bugün
- iltica26
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet16
- ak parti'nin halk düşmanı uygulamaları top 54
- oyun dünyasının unutulmayan kadınları5
- sözlük kızlarının sözlüğü adam etmesi10
- fal bakabilen dünyalar tatlısı yazarlar11
- chp'li cb adayının çin de fuhuş'tan yakalanması5
- yobaz kudurtan kıyafetler6
- ingiliz valisi ile gizlice buluşan cb adayı ekrem3
- sözlükte sevmediğiniz yazar6
- kemalistler iktidar olursa yapacakları ilk icraat10
- omzunda teyple gezen efsane nesil4
- türk dizileri bizim için yapılmıyor5
- cemil tugay akp'ye katılırsa olacaklar2
- sizi kiskandiğini tespit ettiğiniz yazarlar3
- trafik4
- trafik lambası4
- sözlük kızları göreve7
- audi a3 sedan vs vw jetta2
- silvermist15
- keşke benim olsa denilen şeyler8
- gss prim borcu3
- geceleri gizli gizli manifest dinlemek4
- ak partililerin apoya villa yaptırması11
- sanat3
- seramik3
- el feneri4
- usual emmi gel bakalım buraya7
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- türk dizileri dünyayı ele geçirdi3
- incici kız3
- yogartiksen11
- göksel arsoy3
- sarman kedi beslemek7
- ama kent uzlaşısı ve yeni parti tüzüğü8
- dincilerin apoyu atatürk ten çok sevmesi9
- sabahları nefret edilen şeyler16
- sizi sözlükten soğutan yazar gerçek dostunuzdur2
- yazın karadenize taşınmak2
- kısa etek2
- bana onu sormayin6
- 60 yaşında diskoya giden adam6
- sevilmeyen insan özellikleri4
- israil ordusu kadar ahlaklı başka ordu yok5
- saray4
- hindistan ve çin den futbolcu çıkmaması4
- aniden sokakta porno diye bağırma isteği5
- ebu hureyre4
- arkadaşlar hissettiniz mi2
- gocu'ya özgürlük11
-- spoiler--
"De ki: Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er ya da geç yıkılıp gitmek zorundadır."
Film Kur'an-daki bu ayet ile başlıyor...
Muharrem kendi haline yaşayan bir Dindar'dır. Kendi dünyasında mutlu ve mesuttur. Günleri hemen aynı ritimde atmaktadır. Dininin gereklerini yerine getirmektedir, o kadar. Geçimini sağlayacak kadar para kazanmaktadır ve fazlasında gözü yoktur...
işte bu sırada içinde bulunduğu tarikatin şeyhi ona tarikatin mallarının kirasını toplama görevi verir. Çünkü Muharrem'in dünya malında gözünün olmaması, onıu güvenilir kılmaktadır.
Ancak bu Muharrem için iyi olacak mıdır?
Kendi dünyasında; teknolojiye, şehvete, yalana, riyakarlığa kapalı bir hayat süren Muharrem'in hayatında cep telefonu, diz üstü bilgisayarı, özel otomobili, her gün gördüğü güzel ve çekici kadınlar ve dahi yalanlar dolanlar vardır...
Dış Dünyaya açılan Muharrem "Yalan"larla tanışmış ve yalan söylemeye başlamıştır. Bunun iç hesaplaşmasını yaşamaktan kurtulamamakta ve vicdani suçluluğunu duymaktadır. Hesabını verememektedir. Bu bir yana artık haram'da yemiştir ve ardı arkası kesilecek gibi görünmemektedir. Bunun hesabını vermek bir yana kendisine itiraf etmek bile onu incitecektir.
Her günah işleyişinde daha da agresifleşmekte, kendisini kaybetmekte, elinde titremeler belirmektedir.
Kısaca Muharrem, bulaşmaktan korktuğu tüm günahlara yavaş yavaş bulaşmakta ve bu korkusu yüzünden kendisi ile büyük bir çelişkiye düşmektedir.
Rüyasında "Cinselliği" yaşadığı kızı gerçek hayatta görmesi ise onu büsbütün bitirir...
Film;
Bir dini ya da inancı kötülememektedir.
Beyinlere kazınan "Tanrı Korkusu" ve "Günah işleme" kavramlarının ve bunlar temelinde "Hesap Verme/Verememe" iç duygusunun "Bastırılmışlık" karşısında ne gibi travmalara neden olabileceğini açıkça göstermektedir.
"Değişim"den haklı olarak belki de, korkmanın manidarlığını anlatır.
Çünkü değişim gerçekten zordur...
"inanç" açısından değişimin sancısını çekmemiş olan kimselerin, filmde anlatılmak isteneni, anlatıldığı haliyle anlayabileceklerini sanmıyorum açıkçası.
Lakin bu sancıyı hakkıyla çeken insanların, filmin her karesinden önemli anlamlar çıkaracağını adım gibi biliyorum...
Film başladığından öte Nazım Hikmet Ran'ın şu dizeleri ile biter:
"Çok alametler belirdi, vakit tamamdır.
Haram, helal oldu,
Helal haramdır.
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm,
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı,
Ya da dünyamıza inecek ölüm..."
Bence bu filmi izlememek eksikliktir.
Oyunculuğa tek bir kelime dahi edemiyorum zaten; Muhteşem...
Saygılarımla...
--spoiler--
alıntıdır...
"De ki: Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er ya da geç yıkılıp gitmek zorundadır."
Film Kur'an-daki bu ayet ile başlıyor...
Muharrem kendi haline yaşayan bir Dindar'dır. Kendi dünyasında mutlu ve mesuttur. Günleri hemen aynı ritimde atmaktadır. Dininin gereklerini yerine getirmektedir, o kadar. Geçimini sağlayacak kadar para kazanmaktadır ve fazlasında gözü yoktur...
işte bu sırada içinde bulunduğu tarikatin şeyhi ona tarikatin mallarının kirasını toplama görevi verir. Çünkü Muharrem'in dünya malında gözünün olmaması, onıu güvenilir kılmaktadır.
Ancak bu Muharrem için iyi olacak mıdır?
Kendi dünyasında; teknolojiye, şehvete, yalana, riyakarlığa kapalı bir hayat süren Muharrem'in hayatında cep telefonu, diz üstü bilgisayarı, özel otomobili, her gün gördüğü güzel ve çekici kadınlar ve dahi yalanlar dolanlar vardır...
Dış Dünyaya açılan Muharrem "Yalan"larla tanışmış ve yalan söylemeye başlamıştır. Bunun iç hesaplaşmasını yaşamaktan kurtulamamakta ve vicdani suçluluğunu duymaktadır. Hesabını verememektedir. Bu bir yana artık haram'da yemiştir ve ardı arkası kesilecek gibi görünmemektedir. Bunun hesabını vermek bir yana kendisine itiraf etmek bile onu incitecektir.
Her günah işleyişinde daha da agresifleşmekte, kendisini kaybetmekte, elinde titremeler belirmektedir.
Kısaca Muharrem, bulaşmaktan korktuğu tüm günahlara yavaş yavaş bulaşmakta ve bu korkusu yüzünden kendisi ile büyük bir çelişkiye düşmektedir.
Rüyasında "Cinselliği" yaşadığı kızı gerçek hayatta görmesi ise onu büsbütün bitirir...
Film;
Bir dini ya da inancı kötülememektedir.
Beyinlere kazınan "Tanrı Korkusu" ve "Günah işleme" kavramlarının ve bunlar temelinde "Hesap Verme/Verememe" iç duygusunun "Bastırılmışlık" karşısında ne gibi travmalara neden olabileceğini açıkça göstermektedir.
"Değişim"den haklı olarak belki de, korkmanın manidarlığını anlatır.
Çünkü değişim gerçekten zordur...
"inanç" açısından değişimin sancısını çekmemiş olan kimselerin, filmde anlatılmak isteneni, anlatıldığı haliyle anlayabileceklerini sanmıyorum açıkçası.
Lakin bu sancıyı hakkıyla çeken insanların, filmin her karesinden önemli anlamlar çıkaracağını adım gibi biliyorum...
Film başladığından öte Nazım Hikmet Ran'ın şu dizeleri ile biter:
"Çok alametler belirdi, vakit tamamdır.
Haram, helal oldu,
Helal haramdır.
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm,
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı,
Ya da dünyamıza inecek ölüm..."
Bence bu filmi izlememek eksikliktir.
Oyunculuğa tek bir kelime dahi edemiyorum zaten; Muhteşem...
Saygılarımla...
--spoiler--
alıntıdır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar