bugün
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın6
- can holding'in 33 şirketini geri alması2
- uludağ sözlük evreni9
- anın görüntüsü24
- en lezzetli balık15
- sevgiliye hitap biçimleri2
- karşı cinsteki en itici özellik12
- how'i met your mother marshall6
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin10
- ben geldim naneler13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- asena keskinci2
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- online listesindeki sıralama mantığı9
- gocu33
- mansur yavaş14
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- online listesi neden kaldırıldı10
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- size takılan lakaplar7
- sabahları nefret edilen şeyler8
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- en son neye çok üzüldünüz12
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- inci sözlük8
- true nickli yazar22
- game of thrones taki kerhaneci21
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- başkent istanbul olsun11
- tai lung vs gocu22
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- mamudo gurban niye doğdun9
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- arkadaşlar5
- insanların sizden uzak durması7
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- iş yerindeki orospu çocukları8
bazı kişilerce evren ile bir şekilde uyumlu olduğu düşünülen frekans değeri. bu frekanstaki müzikleri dinleyerek titreşip evrenle bir olanları mı dersin, aydınlanıp ışıklar görenleri mi dersin, ne ararsan var. üstüne pisagor zamanındaki çalgılardan mozart'a ve verdi'ye kadar uzanan bir de hikayesi var. hikaye sözcüğü buraya tam oturuyor çünkü iddialar "evren" ifadesi ile birlikte geçse bile doğruluğu bilimsel olarak, diğer bir deyiş ile evrensel anlamda kanıtlanamamıştır. yani bu frekanstaki müzikleri dinleyip rahatladıklarını düşünenler varsa bu olsa olsa belki plasebo benzeri bir etkiden, ya da buna olan aşırı inançtan ötürü olabilir. sonuçta müzik dinlemek rahatlatıcı bir şey olabiliyor. deneme amacıyla mozart'ın bir kaç eserini bu şekilde dinledim ama herhangi özel bir şey olmadı. sonrasında biraz daha inanarak dinlemeye çalıştım ama yine bir şey olmadı. belki de sorun bendedir. bence düşünülenlerin gerçekten böyle olup olmadığını ve olayı daha iyi anlayabilmek adına ilk olarak biraz geçmişe, yani 20. yüzyılın ortalarına gitmemiz gerek.
hertz birimi tam olarak 1930 yılında kabul edilip evrenselliğini kazanıyor. anlamı ise "saniyedeki döngü (titreşim) sayısı"dır. bu tanımdan yola çıkarsak, hertz'in bulunabilmesi için öncelikle saniye kavramının bulunmuş olması gerekiyor. saniye kavramına baktığımızda ise ilk olarak el biruni zamanında (1000) ortaya çıktığını görüyoruz. sonrasında ise 1560 yıllarında ilk defa saniyeyi gösteren bir saat yapılıyor. ardından 1834 yılında ilk doğru frekans ölçümü yapılıyor. yani pisagor zamanındaki çalgıların bilerek 432 hertz frekansına ayarlandığını ve sonradan da bu şekilde bulunduklarını söyleyenler olsa da bilimsel anlamda bu bir hurafeden öteye geçemiyor çünkü mozart ve verdi döneminde olduğu gibi o dönemdekiler de henüz hertz terimini bilmiyorlardı. farz edelim ki bu kasti değil de tamamen tesadüfi bir ayarlanma olsa bile ortada bu şekilde ayarlı herhangi bir eski dönem müzik aleti yok. dolayısı ile ortada zaten fiziksel bir kanıt yok. geç.
yine mozart'ın bütün müziklerinde bu frekansı temel aldığını söyleyenler vardır. bununla ilgili tek kanıt ise o dönemde, yani 1780 yılında viyana'da Johann Andreas Stein isimli ünlü bir piyano yapımcısına ait olduğu bilinen bir diyapazondur. yani stein o dönemde mozart, haydn ve beethoven'ın piyanolarından da sorumlu kişi idi ve bu üç sanatçı da la notası için aynı frekans değeri olan 421.6 frekansını kullanıyorlardı, ki bu da stein'e ait olan diyapazon ile aynı frekans değerinde idi. 1750 yılında ingiltere'de yaşamış olan handel'in diyapazonu da 422.5 hertz'e ayarlı bir şekilde bulunmuştur. bu sayı mozart ve diğer sanatçılarınkine yakın olsa bile sonuç olarak baktığımızda hepsi 432 hz'den oldukça uzak olan sayılardır. bunu da geç.
gelelim verdi'nin de aynı şekilde bu frekansı kullandığı meselesine. verdi eserlerinde değişken frekanslar kullanıyordu. ancak requiem isimli eserinde standart olarak kullandığı frekans 435 hz idi ve daha sonrasında ise orkestralar için daha iyi olabileceğini düşündüğü frekans 432 hz olmuştu. muhtemelen bunun sebebi evrenin titreşimleri ile ilgili olmaktan öte tamamen bambaşka bir şey ile alakalıydı. en azından mantıklı düşünürsek böyle bir şey çıkıyor.
frekans konusunun fizik biliminde ve evren açısından önemli bir yere sahip olma ihtimali ile mozart'ın parmaklarından çıkan notaların evrenin frekansı ile uyumlu olduğu için kulağa hoş geldiği inanışı arasında bir sicim titreşimi kadar mesafe olduğu düşünülse bile bilimsel bakınca aralarında en aşağı graham sayısı kadar fark var. bunlar hep o titrek kuantumcular yüzünden oluyor.
hertz birimi tam olarak 1930 yılında kabul edilip evrenselliğini kazanıyor. anlamı ise "saniyedeki döngü (titreşim) sayısı"dır. bu tanımdan yola çıkarsak, hertz'in bulunabilmesi için öncelikle saniye kavramının bulunmuş olması gerekiyor. saniye kavramına baktığımızda ise ilk olarak el biruni zamanında (1000) ortaya çıktığını görüyoruz. sonrasında ise 1560 yıllarında ilk defa saniyeyi gösteren bir saat yapılıyor. ardından 1834 yılında ilk doğru frekans ölçümü yapılıyor. yani pisagor zamanındaki çalgıların bilerek 432 hertz frekansına ayarlandığını ve sonradan da bu şekilde bulunduklarını söyleyenler olsa da bilimsel anlamda bu bir hurafeden öteye geçemiyor çünkü mozart ve verdi döneminde olduğu gibi o dönemdekiler de henüz hertz terimini bilmiyorlardı. farz edelim ki bu kasti değil de tamamen tesadüfi bir ayarlanma olsa bile ortada bu şekilde ayarlı herhangi bir eski dönem müzik aleti yok. dolayısı ile ortada zaten fiziksel bir kanıt yok. geç.
yine mozart'ın bütün müziklerinde bu frekansı temel aldığını söyleyenler vardır. bununla ilgili tek kanıt ise o dönemde, yani 1780 yılında viyana'da Johann Andreas Stein isimli ünlü bir piyano yapımcısına ait olduğu bilinen bir diyapazondur. yani stein o dönemde mozart, haydn ve beethoven'ın piyanolarından da sorumlu kişi idi ve bu üç sanatçı da la notası için aynı frekans değeri olan 421.6 frekansını kullanıyorlardı, ki bu da stein'e ait olan diyapazon ile aynı frekans değerinde idi. 1750 yılında ingiltere'de yaşamış olan handel'in diyapazonu da 422.5 hertz'e ayarlı bir şekilde bulunmuştur. bu sayı mozart ve diğer sanatçılarınkine yakın olsa bile sonuç olarak baktığımızda hepsi 432 hz'den oldukça uzak olan sayılardır. bunu da geç.
gelelim verdi'nin de aynı şekilde bu frekansı kullandığı meselesine. verdi eserlerinde değişken frekanslar kullanıyordu. ancak requiem isimli eserinde standart olarak kullandığı frekans 435 hz idi ve daha sonrasında ise orkestralar için daha iyi olabileceğini düşündüğü frekans 432 hz olmuştu. muhtemelen bunun sebebi evrenin titreşimleri ile ilgili olmaktan öte tamamen bambaşka bir şey ile alakalıydı. en azından mantıklı düşünürsek böyle bir şey çıkıyor.
frekans konusunun fizik biliminde ve evren açısından önemli bir yere sahip olma ihtimali ile mozart'ın parmaklarından çıkan notaların evrenin frekansı ile uyumlu olduğu için kulağa hoş geldiği inanışı arasında bir sicim titreşimi kadar mesafe olduğu düşünülse bile bilimsel bakınca aralarında en aşağı graham sayısı kadar fark var. bunlar hep o titrek kuantumcular yüzünden oluyor.
ilginç bir frekans. arkadaşın da belirttiği gibi ( https://www.uludagsozluk.com/e/32477103/ ) evrenle ilgili olduğunu düşünüyor yabancılar ve bu frekanstaki müziklerin hastasılar https://www.youtube.com/watch?v=4wtG01ymIjE
işin daha da ilginç tarafı ise bu sayılar kullanılarak 666 ya ulaşılıyor olması.
432 + 234 = 666
324 + 342 = 666
423 + 243 = 666
https://www.instagram.com/p/BxQSPf1Hv5Z/
işin daha da ilginç tarafı ise bu sayılar kullanılarak 666 ya ulaşılıyor olması.
432 + 234 = 666
324 + 342 = 666
423 + 243 = 666
https://www.instagram.com/p/BxQSPf1Hv5Z/
saniyede 432 kere tekrar eden örüntü evet..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar