bugün
- sözlükteki kaliteli yazarlar34
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları27
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- kendin hakkında bir gerçek bırak8
- yazarların fobileri15
- yazarların en malımsı özellikleri12
- sözlük yazarlarının normal kombinleri23
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı12
- islamda namaz yoktur37
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması11
- keşke bu yaşanmışlıklar onunla olsaydı6
- sözlüğün reisi kim anketi19
- 174 kaslı mühendis9
- barbara palvin gelse reddedecek sözlük erkeği6
- ioçk'nın müziği7
- erkeklerin birbirine amk demesi6
- kainatta olan her şey mahlukatın yararı içindir2
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- 195 kaslı pilot10
- sözlük yazarlarının saatleri14
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- gelecekteki sevgiliye not6
- nick vermeden bir yazara seslen10
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı15
- almanya da yaşayan yazarlar8
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- şeftali11
- gecenin geç saatlerinde entry girmek2
- barbara palvin mi güzel ben mi diyen sevgili5
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
- antipanik sizce biraz antipatik mi12
- şeytanın bile israil'e karşı olması8
- şu an dinlenen şarkı5
- yapay zekanın kod yazması3
- sözlüğe video yükleyebilmek5
- doğru karpuz seçemeyen erkek12
- sözlüğün reisi kim14
- borsa istanbul5
- bu saatte hala uyumama sebebi4
- çağla idi21
- ismet gürbüz5
- turşu limonla mı olur sirkeyle mi anketi5
- kedi göbeği4
- sözlükteki her kızı öven tipler11
- gabar'dan petrol buldukça üzülen chp liler5
- ince parmaklı erkek4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- borsa8
"Bütün gün kırlarda, deniz kenarlarında dolaştık. Güneş, hayale müsaade etmeyecek tarzda her şeyi vazıh ve berrak gösterdiği için yalnız gözlerimizle yaşadık ve hiç eğlenmedik.
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soyulan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç nâşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü eve mahzun ve nevmid dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mes'ut olmanın hiç imkanı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği mübhem ve nâtamam bir âlem içinde idik. Artık her şeyi sarahatle görmek ve tahayyül etmek imkanının sarhoşluğu vücudumuzu, yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücud bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassâ hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp bir şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmaya başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekadan harab olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
Ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soyulan kertenkeleleri, denizin kirli suları altında cam kırıklarını, paslı tenekeleri, eski pabuç nâşlarını seyretmenin ne kadar çabuk ruha kesel verdiğini tecrübe etmeyen var mı? Güneşli geçen bir gezinti gününden sonra, akşamüstü eve mahzun ve nevmid dönmemenin mümkün olmadığını tecrübelerimle bilirim. Güneş, bütün gün, insana doğru fakat acı şeyler söyleyen bir arkadaştır. Onun ışığında eğlenmenin ve mes'ut olmanın hiç imkanı var mı?
Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk. Başımızı çevirdik: iki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamın siyah mürekkeple çizdiği mübhem ve nâtamam bir âlem içinde idik. Artık her şeyi sarahatle görmek ve tahayyül etmek imkanının sarhoşluğu vücudumuzu, yavaş bir afyon dumanı gibi uyuşturuyordu. Etrafımızda, gündüzün bütün uyuz ağaçları yerine zengin bir orman vücud bulmuştu. Karşıda yemek yiyen fakir ailenin kirli kızları, yüzlerine vuran ay ışığı içinde birer murassâ hayal olmuşlardı. Denizin bulanık suları boşalmış ve onun yerine şimdi sahilin kumları üzerinde ziyadan bir mâyi sallanıp bir şarkı söylüyordu. Dünyanın güzelliğinden korkmaya başlamıştık. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarımız çatlayacak kadar dolmuştu.
Ay! Ay! Yalancı ay! Zekadan harab olanları dinlendiren hayal gibi, güneşten bunalanları da teselli eden sensin!"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar