bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz16
- erkek erkeğe arkadaşça sakso çekmek2
- kızları en güzel olan şehir13
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- and the oscar goes to5
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi13
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- affetmenin gücü6
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- silver ile evlenecek erkek52
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- akrostişli şiir6
- sırrı süreyya önder28
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- ilişki yapmaya üşenmek6
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- en sevdiğiniz sayı3
- de niro vs pacino3
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- mauro icardi12
- 30 yaşına girmek4
- sarapci koala58
- hristiyanlık7
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- dün gece ne oldu13
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- sözler köşkü6
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- kadın nefreti4
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- sözlükteki satranç taşları4
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- açtığı parantezi kapatmayan insan2
- şikeci amedspor5
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- euro 20162
- ellerim bos gonlum hos28
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- tutmayan başlık açma rehberi7
- her cümlesinin sonuna açıkçası koyan insan2
muadilleri olarak akla ilk etapta mulholland dr. ve lost highway gelse de, haneke'nin la pianiste filminde de etkisinin yoğun bir şekilde hissedildiği, ingmar bergman filmidir.
--spoiler--
la pianiste filminde piyano öğretmeni olarak karşımıza çıkan isabelle huppert, çevresinde ahlaklı, kendisini işine adamış, otoriter bir kadın personası yani maskesi takarken; aslında yalnız kaldığı zamanlar bambaşka bir kimliğe bürünüyor, iç benliği ile yarattığı maske sürekli çatışıyordu.
persona'da konu bu çatışma etrafında şekilleniyor. hemşire kız alma ile saygın bir sanatçı olan elizabeth sürekli çatışıyor. filmde beni en çok etkileyen ise, ikilinin kavgası sonrası elizabeth sahilde koşup, alma'nın arkasından kendisini affetmesi için yalvardığı sahne. çünkü elizabeth geçmişinden kaçarken birden gözden kayboluyor. tıpkı geçmişimizden kaçma isteğimiz, hatalarımızla yüzleşmemizin yaralarımızı kanatmaktan başka bir anlam taşımadığını düşünmemiz gibi. alma bunun üzerine şöyle sesleniyor: " beni affetmek istemiyorsun. çünkü bunun sana bir yararı yok." evet, geçmişteki bizi affedemiyoruz, çünkü ne yılları ne de yaşananları geri sarabiliyoruz. insanoğlunun olaylara pragmatist yaklaşımı, geçmişiyle yüzleşirken de ölçüt oluyor. belki de bir insanın duyabileceği en büyük korkulardan biri kendi geçmişine duyduğu korku. her an peşimizde, sürekli kovalıyor ve yarattığımız maskeleri düşürme gücüne sahip. bu korkuyu sinemada çok başarılı bir şekilde işlemiş bergman. film siyah-beyaz değil de renkli olsaydı bu kadar çarpıcı olur muydu bilemiyorum.
--spoiler--
--spoiler--
la pianiste filminde piyano öğretmeni olarak karşımıza çıkan isabelle huppert, çevresinde ahlaklı, kendisini işine adamış, otoriter bir kadın personası yani maskesi takarken; aslında yalnız kaldığı zamanlar bambaşka bir kimliğe bürünüyor, iç benliği ile yarattığı maske sürekli çatışıyordu.
persona'da konu bu çatışma etrafında şekilleniyor. hemşire kız alma ile saygın bir sanatçı olan elizabeth sürekli çatışıyor. filmde beni en çok etkileyen ise, ikilinin kavgası sonrası elizabeth sahilde koşup, alma'nın arkasından kendisini affetmesi için yalvardığı sahne. çünkü elizabeth geçmişinden kaçarken birden gözden kayboluyor. tıpkı geçmişimizden kaçma isteğimiz, hatalarımızla yüzleşmemizin yaralarımızı kanatmaktan başka bir anlam taşımadığını düşünmemiz gibi. alma bunun üzerine şöyle sesleniyor: " beni affetmek istemiyorsun. çünkü bunun sana bir yararı yok." evet, geçmişteki bizi affedemiyoruz, çünkü ne yılları ne de yaşananları geri sarabiliyoruz. insanoğlunun olaylara pragmatist yaklaşımı, geçmişiyle yüzleşirken de ölçüt oluyor. belki de bir insanın duyabileceği en büyük korkulardan biri kendi geçmişine duyduğu korku. her an peşimizde, sürekli kovalıyor ve yarattığımız maskeleri düşürme gücüne sahip. bu korkuyu sinemada çok başarılı bir şekilde işlemiş bergman. film siyah-beyaz değil de renkli olsaydı bu kadar çarpıcı olur muydu bilemiyorum.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar