bugün
- ütü10
- ütü ile yemek yapmak3
- sözlük yazarları nerede sorunsalı4
- uludağ sözlük çeteleri10
- çabasız şıklık3
- 2 ağustos 2026 kim milyoner olmak ister programı3
- gocu bak bi5
- davetsiz misafir2
- anın fotoğrafı14
- en boktan on yıl7
- patates kızartması2
- beyler çok acil bakar mısınız4
- arkadaşlar neden beni kimse sevmiyor4
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu2
- türkiye de fiyatların çok uygun olması2
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye2
- demokratik sol parti3
- altın oran kaş3
- akşam esintisi2
- 2028 yılında ak partiye oy verecek yazarlar2
- sabunun delik olanının üretilmesi gerekliliği2
- ali vefa8
- udinese calcio2
- 2 ağustos dünya yakışıklılar günü5
- ali haydar fırat3
- kuran ı kerim meali4
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- seri gizli artı oy veren melek6
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- yüksek sesle gülmek6
- ak parti sevdalısı yazarlar3
- red flag erkek listesi9
- aylık 422 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- menemen9
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- hırvatistan14
- arkadaşlar şu köprü var ya2
- ya arkadaşlar ben de çete aççam2
- evlenirsek 12 adet adana burması isterim diyen kız4
- amirim2
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi5
- aleyna tilki3
- ölüm9
- amerika birleşik devletleri4
- çipli top2
- gammaz başı geldi2
- nöbet5
- true neden çaylak sorunsalı2
"Bütün gün kırlarda, deniz kenarlarında dolaştık. Güneş, hayale müsaade etmeyecek tarzda her şeyi vazıh ve berrak gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soyulan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç nâşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü eve mahzun ve nevmid dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mes'ut olmanın hiç imkanı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği mübhem ve nâtamam bir âlem içinde idik. Artık her şeyi sarahatle görmek ve tahayyül etmek imkanının sarhoşluğu vücudumuzu, yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücud bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassâ hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp bir şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmaya başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekadan harab olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soyulan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç nâşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü eve mahzun ve nevmid dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mes'ut olmanın hiç imkanı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği mübhem ve nâtamam bir âlem içinde idik. Artık her şeyi sarahatle görmek ve tahayyül etmek imkanının sarhoşluğu vücudumuzu, yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücud bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassâ hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp bir şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmaya başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekadan harab olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar