bugün
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- kolye142
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- mesihin inişi4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı4
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- hayrına karpuz dağıtmak4
- ayağı olan kadının amacı4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması4
- fransa11
- türk esnafı4
- eskişehir de motosikletliye 258 bin lira ceza2
- coşkuyla sabunlanan pipi2
- türk kahvesi olması kürt kahvesi olmaması2
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- buz denizine dökülen foseptik2
- hz isa ve havarileri2
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü2
- doğu türkistan4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- bik bik'in kraliçe olması10
- yahudi2
- engineer283
- sarı tekerin yazar olamaması9
- kafein2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- usualsuspects'in ayağı6
- cep telefonu22
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- misafir gelince odaya kacmak4
- erkek aslan3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlük resim problemi3
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- nokia20
- hacker saldırısı gazileri8
- columbia3
- usualsuspects aslan parçası4
- peynir dolgulu jalapeno5
- ford mondeo vs volkswagen passat3
- futbol20
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
millete "sanat" diye saçma salak endüstriyel ürünler satan (rihanna albümüydü, captain america filmiydi vs vs) ve halkının ciddi bir kısmının ileri derecede cahil olduğu, fazla bilgisiz ve apolitik oldukları sadece bizim tarafımızdan değil, amerikalı önemli akademisyenler tarafından da sıklıkla dile getirilen ülke. haa, biz de cahilizdir değilizdir o ayrı bir konu. ama abd, bu konuda pek çok akademisyen tarafından da ciddi şekilde eleştiriliyor. amerikan halkı, devletinin savaştığı ülkeler hakkında bilgiye sahip değil, umursamıyor bile. empati zayıf. ondan sonra yurt dışına çıkıp da kendilerine kötü davranıldığı zaman sırf amerikan vatandaşı oldukları için kıskanıldıklarını zannediyorlar. çok apolitik olmalarına rağmen, kendi devletlerinin resmi ideolojisini sorgulayan ve ona ters düşen her şeyi aşağılamaya çalışıyorlar. elbette bu yaptığım genelleme tüm amerikan vatandaşları için geçerli değil, ama bu bahsettiğim karaktere bürünmüş pek çok kişinin olduğu da bir gerçek.
abd bunu en çok da kendi ülkesinin istikrarını sağlamak ve gücünü muhafaza edebilmek için yapıyor aslında. zira dünyanın en büyük gücü konumundaki bir devleti, halkın ellerine bırakmaya niyetleri yok. onlar da türlü oyunlarla, katakullilerle halkın eline bozuk kumandayı vererek onları avutabiliyorlar.
ama benim asıl anlamlandıramadığım şey, onların bu kültürsüzlüğü özellikle de genç nesil arasında oldukça kolay bir şekilde satıp yayabilmeleri. komünist bir kültürden gelen insanlardan tutun da, türküne, rusuna, almanına aynı şeyleri empoze edebiliyorlar. ilginç bir şekilde bu tutuyor da. yani 70-80'lerin türk sineması kıvamındaki filmleri sırf görselliğe abanarak satabiliyorlar kendilerinden çok daha büyük ve eski bir kültürün mirasçılarına. bir velet çıkıyor, dünyadaki on milyonlarca ergenin giyimini kuşamını hadi onu da siktir edin, düşünce biçimini değiştirebiliyorlar. çok enteresandır, bu kültürün bize sunduğu doğru dürüst bir fikir ya da felsefe de yok aslında. tabi ki amerikada yetişmiş çok önemli filozoflar, bilim adamları var elbet. ama sattıkları şeyler o fikirler değil. onun yerine hiç bir kültüre dayanmayan, tamamiyle tüketime yönelik ürünler. shakirayı satıyorlar mesela, onun etini, sesini, saçını, giyimini... arkada hiç bir fikir yok. bir felsefe yok. edith piafı dinlediğinizde vay be diyorsunuz, ya da bir zeki müreni dinlediğinizde etkileniyorsunuz, klasik müzik dinlediğinizde onun arkasındaki felsefeyi iliklerinizde hissedebiliyorsunuz, nazım hikmetin şiirlerini dinlediğinizde endüstriyel çarkların dişlileri tıkır tıkır sesler çıkarıyor mesela. ama amerikalı popüler şarkıcıları dinlediğinizde, sadece tüketiyorsunuz. zaten bir süre sonra onlar da tükeniyor. 3-5 sene ortalığı kavuran bir şarkıcı, bir anda piyasadan siliniyor.
bence bu ülkenin dünyaya hakimiyetine son verecek olan da budur. etlere, bedenlere prangalar vurabilirsiniz de fikirlere vuramazsınız. osmanlıda en muhalif düşünceler, istibdat döneminde çıkmıştır ortaya. avrupada, kilisenin fikirler üzerine baskısı arttıkça, ona mukavemet de artmıştır. abd algıları yöneterek, beğenileri yönlendirerek fikirleri kısıtlayabileceğini zannediyor. özgürlük hissiyatını artırdıkça; bastırdıkları fikirlerin yok olacağını zannediyorlar ama bence yanılıyorlar. insanlar evrimleşiyor, fikirler daha da hızlı bir şekilde evriliyor. amerikan kıroluğu, eninde sonunda gelişen ortak akılın altında ezilecek. ama asıl önemli olan da zaten ondan sonrası...
abd bunu en çok da kendi ülkesinin istikrarını sağlamak ve gücünü muhafaza edebilmek için yapıyor aslında. zira dünyanın en büyük gücü konumundaki bir devleti, halkın ellerine bırakmaya niyetleri yok. onlar da türlü oyunlarla, katakullilerle halkın eline bozuk kumandayı vererek onları avutabiliyorlar.
ama benim asıl anlamlandıramadığım şey, onların bu kültürsüzlüğü özellikle de genç nesil arasında oldukça kolay bir şekilde satıp yayabilmeleri. komünist bir kültürden gelen insanlardan tutun da, türküne, rusuna, almanına aynı şeyleri empoze edebiliyorlar. ilginç bir şekilde bu tutuyor da. yani 70-80'lerin türk sineması kıvamındaki filmleri sırf görselliğe abanarak satabiliyorlar kendilerinden çok daha büyük ve eski bir kültürün mirasçılarına. bir velet çıkıyor, dünyadaki on milyonlarca ergenin giyimini kuşamını hadi onu da siktir edin, düşünce biçimini değiştirebiliyorlar. çok enteresandır, bu kültürün bize sunduğu doğru dürüst bir fikir ya da felsefe de yok aslında. tabi ki amerikada yetişmiş çok önemli filozoflar, bilim adamları var elbet. ama sattıkları şeyler o fikirler değil. onun yerine hiç bir kültüre dayanmayan, tamamiyle tüketime yönelik ürünler. shakirayı satıyorlar mesela, onun etini, sesini, saçını, giyimini... arkada hiç bir fikir yok. bir felsefe yok. edith piafı dinlediğinizde vay be diyorsunuz, ya da bir zeki müreni dinlediğinizde etkileniyorsunuz, klasik müzik dinlediğinizde onun arkasındaki felsefeyi iliklerinizde hissedebiliyorsunuz, nazım hikmetin şiirlerini dinlediğinizde endüstriyel çarkların dişlileri tıkır tıkır sesler çıkarıyor mesela. ama amerikalı popüler şarkıcıları dinlediğinizde, sadece tüketiyorsunuz. zaten bir süre sonra onlar da tükeniyor. 3-5 sene ortalığı kavuran bir şarkıcı, bir anda piyasadan siliniyor.
bence bu ülkenin dünyaya hakimiyetine son verecek olan da budur. etlere, bedenlere prangalar vurabilirsiniz de fikirlere vuramazsınız. osmanlıda en muhalif düşünceler, istibdat döneminde çıkmıştır ortaya. avrupada, kilisenin fikirler üzerine baskısı arttıkça, ona mukavemet de artmıştır. abd algıları yöneterek, beğenileri yönlendirerek fikirleri kısıtlayabileceğini zannediyor. özgürlük hissiyatını artırdıkça; bastırdıkları fikirlerin yok olacağını zannediyorlar ama bence yanılıyorlar. insanlar evrimleşiyor, fikirler daha da hızlı bir şekilde evriliyor. amerikan kıroluğu, eninde sonunda gelişen ortak akılın altında ezilecek. ama asıl önemli olan da zaten ondan sonrası...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar