ben bu yazıyı sana yazdım

Özlemek, bir daha hiç sarılamayacağın birini için giderek özlemek. Kalbi hala başkasına ait olan gelse ne olur ki zaten, ne katar ki yanında sadece iskeletiyle duruyor olması, sadece daha çok acı vermez mi? Sen giderek en doğrusunu yaptın ama geç kalınmış bi doğru. Hayatıma hiç sokulmaman gerekiyodu, kendin yaralısın diye beni de yaralaman gerekmiyodu. Kendine alıştırıp seveceğim kadar çok zamanı vermemeliydin bana. Sen de bilemedin belki zaten ne zamanki seni çok sevmeye başladım kapının eşiğinde her an gitmeye hazır bekleyen sen gitmek için bir saniye bile tereddüt etmeden geride parçaladığın bir ceset bırakarak yürüdün gittin, ardına bile bakmadan. Baksan merhametsizliğini, barbarlığını görürdün çünkü. Keşke seni sevmeme izin vermeseydin, madem yaptın böyle bir şey bu kadar kolay çekip gitmeseydin. Demiştim sana sevmekten korkuyorum diye, yine korktuğum başıma geldi bak. Sen bile isteye ateşe attın beni sonra da alevler içinde bırakıp kayboldun gecenin karanlığında. Şimdi ben kime kızgın olayım, uzattığım eli tutmayan sana mı yoksa tutmayacağını bildigim halde peşinden gelen kendime mi?
© copyright 2005 - 2026