affetmesi için yalvardığı sahne. çünkü elizabeth geçmişinden kaçarken birden gözden kayboluyor. tıpkı geçmişimizden kaçma isteğimiz, hatalarımızla yüzleşmemizin yaralarımızı kanatmaktan başka bir anlam taşımadığını düşünmemiz gibi. alma bunun üzerine şöyle sesleniyor: " beni affetmek istemiyorsun. çünkü bunun sana bir yararı yok." evet, geçmişteki bizi affedemiyoruz, çünkü ne yılları ne de yaşananları geri sarabiliyoruz. insanoğlunun olaylara pragmatist yaklaşımı, geçmişiyle yüzleşirken de ölçüt oluyor. belki de bir insanın duyabileceği en büyük korkulardan biri kendi geçmişine duyduğu korku. her an peşimizde, sürekli kovalıyor ve yarattığımız maskeleri düşürme gücüne sahip. bu korkuyu sinemada çok başarılı bir şekilde işlemiş bergman. film siyah-beyaz değil de renkli olsaydı bu kadar çarpıcı olur muydu bilemiyorum.
--spoiler--
--spoiler--
la pianiste filminde piyano öğretmeni olarak karşımıza çıkan isabelle huppert, çevresinde ahlaklı, kendisini işine adamış, otoriter bir kadın personası yani maskesi takarken; aslında yalnız kaldığı zamanlar bambaşka bir kimliğe bürünüyor, iç benliği ile yarattığı maske sürekli çatışıyordu.
persona'da konu bu çatışma etrafında şekilleniyor. hemşire kız alma ile saygın bir sanatçı olan elizabeth sürekli çatışıyor. filmde beni en çok etkileyen ise, ikilinin kavgası sonrası elizabeth sahilde koşup, alma'nın arkasından kendisini affetmesi için yalvardığı sahne. çünkü elizabeth geçmişinden kaçarken birden gözden kayboluyor. tıpkı geçmişimizden kaçma isteğimiz, hatalarımızla yüzleşmemizin yaralarımızı kanatmaktan başka bir anlam taşımadığını düşünmemiz gibi. alma bunun üzerine şöyle sesleniyor: " beni affetmek istemiyorsun. çünkü bunun sana bir yararı yok." evet, geçmişteki bizi affedemiyoruz, çünkü ne yılları ne de yaşananları geri sarabiliyoruz. insanoğlunun olaylara pragmatist yaklaşımı, geçmişiyle yüzleşirken de ölçüt oluyor. belki de bir insanın duyabileceği en büyük korkulardan biri kendi geçmişine duyduğu korku. her an peşimizde, sürekli kovalıyor ve yarattığımız maskeleri düşürme gücüne sahip. bu korkuyu sinemada çok başarılı bir şekilde işlemiş bergman. film siyah-beyaz değil de renkli olsaydı bu kadar çarpıcı olur muydu bilemiyorum.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar