bugün
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i15
- gocu28
- çomar sürüsü3
- s'i l v'e r m'i s t35
- yazarların benzedikleri ünlüler5
- al sözlükteki bütün amlar senin olsun3
- mavi kart2
- galatasaray'ın sporting maçı kamp kadrosu2
- nasıl birisiniz7
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir10
- sürekli geçmişe dönmek isteyen insan5
- kuşburnu marmelatı3
- doğru kişiyle yanlış zamanda karşılaşmak6
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz2
- al bundy2
- enayimiknatisii34
- muslettin amca10
- dün fetöcu olanlar bugün bize fetöcü diyor2
- bugünkü halinden memnun olan insan3
- her gördüğü yeşillikte mangal yakan insan2
- true koş2
- bir anda gelen temizlik perileri2
- lan birak ayak yapmayi2
- uzungöl2
- modern dünyanın en büyük sorunu2
- yazarlar 70 lerde yaşasaydı nasıl görünürdü3
- kızılcık marmelatı2
- her şeyi hatırlayan insan4
- makarna ve kömüre oy satan insan2
- gelecek seçimlerde akepenin beklentisi2
- tuvalette nasıl görünürdün trendi2
- fenerbahçe14
- serhat kılıç24
- ansızın gelen benim burada ne işim var hissi3
- anın görüntüsü24
- sürekli gelen trollerle uğraşmamız4
- yörük kızı15
- davar tereyağı4
- bazı insanların sizi değiştirmesi4
- uludağ sözlük size ne kattı23
- kız düşürmenin kısa yolu15
- yeralti edebiyatcisi2
- ben bu yazıyı seri eksicime yazdım4
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- pum pum çorbası7
- mercimek çorbası içen kadın14
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- fusya semsiyeli yabanci26
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
Inception için tek bir cümle kurmam gerekse şunu derdim. Gerçekten çok iyi, zekice, eğlenceli ve mutlaka sinemada yaşanması gereken bir deneyim. Son yıllarda sinemadan bu kadar başı dönmüş ve mutlu bir şekilde çıktığımı hatırlamıyorum. Christopher Nolan bu filmle tekrar hayranlığımı kazandı. Ortaya çıkan iş gerçekten mükemmel. Bence son 10 yılın en iyi filmlerinden biri ve ustanın (yine bence) en iyi filmi. Evet, Memento'dan da iyi.
The Dark Knight'tan sonra bile Nolan'a favori yönetmenim demeye dilim varmamıştı. Ama bunu şimdi gönül rahatlığıyla söylüyorum.
Rüyalar her zaman filmlerin özel bir arkadaşı, yardımcısı olmuştur. ''Hepsi birer rüyaymış'' klişesi en olmadık yapı yada hikayeye sahip filmleri kurtaran bir fikir olmuştur. Hem filmlerde bittikleri zaman zihnimizde bir rüya gibi yer almazlar mı! işte C. Nolan bu klişeyi alıp onu çok zekice bir oyun haline büründürüyor. Yapısı gereği film başlangıçta biraz karmaşık gelebilir ama ilerleyen dakikalarda bu yapıya alışıyorsunuz. Zaten öykü geriye dönüşler ve başlangıcı haricinde düz bir zeminde ilerliyor.
Hem felsefi, hem aksiyon açısından gayet doyurucu bir film bu. Felsefi açıdan yaklaşırsak film kendi dünyamız ve yaşamımız üzerine pek çok imge ve metafora sahip. Yaşadığımız hayat ne kadar gerçek, aslında bütün bunlar birer rüya mı gibi sorular sorduruyor film bize. Rüyaları tema edinen bir film içinse bu kaçınılmaz elbette. Herkes filmdeki her imgeden bir şeyler çıkaracak, her unsuru bir şeyle bağdaştıracaktır, eminim. Filmdeki Yusuf karakterini Hz. Yusuf'la bağdaştıranlar görüyorum şimdiden. Filmin bu karmaşık yapısı ve sembolleride önümüzdeki birkaç yıl fazlasıyla tartışılacaktır. Zaten bir film izlemeyide bu tür tartışmalar zevkli kılmaz mı!
Aksiyon olarak bakarsak yine doyurucu bir film var karşımızda. Olayların geçtiği yer rüyalar olduğu için elbette film sınırsız bir aksiyona gebe. Ama heyecan unsuruda yok değil. ''Aman canım, bunların hepsi rüya, ölseler ne olucak ki!'' diyemiyorsunuz. Bazı durumlarda rüya içersinde dahi ölmenin bazı tehlikeleri olduğu belirtilerek bir şekilde heyecan girdabına sokuluyoruz. Yönetmen tarafından bir oyuna davet ediliyoruz, ve katman çoğaldıkça oyun daha eğlenceli bir hal alıyor. Benim favori sahnem yerçekimsiz alanda geçen dövüş sahnesi.. Daha önce eşi benzeri görülmemiş bu sahneden inanılmaz bir haz aldım. En son buna benzer bir hazzı sinemada Matrix Reloaded'ı izlediğimde almıştım.
Uyurken yüzüne su sıçrayan bir adamın rüyasında yağmur yağdığını görmesi, Dom'un çocuklarının imgesini her seferinde çocukların yüzünü görmeden görüşü gibi anektodlar çok hoşuma gitti. Paris sokaklarının tersyüz edilmiş hali ise bence bir sanat eseri.
Filmin bazı noktalarına serpiştirilmiş espiriler ise filme hoş bir mizah katıyor. Bence gayet filme yakışır, zekice espiriler.. Ama bu mizahi ton filmi asla sulandırmıyor, basitleştirmiyor. Ama filmi daha eğlenceli kıldığı kesin.
Bu filmi beğenin yada beğenmeyin, daha önce hiçbir filmde bulunmayan bir tada sahip olduğu tartışılmaz. Herşeyden önemlisi bu film o eşsiz sinema duygusuna fazlasıyla sahip. Bu da bence filmin en önemli özelliği.
Ben sinemayı bana Inception gibi filmler armağan ettiği için seviyorum.
The Dark Knight'tan sonra bile Nolan'a favori yönetmenim demeye dilim varmamıştı. Ama bunu şimdi gönül rahatlığıyla söylüyorum.
Rüyalar her zaman filmlerin özel bir arkadaşı, yardımcısı olmuştur. ''Hepsi birer rüyaymış'' klişesi en olmadık yapı yada hikayeye sahip filmleri kurtaran bir fikir olmuştur. Hem filmlerde bittikleri zaman zihnimizde bir rüya gibi yer almazlar mı! işte C. Nolan bu klişeyi alıp onu çok zekice bir oyun haline büründürüyor. Yapısı gereği film başlangıçta biraz karmaşık gelebilir ama ilerleyen dakikalarda bu yapıya alışıyorsunuz. Zaten öykü geriye dönüşler ve başlangıcı haricinde düz bir zeminde ilerliyor.
Hem felsefi, hem aksiyon açısından gayet doyurucu bir film bu. Felsefi açıdan yaklaşırsak film kendi dünyamız ve yaşamımız üzerine pek çok imge ve metafora sahip. Yaşadığımız hayat ne kadar gerçek, aslında bütün bunlar birer rüya mı gibi sorular sorduruyor film bize. Rüyaları tema edinen bir film içinse bu kaçınılmaz elbette. Herkes filmdeki her imgeden bir şeyler çıkaracak, her unsuru bir şeyle bağdaştıracaktır, eminim. Filmdeki Yusuf karakterini Hz. Yusuf'la bağdaştıranlar görüyorum şimdiden. Filmin bu karmaşık yapısı ve sembolleride önümüzdeki birkaç yıl fazlasıyla tartışılacaktır. Zaten bir film izlemeyide bu tür tartışmalar zevkli kılmaz mı!
Aksiyon olarak bakarsak yine doyurucu bir film var karşımızda. Olayların geçtiği yer rüyalar olduğu için elbette film sınırsız bir aksiyona gebe. Ama heyecan unsuruda yok değil. ''Aman canım, bunların hepsi rüya, ölseler ne olucak ki!'' diyemiyorsunuz. Bazı durumlarda rüya içersinde dahi ölmenin bazı tehlikeleri olduğu belirtilerek bir şekilde heyecan girdabına sokuluyoruz. Yönetmen tarafından bir oyuna davet ediliyoruz, ve katman çoğaldıkça oyun daha eğlenceli bir hal alıyor. Benim favori sahnem yerçekimsiz alanda geçen dövüş sahnesi.. Daha önce eşi benzeri görülmemiş bu sahneden inanılmaz bir haz aldım. En son buna benzer bir hazzı sinemada Matrix Reloaded'ı izlediğimde almıştım.
Uyurken yüzüne su sıçrayan bir adamın rüyasında yağmur yağdığını görmesi, Dom'un çocuklarının imgesini her seferinde çocukların yüzünü görmeden görüşü gibi anektodlar çok hoşuma gitti. Paris sokaklarının tersyüz edilmiş hali ise bence bir sanat eseri.
Filmin bazı noktalarına serpiştirilmiş espiriler ise filme hoş bir mizah katıyor. Bence gayet filme yakışır, zekice espiriler.. Ama bu mizahi ton filmi asla sulandırmıyor, basitleştirmiyor. Ama filmi daha eğlenceli kıldığı kesin.
Bu filmi beğenin yada beğenmeyin, daha önce hiçbir filmde bulunmayan bir tada sahip olduğu tartışılmaz. Herşeyden önemlisi bu film o eşsiz sinema duygusuna fazlasıyla sahip. Bu da bence filmin en önemli özelliği.
Ben sinemayı bana Inception gibi filmler armağan ettiği için seviyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar