bugün

ankara

sabah 8 buçuktan beri yağmur durmayan şehir. 50 metre mesafedeyim üst geçide, başımı kaldırıp baktığımda üst geçidi, karşıdaki binaların kırık camlarını görebilecek kadar yakınım. sabah işe gelene kadar durumun vehametinin kesinlikle bu kadar farkında değildim. gece yatarken şükrettim tanıdıklarımın, sevdiklerimin hayatta oluşuna. sonra uyudum. sabah uyanmamla idrak ettim. dibimde çok büyük bir katliam gerçekleşti! hafta içi olsa bir ihtimal oralarda olacağım bir mesafede. hatta patlamanın 1 saat öncesinde o civardaydım. ikinci defa yırttım. ama yırtamamışım. sabah bulvara ve güven park'a açılan bütün yollar kapalıydı. polis barikat kurmuştu, sadece adalet bakanlığı ve yargıtay çalışanlarını kurum kimlikleriyle alıyorlardı. terk edilmiş kasaba görünümü hiç ama hiç iç açıcı değildi. gri ankara ve bomboş sokaklar. adalet bakanlığı'nın ek binalarından birine - ki güven park'ın yukarısında, 50 metre mesafede olay yerine - bina hasar gördüğü için izin verilmiyordu. en acısı ise dün akşam olaydan sonra bir yaralının can havliyle bu binanın arkasına gelip saklanması ve artık bayıldı mı yoksa korkusundan mı çıkamadı bilemiyoruz bütün geceyi dışarıda, soğukta geçirmesiydi. hoş ölmüş de olabilir, bize yaralı dendi. olay sonrası bu kadarına şahit olmam bile dakikalarca ağlama neden oldu. ben düşünemiyorum o travma içerisinde kalmış, olayı yaşamış olan insanların neler hissetmiş olabileceklerini... peki ya canından can kopup da sevdiklerini kaybedenler. dün varlardı bugün yoklar. ne kadar adil bu durum? yarın onların başına bunun gelmeyeceğinin garantisi var mı? her gün "acaba akşam eve dönebilecek miyim?" diye mi çıkacağız dışarı? çok şükür şimdilik bir kez daha patlamadık ankara...
© copyright 2005 - 2026