bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- yazarların akşam yemekleri7
- kültür2
- yaşanmamışların yası6
- claudian clouds33
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- en iyi vampir filmi4
- insan ne ister5
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- intothenirvana2
- en iyi kurt adam filmi3
- cok da abartmaya gerek uok6
- kadınlar7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- sözlük kızlarının kekleri24
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- gary oldman2
- anın görüntüsü25
- çirkin2
- the crow2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- ermeni alfabesi2
- annem2
- galatahahahahahaha3
- okan buruk9
- meriç dükalığı8
- allah11
- sevdiğiniz yazarlar8
- sarapci koala hatayi33
- günlük2
- islamda namaz yoktur30
- true ile tatlı sert3
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- önyargı2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- tai lung8
- morkstar2
- ölümden korkuyor musunuz17
Şişen yerin üstüne bir adet çiğnenmiş ekmek içi basıldığında şişliği aldığı söylenen ve bu yüzden yapılan çılgınca olay. Çılgın. Bana göre gerçekten çılgın bir olaydı, hala da olmaya devam ediyor. Neden mi? dinleyin...
11 sene kadar önceydi. Ayvalık'a bir tanıdığımızın yazlığına gitmiştik. Behçet Amca ve Hülya Teyzelerin yanına... Yazlık evleri bilirsiniz; bahçesi, balkonu her şeyi bir aradadır. Araç trafiğine kapalı sokakları yazlık evin balkondan aileler seyreder durur. Çocuklar koşar, bağırır sürekli... Kimisi de düşer. Benim kardeşim de bu düşenlerden biriydi.
O zamanlar kardeşim sadece beş yaşında. Yani her düştüğünde ağlayabilecek potansiyele sahip. Amanın! Ufaklık düştü. Ufacık ağzına kocaman bir ayva sığacak kadar açmış ağzını, nasıl ağlıyor! Şiddet 100 desibel. Annem ve Hülya Teyze hemen getiriyor ufaklığı. Bakıyoruz, alnı şişmeye yüz tutmuş.
Hülya teyze feryadı basıyor: "Behçet, yetiş! Buz getir!"
Buz yok maalesef evde. Yazlık ev malum... Bütün buzlar rakılarda, meşrubatlarda kullanılmış. Ben sadece olanı biteni izliyorum. Buz yoksa ne yapacaklar? O an ufaklığın şişini nasıl alacaklar?
Dört yetişkin var; annem, babam, Behçet ve Hülya çifti... Bakışıyorlar; "evet" der gibi birbirlerini onaylıyorlar. Öğle yemeğinden kalma yarım ekmeğin içini oyuyorlar. Ne yaptıklarını gerçekten merak ediyorum. Böyle şuursuzluk olamaz! Çocuk ağlamaktan katıldı! Bizimkiler oturdular ekmek yiyorlar. Hem de sadece içini!
Ufaklık ağlıyor, ona üzüntümden ben de ağlayacağım! O esnada olan oluyor. Bizimkiler tekrar bakışıyor; birbirlerine "evet" bakışını attıktan sonra ağızlarındaki ekmekleri ellerine alıyor. Ne oluyor ulan?
Hasta mısınız? Çocuk acıdan ölüyor, siz cıvıklık peşindesiniz. Ekmekler de gerçekten cıvımış yani. Hepsinin de elinde vıcık vıcık ekmek içi! Tükürüklü! Birbirlerine tekrar bakıyorlar ve dörtlü Voltran'ı oluşturuyorlar. Aynı anda cıvık ekmek içini ufaklığın alnına basıyorlar. Çocuğun ağlaması kesiliyor.
Ama şaşkınlıktan susuyor çocuk. Belki de şişin inmesi de bu büyük şoka bağlı! Ekmek şoku!
Amman diyeyim; evinizde buz bulundurun da cıvık ekmeklere maruz kalmayın!
11 sene kadar önceydi. Ayvalık'a bir tanıdığımızın yazlığına gitmiştik. Behçet Amca ve Hülya Teyzelerin yanına... Yazlık evleri bilirsiniz; bahçesi, balkonu her şeyi bir aradadır. Araç trafiğine kapalı sokakları yazlık evin balkondan aileler seyreder durur. Çocuklar koşar, bağırır sürekli... Kimisi de düşer. Benim kardeşim de bu düşenlerden biriydi.
O zamanlar kardeşim sadece beş yaşında. Yani her düştüğünde ağlayabilecek potansiyele sahip. Amanın! Ufaklık düştü. Ufacık ağzına kocaman bir ayva sığacak kadar açmış ağzını, nasıl ağlıyor! Şiddet 100 desibel. Annem ve Hülya Teyze hemen getiriyor ufaklığı. Bakıyoruz, alnı şişmeye yüz tutmuş.
Hülya teyze feryadı basıyor: "Behçet, yetiş! Buz getir!"
Buz yok maalesef evde. Yazlık ev malum... Bütün buzlar rakılarda, meşrubatlarda kullanılmış. Ben sadece olanı biteni izliyorum. Buz yoksa ne yapacaklar? O an ufaklığın şişini nasıl alacaklar?
Dört yetişkin var; annem, babam, Behçet ve Hülya çifti... Bakışıyorlar; "evet" der gibi birbirlerini onaylıyorlar. Öğle yemeğinden kalma yarım ekmeğin içini oyuyorlar. Ne yaptıklarını gerçekten merak ediyorum. Böyle şuursuzluk olamaz! Çocuk ağlamaktan katıldı! Bizimkiler oturdular ekmek yiyorlar. Hem de sadece içini!
Ufaklık ağlıyor, ona üzüntümden ben de ağlayacağım! O esnada olan oluyor. Bizimkiler tekrar bakışıyor; birbirlerine "evet" bakışını attıktan sonra ağızlarındaki ekmekleri ellerine alıyor. Ne oluyor ulan?
Hasta mısınız? Çocuk acıdan ölüyor, siz cıvıklık peşindesiniz. Ekmekler de gerçekten cıvımış yani. Hepsinin de elinde vıcık vıcık ekmek içi! Tükürüklü! Birbirlerine tekrar bakıyorlar ve dörtlü Voltran'ı oluşturuyorlar. Aynı anda cıvık ekmek içini ufaklığın alnına basıyorlar. Çocuğun ağlaması kesiliyor.
Ama şaşkınlıktan susuyor çocuk. Belki de şişin inmesi de bu büyük şoka bağlı! Ekmek şoku!
Amman diyeyim; evinizde buz bulundurun da cıvık ekmeklere maruz kalmayın!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar