galatasaray

istanbul takımı.

galatasaray'ın sıkıntılarına gelcek olursak:

1-Emirates cup ve süper kupa finali takıma ve taraftarlara bir rehavet getirdi. tavşan ile kaplumbağa masalındaki "tavşan"a döndük. kasıla kasıla girdik lige. ligdeki kaplumbağalar ise çalışkan ve azimli; en azından şimdilik.

2-6+0+4 kuralı sonucunda ligde kısıtlı bir kadroyla; avrupa'da da lig maçlarında beraber oynamadığı için formsuz ve uyumsuz bir kadroyla mücadele ediyor. haliyle hem ligde hem de avrupa'da başarısız olma durumuna hiç şaşırmam. çünkü iki kulvarın da galatasaray'ın elini kolunu bağlayan şartları var.

3-dorgba-sneijder-burak yılmaz üçlüsünün sahada aynı anda olması takımın pres gücünü %100'den, %60'a düşürüyor. galatasaray'ı son 3 sezondur şaha kaldıran baskılı ve presli futboldan eser kalmıyor. yani ferrari'ye ford motoru takıp performans beklemeye benziyor bu durum. ferrari ıkınıyor, sıkınıyor ama doku uyuşmazlığı iğneyle kuyu kazdırıyor.

4- terim-aysal-tff üçgeninde olan satranç oyunu herkesi geriyor ve takımda "gümbür gümbür" bir hava olacakken "tıngır mıngır" bir hava oluştu. bütün gözler 5 gün aysal-terim ilişkisindeyken, 2 gün futbol takımında. haliyle kulüp karman çorman.

5-selçuk inan'ın son 2 sezonda gösterdiği performansın %30'unu ancak göstermesi. takımın kimyasını bozulması da onu etkiledi. yine de yetenek yetenektir ve kolay kolay kaybolmaz. acaba selçuk yetenekli değil de "kadro şansı" olan bir oyuncu mu? iyi kadronun iyi oyuncusu mu? hiçbir zaman insiyatif almayan bir tayfa mı? kaptanlık yeteneği yok mu bu gemide?

6-çok kötü bir transfer planlaması. yerli yatırımın çok cılız kalması.

bu dertlerin çözülmesi için zamana ihtiyaç var. ama ne zaman? iş işten geçince mi?
© copyright 2005 - 2026