bugün
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- ecevit denince akla gelen şeyler3
- demir çelik5
- arda güler7
- buz gibi bira8
- kale3112'deki kale hangi kale10
- rte denince akla gelen seyler2
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- sıcak şarap4
- sözlükte flört etmemek9
- bursa6
- en iyi pizza içeriği10
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- gece vardiyası3
- en lezzetli balık24
- acı gerçekler14
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- arkadaşlar lütfen4
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- babybombshell2
- köy9
- karşı cinsteki en itici özellik16
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- paradox interactive3
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı5
- anın görüntüsü23
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- dünyanın en kötü hissi3
- gammazlar göreve8
- yıllar ona hiç acımamış3
- başlığı başa bırakıp kaçan yazarı enselemek3
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- zendaya4
- agaçlarla dertleşmek3
- sözlükte aile kurmak8
- otobüste giderken yanındakinin geviş getirmesi3
- 25 eylül 2026 fidan'ın libya toplantısı2
- ağlamak7
- ezoterizm4
- aşk bir hastalıkmış sanki2
- hünkar beğendi vs alinazik9
- sözlüğün embesillerle dolu olması6
- beşiktaş8
- sigarayı bırakınca ağzımın tadı geldi3
yeni nesillerde değil ama 92 öncesi doğanlarda vardır böyle bir durum. neden yeni nesillerde yok çünkü hiç yalnız gezmiyorlar. hem onlar başka bir şey lan adamlar cafeye buluşmaya gidip telefondan kafayı hiç kafayı kaldırmadan tekrar eve gidiyorlar benim aklım ermiyor onlara.
başlıkta belirttiğim metrolarda mutsuzluk tribinin temelini teoman "o" klibiyle atmıştır. belki bilmezsiniz ama teoman metroda mutsuz olan ilk insandır. hemde kulaklıksız. geçenlerde istasyonda telefonla konuşurken şen şakrak olan kız; metroya bindikten sonra suçluları aklamaya çalışan vicdanlı avukatlara döndü. bütün o pollyanna tripleri bitmişti kızda. istasyondaki mutlu olan etrafını ışıl aydınlatan kız, metroda cama kafasını dayamış şekilde duruyordu. sanki yaşamıyor, sadece nefes alıyordu. metrolarda yalnızların tek iletişim kurduğu şey camdaki yansımaları galiba. eskiden körüklü otobüslerde bu durumlar için, otobüsün egzozunu otobüs içinden geçirilerek yalnızların sıcak ve yuvarlak hatlı şeylere sarılma ihtiyaçlarını gideriyorlardı. (eğer böyle değilse ağır sapıkmışım ben) bir keresinde de okuldan kaçtığımız gün, bizimle gelen kızın adet gününe denk gelmişti kız kültürparktan setbaşına kadar koala yapışıp gibi bırakmamıştı egzozu.
asosyallerin metro durumları farklıdır onlar zaten genelde mutsuzlardır metro gibi kalabalık mecralara girince kafalarından o kadar çok şey geçer ki mutsuz oldukları akıllarına bile gelmez. onlar kimseye bakmayayım asıldı sanılmasın, kimseye yaklaşmayayım fortladı sanılmasın, elimdeki çantayı yere koymayayım şüpheli paket sanılmasın gibi anlık kurallar koyup onları uygularlar. yine birgün metroda asosyalizm kurallarıyla yolculuk ederken; telefonuma kurduktan bir hafta sonra sildiğim facebook uygulamasından bildirim geldi. heyecanlandım, o an birilerinin bana ihtiyacı vardı birileri benden umudu kesmemişti, birilerine göre hala nabzım atıyordu açtım baktım; veysel seni çete savaşı oynamaya davet etti. ya veysel senin ben sosyalleşmeni sikeyim. altı kere bıçaklanmış, yüz kere tövbe etmiş, aylarca ceza evinde yatmış adamsın hala kiminle neyin savaşını yapıyorsun. seninle beni yanyana gördüler diye 14 senedir geçemediğim cadde var lan benim. hala utanmadan beni nasıl kavgana çağırıyorsun? geliyorum lan rakip çete beklesin bir metro adam yığacağım önlerine yeter ki güzergahta olsunlar.
hala mesaj geliyor metroya her tek başına binen kişi pişmiş kelle gibi sırıtsın mı? diyorlar.
sırıtmak mutluluk mu lan?
nedir mutluluk bilen var mı?
bu da tartışılmalı eleştirilmeli. mutsuzluğa gelince herkes tecrübelerle biliyor ama mutluluk denilince çıt yok.
şimdi burda size mutluluğun 3D tanımını yapsam bile okumazsınız, bilmek istemezsiniz. mutluluk bir hedeftir, hedefi bilip ulaşınca yapacak hiç birşeyiniz kalmaz bu hayatta.
başlıkta belirttiğim metrolarda mutsuzluk tribinin temelini teoman "o" klibiyle atmıştır. belki bilmezsiniz ama teoman metroda mutsuz olan ilk insandır. hemde kulaklıksız. geçenlerde istasyonda telefonla konuşurken şen şakrak olan kız; metroya bindikten sonra suçluları aklamaya çalışan vicdanlı avukatlara döndü. bütün o pollyanna tripleri bitmişti kızda. istasyondaki mutlu olan etrafını ışıl aydınlatan kız, metroda cama kafasını dayamış şekilde duruyordu. sanki yaşamıyor, sadece nefes alıyordu. metrolarda yalnızların tek iletişim kurduğu şey camdaki yansımaları galiba. eskiden körüklü otobüslerde bu durumlar için, otobüsün egzozunu otobüs içinden geçirilerek yalnızların sıcak ve yuvarlak hatlı şeylere sarılma ihtiyaçlarını gideriyorlardı. (eğer böyle değilse ağır sapıkmışım ben) bir keresinde de okuldan kaçtığımız gün, bizimle gelen kızın adet gününe denk gelmişti kız kültürparktan setbaşına kadar koala yapışıp gibi bırakmamıştı egzozu.
asosyallerin metro durumları farklıdır onlar zaten genelde mutsuzlardır metro gibi kalabalık mecralara girince kafalarından o kadar çok şey geçer ki mutsuz oldukları akıllarına bile gelmez. onlar kimseye bakmayayım asıldı sanılmasın, kimseye yaklaşmayayım fortladı sanılmasın, elimdeki çantayı yere koymayayım şüpheli paket sanılmasın gibi anlık kurallar koyup onları uygularlar. yine birgün metroda asosyalizm kurallarıyla yolculuk ederken; telefonuma kurduktan bir hafta sonra sildiğim facebook uygulamasından bildirim geldi. heyecanlandım, o an birilerinin bana ihtiyacı vardı birileri benden umudu kesmemişti, birilerine göre hala nabzım atıyordu açtım baktım; veysel seni çete savaşı oynamaya davet etti. ya veysel senin ben sosyalleşmeni sikeyim. altı kere bıçaklanmış, yüz kere tövbe etmiş, aylarca ceza evinde yatmış adamsın hala kiminle neyin savaşını yapıyorsun. seninle beni yanyana gördüler diye 14 senedir geçemediğim cadde var lan benim. hala utanmadan beni nasıl kavgana çağırıyorsun? geliyorum lan rakip çete beklesin bir metro adam yığacağım önlerine yeter ki güzergahta olsunlar.
hala mesaj geliyor metroya her tek başına binen kişi pişmiş kelle gibi sırıtsın mı? diyorlar.
sırıtmak mutluluk mu lan?
nedir mutluluk bilen var mı?
bu da tartışılmalı eleştirilmeli. mutsuzluğa gelince herkes tecrübelerle biliyor ama mutluluk denilince çıt yok.
şimdi burda size mutluluğun 3D tanımını yapsam bile okumazsınız, bilmek istemezsiniz. mutluluk bir hedeftir, hedefi bilip ulaşınca yapacak hiç birşeyiniz kalmaz bu hayatta.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar