bugün
- 623 000 bin asker kaçağı9
- kaşlarını almayan kadın çekiciliği7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- abd israil vs türkiye farkı18
- iltica26
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı5
- queen ravenna hanım10
- said nursi denilince akla gelen şeyler8
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri4
- cevheri güven9
- affedersiniz ama kartoncu12
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- yapay zeka moderatörü8
- evde çiçek yetiştiren erkek15
- akp'nin z kuşağını yönetemeyeceği gerçeği5
- şevval şahin vs aleyna tilki3
- fethullah gülen4
- imamoğlu'nun ihanet sözleri6
- ters ayaklı anneyi satanist ayin yaparken bulmak2
- laptop tavsiyeleri2
- true crime izleyen tip4
- erdoğan ne istersem yapacaktır8
- fatih te selde elektrik akımına kapılan çocuk5
- en ufak eleştirilere bile tahammül edememek4
- dündar ziya gültekin6
- game of thrones taki kerhaneci12
- recep tayyip erdoğan7
- halk tv5
- ana bacı yapan tip5
- babamgil diyen kız2
- ben vuruldukça çoğalırım yılanoğlu3
- bahadır özgür3
- akp mhp dem kılıçdaroğlu ittifakı2
- istanbul mahvoldu19
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru13
- ayrıldık36
- cimri insanların ortak özellikleri9
- affetse bile yapılanı unutmayan 3 burç3
- esra'yı aç esra'yı4
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması11
- sarı tekerin çaylak olması2
- z kuşağı yaşlandığında akp napacak3
- ktç'nin kene ile savaşı6
- yağmur7
- sönmez reis3
- sel6
- goku ve kartoncu aşkı2
- heybeli'ye sandalla gitmek6
- yogartiksen ile revani yemek3
- cehape belediyeciliği10
ismet Özel, ruhumda bir vakit "dağ ateşleri" yakmış bir "üstad"; şair demekten kaçınıyorum çünkü her 3 kişiden 5 inin "şair" olduğu bir coğrafyada içi boşaltılmış bir nitelikle sıfatlandırmak istemedim, her neyse...
"Bu vapuru kaçırırsam beni cinnet basar" sandığım...
"ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldığım" siyahın geçit vermediği karabasan günleri..
Çok vapur kaçırdım... Öbürünü bekledim iskelede. Etimde de "şirpençe" falan çıkmadı.
"Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim" belki de zamanla... En çok "Gözlerim nemli değil, gözlerim namlu... " dizelerinde duraklıyordum, es koyuyordum mesela durdurak sevinçlere, vazgeçmek oluyordu o vakit savaşın adı...
Hep kavga, hep acele, hep sıkıntı mı?
Şehrin insanını, "Evraklılar, örtü severler, sivilcelerin, bozuk paraların, zarif ihanetlerin" insanları olarak mı görüyordum?
Hayır.
"Sana durlanmış kelimeler getireceğim," diyordu ismet Özel, ben de tekrarlıyordum.
Tekrarladım durdum.
Kullanıncaya kadar temizdi kelimeler...
Hakikati olsa yine iyi, yanlış olanı görmek için "Pörsümüş bir dünyayı kahredecek kelimeler"i ezberden okuyarak...
"Kelimeler ki bazısı tüyden bazısı demir / Çünkü seni dik tutacak bilirim / Kabzenin, çekicin ve divitin tutulduğu yerden parlayan şiir... lerini okuyarak ismet Özel'in...
biliyordum artık çok zordu, yeni bir hikaye kuracak zeminim her daim ıslaktı ama yine de uğraşıyordum rastgele işte..
"Elalemlik deryalarına daldım."
Vazgeçişin adı "dünya" oldu bir zaman, dışarısı oldu, hani "derya içredir deryayı bilmezler" gürültüsünde "mahi" oldum, açtım kapılarımı dışarı ama "anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım" mazi oldum...
Şiir nereden parlıyordu, neden parlıyordu o günlerde? yağmurdan mı, aşktan mı bahardan mı yoksa..?ilkyaz'dan mı?
Asude zamanlardan bahseden dizeler de severdim oysa ismet Özel'den...
"Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir / Kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa / Yağmurlardan sonra sokaklar silinip kaybolmuyorsa / O şehirden öc almak vakti gelmiş demektir."
ismet Özel başından beri hep aynı şiiri söyledi bana. Onun en çok sevildiği zamanlarda ben onun "Özgür olmak, özü gür olmak demektir" cümlesi etrafında dönüyordum. Sonra bazılarını şaşırttı ismet Özel. Ben de zaman zaman "abarttığını" düşündüm her "gafil" gibi. Türkler ve kadınlar konusunda özellikle...
Mehmet Akif'in şirini "didaktik" buluyordu bence, Necip Fazıl şiirini de fazla "ideolojik...
Şimdi bir şiir yazmış ismet Özel.
Benim yıllardır ezberlediğim, "alt ses" yine tanıdık "çağıl"tılar çıkarıyordu ama "hayret" ki bu şiir, gelip karşıma "Mehmet Akif şiiri gibi" dikilivermişti işte.
"Ey yârenler unutmayın benim çağım kehribarî çağ idi / iki kusurluca gözüm sağa sola bakmaktandır seğridi... / Biri bari deseydi ya bu seğrime zelzeleye delalet / Biri bari deseydi ya çok hakkın geçti helal et... / Ne gezer iftiranın haddi yok ben mi nadim olayım / Zorluk bilanço tutturmakta harcanmakta kolayım... "
"insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişlerse ötekine sağır" diyen de ismet Özel değil miydi? s'ağırlaştıkça gözlerime ipotek koyan ben değil miydim, ellerime bü'yük gelen.. ?
ismet Özel, "Waldo Sen Neden Burada Değilsin?" derken...
"irtica Elden Gidiyor" derken...
"Taşları Yemek Yasak" derken "öz"dü, "el" olmadan önce!...
Neyse, "hakikati görüp göremediğini" kendi söylüyor işte nasılsa:
"Hasılı yetişmem iktiza etti bizzat kendim / Nikâh neden masada kıyılıyor bunu çok merak ettim / Durur muyum balıklama elâlemlik deryalarına daldım / Anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım... "
ismet Özel'i "özel" yapan bir şiir daha...
ister Mehmet Akif'e benzesin, ister Tevfik Fikret'e, isterse Necip Fazıl'a,
Hangimiz anahtar deliğine kadar eğilmekle kalmadık ki?
Kaç kişi söyler bunu?
Kaç kişi böyle söyleyebilir bir de?
"Bileyim hangi suyun sakasıyım... " diyebilen birinin ihtiyacı mı var bunları söylemeye?
"Sol memenin altındaki cevahir kararmadan" okusak iyi olur diyecektim...
Bazı kitap adları verecektim...
"Şiir" bırakmadı.
büyüdükçe büyüdü... "gırtlağımda büyüyen harf" bırakmadı...
"Bu vapuru kaçırırsam beni cinnet basar" sandığım...
"ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldığım" siyahın geçit vermediği karabasan günleri..
Çok vapur kaçırdım... Öbürünü bekledim iskelede. Etimde de "şirpençe" falan çıkmadı.
"Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim" belki de zamanla... En çok "Gözlerim nemli değil, gözlerim namlu... " dizelerinde duraklıyordum, es koyuyordum mesela durdurak sevinçlere, vazgeçmek oluyordu o vakit savaşın adı...
Hep kavga, hep acele, hep sıkıntı mı?
Şehrin insanını, "Evraklılar, örtü severler, sivilcelerin, bozuk paraların, zarif ihanetlerin" insanları olarak mı görüyordum?
Hayır.
"Sana durlanmış kelimeler getireceğim," diyordu ismet Özel, ben de tekrarlıyordum.
Tekrarladım durdum.
Kullanıncaya kadar temizdi kelimeler...
Hakikati olsa yine iyi, yanlış olanı görmek için "Pörsümüş bir dünyayı kahredecek kelimeler"i ezberden okuyarak...
"Kelimeler ki bazısı tüyden bazısı demir / Çünkü seni dik tutacak bilirim / Kabzenin, çekicin ve divitin tutulduğu yerden parlayan şiir... lerini okuyarak ismet Özel'in...
biliyordum artık çok zordu, yeni bir hikaye kuracak zeminim her daim ıslaktı ama yine de uğraşıyordum rastgele işte..
"Elalemlik deryalarına daldım."
Vazgeçişin adı "dünya" oldu bir zaman, dışarısı oldu, hani "derya içredir deryayı bilmezler" gürültüsünde "mahi" oldum, açtım kapılarımı dışarı ama "anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım" mazi oldum...
Şiir nereden parlıyordu, neden parlıyordu o günlerde? yağmurdan mı, aşktan mı bahardan mı yoksa..?ilkyaz'dan mı?
Asude zamanlardan bahseden dizeler de severdim oysa ismet Özel'den...
"Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir / Kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa / Yağmurlardan sonra sokaklar silinip kaybolmuyorsa / O şehirden öc almak vakti gelmiş demektir."
ismet Özel başından beri hep aynı şiiri söyledi bana. Onun en çok sevildiği zamanlarda ben onun "Özgür olmak, özü gür olmak demektir" cümlesi etrafında dönüyordum. Sonra bazılarını şaşırttı ismet Özel. Ben de zaman zaman "abarttığını" düşündüm her "gafil" gibi. Türkler ve kadınlar konusunda özellikle...
Mehmet Akif'in şirini "didaktik" buluyordu bence, Necip Fazıl şiirini de fazla "ideolojik...
Şimdi bir şiir yazmış ismet Özel.
Benim yıllardır ezberlediğim, "alt ses" yine tanıdık "çağıl"tılar çıkarıyordu ama "hayret" ki bu şiir, gelip karşıma "Mehmet Akif şiiri gibi" dikilivermişti işte.
"Ey yârenler unutmayın benim çağım kehribarî çağ idi / iki kusurluca gözüm sağa sola bakmaktandır seğridi... / Biri bari deseydi ya bu seğrime zelzeleye delalet / Biri bari deseydi ya çok hakkın geçti helal et... / Ne gezer iftiranın haddi yok ben mi nadim olayım / Zorluk bilanço tutturmakta harcanmakta kolayım... "
"insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişlerse ötekine sağır" diyen de ismet Özel değil miydi? s'ağırlaştıkça gözlerime ipotek koyan ben değil miydim, ellerime bü'yük gelen.. ?
ismet Özel, "Waldo Sen Neden Burada Değilsin?" derken...
"irtica Elden Gidiyor" derken...
"Taşları Yemek Yasak" derken "öz"dü, "el" olmadan önce!...
Neyse, "hakikati görüp göremediğini" kendi söylüyor işte nasılsa:
"Hasılı yetişmem iktiza etti bizzat kendim / Nikâh neden masada kıyılıyor bunu çok merak ettim / Durur muyum balıklama elâlemlik deryalarına daldım / Anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım... "
ismet Özel'i "özel" yapan bir şiir daha...
ister Mehmet Akif'e benzesin, ister Tevfik Fikret'e, isterse Necip Fazıl'a,
Hangimiz anahtar deliğine kadar eğilmekle kalmadık ki?
Kaç kişi söyler bunu?
Kaç kişi böyle söyleyebilir bir de?
"Bileyim hangi suyun sakasıyım... " diyebilen birinin ihtiyacı mı var bunları söylemeye?
"Sol memenin altındaki cevahir kararmadan" okusak iyi olur diyecektim...
Bazı kitap adları verecektim...
"Şiir" bırakmadı.
büyüdükçe büyüdü... "gırtlağımda büyüyen harf" bırakmadı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar