bugün
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- afrika nasıl kalkınabilir14
- arkadaşlar bakar mısınız19
- iremga4
- had bildirmek2
- kpss sınav ücretinin 800 tl olması4
- enel hak3
- kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- derin mermerci2
- ayetleri eğip büken kitle7
- akp'nin türkiye'ye verdiği zararın kalıcı olması7
- abi kartta komisyon kesiliyor haberin olsun2
- honda civic3
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- kayıp uygarlıklar4
- kadınların piç erkek tercihi5
- arkadaşlar çok mutluyum2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- yazarların en son bitirdiği kitap13
- anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az3
- dead internet teorisi3
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi11
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği6
- bir kızdan soğuma nedenleri3
- paralel evrenler3
- bisikletçi pipisi6
- laiklik2
- laicite2
- avcı toplayıcıların harran etrafındaki t sütunları3
- 2028 de genel seçim olmazsa ne yaparsınız4
- ekonomi13
- armut dibine düşer2
- sabah kahvaltısı5
- kadın ve paradan başka bir şey düşünmeyen erkek6
- ayhan ışık4
- dünyadaki yerçekimi anomalileri2
- dünya 5 ten büyüktür5
- uyku felci2
- zamanın göreceliliği5
- kulak misafiri olduğunuz konuşmalar2
- kliması düzgün çalışmayan araba2
- neli dondurma seversiniz14
- merkür den dünyaya elmas getirmek6
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- ismail tutti frutti seyrediyorum göremiyorum eğil3
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- anın fotoğrafı16
- mavi yolculuk2
- nauru'nun adını değiştirmesi4
uluların en ulusu bir türk beyi.
aynı zamanda bir öykünün baş karakteri, şöyle ki:
Uyandığımda gözlerim karanlıkta patlayan anılardan demler seçiyor, durmadan mantık yutuyordu geçmişim.
Biliyorum, bir yol var, elbette sadece benim bildiğim.
Biliyorum, benden bir yol gider kalbe. Bir yol gider ki elbette sonu yok!
Dur çektim kendi kendime. Gözlerim karanlığın avuçlarında, emanet. Kapakların içerisinde bir daha, bir daha dolaştırdım, mahremden çevirdim gözlerimi.
Biliyorum, “gözlerin gözlerime değince” felaketi olurdu çok acayip adamların Karabey.
Ey başımın belası, ey belalıların en belası! Sen ki kendinden bir kendin daha yaratıp onu bile yutan karanlık. Kimsin sen? Kim bilir seni benim bildiğim kadar?
Nasıl diyordu dün defalarca dinlediğim şarkı: “Bendeki bu yürek senin bile korkundan büyük!”
Kelimeler bir çağlayandan aşağı dökülür gibi çatır çatır sökülüyordu zihnimden ekrana. Yazdıkça soyuluyordum kendimden, yazdıkça silinip dökülüyordu paslı hatıralar. Tutunamıyordu hiçbir iz, sıyrılıyordu bedenimden her tiz.
Bir ben kalıyordum geriye bir de sen. Ey sayrılı acı, ey sancılı geceler. Benim bir günahım var ki bir mollanın bin sevabından bile yüce.
Biliyorsun, sen de yaşlanacaksın. Ve sen de kavrayacaksın bu çöküş inceliğini. Zaten geriye bıraktığımız küçük efsanelerden başka nedir ki?
Kocaman bir efsane.
Biliyoruz, yok edebilir bizi bir çocuk bile…
Karabey’den bana hediye şimdi bir mum sadece.
Yok mu söndürecek?
Yok musun yoksa sen Karabey?
Çok konuşma kendi kendinle. Şimdi kendine biat zamanı!
Bismişah Allah.
Kırılsın ellerim bir kere bile isyan edersem kendime.
http://hemdem.org/wp-content/uploads/KARABEY.jpg
aynı zamanda bir öykünün baş karakteri, şöyle ki:
Uyandığımda gözlerim karanlıkta patlayan anılardan demler seçiyor, durmadan mantık yutuyordu geçmişim.
Biliyorum, bir yol var, elbette sadece benim bildiğim.
Biliyorum, benden bir yol gider kalbe. Bir yol gider ki elbette sonu yok!
Dur çektim kendi kendime. Gözlerim karanlığın avuçlarında, emanet. Kapakların içerisinde bir daha, bir daha dolaştırdım, mahremden çevirdim gözlerimi.
Biliyorum, “gözlerin gözlerime değince” felaketi olurdu çok acayip adamların Karabey.
Ey başımın belası, ey belalıların en belası! Sen ki kendinden bir kendin daha yaratıp onu bile yutan karanlık. Kimsin sen? Kim bilir seni benim bildiğim kadar?
Nasıl diyordu dün defalarca dinlediğim şarkı: “Bendeki bu yürek senin bile korkundan büyük!”
Kelimeler bir çağlayandan aşağı dökülür gibi çatır çatır sökülüyordu zihnimden ekrana. Yazdıkça soyuluyordum kendimden, yazdıkça silinip dökülüyordu paslı hatıralar. Tutunamıyordu hiçbir iz, sıyrılıyordu bedenimden her tiz.
Bir ben kalıyordum geriye bir de sen. Ey sayrılı acı, ey sancılı geceler. Benim bir günahım var ki bir mollanın bin sevabından bile yüce.
Biliyorsun, sen de yaşlanacaksın. Ve sen de kavrayacaksın bu çöküş inceliğini. Zaten geriye bıraktığımız küçük efsanelerden başka nedir ki?
Kocaman bir efsane.
Biliyoruz, yok edebilir bizi bir çocuk bile…
Karabey’den bana hediye şimdi bir mum sadece.
Yok mu söndürecek?
Yok musun yoksa sen Karabey?
Çok konuşma kendi kendinle. Şimdi kendine biat zamanı!
Bismişah Allah.
Kırılsın ellerim bir kere bile isyan edersem kendime.
http://hemdem.org/wp-content/uploads/KARABEY.jpg
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar