bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks15
- habire1215
- kadir inanır'ın mirası8
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- sözlükteki sinsi köpekler8
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- sözlüğün aptal kaynaması3
- of çok sıkıcı olmanız3
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kablolu kulaklık kullanan son insan olmak3
- haddini bil otur aşağıya frankyfourfingers2
- kızların çok açık giyinmesi5
- true ile tatlı sert5
- rakı arasında çay içmek5
- atatürk diyor ki5
- sıfır atık vakfı11
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- 0 0 717
- platon'un mağara alegorisi ve telefon ekranı2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- sözlükteki arap döven kızlar5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- jt money3
- bilerek ponziye dahil olmak7
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- diyanet işlerinde çalışmak2
- cop318
- era7capone4
- evrene enerji gönderen müslüman9
- amedspor'un süper ligin lideri olması8
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- samed ağırbaş7
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı3
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- aleksey batrakov5
- fusya semsiyeli yabanci25
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- çaylak olmadan önceki son kahve3
- askerde yenilen iskender kebap2
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- istanbul4
- 1000 mbps internet3
- yalnız yaşamak2
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
uluların en ulusu bir türk beyi.
aynı zamanda bir öykünün baş karakteri, şöyle ki:
Uyandığımda gözlerim karanlıkta patlayan anılardan demler seçiyor, durmadan mantık yutuyordu geçmişim.
Biliyorum, bir yol var, elbette sadece benim bildiğim.
Biliyorum, benden bir yol gider kalbe. Bir yol gider ki elbette sonu yok!
Dur çektim kendi kendime. Gözlerim karanlığın avuçlarında, emanet. Kapakların içerisinde bir daha, bir daha dolaştırdım, mahremden çevirdim gözlerimi.
Biliyorum, “gözlerin gözlerime değince” felaketi olurdu çok acayip adamların Karabey.
Ey başımın belası, ey belalıların en belası! Sen ki kendinden bir kendin daha yaratıp onu bile yutan karanlık. Kimsin sen? Kim bilir seni benim bildiğim kadar?
Nasıl diyordu dün defalarca dinlediğim şarkı: “Bendeki bu yürek senin bile korkundan büyük!”
Kelimeler bir çağlayandan aşağı dökülür gibi çatır çatır sökülüyordu zihnimden ekrana. Yazdıkça soyuluyordum kendimden, yazdıkça silinip dökülüyordu paslı hatıralar. Tutunamıyordu hiçbir iz, sıyrılıyordu bedenimden her tiz.
Bir ben kalıyordum geriye bir de sen. Ey sayrılı acı, ey sancılı geceler. Benim bir günahım var ki bir mollanın bin sevabından bile yüce.
Biliyorsun, sen de yaşlanacaksın. Ve sen de kavrayacaksın bu çöküş inceliğini. Zaten geriye bıraktığımız küçük efsanelerden başka nedir ki?
Kocaman bir efsane.
Biliyoruz, yok edebilir bizi bir çocuk bile…
Karabey’den bana hediye şimdi bir mum sadece.
Yok mu söndürecek?
Yok musun yoksa sen Karabey?
Çok konuşma kendi kendinle. Şimdi kendine biat zamanı!
Bismişah Allah.
Kırılsın ellerim bir kere bile isyan edersem kendime.
http://hemdem.org/wp-content/uploads/KARABEY.jpg
aynı zamanda bir öykünün baş karakteri, şöyle ki:
Uyandığımda gözlerim karanlıkta patlayan anılardan demler seçiyor, durmadan mantık yutuyordu geçmişim.
Biliyorum, bir yol var, elbette sadece benim bildiğim.
Biliyorum, benden bir yol gider kalbe. Bir yol gider ki elbette sonu yok!
Dur çektim kendi kendime. Gözlerim karanlığın avuçlarında, emanet. Kapakların içerisinde bir daha, bir daha dolaştırdım, mahremden çevirdim gözlerimi.
Biliyorum, “gözlerin gözlerime değince” felaketi olurdu çok acayip adamların Karabey.
Ey başımın belası, ey belalıların en belası! Sen ki kendinden bir kendin daha yaratıp onu bile yutan karanlık. Kimsin sen? Kim bilir seni benim bildiğim kadar?
Nasıl diyordu dün defalarca dinlediğim şarkı: “Bendeki bu yürek senin bile korkundan büyük!”
Kelimeler bir çağlayandan aşağı dökülür gibi çatır çatır sökülüyordu zihnimden ekrana. Yazdıkça soyuluyordum kendimden, yazdıkça silinip dökülüyordu paslı hatıralar. Tutunamıyordu hiçbir iz, sıyrılıyordu bedenimden her tiz.
Bir ben kalıyordum geriye bir de sen. Ey sayrılı acı, ey sancılı geceler. Benim bir günahım var ki bir mollanın bin sevabından bile yüce.
Biliyorsun, sen de yaşlanacaksın. Ve sen de kavrayacaksın bu çöküş inceliğini. Zaten geriye bıraktığımız küçük efsanelerden başka nedir ki?
Kocaman bir efsane.
Biliyoruz, yok edebilir bizi bir çocuk bile…
Karabey’den bana hediye şimdi bir mum sadece.
Yok mu söndürecek?
Yok musun yoksa sen Karabey?
Çok konuşma kendi kendinle. Şimdi kendine biat zamanı!
Bismişah Allah.
Kırılsın ellerim bir kere bile isyan edersem kendime.
http://hemdem.org/wp-content/uploads/KARABEY.jpg
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar