bugün
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur20
- uyuyamama nedeni4
- koklayarak öpmek17
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- fatma betül sayan kaya14
- kemal sunal'ın en başarısız filmleri10
- çalıyor ama çalışıyor3
- bir şey söyle4
- akp kazandı11
- yalnız erkek sayısının patlaması10
- koklayarak insan tanımak7
- sözlükteki herkesin tarafını tutmak istemek5
- dünya52
- arkadaşlar çok acil bakar mısınız8
- ilk buluşmaya 100 tl ile gelen erkek4
- öpmek istediğiniz sözlük yazarları8
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları19
- müslüman toplumlarda para adil dağılmıyor6
- johnny sinsin türk olması2
- siyahi peygamber olmaması8
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum8
- dayanç3
- sözlükten ilişki konusunda taktik almak2
- 30 yaş üstü yazarlar silinsin kampanyası7
- morkstar yazdı bunu12
- anın görüntüsü29
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı10
- sözlüğün embesillerle dolu olması8
- gocu32
- evrim muhafızları2
- şuan dinlediğin şarkı8
- fusya semsiyeli yabanci5
- usualsuspect'i tedavi ettirmek4
- hamburgerciler bu kadar eti nereden buluyor3
- sözlük yazarlarının ruh hali6
- çingene mahallesinde mokar diye bağırıp kaçmak4
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- süper para kazanma yöntemi buldum garanti5
- saylon2
- tek göz odalı evde kocasıyla mutlu olan kadın7
- koklayarak öpen erkek3
- kendini doktor sanan tıbbi malzemeci3
- morkstar11
- otobüste hava atmak için açılacak kitaplar3
- akşam akşam canın kahveli yaş pasta çekmesi6
- isyan sırasında koşarak saz çalan bıyıklı adam2
- s'i l v'e r m'i s t11
- atatürk'ün çanakkale kumandanı olması4
- gocunun elleri9
Reşid Rızayla ilgili son alıntılar;
Reşid Rızanın mucizelere yaklaşımı;
Eğer Kur’an’da Hz. isa ve Hz. Musa’yı teyit eden mucizelerden söz edilmeseydi kimbilir belki de Avrupalı özgür düşünürlerin islâm’a yönelip hidayete ermeleri daha fazla ve daha hızlı olabilirdi. Zira islâm akıl, ilim ve beşer fıtratına uygunluk, bireylerin ruhlarını arındırma ve kamu yararının gelişimini sağlama gibi temel ilkeler üzerine bina edilmiştir. islam’ın Allah’tan gelen bir vahiy olduğuna delil teşkil eden mucize, evvelen Kur’an sonra da Nebi’nin ümmî oluşudur. Bu mucize ise akıl, duyu ve vicdanla kavranabilen bir mahiyettedir. Kevnî mucizelere gelince, bunlarla ilgili birtakım şüpheler mevcut olup rivayet, sıhhat ve delaletine ilişkin birçok te’vil üretilmiştir. Ayrıca bunlara benzer olaylar her zaman her yerde birtakım insalar tarafından da izhar edilmektedir. Nitekim bu konuda Hint ve Müslüman mistiklerine isnat edilen rivayetlerin sayısı Tevrat ve incil’de sözü edilen mucizeler ile azizlerin menkıbelerinden daha çoktur. Çağımızda ilim adamlarının dinden uzaklaşmalarının en büyük nedenlerinden biri hissî-kevnî mucizelerdi
Bu sözler, Reşid Rıza’nın hissî mucizelerin objektif gerçekliğine dair ciddi kuşkular duyduğunu ima etmektedir. Ne var ki o, Kur’an’da Hz. Musa, Hz. isa ve diğer birçok peygambere isnat edilen hissî mucizeleri açıkça inkar etmekten çekindiği için olsa gerek, konuyla ilgili görüşlerini kabul ile inkar arasında bir yerde bırakmış gözükmektedir. Buna mukabil, Hz. Peygamber’in hissî mucize izhar edip etmediği meselesinde daha cesur davranarak çoğunluk ulemanın aksine bir görüşü savunmuştur. Ona göre Allah Hz. Peygamber’in nübüvvet ve risaletinin sıhhatini ispat hususunda hissî mucizeleri değil akıl, ilim ve burhanı esas kılmıştır. Bu yüzden, Hz. Peygamber’in tek ve en büyük mucizesi evrensel ve tarihüstü bir mesaj taşıyan Kur’an’dır.
ilaveten, A. Comte’in “üç hâl kanunu” tezini anıştıran bir yaklaşımla, insanların tabiat kanunlarındaki sisteme aykırı ve tuhaf işler gerçekleştiren kimseyi kabul etmemeyi gerektiren bir olgunluk çağında islâm dinine girmeye başladıklarını belirtmiştir. Hissî mucize denen garipliklerin kabul edilmesi hâlinde insandaki aklî istidadın dumura uğrayacağına da işare eden Reşid Rıza, son olarak Allah’ın Hz. Peygamber’e vermiş olduğu mucize ya da nübüvvet delilinin Kur’an’la özdeş kılındığını belirtmiştir.
Son dönem Osmanlı şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi (1869-1954) ise aklî mucizeleri kabul etmelerine rağmen Hz. Peygamber’in izhar ettiği hissî mucizelerin gerçekliğine inanmayan Muhammed Heykel, Merâğî ve Reşid Rıza gibi alimleri, pozitivizmin etkisinde kalmakla suçlamanın yanında bu anlayışın hem hadislerin güvenililirliği konusunda şüphe uyandırdığını hem de Hz. Peygamber’e hiçbir hissî mucize verilmediği yönündeki oryantalistik iddiaya haklılık payesi verdiğini belirtmiştir.
Reşid Rıza’nın tartışma konusu olan bir diğer önemli görüşü de faizle ilgilidir. Bilindiği gibi faiz Kur’an’da “fazlalık, artma, çoğalma” anlamına gelen ribâ kelimesiyle ifade edilmiş; ancak mahiyetine ilişkin bir izah getirilmemiştir. Nitekim Hz. Ömer gibi bazı sahâbiler faiz yasağının kapsamlı bir şekilde anlatıldığı Bakara 2/275-279. ayetlerin en son vahyedilen ayetler olması hasebiyle bu konuda Hz. Peygamber’den yeterli bilgi edinme imkanına kavuşamadıklarını söylemiştir.66 Fıkıh literatüründe, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda belirli bir fazlalıkla geri almak şeklinde terimleşen ribâ (faiz), vade faizi-fazlalık faizi (ribe’n-nesîe-ribe’l-fadl) ve/veya borç faizi-alışveriş faizi (ribe’d-deyn-ribe’l-bey‘) gibi başlıklar altında incelenmiştir. Reşid Rıza, mislî bir malın aralarında kalite-vasıf farkı olsa bile kendi cinsinden bir mal ile mübadele edilmesi halinde bedellerden birinde bulunan kemmî fazlalığın (ribe’l-fadl) haram olmadığı fikrini savunmuştur. Buna göre işlenmiş bir altın, fazla miktarı işçiliğe sayılmak üzere kendisinden daha ağır bir altınla mübadele edilebilir.
ilk akiddeki fazlalığın faiz olmadığı noktasında FazlurRahmân da Reşid Rızâ’ya tâbi olmuştur. Ancak faizle ilgili bu yaklaşım, “Reşid Rıza’nın görüşü kabul edildiği takdirde islâm’daki haram olan faizden geriye bir şey kalmamaktadır. Zira faizle borç verenin, vade sonunda borçlu ile her defasında yeni bir akid yapıp bu akidlerdeki fazlalığı ilk fazlalık olarak değerlendirmesini önlemek mümkün değildir... Basit faizle mürekkep faiz arasında mahiyet itibariyle önemli bir fark yoktur. Zira gayri meşruluk ve çirkinlik işin aslında yani faizdedir.” gerekçesiyle eleştirilmiştir.
Reşid Rızanın mucizelere yaklaşımı;
Eğer Kur’an’da Hz. isa ve Hz. Musa’yı teyit eden mucizelerden söz edilmeseydi kimbilir belki de Avrupalı özgür düşünürlerin islâm’a yönelip hidayete ermeleri daha fazla ve daha hızlı olabilirdi. Zira islâm akıl, ilim ve beşer fıtratına uygunluk, bireylerin ruhlarını arındırma ve kamu yararının gelişimini sağlama gibi temel ilkeler üzerine bina edilmiştir. islam’ın Allah’tan gelen bir vahiy olduğuna delil teşkil eden mucize, evvelen Kur’an sonra da Nebi’nin ümmî oluşudur. Bu mucize ise akıl, duyu ve vicdanla kavranabilen bir mahiyettedir. Kevnî mucizelere gelince, bunlarla ilgili birtakım şüpheler mevcut olup rivayet, sıhhat ve delaletine ilişkin birçok te’vil üretilmiştir. Ayrıca bunlara benzer olaylar her zaman her yerde birtakım insalar tarafından da izhar edilmektedir. Nitekim bu konuda Hint ve Müslüman mistiklerine isnat edilen rivayetlerin sayısı Tevrat ve incil’de sözü edilen mucizeler ile azizlerin menkıbelerinden daha çoktur. Çağımızda ilim adamlarının dinden uzaklaşmalarının en büyük nedenlerinden biri hissî-kevnî mucizelerdi
Bu sözler, Reşid Rıza’nın hissî mucizelerin objektif gerçekliğine dair ciddi kuşkular duyduğunu ima etmektedir. Ne var ki o, Kur’an’da Hz. Musa, Hz. isa ve diğer birçok peygambere isnat edilen hissî mucizeleri açıkça inkar etmekten çekindiği için olsa gerek, konuyla ilgili görüşlerini kabul ile inkar arasında bir yerde bırakmış gözükmektedir. Buna mukabil, Hz. Peygamber’in hissî mucize izhar edip etmediği meselesinde daha cesur davranarak çoğunluk ulemanın aksine bir görüşü savunmuştur. Ona göre Allah Hz. Peygamber’in nübüvvet ve risaletinin sıhhatini ispat hususunda hissî mucizeleri değil akıl, ilim ve burhanı esas kılmıştır. Bu yüzden, Hz. Peygamber’in tek ve en büyük mucizesi evrensel ve tarihüstü bir mesaj taşıyan Kur’an’dır.
ilaveten, A. Comte’in “üç hâl kanunu” tezini anıştıran bir yaklaşımla, insanların tabiat kanunlarındaki sisteme aykırı ve tuhaf işler gerçekleştiren kimseyi kabul etmemeyi gerektiren bir olgunluk çağında islâm dinine girmeye başladıklarını belirtmiştir. Hissî mucize denen garipliklerin kabul edilmesi hâlinde insandaki aklî istidadın dumura uğrayacağına da işare eden Reşid Rıza, son olarak Allah’ın Hz. Peygamber’e vermiş olduğu mucize ya da nübüvvet delilinin Kur’an’la özdeş kılındığını belirtmiştir.
Son dönem Osmanlı şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi (1869-1954) ise aklî mucizeleri kabul etmelerine rağmen Hz. Peygamber’in izhar ettiği hissî mucizelerin gerçekliğine inanmayan Muhammed Heykel, Merâğî ve Reşid Rıza gibi alimleri, pozitivizmin etkisinde kalmakla suçlamanın yanında bu anlayışın hem hadislerin güvenililirliği konusunda şüphe uyandırdığını hem de Hz. Peygamber’e hiçbir hissî mucize verilmediği yönündeki oryantalistik iddiaya haklılık payesi verdiğini belirtmiştir.
Reşid Rıza’nın tartışma konusu olan bir diğer önemli görüşü de faizle ilgilidir. Bilindiği gibi faiz Kur’an’da “fazlalık, artma, çoğalma” anlamına gelen ribâ kelimesiyle ifade edilmiş; ancak mahiyetine ilişkin bir izah getirilmemiştir. Nitekim Hz. Ömer gibi bazı sahâbiler faiz yasağının kapsamlı bir şekilde anlatıldığı Bakara 2/275-279. ayetlerin en son vahyedilen ayetler olması hasebiyle bu konuda Hz. Peygamber’den yeterli bilgi edinme imkanına kavuşamadıklarını söylemiştir.66 Fıkıh literatüründe, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda belirli bir fazlalıkla geri almak şeklinde terimleşen ribâ (faiz), vade faizi-fazlalık faizi (ribe’n-nesîe-ribe’l-fadl) ve/veya borç faizi-alışveriş faizi (ribe’d-deyn-ribe’l-bey‘) gibi başlıklar altında incelenmiştir. Reşid Rıza, mislî bir malın aralarında kalite-vasıf farkı olsa bile kendi cinsinden bir mal ile mübadele edilmesi halinde bedellerden birinde bulunan kemmî fazlalığın (ribe’l-fadl) haram olmadığı fikrini savunmuştur. Buna göre işlenmiş bir altın, fazla miktarı işçiliğe sayılmak üzere kendisinden daha ağır bir altınla mübadele edilebilir.
ilk akiddeki fazlalığın faiz olmadığı noktasında FazlurRahmân da Reşid Rızâ’ya tâbi olmuştur. Ancak faizle ilgili bu yaklaşım, “Reşid Rıza’nın görüşü kabul edildiği takdirde islâm’daki haram olan faizden geriye bir şey kalmamaktadır. Zira faizle borç verenin, vade sonunda borçlu ile her defasında yeni bir akid yapıp bu akidlerdeki fazlalığı ilk fazlalık olarak değerlendirmesini önlemek mümkün değildir... Basit faizle mürekkep faiz arasında mahiyet itibariyle önemli bir fark yoktur. Zira gayri meşruluk ve çirkinlik işin aslında yani faizdedir.” gerekçesiyle eleştirilmiştir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar