bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz20
- hangi yazarla çift olursunuz28
- üzülünce kime gidersiniz8
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- sözlükte bile yalnız olmak10
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- ya bi siktirin gidin15
- sözlük çiftleştirme servisi11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- murat kekilli dinleyip intihar eden gençler3
- nick vermeden bir yazara seslen13
- ulu sözlük telegram grubu12
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi7
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- şapka takar mısınız12
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- mersin'in hristiyanları2
- fon skandalı önergesini akp ve mhp'nin reddetmesi5
- sarapci koala hatayi13
- istanbul12
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- roma imparatorluğu nun yıkılış nedeni3
- ismet gurbuz'ün tırnakları4
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- 2200 yılında nasıl görünürdüm4
- bir bela geliyorun profil fotosu4
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak3
- ucan tekme atan hipopotam43
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- sezen taş7
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği4
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- erkeklerin antidepresan kullanmaması3
- vahşi kelebeğim3
- yemek yedikten sonra kusmak9
- parcalandim toparlanamiyorum316
- tomtom mahallesi2
- nervionun beni engellemesi10
- cemil tugay11
- sinek as5
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- atilla taş'ın kızı hayatını kaybetti3
lilja forever için ' bir trajediler silsilesi' desek yeridir. izleyen herkes lilja' nın acı hikayesine odaklansa da aslında genel olarak bakıldığı zaman komünizmin yıkılışının ardından rus insanının düştüğü açmazları çok güzel gösteren, bir nevi dokümanter bir filmdir. yoksulluktan kurtulmak için mektupla sevgili bulup, kızını ardında bırakarak amerikaya giden anneler mi dersiniz, kendini satanlar mı yoksa uyuşturucuya bulaşanlar mı... yahut annesi taraftan terk edilmiş yeğenini bir izbeye gönderip onun dairesinde yaşamaya başlayan teyzeler mi... tüm bu insan hikayeleri içinde es geçilmemesi gereken 12 yaşındaki volodya' nın öyküsüdür öncelikle. zaten esaskızımıza neler olduğunu yukarıdaki entrylerde okudunuz. kendinden yaşça oldukça büyük olan lilja' ya umutsuzca ve tertemiz hislerle aşık olan, evinden kovulmuş bu ballyci çocuğun tek tutunacak dalıdır lilja. onun gözünde melektir lilja, başka bir dünyaya aittir. onunla evlenmek, ona güzel bir hayat sağlamak belki de tek amacıdır dünyada. tabii bu çocukça hayallerin, kapitalizmin çarkları arasında ezilmemesi imkansızdır. nitekim lilja beyaz atlı prensi sandığı, kara kalpli bir hainin peşinden isveç'e gider. volodya için ' perde' deme zamanıdır, hayatına son verir. artık bundan sonra O lilja' nın meleğidir.
ve lilja... saf, güzeller güzeli, içi iyilikle dolu lilja... çok tatlı bir kalbi vardı lilja' nın. gizleri, gözleri hiç bir kuşun su içmeye uğramadığı nehir kenarları. istersiniz ki bu masum kız sit alanı ilan edilse, dokunulmasa. maalesef bir harf fark vardır arada. isveç' de uzun süre cinsel açlık çeken insanların her türlü fantezilerine, sapıklıklarına katlandıktan sonra atar kendini bir damdan ve volodyasıyla buluşur göklerde. sırtlarında birer çift kanatla...
'' ve sonralar, satürnlü sonralar, lilja' nın annesi, makarnaları masanın bacağına sarmaya başlamış. üstüne başına, yorgana, kilime margarin yağı sürmeye. kimseyle de konuşmuyormuş, kafayı yemiş demişler. o artık bizden,başka ülkenin çocuğu, kahverengi gözlü satürn; o artık bizden. ne var anlamayacak masanın bacağındaki makarnaları; lilja henüz mesaiye başlamadan, yani henüz bir yaşında, işte çocuk, evde, yağı duvarlara sürer, makarnaları masanın bacağına sarardı. şimdi annesi evrensel bir törenle anıyor, kutsuyor lilja' yı. deli diyecek ne var bunda?...
ey yüce kahverengi satürn; söyle, sesimdeki acılı soslu makarnayı ellerime kollarıma sarmadan, tüm olarak nasıl biriydi çimlerin serinliği? bir daha tarif ediver kimsesizler mezarlığını, orada toprağa asılıydılar. çimlerin serinliği avcumun neresinde? nehrin kıyısında boğuluyorlardı. ey dümdüz dünyalı analı çocuklar; sevginin yolunu hep konsantrasyon diye öğrenecek, canınız yanacak, gerçek diye ebediyyen yanılacaksınız. çimlerin serinliği, çimlerin serinliği... aklıma getiriyor şimdi o kadın satıcısının tokadını, ' sikerim kız, kaçamazsın burdan', lilja büyük bir hint tapınağında etrafı tanrılarla kuşatılmış tek başına, elleri bir huşuyla böğründe, tebessümüyle, meclislerin, polislerin, devletlerin, sokakların taşağını okşuyor, ' sikersin abi. ' elimizi uzattığımız tan yerinde düzüldük, uzun uzun yerlere. hava karardı kılıç, hava karardı çimen, ne olur yataktan çıkma gece! daha pis bir şarab, daha pis bir şarab, bana ne söyleyecek deniz? derinlerde gezinen gözyaşlarıma sümüklü kara gözlü küçük balıkların dudakları değer mi? bana ne söyleyecek deniz, savaşı dişler kazanır. tanrı artık emirden küçüktür, elimizde yalnız o vardır.
güzeller güzeli, sultanlar sultanı, küçük bela kraliçesi birazdan geliverir, oturur karşınıza. konuşur sürmeli gözleri, dudakları, intihar süsü verir ağzımıza. baldırları şimdi, hiç bir kuşun su içmediği tenha nehir kıyılarıdır. elveda bebek, ne kahpe bir savaş, zavallı bir düello, hayat ve dostluk, ne kahpe bir savaş... dinleyin eşikteki kanlı kurban kelleleri; gelir oturuverirdi, içim giderdi. bir daha bir yere gitmem, korkma, cesur ol gömlek! hadi iç suyunu tenimden. nedir ne değildir su kardeş, leke kardeş? açıver pencereyi, birini görürüz belki duvara yaslanmış. belki iyi bir makaledir, iskarpinin içinde beyaz tüylü bir fare, kum gözlü. köpüksüz bir sahildeyiz, tenimize yapışır kum taneleri. nereye gider kum taneleri, gururla, yıkılmadan dizginlerini tutsan da kendilerini atıp. sevgili efendisine gider, başkalarını konuşur kum taneleri, kılıçların parıltısı gözlerimi kamaştırır. yavaş yavaş köpüklenir sahil, köpüklerle kılıçlarımızı bileriz. en yüksek tepeden, ilk bakışın kuş gözü parlaklığıyla sahildeki gövdemizi seyrederiz. sırt üstü yatıp, yola çıkarız masmavi sözlerine huzursuz kıyıların. büyük haksızlığı kalabalıklardan üstümüze boşaltırız. Batıyoruz. kendimizden utanıp, mum ışığıyla gizli işaretler bırakıp, halatla yüzümüzü karanlığa bağlayıp, son defa komşu oluruz kum tanelerine, sulara gömülü kayalıklara. tanık istemeyin, kimseye şükran sormayın, ne omzunuza alın, ne dövün. bir soytarı gibi yanımdan ayırmadım, sel sularıyla sürüklenmiş tahta parçasını. muhtemelen başkalarının bir fıçıdan arda kalmış. benzeri olmayan tek kayık, dalgaların asırlar önce oyduğu mağarada gömülü. ey eski şehrin orospuları, o küçük balıkçı bizi tanımasa da kendi kendine sürükler bu dalgalar, o mağaralara, kum tanelerini... işte dili kurudu, boşaldı bütün şişeler. yetsin artık. yetsin. çekin teknen kıçından şu tıpayı. kalmasın tabuttan bir farkı. nereye gidiyor, onu da dalgalar öğretsin. nasılsa bir sanı uzaktan dinliyor şarkımızı. kimbilir karşı tepeden, şimdi, sayfaların karşısından, eliyle alnına terek yapıp sahili, satırları arayan çocuk ' orda birşeyler oluyor, orda birşeyler oluyor' diyerek karargah kurar kendine. bir ömür mevzilenir ürperten sahillere. ey nöbetçi çocuk, nöbetçi çocuk... sahili gören ormana rüzgar gelmeyecek, balıklar korunmasız kalmasın. bir tuzak hazırlayıver, ağaçların, sayfaların gövdelerini tekmeleyerek sallayıver. hiçbir faydasını bende görmedim. emir böyle... Emir, Tanrı' dan büyüktür... '' *
ve lilja... saf, güzeller güzeli, içi iyilikle dolu lilja... çok tatlı bir kalbi vardı lilja' nın. gizleri, gözleri hiç bir kuşun su içmeye uğramadığı nehir kenarları. istersiniz ki bu masum kız sit alanı ilan edilse, dokunulmasa. maalesef bir harf fark vardır arada. isveç' de uzun süre cinsel açlık çeken insanların her türlü fantezilerine, sapıklıklarına katlandıktan sonra atar kendini bir damdan ve volodyasıyla buluşur göklerde. sırtlarında birer çift kanatla...
'' ve sonralar, satürnlü sonralar, lilja' nın annesi, makarnaları masanın bacağına sarmaya başlamış. üstüne başına, yorgana, kilime margarin yağı sürmeye. kimseyle de konuşmuyormuş, kafayı yemiş demişler. o artık bizden,başka ülkenin çocuğu, kahverengi gözlü satürn; o artık bizden. ne var anlamayacak masanın bacağındaki makarnaları; lilja henüz mesaiye başlamadan, yani henüz bir yaşında, işte çocuk, evde, yağı duvarlara sürer, makarnaları masanın bacağına sarardı. şimdi annesi evrensel bir törenle anıyor, kutsuyor lilja' yı. deli diyecek ne var bunda?...
ey yüce kahverengi satürn; söyle, sesimdeki acılı soslu makarnayı ellerime kollarıma sarmadan, tüm olarak nasıl biriydi çimlerin serinliği? bir daha tarif ediver kimsesizler mezarlığını, orada toprağa asılıydılar. çimlerin serinliği avcumun neresinde? nehrin kıyısında boğuluyorlardı. ey dümdüz dünyalı analı çocuklar; sevginin yolunu hep konsantrasyon diye öğrenecek, canınız yanacak, gerçek diye ebediyyen yanılacaksınız. çimlerin serinliği, çimlerin serinliği... aklıma getiriyor şimdi o kadın satıcısının tokadını, ' sikerim kız, kaçamazsın burdan', lilja büyük bir hint tapınağında etrafı tanrılarla kuşatılmış tek başına, elleri bir huşuyla böğründe, tebessümüyle, meclislerin, polislerin, devletlerin, sokakların taşağını okşuyor, ' sikersin abi. ' elimizi uzattığımız tan yerinde düzüldük, uzun uzun yerlere. hava karardı kılıç, hava karardı çimen, ne olur yataktan çıkma gece! daha pis bir şarab, daha pis bir şarab, bana ne söyleyecek deniz? derinlerde gezinen gözyaşlarıma sümüklü kara gözlü küçük balıkların dudakları değer mi? bana ne söyleyecek deniz, savaşı dişler kazanır. tanrı artık emirden küçüktür, elimizde yalnız o vardır.
güzeller güzeli, sultanlar sultanı, küçük bela kraliçesi birazdan geliverir, oturur karşınıza. konuşur sürmeli gözleri, dudakları, intihar süsü verir ağzımıza. baldırları şimdi, hiç bir kuşun su içmediği tenha nehir kıyılarıdır. elveda bebek, ne kahpe bir savaş, zavallı bir düello, hayat ve dostluk, ne kahpe bir savaş... dinleyin eşikteki kanlı kurban kelleleri; gelir oturuverirdi, içim giderdi. bir daha bir yere gitmem, korkma, cesur ol gömlek! hadi iç suyunu tenimden. nedir ne değildir su kardeş, leke kardeş? açıver pencereyi, birini görürüz belki duvara yaslanmış. belki iyi bir makaledir, iskarpinin içinde beyaz tüylü bir fare, kum gözlü. köpüksüz bir sahildeyiz, tenimize yapışır kum taneleri. nereye gider kum taneleri, gururla, yıkılmadan dizginlerini tutsan da kendilerini atıp. sevgili efendisine gider, başkalarını konuşur kum taneleri, kılıçların parıltısı gözlerimi kamaştırır. yavaş yavaş köpüklenir sahil, köpüklerle kılıçlarımızı bileriz. en yüksek tepeden, ilk bakışın kuş gözü parlaklığıyla sahildeki gövdemizi seyrederiz. sırt üstü yatıp, yola çıkarız masmavi sözlerine huzursuz kıyıların. büyük haksızlığı kalabalıklardan üstümüze boşaltırız. Batıyoruz. kendimizden utanıp, mum ışığıyla gizli işaretler bırakıp, halatla yüzümüzü karanlığa bağlayıp, son defa komşu oluruz kum tanelerine, sulara gömülü kayalıklara. tanık istemeyin, kimseye şükran sormayın, ne omzunuza alın, ne dövün. bir soytarı gibi yanımdan ayırmadım, sel sularıyla sürüklenmiş tahta parçasını. muhtemelen başkalarının bir fıçıdan arda kalmış. benzeri olmayan tek kayık, dalgaların asırlar önce oyduğu mağarada gömülü. ey eski şehrin orospuları, o küçük balıkçı bizi tanımasa da kendi kendine sürükler bu dalgalar, o mağaralara, kum tanelerini... işte dili kurudu, boşaldı bütün şişeler. yetsin artık. yetsin. çekin teknen kıçından şu tıpayı. kalmasın tabuttan bir farkı. nereye gidiyor, onu da dalgalar öğretsin. nasılsa bir sanı uzaktan dinliyor şarkımızı. kimbilir karşı tepeden, şimdi, sayfaların karşısından, eliyle alnına terek yapıp sahili, satırları arayan çocuk ' orda birşeyler oluyor, orda birşeyler oluyor' diyerek karargah kurar kendine. bir ömür mevzilenir ürperten sahillere. ey nöbetçi çocuk, nöbetçi çocuk... sahili gören ormana rüzgar gelmeyecek, balıklar korunmasız kalmasın. bir tuzak hazırlayıver, ağaçların, sayfaların gövdelerini tekmeleyerek sallayıver. hiçbir faydasını bende görmedim. emir böyle... Emir, Tanrı' dan büyüktür... '' *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar