bugün
- mamudo gurban niye doğdun4
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- truelaşmak5
- başkent istanbul olsun11
- gocu30
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- insanların sizden uzak durması5
- mansur yavaş5
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi3
- çok sıkıcı adamlarsınız lan2
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- sözlükteki karanlık kişiler6
- feministlerin cevaplayamadığı soru2
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği3
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek4
- ekrem imamoğlu5
- batı piçtir piç kalacaktır4
- uludağ itiraf12
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- özel sektörün acımasız olması4
- bir kadınla erkek arkadaş olamaz3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi10
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler4
- içişleri'nin 36 ildeki operasyonu 826 şüpheli2
- recep tayyip erdoğan4
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- queen ravennanın cinleri2
- yağmurlu havaları seven insan6
- gocu'yu özlemek2
- asrın soygunu11
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- iş yerindeki orospu çocukları6
- sokrates in savunması2
- true nickli yazar22
- silah otomobil maden elektrigimizi kestiriyor2
- mora katliamı4
- penisiyle entry giren yazar2
- claudian clouds44
- sözlükte herkesin birbirini tehdit etmesi2
- tai lung vs gocu22
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- bir ilişkinin bitmesi2
- cimere şikayet eden yazar tipi3
- pırlanta sevinç2
- günün sözü13
- anın görüntüsü27
KÜL KEDiSi
Yazan: Charles Perrault
Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gleip eve yerleşmiş.
Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini üzerine yıkmışlar.
Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları, mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşleri ona "Külkedisi" adını takmışla.
Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. ikisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens'in evlenmek istediğini biliyormuş. ‘Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?' diye düşünmüşler.
iki kız kardeş de kendilerini mümkün olduğunca güzelleştirmek için hemen kolları sıvamışlar. Fakat maalesef bu biraz zormuş, çünkü Külkedisi'nin aksine bayağı çirkinmiş her ikisi de!
Balo akşamı, üvey kardeşleri gittikten sonra Külkedisi mutfakta oturmuş ve içn için ağlamaya başlamış. "Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?" diye sormuş bir kadın sesi.
"Ben de baloya gitmek istiyordum," demiş hıçkırarak Külkedisi.
"Gideceksin öyleyse," demiş ses. Külkedisi duyduğu sese doğru dönüp bakmış, şaşkınlıktan donakalmış.
Güzel bir kadın duruyormuş yanıbaşında.
"Ben senin peri annenim," demiş kadın. "Şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!"
Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokununca, balkabağı birdenbire altından bir fayton oluvermiş.
"Şimdi de altı fare... " Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri annesi onları hemen ata dönüştürmüş.
"Bir sıçan... " Onu da arabacı yapmış.
"Ve altı kertenkele... " Onları da faytonun arkasında koşacak altı uşağa çevirivermiş.
Nihayet Külkedisi'ne gelmiş sıra. Peri değneğiyle bir dokununca Külkedisi'nin yırtık, pırtık giysileri nefesleri kesecek harika bir elbiseye dönmüşmüş. Ayaklarında bir çift camdan ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş.
"Bir şey var yalnız," demiş Peri. "Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikide elbisen tekrar eski giysilerine, faytonun balkabağına, atların fareye dönüşecek. Prens'in bunu görmesini istemezsin herhalde? Şimdi git, dilediğince eğlen."
O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Baloya katılan hanımlar (özellikle de iki üvey kız kardeşi) onun elbisesini çok beğenmişler ve terzisinin adını öğrenmek için ona yalvarmışlar. Beyefendilerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmışlar.
Prens ise götür görmez ona âşık olmuş! Ve o andan sonra hiç kimseye bu kızla dans etmek için izin verilmemiş.
Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada evde olması gerektiğini hatırlamış.
"Gitme!" diye seslenmiş Prens arkasından, ama Külkedisi bir an bile durmadan koşup oradan uzaklaşmış. Sokağa çaktığında elbisesi tekrar eski elbiselerine dönüşmüş. Geriye kala kala camdan ayakkabıların bir teki kalmış. Diğer tekini nerede kaybettiğini bilmiyormuş.
O gece Külkedisi uyuyana kadar ağlamış. Hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünüyormuş.
Ama bu doğru değilmiş. Ayakkabının diğer tekini sarayın merdivenlerinde bulmuşlar. Ertesi sabah Prens ev ev dolaşıp ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmiş. "Bu ayakkabının dün gece karşılaştığım güzel sahibini bulamazsam yaşayamam," demiş.
Derken Külkedisi'nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler. Olmamış. Ayaklarına girmemiş bile.
Prens çok üzgünmüş, çünkü uğramadığı sadece birkaç ev kalmış. Tam oradan ayrılacakken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş.
"Hanımefendi," demiş Prens Külkedisi'ne, "bir de siz deneseniz?"
"O mu deneyecek? Ne münasebet!" diye haykırmış üvey kardeşler.
Fakat Prens ısrar etmiş. Külkedisi'nin ne kadar güzel bir kız olduğu gözünden kaçmamış. Tabii ayakkabı Külkedisi'nin ayağına kalıp gibi oturmuş. Prens diz çöküp Külkedisi'ne evlenme teklif ederken iki üvey kardeşe de öfke ve kıskançlıkla olanları seyretmek kalmış. Külkedisi Prens'in teklifini tabii ki kabul etmiş.
Yazan: Charles Perrault
Bir zamanlar güzeller güzeli bir kız varmış. Annesi ölünce babası yeniden evlenmiş. Üvey annesi de ilk evliliğinden olan iki kızıyla birlikte gleip eve yerleşmiş.
Bu iki kız, yeni kız kardeşlerinden hiç hoşlanmamış. Odasında ne var ne yoksa tavan arasına fırlatıp atmışlar. Ona bir kardeş gibi davranmak şöyle dursun, bütün ev işlerini üzerine yıkmışlar.
Ev işleri bittikten sonra bile kızın onlarla oturmasına izin verilmiyormuş. Akşamları, mutfakta, sönmekte olan ocağın önünde duruyormuş tek başına, ellerini küllere doğru tutup ısınmaya çalışarak. Bu yüzden üvey kız kardeşleri ona "Külkedisi" adını takmışla.
Bir gün iki kız kardeşe sarayda verilecek bir balo için davetiye gelmiş. ikisi de heyecandan deliye dönmüşler. Herkes Prens'in evlenmek istediğini biliyormuş. ‘Bakarsın ikimizden birini seçer, belli mi olur?' diye düşünmüşler.
iki kız kardeş de kendilerini mümkün olduğunca güzelleştirmek için hemen kolları sıvamışlar. Fakat maalesef bu biraz zormuş, çünkü Külkedisi'nin aksine bayağı çirkinmiş her ikisi de!
Balo akşamı, üvey kardeşleri gittikten sonra Külkedisi mutfakta oturmuş ve içn için ağlamaya başlamış. "Neyin var, neden ağlıyorsun Külkedisi?" diye sormuş bir kadın sesi.
"Ben de baloya gitmek istiyordum," demiş hıçkırarak Külkedisi.
"Gideceksin öyleyse," demiş ses. Külkedisi duyduğu sese doğru dönüp bakmış, şaşkınlıktan donakalmış.
Güzel bir kadın duruyormuş yanıbaşında.
"Ben senin peri annenim," demiş kadın. "Şimdi kaybedecek zamanımız yok! Bana bir balkabağı getir hemen!"
Külkedisi bir balkabağı getirmiş. Peri annesi sihirli değneğiyle dokununca, balkabağı birdenbire altından bir fayton oluvermiş.
"Şimdi de altı fare... " Külkedisi altı fare bulup getirmiş, peri annesi onları hemen ata dönüştürmüş.
"Bir sıçan... " Onu da arabacı yapmış.
"Ve altı kertenkele... " Onları da faytonun arkasında koşacak altı uşağa çevirivermiş.
Nihayet Külkedisi'ne gelmiş sıra. Peri değneğiyle bir dokununca Külkedisi'nin yırtık, pırtık giysileri nefesleri kesecek harika bir elbiseye dönmüşmüş. Ayaklarında bir çift camdan ayakkabı pırıl pırıl parlıyormuş.
"Bir şey var yalnız," demiş Peri. "Gece yarısına kadar eve dönmelisin. Saat on ikide elbisen tekrar eski giysilerine, faytonun balkabağına, atların fareye dönüşecek. Prens'in bunu görmesini istemezsin herhalde? Şimdi git, dilediğince eğlen."
O gece Külkedisi balonun yıldızı olmuş. Baloya katılan hanımlar (özellikle de iki üvey kız kardeşi) onun elbisesini çok beğenmişler ve terzisinin adını öğrenmek için ona yalvarmışlar. Beyefendilerin hepsi onunla dans etmek için birbirleriyle yarışmışlar.
Prens ise götür görmez ona âşık olmuş! Ve o andan sonra hiç kimseye bu kızla dans etmek için izin verilmemiş.
Saatler saatleri, dakikalar dakikaları kovalamış ve Külkedisi saat tam on ikiyi vuracağı sırada evde olması gerektiğini hatırlamış.
"Gitme!" diye seslenmiş Prens arkasından, ama Külkedisi bir an bile durmadan koşup oradan uzaklaşmış. Sokağa çaktığında elbisesi tekrar eski elbiselerine dönüşmüş. Geriye kala kala camdan ayakkabıların bir teki kalmış. Diğer tekini nerede kaybettiğini bilmiyormuş.
O gece Külkedisi uyuyana kadar ağlamış. Hayatının bir daha asla o geceki kadar harika olamayacağını düşünüyormuş.
Ama bu doğru değilmiş. Ayakkabının diğer tekini sarayın merdivenlerinde bulmuşlar. Ertesi sabah Prens ev ev dolaşıp ayakkabıyı tek tek bütün genç kızlara denetmiş. "Bu ayakkabının dün gece karşılaştığım güzel sahibini bulamazsam yaşayamam," demiş.
Derken Külkedisi'nin evine gelmiş. Üvey kardeşleri ayakkabıyı denemişler. Olmamış. Ayaklarına girmemiş bile.
Prens çok üzgünmüş, çünkü uğramadığı sadece birkaç ev kalmış. Tam oradan ayrılacakken evin hizmetçisi dikkatini çekmiş.
"Hanımefendi," demiş Prens Külkedisi'ne, "bir de siz deneseniz?"
"O mu deneyecek? Ne münasebet!" diye haykırmış üvey kardeşler.
Fakat Prens ısrar etmiş. Külkedisi'nin ne kadar güzel bir kız olduğu gözünden kaçmamış. Tabii ayakkabı Külkedisi'nin ayağına kalıp gibi oturmuş. Prens diz çöküp Külkedisi'ne evlenme teklif ederken iki üvey kardeşe de öfke ve kıskançlıkla olanları seyretmek kalmış. Külkedisi Prens'in teklifini tabii ki kabul etmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar