bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu26
- uyudun mu mesajı12
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek13
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar8
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- boyumun 2 cm kısalması21
- fazla samimiyet9
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- anın görüntüsü26
- otelde sevişmek8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- gece zurna dürüm söylemek3
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- küpe takan adama kız vermem diyen baba4
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- kocanızın kulağını deldirir misiniz4
- nev10
- geçmişe takılıp kalmak4
- mançurya savaşı2
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak4
- mal mıyım sorunsalı13
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- kiraz cicegi kolonyasi41
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- neyse uykum geldi bb diyen manita2
- küt saçlı hatun12
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- gece 3 te boş bir sokakta taksi beklemek3
- sözlüğe elini ayağını atan tipler3
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- ktç2
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- fazla düşünceli olmak4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- ilk türettigim sözcük4
- sözlük yazarlarının saatleri8
- truesuzluk2
- midye tava4
- arda turan2
- arabada sevişmek2
cesaret işidir belki de..
--spoiler--
bitmemesi için edilen duaların çok olduğu günlerdi. hayatın su içmek kadar sıradanlaştığı, aşkın ise ortalıkta dolaşan üç beş anıya teslim olduğu zamanlar. yine sebepsiz kuruntular çıkarıp, yine onlara inandığım ve sevmelerin az olduğu zamanlar...
bütün cümleler istila edilmişti ve kelimelerin kısa yazılışları aklıma geliyordu, uzun cümleler kurmamak için... geri gelmeyecek günlerimin gelecek günlerim için karar verme tasarrufundaydım. sanki bu aşk yaşamın eş anlamlısı ve ikinci bir kelime yok bunu açıklamaya. sözlüklerde sadece iki kelime var. aşk eşittir yaşam. acaba yaşam mı bu sonsuz karanlıklarda hayatımı felç eden, yoksa aşk mı yaşamdaki bütün felçlikleri meydana getiren? beynimin kıvrımlarında cevap merkezi ararken bütün bu sorulara, ben yine aşkın "ya sen ya ölüm" anlarındaydım...
ve birgün çıkıp gittin hiç girmediğin yaşantımın tam ortasından... gitmenle kayboldu gözlerimdeki ışık ve hücrelerimdeki yaşama sevinci. bütün hastalık sendromları üstümde benimle alay edercesine yer kapma savaşı verirken, bense sırf sana inat, hatta sırf bana inat aşkı bırakmadım. belki de ben sana değil, sana duyduğum aşka aşıktım. ya da çöl rüzgarlarına. saçlarını; hiç dokunamadığım saçlarını tarayıp bıraktığı için... güneşe belki de, tenine dokunduğu için...
o kadar aşık olmama rağmen beni istemediğin için sen hariç her şeye aşık olacağım neredeyse. paranoyak belirtiler gösterdiğim söylenebilir. ya da tipik bir şizofreni... seni seviyorum! hayır! seni değil galiba. rüzgarları, güneşi, arkadaşlarımı, sen hariç her şeyi seviyorum. sana olan korkumdan değil, aşktan da korkmuyorum aslında. (korku da nereden çıktı) hiçbir şeyden korkmuyormuşum. o zaman sorun ne? hiçbir şey. iyi o halde sana aşığım...
sersem bahar yağmura tutarken yaz'larımı,
aşklarsa ütopik gelmektedir zaten
giyinmiştim en kalın yalnızlığımı...
gözlerimi kapadığımda gözlerin karşımda,
hasretin kancası boğazımda,
çeksen öleceğim,
çekmesen ölüyorum...
(şizofren, istanbul-önemsiz)
--spoiler--
--spoiler--
bitmemesi için edilen duaların çok olduğu günlerdi. hayatın su içmek kadar sıradanlaştığı, aşkın ise ortalıkta dolaşan üç beş anıya teslim olduğu zamanlar. yine sebepsiz kuruntular çıkarıp, yine onlara inandığım ve sevmelerin az olduğu zamanlar...
bütün cümleler istila edilmişti ve kelimelerin kısa yazılışları aklıma geliyordu, uzun cümleler kurmamak için... geri gelmeyecek günlerimin gelecek günlerim için karar verme tasarrufundaydım. sanki bu aşk yaşamın eş anlamlısı ve ikinci bir kelime yok bunu açıklamaya. sözlüklerde sadece iki kelime var. aşk eşittir yaşam. acaba yaşam mı bu sonsuz karanlıklarda hayatımı felç eden, yoksa aşk mı yaşamdaki bütün felçlikleri meydana getiren? beynimin kıvrımlarında cevap merkezi ararken bütün bu sorulara, ben yine aşkın "ya sen ya ölüm" anlarındaydım...
ve birgün çıkıp gittin hiç girmediğin yaşantımın tam ortasından... gitmenle kayboldu gözlerimdeki ışık ve hücrelerimdeki yaşama sevinci. bütün hastalık sendromları üstümde benimle alay edercesine yer kapma savaşı verirken, bense sırf sana inat, hatta sırf bana inat aşkı bırakmadım. belki de ben sana değil, sana duyduğum aşka aşıktım. ya da çöl rüzgarlarına. saçlarını; hiç dokunamadığım saçlarını tarayıp bıraktığı için... güneşe belki de, tenine dokunduğu için...
o kadar aşık olmama rağmen beni istemediğin için sen hariç her şeye aşık olacağım neredeyse. paranoyak belirtiler gösterdiğim söylenebilir. ya da tipik bir şizofreni... seni seviyorum! hayır! seni değil galiba. rüzgarları, güneşi, arkadaşlarımı, sen hariç her şeyi seviyorum. sana olan korkumdan değil, aşktan da korkmuyorum aslında. (korku da nereden çıktı) hiçbir şeyden korkmuyormuşum. o zaman sorun ne? hiçbir şey. iyi o halde sana aşığım...
sersem bahar yağmura tutarken yaz'larımı,
aşklarsa ütopik gelmektedir zaten
giyinmiştim en kalın yalnızlığımı...
gözlerimi kapadığımda gözlerin karşımda,
hasretin kancası boğazımda,
çeksen öleceğim,
çekmesen ölüyorum...
(şizofren, istanbul-önemsiz)
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar