bugün
- tai lung50
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı25
- claudian clouds14
- arkadaşlar bir şey dicem6
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması8
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir7
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- mentali bozuk sevgili3
- mucizelere inanıyor musunuz6
- biliyorum ama soylemem3
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi8
- büyü yapan sözlük yazarları9
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak2
- kiraz sapı2
- manavdan yasak elma alan kız2
- bit yavrusu2
- eşşek arıları neden eşşeğe benzemiyor3
- baba parasıyla artistlik yapmak5
- dünyayı kimler yönetiyor4
- instagram da bazı fotoğrafların büyümemesi4
- gökten çikolata yağması4
- kaş aldırmaya kuaföre giden kız2
- salça yapan sözlük kızı10
- ruhi çenet4
- eşşek arısı tarafından sokulmak3
- yahudi yobazlığı2
- 15 ocak 20033
- sözlükte feyk hesabı olan yazarlar4
- nervio6
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- enayimiknatisii21
- kendini eleştirebilen insan7
- düşün ki o bunu okuyor3
- askerde yaşanılan zorluklar6
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- ilk insanlar ilk insan olduklarının farkında mıydı3
- victor osimhen9
- durduk yere aklıma geldi yine2
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir5
- deizm ateizme giden yolun kavşağıdır3
- şeytan'ın ağır işsiz olması4
- görgüsüz insan modeli3
- sibel can'ın kilo alıp verdiği dönem4
- sözlükte kavga oluyor hissi4
- ruhi çenet'in hasidikler videosu3
- sözlükteki gollumlar3
onur ünlü'nün izlediğim ilk uzun metrajlı filmi.
--spoiler--
haluk bilginer ve özgü namal'ın cafedeki ilk buluşmalarının geçtiği sahnede haluk'un ağzından kan geliyor, içini hiç gocunmadan masaya döküyor. özgü namal da karşısında dayanamıyor ve o da masaya kusuyor, hiç sakınmadan içini tümüyle masaya akıtıyor. her şey tüm temizliğiyle o masada ve kenarda tüm duyguları, tüm temizliğiyle iki insan. derin bir sessizlik oluyor masada zira musa(haluk bilginer) öleceğini ilk o anda söylüyor kendine yakıştıramadığı ölümün basamaklarında hızla ilerlediğini, henüz kendine itiraf edemezken funda'ya (özgü namal) itiraf ediyor yine o masada. her şey bir bir masaya dökülüyor, her şey bir bir konuşuluyor, konuşulmasa da her şey bir bir anlaşılıyor o masada.
musa'nın kızının camdan düştüğü ve tam o sırada musa'nın torununa söz verdiği sahne. "hep birlikte pikniğe gideceğiz ve annen iyileşecek kızım" derken küçük kızın annesinin ölümüne şahit oluşu. zaman herkes için aynı akmıyor. bir bakmışsın 9 yaşında girmişsin yatağa, uyandığında 79'sun. sadece bir sahne, sadece bir kesit hayatındaki seni saniyenin onda biri kadar sürede büyütebiliyor. işte musa'nın torunu ecenin çocukluğunun yittiği andı annesinin ölümüne o yüce dedesinin dahi engel olamadığı sahne.
filmin genelinde mafya siyah giyinmişti ama mafyanın ele başı beyaz takım elbiseliydi, polis ise beyaz takım elbiseliydi ama ele başı musa ise siyah takım elbise giymişti. filmde bize iyi ile kötünün birbiri içinde harmanlandığını, hayatta aslında iyi ve kötü diye bir şeyin olmadığını bu ayrımı yapamayacağımızı vurguluyordu. bir gün siyah olan öteki gün beyaz olabilir yahut beyazın ardı bir başkasına göre siyahtır. bunları bilemeyeceğimiz gibi iyi ve kötü için nesnel yargılar belirleyemeyiz.
"intihar gibi bir eylemi kutsallaştırmak için yapılan basit ritüellerdendir en sevilen kıyafeti giyerek ölüme yürümek"
son sahnede musa en sevdiğini giydi üzerine, polis üniformasını. saatli bomba ile süsledi çok sevdiği takımını. yürüdü sevdiğine, yürüdü yaşanmışlıklarını, ailesini ardında bırakarak.. evinin bir duvarında asılı olan kocaman "sonbahar" temalı tabloya inat dökümden çok güneşli günler umarak yürüdü musa.
--spoiler--
türk sinemasının en sağlam filmlerinden.
--spoiler--
haluk bilginer ve özgü namal'ın cafedeki ilk buluşmalarının geçtiği sahnede haluk'un ağzından kan geliyor, içini hiç gocunmadan masaya döküyor. özgü namal da karşısında dayanamıyor ve o da masaya kusuyor, hiç sakınmadan içini tümüyle masaya akıtıyor. her şey tüm temizliğiyle o masada ve kenarda tüm duyguları, tüm temizliğiyle iki insan. derin bir sessizlik oluyor masada zira musa(haluk bilginer) öleceğini ilk o anda söylüyor kendine yakıştıramadığı ölümün basamaklarında hızla ilerlediğini, henüz kendine itiraf edemezken funda'ya (özgü namal) itiraf ediyor yine o masada. her şey bir bir masaya dökülüyor, her şey bir bir konuşuluyor, konuşulmasa da her şey bir bir anlaşılıyor o masada.
musa'nın kızının camdan düştüğü ve tam o sırada musa'nın torununa söz verdiği sahne. "hep birlikte pikniğe gideceğiz ve annen iyileşecek kızım" derken küçük kızın annesinin ölümüne şahit oluşu. zaman herkes için aynı akmıyor. bir bakmışsın 9 yaşında girmişsin yatağa, uyandığında 79'sun. sadece bir sahne, sadece bir kesit hayatındaki seni saniyenin onda biri kadar sürede büyütebiliyor. işte musa'nın torunu ecenin çocukluğunun yittiği andı annesinin ölümüne o yüce dedesinin dahi engel olamadığı sahne.
filmin genelinde mafya siyah giyinmişti ama mafyanın ele başı beyaz takım elbiseliydi, polis ise beyaz takım elbiseliydi ama ele başı musa ise siyah takım elbise giymişti. filmde bize iyi ile kötünün birbiri içinde harmanlandığını, hayatta aslında iyi ve kötü diye bir şeyin olmadığını bu ayrımı yapamayacağımızı vurguluyordu. bir gün siyah olan öteki gün beyaz olabilir yahut beyazın ardı bir başkasına göre siyahtır. bunları bilemeyeceğimiz gibi iyi ve kötü için nesnel yargılar belirleyemeyiz.
"intihar gibi bir eylemi kutsallaştırmak için yapılan basit ritüellerdendir en sevilen kıyafeti giyerek ölüme yürümek"
son sahnede musa en sevdiğini giydi üzerine, polis üniformasını. saatli bomba ile süsledi çok sevdiği takımını. yürüdü sevdiğine, yürüdü yaşanmışlıklarını, ailesini ardında bırakarak.. evinin bir duvarında asılı olan kocaman "sonbahar" temalı tabloya inat dökümden çok güneşli günler umarak yürüdü musa.
--spoiler--
türk sinemasının en sağlam filmlerinden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar