bugün
- velvet27
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek7
- aile evinde yaşamak11
- ingiliz aksanı6
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- sedat pekmez16
- kemalist dünya19
- herzevekil'in biraz şey olması6
- uludağ sözlük kızları tam bir sazandır5
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı6
- dincilerin ingiltere sevdası5
- fight club4
- sözlük yazarlarının kombinleri10
- canımın sürekli hamburger çekmesi7
- biz dededen chp liyiz deyip kk'ye oy verecek tip3
- çomar putu3
- merhabalar biraderler4
- tavuk iskender2
- akplilerin akpye oy verme nedenleri4
- yazarların iyi olduğu konular2
- şeyh olup milleti söğüşleme işi3
- maklube4
- sözlük yazarlarının yemek menüleri4
- bir gecede cahil kaldık5
- etliye sütlüye karışmayan yazarlar4
- beynin güzelce yıkanması2
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- muşlettin amca birader bey2
- manyak bey biraderin silik olması2
- galatasaray lobisi10
- uzay boşluğunda osura osura yolculuk etmek2
- yazarların ilk kedileri3
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- aylık 315 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- üniversitelerin gereksiz olması10
- hızlı para kazanmanın yolları14
- hoşlanılan kızla ağaçtan erik yemek3
- birader yazar olmak13
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- nato zirvesini takip izni verilmeyen türk medyası7
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim5
- sözlüğün en şey yazarı2
- allah9
- dilovası katliamı konuşulurken akp'lilerin gülmesi6
- midas2
- işe uykusuz gitmek2
- kahve içmek2
- bakir erkek istiyoruz kampanyası4
- sıcaktan ağlamak2
- cemevinde hain kemal sloganları8
-- spoiler--
"De ki: Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er ya da geç yıkılıp gitmek zorundadır."
Film Kur'an-daki bu ayet ile başlıyor...
Muharrem kendi haline yaşayan bir Dindar'dır. Kendi dünyasında mutlu ve mesuttur. Günleri hemen aynı ritimde atmaktadır. Dininin gereklerini yerine getirmektedir, o kadar. Geçimini sağlayacak kadar para kazanmaktadır ve fazlasında gözü yoktur...
işte bu sırada içinde bulunduğu tarikatin şeyhi ona tarikatin mallarının kirasını toplama görevi verir. Çünkü Muharrem'in dünya malında gözünün olmaması, onıu güvenilir kılmaktadır.
Ancak bu Muharrem için iyi olacak mıdır?
Kendi dünyasında; teknolojiye, şehvete, yalana, riyakarlığa kapalı bir hayat süren Muharrem'in hayatında cep telefonu, diz üstü bilgisayarı, özel otomobili, her gün gördüğü güzel ve çekici kadınlar ve dahi yalanlar dolanlar vardır...
Dış Dünyaya açılan Muharrem "Yalan"larla tanışmış ve yalan söylemeye başlamıştır. Bunun iç hesaplaşmasını yaşamaktan kurtulamamakta ve vicdani suçluluğunu duymaktadır. Hesabını verememektedir. Bu bir yana artık haram'da yemiştir ve ardı arkası kesilecek gibi görünmemektedir. Bunun hesabını vermek bir yana kendisine itiraf etmek bile onu incitecektir.
Her günah işleyişinde daha da agresifleşmekte, kendisini kaybetmekte, elinde titremeler belirmektedir.
Kısaca Muharrem, bulaşmaktan korktuğu tüm günahlara yavaş yavaş bulaşmakta ve bu korkusu yüzünden kendisi ile büyük bir çelişkiye düşmektedir.
Rüyasında "Cinselliği" yaşadığı kızı gerçek hayatta görmesi ise onu büsbütün bitirir...
Film;
Bir dini ya da inancı kötülememektedir.
Beyinlere kazınan "Tanrı Korkusu" ve "Günah işleme" kavramlarının ve bunlar temelinde "Hesap Verme/Verememe" iç duygusunun "Bastırılmışlık" karşısında ne gibi travmalara neden olabileceğini açıkça göstermektedir.
"Değişim"den haklı olarak belki de, korkmanın manidarlığını anlatır.
Çünkü değişim gerçekten zordur...
"inanç" açısından değişimin sancısını çekmemiş olan kimselerin, filmde anlatılmak isteneni, anlatıldığı haliyle anlayabileceklerini sanmıyorum açıkçası.
Lakin bu sancıyı hakkıyla çeken insanların, filmin her karesinden önemli anlamlar çıkaracağını adım gibi biliyorum...
Film başladığından öte Nazım Hikmet Ran'ın şu dizeleri ile biter:
"Çok alametler belirdi, vakit tamamdır.
Haram, helal oldu,
Helal haramdır.
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm,
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı,
Ya da dünyamıza inecek ölüm..."
Bence bu filmi izlememek eksikliktir.
Oyunculuğa tek bir kelime dahi edemiyorum zaten; Muhteşem...
Saygılarımla...
--spoiler--
alıntıdır...
"De ki: Değişmeyen gerçek geldi, sahte ve tutarsız olan yıkılıp gitti. Zaten sahte ve tutarsız olan er ya da geç yıkılıp gitmek zorundadır."
Film Kur'an-daki bu ayet ile başlıyor...
Muharrem kendi haline yaşayan bir Dindar'dır. Kendi dünyasında mutlu ve mesuttur. Günleri hemen aynı ritimde atmaktadır. Dininin gereklerini yerine getirmektedir, o kadar. Geçimini sağlayacak kadar para kazanmaktadır ve fazlasında gözü yoktur...
işte bu sırada içinde bulunduğu tarikatin şeyhi ona tarikatin mallarının kirasını toplama görevi verir. Çünkü Muharrem'in dünya malında gözünün olmaması, onıu güvenilir kılmaktadır.
Ancak bu Muharrem için iyi olacak mıdır?
Kendi dünyasında; teknolojiye, şehvete, yalana, riyakarlığa kapalı bir hayat süren Muharrem'in hayatında cep telefonu, diz üstü bilgisayarı, özel otomobili, her gün gördüğü güzel ve çekici kadınlar ve dahi yalanlar dolanlar vardır...
Dış Dünyaya açılan Muharrem "Yalan"larla tanışmış ve yalan söylemeye başlamıştır. Bunun iç hesaplaşmasını yaşamaktan kurtulamamakta ve vicdani suçluluğunu duymaktadır. Hesabını verememektedir. Bu bir yana artık haram'da yemiştir ve ardı arkası kesilecek gibi görünmemektedir. Bunun hesabını vermek bir yana kendisine itiraf etmek bile onu incitecektir.
Her günah işleyişinde daha da agresifleşmekte, kendisini kaybetmekte, elinde titremeler belirmektedir.
Kısaca Muharrem, bulaşmaktan korktuğu tüm günahlara yavaş yavaş bulaşmakta ve bu korkusu yüzünden kendisi ile büyük bir çelişkiye düşmektedir.
Rüyasında "Cinselliği" yaşadığı kızı gerçek hayatta görmesi ise onu büsbütün bitirir...
Film;
Bir dini ya da inancı kötülememektedir.
Beyinlere kazınan "Tanrı Korkusu" ve "Günah işleme" kavramlarının ve bunlar temelinde "Hesap Verme/Verememe" iç duygusunun "Bastırılmışlık" karşısında ne gibi travmalara neden olabileceğini açıkça göstermektedir.
"Değişim"den haklı olarak belki de, korkmanın manidarlığını anlatır.
Çünkü değişim gerçekten zordur...
"inanç" açısından değişimin sancısını çekmemiş olan kimselerin, filmde anlatılmak isteneni, anlatıldığı haliyle anlayabileceklerini sanmıyorum açıkçası.
Lakin bu sancıyı hakkıyla çeken insanların, filmin her karesinden önemli anlamlar çıkaracağını adım gibi biliyorum...
Film başladığından öte Nazım Hikmet Ran'ın şu dizeleri ile biter:
"Çok alametler belirdi, vakit tamamdır.
Haram, helal oldu,
Helal haramdır.
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm,
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı,
Ya da dünyamıza inecek ölüm..."
Bence bu filmi izlememek eksikliktir.
Oyunculuğa tek bir kelime dahi edemiyorum zaten; Muhteşem...
Saygılarımla...
--spoiler--
alıntıdır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar