bugün
- habire1275
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- sssilvermist21
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- sözlükteki kavganın amacı5
- arap gel oğlum5
- ben senin yerinde olsam3
- yarası olan gocudur5
- yapay zeka bile moderatör oldu3
- fransız arabaları2
- aslan3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- sokak köpeği3
- suca suruklenen cocuk7
- futbol12
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- çingene2
- liseliler için uyku vakti3
- temmuz6
- selam arkadaşlar beni hatırladınız mı4
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası18
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- uludağ sözlük cenaze namazı2
- burhaniye6
- arka sokaklar3
- yorgun mermi13
- adanalı3
- yazarların iyi ki almışım dediği şeyler3
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- vincent van gogh5
- çare sarıgül5
- 26 temmuz 2026 karlsruher sc inter milan maçı2
- doğum haritası6
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- sözlükte kavga eden iki yazarda artı oy alması3
- sigmund freud sözleri2
- fetöyü doğuran katı laikliktir5
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- ülkedeki en büyük orospu çocuğu3
- türklerin en başarılı olduğu spor3
- kemoşların genel özellikleri4
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- mangal yakabilen kız3
- eintracht frankfurt2
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı7
hikmet genç bir adamdı. yalnız yaşamasa da içsel bir yalnızlık içindeydi. bu yalnızlık bunalım, sıkılma ve hezeyanlar getiren türden bir yalnızlık değil, aksine; hayatı anlamlandırma şeklindeki teklik duygusundan kaynaklanan bir içe kapalılıktı. içe kapalı olduğunu kendinden başkası bilmiyordu.
hikmet futbol izliyor, yemek yemekten zevk alıyor, çokça kitap okuyordu. son günlerde çok az uyumuştu. günde belki 3-4 saati geçmeyen uyku periyotları vardı. bu onu daha da durağanlaştırmıştı. bu durağanlığını yine kendinden başkası bilmiyordu.
hikmet televizyonun karşısına uzandı. meyve çayını yudumlarken bir adamın anlattığı şeyleri dinlemeye çalışıyordu. adam ilginç şeylerden basediyordu. benlik, ego, varlık, yokluk, ilizyon…
hikmet adamın anlattıklarına bir yandan konsantre olmaya çalışıyor, bir yandan da meyve çayının verdiği etkiyle uykuya direniyordu. televizyondaki adam “benlik” dedi, “benlik insanın kafasının içinde bir kral gibi oturur!”hikmet adamı takip etmekte zorlanıyordu. hatta bir ara kafası düşer gibi oldu. adam konuşmaya devam etti: “benliğin ölümden daha fazla korktuğu bir şey varsa o da yok olmaktır.”
hikmet adamın neyi kastettiğini anlamaya çalıştı. ölüm bir yok oluş değil miydi? hayır değildi. benliğin ölümden daha fazla korktuğu ‘yok olmak’ kesinlikle başka bir şey olmalıydı. bunları düşünürken hikmet’in gözleri kapanmamak için büyük bir mücadele veriyordu. televizyondaki adam devam etti: “peki böylesine bir benliğin, insana ilk sözü ne olurdu?”
hikmet’in bu soruyu tam olarak duyup duymadığını bilmiyoruz, çünkü hikmet o esnada uyku ile uyanıkık hali arasında bir yerdeydi. ve bir sesin ona “ben benim sen de sensin” demesiyle gözlerinini açtı. kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu…
hikmet futbol izliyor, yemek yemekten zevk alıyor, çokça kitap okuyordu. son günlerde çok az uyumuştu. günde belki 3-4 saati geçmeyen uyku periyotları vardı. bu onu daha da durağanlaştırmıştı. bu durağanlığını yine kendinden başkası bilmiyordu.
hikmet televizyonun karşısına uzandı. meyve çayını yudumlarken bir adamın anlattığı şeyleri dinlemeye çalışıyordu. adam ilginç şeylerden basediyordu. benlik, ego, varlık, yokluk, ilizyon…
hikmet adamın anlattıklarına bir yandan konsantre olmaya çalışıyor, bir yandan da meyve çayının verdiği etkiyle uykuya direniyordu. televizyondaki adam “benlik” dedi, “benlik insanın kafasının içinde bir kral gibi oturur!”hikmet adamı takip etmekte zorlanıyordu. hatta bir ara kafası düşer gibi oldu. adam konuşmaya devam etti: “benliğin ölümden daha fazla korktuğu bir şey varsa o da yok olmaktır.”
hikmet adamın neyi kastettiğini anlamaya çalıştı. ölüm bir yok oluş değil miydi? hayır değildi. benliğin ölümden daha fazla korktuğu ‘yok olmak’ kesinlikle başka bir şey olmalıydı. bunları düşünürken hikmet’in gözleri kapanmamak için büyük bir mücadele veriyordu. televizyondaki adam devam etti: “peki böylesine bir benliğin, insana ilk sözü ne olurdu?”
hikmet’in bu soruyu tam olarak duyup duymadığını bilmiyoruz, çünkü hikmet o esnada uyku ile uyanıkık hali arasında bir yerdeydi. ve bir sesin ona “ben benim sen de sensin” demesiyle gözlerinini açtı. kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu…
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar