bugün
- sözlükteki en kaliteli nesil8
- ellerim bos gonlum hos24
- psikopatlar neden klasik müzik sever5
- seri kalça koklayıcısı4
- silver ile evlenecek erkek37
- hoşlanılan kızın size sevdiği erkeği anlatması4
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı4
- karınıza sahip çıkar mısınız3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası17
- en düşük karma puanına sahip uludağ sözlük yazarı5
- kebap yiyen kız6
- seri artılayan melek4
- içinden korkusu alınmış bir insan olmak3
- simko310
- ağlayarak 31 çekmek2
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum7
- ortama girince herkesin susması11
- modi'nin putin'e ukrayna savaşını bitirme çağrısı3
- canım yanıyo sözlük2
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- sağlığı bozmasa her gün yenilecek şeyler2
- joao neves'in kullandığı araba2
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- camide halay çekmek3
- tuzlu kahve dizisi4
- hostingdunyam3
- el chadaille bitshiabu6
- uludağ sözlük radyo2
- sözlük kızlarının ojeleri7
- sozlukteki eksiciler5
- yazarların en sevdiği küfürler7
- henoteizm2
- motordan düşmek4
- john travolta dansı2
- hiç vasat filmi olmayan aktör veya aktris4
- hangi sözlük yazarını muayene etmezsiniz5
- robot moderatör2
- evli adamın sözlükte ne işi var6
- haluk levent in değerinin bilinmemesi2
- hoşlanılan kıza ilk mesaj olarak ne yazılır8
- orhan sarıbal2
- yeryüzünde ne varsa gökte de o vardır2
- hristiyanlıkta cinlerin var olmadığı gerçeği5
- parayla saadet olması18
- yahudi demonolojisi ve melek ilmi4
- kale3112'ye üstün hizmet madalyası verilmesi2
- sözlükte siyaset yapmak4
- beni eksiciler delirtti3
Aslında bilinmiyor. Sadece islâmî bilgileri Kalkancı hikâyelerinden ibaret olanlar değil, islâmî duyarlılığa sahip olanların çoğu bile bilmiyor. Bir yerde "tatmayan bilmez" kuralı işliyor. (bkz: Sufi) nin bir gününü yazmaya çalışacağım. Umarım yararlı olur.
Tasavvuf bir terbiye sistemi demektir. islâm içinde bir terbiye okulu.
Amaç, insana "Allah'ı görüyormuş gibi yaşama" disiplini kazandırmak. Ya da kişiliğe, "Siz O'nu görmeseniz de O sizi görür" bilincini yüklemek... Size şah damarınızdan yakın" bir Kudret'le birliktesiniz. "Nerede olursanız olun, sizinle birlikteolan" bir Varlık var, işte O'nu hissetme, idrak etme, hayatını O'nunla birlikteliğin hassasiyeti içinde inşa etme bilinci edinmek tasavvuf terbiyesi...
Bir başka anlamda, ânların farkında olmak ve her ânı, Allah'ın huzuruna çıkabilecek bir güzellikle doyurabilme disiplini edinmek... Her ânı Allah için seçmek diğer bir ifadeyle...
Bir günü nasıl yaşar Sûfi böyle bir disiplini edinmek için?
Sufi, seher vakti uyanır. Gecenin o müstesna vaktinde Rabbin huzuruna durur ve " (bkz: teheccüd)" namazının çağlayanında O'na olan ahdini, O'nunla varolduğu bilincini yeniler. Kalbini ve dimağını başka tüm güç odaklarının etkisinden arındırır. Tevhid bilinciyle donanır. *
Sonra içine yönelir, içini yeniden dokumaya başlar. içi, kalb ve dimağı demektir. Kalbinini ve dimağını avucunun içine alır ve onların her dokusuna ulaşacak bir kişiliğini arındırma eylemine soyunur. Tevbeye-istiğfara sığınır. Bu, sırlarını Rabbi ile paylaşmakve O'nun huzurunda temiz bir hayata söz vermek demektir.
Sonra ahiret bilgisini yeniler. Mahşer ortamına gider ve gelir. Hayat kitabına bir de Mahşer aydınlığında bakar. Ellerini, ayaklarını, gözlerini, kulaklarını, yani tüm duyu organlarını sorgular, acaba elleri temiz mi, acaba gözlerinde kirlenme var mı, paçalarına çamur sıçramış mı, bütün bunlar dünya karanlığında değil, mahşer aydınlığında net görülecek şeylerdir. "Ölüm gündemi" her gün Sufi'nin nefes alış verişlerinde hissettiği bir gerçekliktir.
Sonra Hazreti Peygamber'le birlikte olur kalben... Acaba, yanyana durduğunuda ya da karşı karşıya geldiğinde O'(s.a.)na yakışmakta mıdır kişiliği?
O'ndan bu yana geçen "Allah dostu" diye nitelenebilecek insanların yanında durur sonra... Acaba Mahşer ortamında yanyana geldiğinde Müslümanlığı, insanlığı onlarla benzerlik arzedecek midir? Onların Allah'a bağlılıktan kaynaklanan şefkati, muhabbeti, merhameti, insan sevgisi, canlı cansız her şeyin hukukuna sadakati kendisinde var mıdır? Bir Ebubekir güzelliği, bir Yunus adanmışlığı içinde midir? Cübbesinin kenarında uyuyan bir kedinin istirahatini bozmamak için cübbesini kesebilir miydi meselâ... Bu çerçevede, gönül terbiyesiyle ilgilenen ve kalbî kıvamından emin olduğu Allah dostunu hatırlar. Onunla yanyana durur, benzeşme ve ayrışmalarını denetler...
Bu seher donanımı, gündüz en az beş kere yenilenir.
Gündüz, evet iş hayatı demektir. Sufiler de iş yaparlar, dünyayı imar gibi bir sorumlulukla yüklü hissederler kendilerini. El etek çekmemişlerdir dünyadan. Nasıl el etek çekerler ki, onların kutlu önderi (s.a.), hayatı denge üzerine kurmuştur.
Sufi'nin günlük hayatında unutmayacağı şey, seher vakti donanımıdır. Yani belki "Allah'la birliktelik bilinci"nin asıl sınanacağı alan günlük hayattır. insan ne de olsa, gecenin tecrid edilmişliği içinde bilincini diri tutabilir. Ama günlük hayatın dağıtıcı karakteri sınar Sufi'yi... Gaflete, unutkanlığa sevkeder. Namazın rek'atini, dualarını, tekbirini, hatta niyetini unutturur günün dağınıklığı... işte böyle bir dağıtıcı ortamda "El kârda gönül Yarda" disiplinini edinmeye çalışır Sufi... Dağdaki Sufi ile şehirdeki Sufi'ye ilişkin kıssalar sosyal hayat içindeki sınavın büyüklüğünü anlatır. Sufi, ellerinin farkında olan insandır, gözlerinin, kalbinin farkında olandır. Zaman öldürmek olmaz, çünkü ölü zamanın hesabı vardır. Hep diri yaşamak zorundadır Sufi. Her anı ve her davranışın kalitesini seçerek yaşamaktır Sufilik. içinde hep "Allah dostu" olabilme ufku taşır ve o dostluğun Pegyamber izinde yürümekle eşdeğer olduğunu bilir Sufi.
Günü bitirip, ölümden izler taşıyan uyku için yastığa başını koyduğunda, bir ömrü bitirir gibidir ve o ölçüde hesaba hazır bir Hayat Kitabına sahip olmak ister. "işte Rabbim bana verdiğin emanet, onu arı-duru sana getirdim" diyebilmek önemlidir.
Müslümanlık da bu değil midir?
Evet, Müslümanlık da budur. Hatta gerçek anlamda insanlık da budur. Zaten Sufilik, islâm'la kişiliği yoğurma eylemidir. islâm'sa insanı insan etme disiplinidir.
Öyleyse neden Sufilik?
Bana sorarsanız, adını Sufilik koymasanız da olur, ama bu disiplinden vazgeçemezsiniz. islâm dairesine girmiş olmakla, onun içinde yol katetmek aynı değildir. insanın "öfkeyi dizginlemek" için bile bir fırın ekmek yemesi lâzım. Yani bir tek duygunun eğitimi için... Ya korkular, sevgiler, nefretler, kinler... Ya bütün hissi melekeler, ya zihnî disiplin, yani düşünce dünyasını sağlıklı değerlerle donatmak... işte bunun için bir özel eğitime ihtiaç var.
ilk sufiler, yola "Sofi" olmak için çıkmış insanlar değil, güzel müslüman olma cehdiyle çıkmış insanlar. Sufilik zaman içinde gelen bir dış tanımlamadır.
Gerçeğin çağrısı şudur: işte (bkz: islâm). işte insanlık. işte onun kutlu önderi-kutlu örneği. işte islâm'ı güzel yaşayan Allah dostları. "Allah'la birlikteliği idrak" bilinciyle donanmış bir insan, bir Müslüman olma sınavı herkesin önündedir. Sufi'nin çabası, Hazreti Muhammed'in çizgisini, insanlığını, ya da O'ndan sonra gelen Allah dostlarının çizgisini çağımıza taşıma gayretidir. (bkz: Mevlânâ)'yı, (bkz: Yunus)'u, (bkz: Şah Nakşbend)'i çoğaltma çabasıdır. Bir güzel Müslüman olma sevdasıdır. Ve o sevda ulaştığı her yüreği diriltir. Sufilik, dünya maceramızdaki yürek sınavının farkında olmaktır
Tasavvuf bir terbiye sistemi demektir. islâm içinde bir terbiye okulu.
Amaç, insana "Allah'ı görüyormuş gibi yaşama" disiplini kazandırmak. Ya da kişiliğe, "Siz O'nu görmeseniz de O sizi görür" bilincini yüklemek... Size şah damarınızdan yakın" bir Kudret'le birliktesiniz. "Nerede olursanız olun, sizinle birlikteolan" bir Varlık var, işte O'nu hissetme, idrak etme, hayatını O'nunla birlikteliğin hassasiyeti içinde inşa etme bilinci edinmek tasavvuf terbiyesi...
Bir başka anlamda, ânların farkında olmak ve her ânı, Allah'ın huzuruna çıkabilecek bir güzellikle doyurabilme disiplini edinmek... Her ânı Allah için seçmek diğer bir ifadeyle...
Bir günü nasıl yaşar Sûfi böyle bir disiplini edinmek için?
Sufi, seher vakti uyanır. Gecenin o müstesna vaktinde Rabbin huzuruna durur ve " (bkz: teheccüd)" namazının çağlayanında O'na olan ahdini, O'nunla varolduğu bilincini yeniler. Kalbini ve dimağını başka tüm güç odaklarının etkisinden arındırır. Tevhid bilinciyle donanır. *
Sonra içine yönelir, içini yeniden dokumaya başlar. içi, kalb ve dimağı demektir. Kalbinini ve dimağını avucunun içine alır ve onların her dokusuna ulaşacak bir kişiliğini arındırma eylemine soyunur. Tevbeye-istiğfara sığınır. Bu, sırlarını Rabbi ile paylaşmakve O'nun huzurunda temiz bir hayata söz vermek demektir.
Sonra ahiret bilgisini yeniler. Mahşer ortamına gider ve gelir. Hayat kitabına bir de Mahşer aydınlığında bakar. Ellerini, ayaklarını, gözlerini, kulaklarını, yani tüm duyu organlarını sorgular, acaba elleri temiz mi, acaba gözlerinde kirlenme var mı, paçalarına çamur sıçramış mı, bütün bunlar dünya karanlığında değil, mahşer aydınlığında net görülecek şeylerdir. "Ölüm gündemi" her gün Sufi'nin nefes alış verişlerinde hissettiği bir gerçekliktir.
Sonra Hazreti Peygamber'le birlikte olur kalben... Acaba, yanyana durduğunuda ya da karşı karşıya geldiğinde O'(s.a.)na yakışmakta mıdır kişiliği?
O'ndan bu yana geçen "Allah dostu" diye nitelenebilecek insanların yanında durur sonra... Acaba Mahşer ortamında yanyana geldiğinde Müslümanlığı, insanlığı onlarla benzerlik arzedecek midir? Onların Allah'a bağlılıktan kaynaklanan şefkati, muhabbeti, merhameti, insan sevgisi, canlı cansız her şeyin hukukuna sadakati kendisinde var mıdır? Bir Ebubekir güzelliği, bir Yunus adanmışlığı içinde midir? Cübbesinin kenarında uyuyan bir kedinin istirahatini bozmamak için cübbesini kesebilir miydi meselâ... Bu çerçevede, gönül terbiyesiyle ilgilenen ve kalbî kıvamından emin olduğu Allah dostunu hatırlar. Onunla yanyana durur, benzeşme ve ayrışmalarını denetler...
Bu seher donanımı, gündüz en az beş kere yenilenir.
Gündüz, evet iş hayatı demektir. Sufiler de iş yaparlar, dünyayı imar gibi bir sorumlulukla yüklü hissederler kendilerini. El etek çekmemişlerdir dünyadan. Nasıl el etek çekerler ki, onların kutlu önderi (s.a.), hayatı denge üzerine kurmuştur.
Sufi'nin günlük hayatında unutmayacağı şey, seher vakti donanımıdır. Yani belki "Allah'la birliktelik bilinci"nin asıl sınanacağı alan günlük hayattır. insan ne de olsa, gecenin tecrid edilmişliği içinde bilincini diri tutabilir. Ama günlük hayatın dağıtıcı karakteri sınar Sufi'yi... Gaflete, unutkanlığa sevkeder. Namazın rek'atini, dualarını, tekbirini, hatta niyetini unutturur günün dağınıklığı... işte böyle bir dağıtıcı ortamda "El kârda gönül Yarda" disiplinini edinmeye çalışır Sufi... Dağdaki Sufi ile şehirdeki Sufi'ye ilişkin kıssalar sosyal hayat içindeki sınavın büyüklüğünü anlatır. Sufi, ellerinin farkında olan insandır, gözlerinin, kalbinin farkında olandır. Zaman öldürmek olmaz, çünkü ölü zamanın hesabı vardır. Hep diri yaşamak zorundadır Sufi. Her anı ve her davranışın kalitesini seçerek yaşamaktır Sufilik. içinde hep "Allah dostu" olabilme ufku taşır ve o dostluğun Pegyamber izinde yürümekle eşdeğer olduğunu bilir Sufi.
Günü bitirip, ölümden izler taşıyan uyku için yastığa başını koyduğunda, bir ömrü bitirir gibidir ve o ölçüde hesaba hazır bir Hayat Kitabına sahip olmak ister. "işte Rabbim bana verdiğin emanet, onu arı-duru sana getirdim" diyebilmek önemlidir.
Müslümanlık da bu değil midir?
Evet, Müslümanlık da budur. Hatta gerçek anlamda insanlık da budur. Zaten Sufilik, islâm'la kişiliği yoğurma eylemidir. islâm'sa insanı insan etme disiplinidir.
Öyleyse neden Sufilik?
Bana sorarsanız, adını Sufilik koymasanız da olur, ama bu disiplinden vazgeçemezsiniz. islâm dairesine girmiş olmakla, onun içinde yol katetmek aynı değildir. insanın "öfkeyi dizginlemek" için bile bir fırın ekmek yemesi lâzım. Yani bir tek duygunun eğitimi için... Ya korkular, sevgiler, nefretler, kinler... Ya bütün hissi melekeler, ya zihnî disiplin, yani düşünce dünyasını sağlıklı değerlerle donatmak... işte bunun için bir özel eğitime ihtiaç var.
ilk sufiler, yola "Sofi" olmak için çıkmış insanlar değil, güzel müslüman olma cehdiyle çıkmış insanlar. Sufilik zaman içinde gelen bir dış tanımlamadır.
Gerçeğin çağrısı şudur: işte (bkz: islâm). işte insanlık. işte onun kutlu önderi-kutlu örneği. işte islâm'ı güzel yaşayan Allah dostları. "Allah'la birlikteliği idrak" bilinciyle donanmış bir insan, bir Müslüman olma sınavı herkesin önündedir. Sufi'nin çabası, Hazreti Muhammed'in çizgisini, insanlığını, ya da O'ndan sonra gelen Allah dostlarının çizgisini çağımıza taşıma gayretidir. (bkz: Mevlânâ)'yı, (bkz: Yunus)'u, (bkz: Şah Nakşbend)'i çoğaltma çabasıdır. Bir güzel Müslüman olma sevdasıdır. Ve o sevda ulaştığı her yüreği diriltir. Sufilik, dünya maceramızdaki yürek sınavının farkında olmaktır
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar