bugün
- kolye140
- lale13
- kuş5
- flamingo3
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- billie eilish'in memeleri7
- var olmak için ne yaptınız12
- fil9
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- at6
- kötüyü alaşağı etmek4
- z kusagi4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- yol5
- netflix asaf dizisi3
- cemil tugay6
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- brezilya7
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- paralel evren2
- sevgili nedir7
- kaplan17
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek2
- spider man brand new day2
- pıtı atma4
- gül7
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- evi ev yapan şeyler14
- gemini2
- bileklik19
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
- ankara8
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- kırgızistan3
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- ona bir şey söyle10
- galatasaray19
- fenerbahçe18
- amerika birleşik devletleri6
- nick vermeden bir yazara seslen9
- futbol18
milliyetçi-ülkücü hareketin yetiştirdiği abide şahsiyetlerinden biridir.
--spoiler--
Şimdi nerede olduklarını, ne yaptıklarını bilmediğim delikanlılar!
“Fetih Marşı” şiirini çok severlerdi.
O delikanlılar, büyük yürekli ama alçak gönüllü idiler.
Doğru, “Fatih’in istanbul’u fethettiği yaşta” idiler.
Yine de hiçbirinin Fatih’lik iddiası yoktu.
Sadece Allah’a iyi kulluk edebilmenin, milletine daha çok hizmet vermenin yarışına girmişlerdi.
ilimde, fikirde ve sanatta birer “Fatihçik” adayı olmanın hayalini kurmuşlarsa, kim kınayabilir?
Belki de aralarında gerçek fatihler çıkacaktır, kim bilebilir?
Bir zamanlar o delikanlıların bir çoğunu tanımıştım.
Her iki dünyada da şahitlik ederim ‘oyuna ve oynaşa’ ayıracak zamanları hiç olmadı.
Delikanlılığın yaşlanınca gülümsenerek hatırlanan yaramazlıklarından bile uzak kaldılar.
Milletlerinin saadetlerini, devletlerinin yücelmesini, bayraklarının dünya durdukça hep öyle nazlı nazlı dalgalanmasını hayatlarının gâyesi saydılar.
Mukaddesatına yabancılaşmış, güzelliklerini unutmuş bir neslin çocukları idiler.
Yolun doğrusunu gösterecek büyükleri öyle azdı ki, içlerinden bazıları büyüklerine doğru yolu seçtirmenin ağır yükünü omuzlamaktan çekinmediler.
O delikanlıları bir hayli zamandır. göremiyoruz. Acaba halleri nicedir?
O delikanlılardan her biri “burçlara bayrak olacak kumaştan” idiler.
Hep yükseklerde kalmayı ve hiç yere düşmemeyi çoktan hak etmişlerdi. kıymetlerini bilemedik.
Niçin görünmüyorlar? Gücendiler mi?Aramıza bir daha dönmeyecekler mi?
Eğer böyle ise kaybımız çok büyüktür.
Gün gelecek o delikanlıları yine arayacağız ama artık kolay bulamayacağız.
Bizden şan istemediler, canlarını verdiler.
Bizim hürriyetimiz için hürriyetlerini feda ettiler.
Bizden sadece biraz sevgi, biraz anlayış beklediler. Onu bile esirgedik.
Hep aynı soru beynimi kemiriyor; “Fatih’in istanbul’u fethettiği yaştaki” o delikanlılar. Şimdi neredeler, ne yapıyorlar? Yoksa atalarından işaret aldıkları gün yürüdüler de arkalarından kimse gitmediği için çok mu uzaklara düştüler?
O delikanlıların bazılarının yerini biliyorum. Ulubatlı Hasan Ağabeylerinin yanındalar.
Galip ERDEM
--spoiler--
--spoiler--
Şimdi nerede olduklarını, ne yaptıklarını bilmediğim delikanlılar!
“Fetih Marşı” şiirini çok severlerdi.
O delikanlılar, büyük yürekli ama alçak gönüllü idiler.
Doğru, “Fatih’in istanbul’u fethettiği yaşta” idiler.
Yine de hiçbirinin Fatih’lik iddiası yoktu.
Sadece Allah’a iyi kulluk edebilmenin, milletine daha çok hizmet vermenin yarışına girmişlerdi.
ilimde, fikirde ve sanatta birer “Fatihçik” adayı olmanın hayalini kurmuşlarsa, kim kınayabilir?
Belki de aralarında gerçek fatihler çıkacaktır, kim bilebilir?
Bir zamanlar o delikanlıların bir çoğunu tanımıştım.
Her iki dünyada da şahitlik ederim ‘oyuna ve oynaşa’ ayıracak zamanları hiç olmadı.
Delikanlılığın yaşlanınca gülümsenerek hatırlanan yaramazlıklarından bile uzak kaldılar.
Milletlerinin saadetlerini, devletlerinin yücelmesini, bayraklarının dünya durdukça hep öyle nazlı nazlı dalgalanmasını hayatlarının gâyesi saydılar.
Mukaddesatına yabancılaşmış, güzelliklerini unutmuş bir neslin çocukları idiler.
Yolun doğrusunu gösterecek büyükleri öyle azdı ki, içlerinden bazıları büyüklerine doğru yolu seçtirmenin ağır yükünü omuzlamaktan çekinmediler.
O delikanlıları bir hayli zamandır. göremiyoruz. Acaba halleri nicedir?
O delikanlılardan her biri “burçlara bayrak olacak kumaştan” idiler.
Hep yükseklerde kalmayı ve hiç yere düşmemeyi çoktan hak etmişlerdi. kıymetlerini bilemedik.
Niçin görünmüyorlar? Gücendiler mi?Aramıza bir daha dönmeyecekler mi?
Eğer böyle ise kaybımız çok büyüktür.
Gün gelecek o delikanlıları yine arayacağız ama artık kolay bulamayacağız.
Bizden şan istemediler, canlarını verdiler.
Bizim hürriyetimiz için hürriyetlerini feda ettiler.
Bizden sadece biraz sevgi, biraz anlayış beklediler. Onu bile esirgedik.
Hep aynı soru beynimi kemiriyor; “Fatih’in istanbul’u fethettiği yaştaki” o delikanlılar. Şimdi neredeler, ne yapıyorlar? Yoksa atalarından işaret aldıkları gün yürüdüler de arkalarından kimse gitmediği için çok mu uzaklara düştüler?
O delikanlıların bazılarının yerini biliyorum. Ulubatlı Hasan Ağabeylerinin yanındalar.
Galip ERDEM
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar