bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 114
- sözlük çiftleştirme servisi11
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- ya bi siktirin gidin15
- hangi yazarla çift olursunuz6
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- uludağ sözlük sertleşme veritabanı5
- nick vermeden bir yazara seslen13
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- ulu sözlük telegram grubu12
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- şapka takar mısınız13
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- istanbul12
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- sarapci koala hatayi12
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi10
- rüzgarlı havaları seven tip4
- diğer sözlük4
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- kartoncunun halil güneşli olması3
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi2
- ne sağcıyım sen solcu kartoncuyum kartoncu2
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- bir kadına hatunum demek3
- karton toplayan bambi2
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- tanıdık mod arkadası olan yazarlar3
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı7
- bipolar bozukluk3
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- yemek yedikten sonra kusmak9
- kosta rika3
- 2200 yılında nasıl görünürdüm2
- sezen taş6
- sözlük çiftleri2
- sevilme duygusu3
- özelden aktifim ben diyen yazar4
- ucan tekme atan hipopotam43
- mehdilik iddiasında bulunanların ortak özelliği3
- friedrich hegel la bi cay icek6
- nervionun beni engellemesi10
- sinek as3
- kavak yelleri2
- arkadaşlar buldum9
- en güzel reçel3
- milli forma kutsaldır !
diyordu genç adam. ne de olsa avrupa arenasında boy göstermek, piyasa yapmak için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. kızcağız ise elindeki telbligatı defalarca okuyor, adreste yahut isimde bir yanlışlık olması gerektiğini düşünüyordu. gaz lambasını biraz daha yaklaştırdı. sıcaklığı dudağında, heceliyordu ; '' 16 şu-bat-ta-kii kam-pa da-vet ... '' ancak öyle bir yanlışı bulamıyordu. yorgun düşmüştü, saç diplerinde gezinen yaşlılığı hissedebiliyordu. gözlerindeki endişeyse demin işlenen bir cinayetin parmak izleriydi. buna rağmen göz yaşlarını silmeye kıyamıyordu... böylesi durumlarda harfleri bir araya getirmek ne kadar zor olurdu kim bilir... bir şeyleri söylemekten son anda vazgeçmiş, yüreği kalpgren olmuş bu genç adama, laik görmediği o duyguları, koyacağı bir yer arıyordu çehresinde. farkında olmadan kağıdı ikiye katlıyordu, bir kez daha ikiye katladı ve az önce gaz lambasının ıssıttığı dudaklarıyla son bir buselik makamını işliyordu. daha yarım saat evveline kadar, evleneceğinden ve mutlu bir yuva kuracağından hiç şüphe duymadığı genç adamı bir anlığına kenisinden çok uzaklarda hayal etti. soyunma odasını, taktik antrenmanlarını... milli olduğu o ilk günü düşledi ; kendisi olmadan.
- takımın bana ihtiyacı var, diye çemkirdi genç adam.
- peki, diyebildi, nazlı ve bir o kadar da masum genç hanım. tebligatı somyaya koydu. yüklüğün orta sıralarında, sevgililer günü için ördüğü atkıyı aldı. özenle üstündeki tiftik olan kısımları temizledi.
- sana örmüştüm, kısmet bu güneymiş. al hadi, hiç olmazsa üşütmezsin oralarda...
- hay allah, ben geceleri kestane satmaya gitmiyorum ya oralara. milli görev sonuçta.
güzel insanlar,
aslında buraları okumanıza bile gerek yok. erasmus'un adı yeter. askerlik anıları bunların yanında halt etmiş. watsap'ı bile her gün kontrol eden sevgili hanımlar, nasıl olacak da 6 aylığına hürrem sultanı oynayacak ?
erasmussan, erasmussun. erasmamussan erasmayasun.
diyordu genç adam. ne de olsa avrupa arenasında boy göstermek, piyasa yapmak için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. kızcağız ise elindeki telbligatı defalarca okuyor, adreste yahut isimde bir yanlışlık olması gerektiğini düşünüyordu. gaz lambasını biraz daha yaklaştırdı. sıcaklığı dudağında, heceliyordu ; '' 16 şu-bat-ta-kii kam-pa da-vet ... '' ancak öyle bir yanlışı bulamıyordu. yorgun düşmüştü, saç diplerinde gezinen yaşlılığı hissedebiliyordu. gözlerindeki endişeyse demin işlenen bir cinayetin parmak izleriydi. buna rağmen göz yaşlarını silmeye kıyamıyordu... böylesi durumlarda harfleri bir araya getirmek ne kadar zor olurdu kim bilir... bir şeyleri söylemekten son anda vazgeçmiş, yüreği kalpgren olmuş bu genç adama, laik görmediği o duyguları, koyacağı bir yer arıyordu çehresinde. farkında olmadan kağıdı ikiye katlıyordu, bir kez daha ikiye katladı ve az önce gaz lambasının ıssıttığı dudaklarıyla son bir buselik makamını işliyordu. daha yarım saat evveline kadar, evleneceğinden ve mutlu bir yuva kuracağından hiç şüphe duymadığı genç adamı bir anlığına kenisinden çok uzaklarda hayal etti. soyunma odasını, taktik antrenmanlarını... milli olduğu o ilk günü düşledi ; kendisi olmadan.
- takımın bana ihtiyacı var, diye çemkirdi genç adam.
- peki, diyebildi, nazlı ve bir o kadar da masum genç hanım. tebligatı somyaya koydu. yüklüğün orta sıralarında, sevgililer günü için ördüğü atkıyı aldı. özenle üstündeki tiftik olan kısımları temizledi.
- sana örmüştüm, kısmet bu güneymiş. al hadi, hiç olmazsa üşütmezsin oralarda...
- hay allah, ben geceleri kestane satmaya gitmiyorum ya oralara. milli görev sonuçta.
güzel insanlar,
aslında buraları okumanıza bile gerek yok. erasmus'un adı yeter. askerlik anıları bunların yanında halt etmiş. watsap'ı bile her gün kontrol eden sevgili hanımlar, nasıl olacak da 6 aylığına hürrem sultanı oynayacak ?
erasmussan, erasmussun. erasmamussan erasmayasun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar