bugün
- deccal internetten çıkacak7
- sıcak havaların sona ermesi4
- sözlük whatsapp grupları5
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- togg t6x6
- ruhi çenet7
- dayatılmış güzellik algısı5
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay6
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- özbek kadınlar2
- deizm6
- kırbaç isteyen var mı5
- bana onu sormayin2
- ekşi sözlük11
- bütün yazarları eksileyen yazar kim sorunsalı2
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- gocu bak bi5
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- ismail kartal10
- düşün ki o bunu okuyor7
- kıyamet döneminde yaşanacak felaketler2
- sözlük kızlarındaki libido yüksekliği4
- enayimiknatisii36
- anın görüntüsü26
- fenerbahçe12
- anderson talisca3
- diamond bey biraderelle2
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- şarap4
- güne bir şarkı bırak7
- gocu51
- ölüm9
- dansöz izleme keyfi11
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- kpss 20262
- aziz yıldırım12
- suriye'nin medeniyete katkıları2
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüleri3
- serhat kılıç13
- çocuklara verilen farklı isimler12
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı12
- köylü2
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- tai lung34
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- tek maçtan yatan iddaa kuponu2
bazı kişilerce evren ile bir şekilde uyumlu olduğu düşünülen frekans değeri. bu frekanstaki müzikleri dinleyerek titreşip evrenle bir olanları mı dersin, aydınlanıp ışıklar görenleri mi dersin, ne ararsan var. üstüne pisagor zamanındaki çalgılardan mozart'a ve verdi'ye kadar uzanan bir de hikayesi var. hikaye sözcüğü buraya tam oturuyor çünkü iddialar "evren" ifadesi ile birlikte geçse bile doğruluğu bilimsel olarak, diğer bir deyiş ile evrensel anlamda kanıtlanamamıştır. yani bu frekanstaki müzikleri dinleyip rahatladıklarını düşünenler varsa bu olsa olsa belki plasebo benzeri bir etkiden, ya da buna olan aşırı inançtan ötürü olabilir. sonuçta müzik dinlemek rahatlatıcı bir şey olabiliyor. deneme amacıyla mozart'ın bir kaç eserini bu şekilde dinledim ama herhangi özel bir şey olmadı. sonrasında biraz daha inanarak dinlemeye çalıştım ama yine bir şey olmadı. belki de sorun bendedir. bence düşünülenlerin gerçekten böyle olup olmadığını ve olayı daha iyi anlayabilmek adına ilk olarak biraz geçmişe, yani 20. yüzyılın ortalarına gitmemiz gerek.
hertz birimi tam olarak 1930 yılında kabul edilip evrenselliğini kazanıyor. anlamı ise "saniyedeki döngü (titreşim) sayısı"dır. bu tanımdan yola çıkarsak, hertz'in bulunabilmesi için öncelikle saniye kavramının bulunmuş olması gerekiyor. saniye kavramına baktığımızda ise ilk olarak el biruni zamanında (1000) ortaya çıktığını görüyoruz. sonrasında ise 1560 yıllarında ilk defa saniyeyi gösteren bir saat yapılıyor. ardından 1834 yılında ilk doğru frekans ölçümü yapılıyor. yani pisagor zamanındaki çalgıların bilerek 432 hertz frekansına ayarlandığını ve sonradan da bu şekilde bulunduklarını söyleyenler olsa da bilimsel anlamda bu bir hurafeden öteye geçemiyor çünkü mozart ve verdi döneminde olduğu gibi o dönemdekiler de henüz hertz terimini bilmiyorlardı. farz edelim ki bu kasti değil de tamamen tesadüfi bir ayarlanma olsa bile ortada bu şekilde ayarlı herhangi bir eski dönem müzik aleti yok. dolayısı ile ortada zaten fiziksel bir kanıt yok. geç.
yine mozart'ın bütün müziklerinde bu frekansı temel aldığını söyleyenler vardır. bununla ilgili tek kanıt ise o dönemde, yani 1780 yılında viyana'da Johann Andreas Stein isimli ünlü bir piyano yapımcısına ait olduğu bilinen bir diyapazondur. yani stein o dönemde mozart, haydn ve beethoven'ın piyanolarından da sorumlu kişi idi ve bu üç sanatçı da la notası için aynı frekans değeri olan 421.6 frekansını kullanıyorlardı, ki bu da stein'e ait olan diyapazon ile aynı frekans değerinde idi. 1750 yılında ingiltere'de yaşamış olan handel'in diyapazonu da 422.5 hertz'e ayarlı bir şekilde bulunmuştur. bu sayı mozart ve diğer sanatçılarınkine yakın olsa bile sonuç olarak baktığımızda hepsi 432 hz'den oldukça uzak olan sayılardır. bunu da geç.
gelelim verdi'nin de aynı şekilde bu frekansı kullandığı meselesine. verdi eserlerinde değişken frekanslar kullanıyordu. ancak requiem isimli eserinde standart olarak kullandığı frekans 435 hz idi ve daha sonrasında ise orkestralar için daha iyi olabileceğini düşündüğü frekans 432 hz olmuştu. muhtemelen bunun sebebi evrenin titreşimleri ile ilgili olmaktan öte tamamen bambaşka bir şey ile alakalıydı. en azından mantıklı düşünürsek böyle bir şey çıkıyor.
frekans konusunun fizik biliminde ve evren açısından önemli bir yere sahip olma ihtimali ile mozart'ın parmaklarından çıkan notaların evrenin frekansı ile uyumlu olduğu için kulağa hoş geldiği inanışı arasında bir sicim titreşimi kadar mesafe olduğu düşünülse bile bilimsel bakınca aralarında en aşağı graham sayısı kadar fark var. bunlar hep o titrek kuantumcular yüzünden oluyor.
hertz birimi tam olarak 1930 yılında kabul edilip evrenselliğini kazanıyor. anlamı ise "saniyedeki döngü (titreşim) sayısı"dır. bu tanımdan yola çıkarsak, hertz'in bulunabilmesi için öncelikle saniye kavramının bulunmuş olması gerekiyor. saniye kavramına baktığımızda ise ilk olarak el biruni zamanında (1000) ortaya çıktığını görüyoruz. sonrasında ise 1560 yıllarında ilk defa saniyeyi gösteren bir saat yapılıyor. ardından 1834 yılında ilk doğru frekans ölçümü yapılıyor. yani pisagor zamanındaki çalgıların bilerek 432 hertz frekansına ayarlandığını ve sonradan da bu şekilde bulunduklarını söyleyenler olsa da bilimsel anlamda bu bir hurafeden öteye geçemiyor çünkü mozart ve verdi döneminde olduğu gibi o dönemdekiler de henüz hertz terimini bilmiyorlardı. farz edelim ki bu kasti değil de tamamen tesadüfi bir ayarlanma olsa bile ortada bu şekilde ayarlı herhangi bir eski dönem müzik aleti yok. dolayısı ile ortada zaten fiziksel bir kanıt yok. geç.
yine mozart'ın bütün müziklerinde bu frekansı temel aldığını söyleyenler vardır. bununla ilgili tek kanıt ise o dönemde, yani 1780 yılında viyana'da Johann Andreas Stein isimli ünlü bir piyano yapımcısına ait olduğu bilinen bir diyapazondur. yani stein o dönemde mozart, haydn ve beethoven'ın piyanolarından da sorumlu kişi idi ve bu üç sanatçı da la notası için aynı frekans değeri olan 421.6 frekansını kullanıyorlardı, ki bu da stein'e ait olan diyapazon ile aynı frekans değerinde idi. 1750 yılında ingiltere'de yaşamış olan handel'in diyapazonu da 422.5 hertz'e ayarlı bir şekilde bulunmuştur. bu sayı mozart ve diğer sanatçılarınkine yakın olsa bile sonuç olarak baktığımızda hepsi 432 hz'den oldukça uzak olan sayılardır. bunu da geç.
gelelim verdi'nin de aynı şekilde bu frekansı kullandığı meselesine. verdi eserlerinde değişken frekanslar kullanıyordu. ancak requiem isimli eserinde standart olarak kullandığı frekans 435 hz idi ve daha sonrasında ise orkestralar için daha iyi olabileceğini düşündüğü frekans 432 hz olmuştu. muhtemelen bunun sebebi evrenin titreşimleri ile ilgili olmaktan öte tamamen bambaşka bir şey ile alakalıydı. en azından mantıklı düşünürsek böyle bir şey çıkıyor.
frekans konusunun fizik biliminde ve evren açısından önemli bir yere sahip olma ihtimali ile mozart'ın parmaklarından çıkan notaların evrenin frekansı ile uyumlu olduğu için kulağa hoş geldiği inanışı arasında bir sicim titreşimi kadar mesafe olduğu düşünülse bile bilimsel bakınca aralarında en aşağı graham sayısı kadar fark var. bunlar hep o titrek kuantumcular yüzünden oluyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar