bugün
- sözlükte erkekleri istemiyoruz16
- beyazsemsiyeliyabanci48
- togg'a lpg taktırmak7
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi7
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır7
- yıldırım'ın başkan olmasından mutlu olan cimbomlu2
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak7
- kaşlarını alan erkek2
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak2
- albin kurti2
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- günaydın şarkısı3
- 7 haziran 2026 belde ara seçimleri2
- kürt fıkraları2
- yorgun mermi22
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- aziz yıldırım13
- kızının düğününde oynayan baba6
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- sydney sweeney'in memeleri4
- günün şiiri8
- gammazlama yapmamak13
- anne hathaway2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- d'i s c o film2
- bugün mükemmel bir gün olacak2
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- haysenin1212
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- satranç haram yasaklansın7
- gina carano11
- aşık olmak7
- bu köyden olsam ne olacak8
- 7 haziran 2026 türkiye venezuela maçı2
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- anın görüntüsü21
- yapay zeka moderatörü15
- heyt bea3
- en gey özelliğiniz15
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- uysaljakoben31
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
Yarım saat olmadı filmden çıkalı. Her Baz Luhrmann filmi gibi bunun da etkisinde kaldım. Şimdi dikkat, spoyler uyarısı. Sonra küfretmeyin. Zaten öyle fazlaca bir spoiler verecek değilim.
--spoiler--
izlediğim üçüncü Baz Luhrmann filmi. Fragmanını ilk izlediğimde Scott Fitzgerald ve Baz Luhrmann'ı görünce "Ben buna gitmezsem götümü keserim!" dedim. Ve tabi ki götümün uğruna gittim. Pişman mıyım? Asla. Sor bana pişman mıyım?
Üç filmin ortak noktası mutsuz sonla bitmesi. Zaten Romeo ve Juliet bildiğimiz tarzda bir şeydi. Shakespeare draması. Ama tabi Radiohead eşliğinde, orası ayrı. 1996 Radiohead'in henüz deneysel zamanlarına geçmediği zamanlar. Saçma bir cümle oldu, ama Radiohead dinleyicileri ne demek istediğimi anlamıştır, umarım. Daha güzeldi sanki o zaman. Neyse.
Leonardo DiCaprio'un performansına diyecek yok. Tobey Maguire'ı Spider Man'den beri sevmiyorum. Keşke gene Ewan McGregor oynasaymış filmde. Sürekli bir yazarlık performansı var filmlerde. Luhrmann, Avusturalya'nın Ah Muhsin Ünlü'sü sanırım. Ya da ben abartıyorum bilmiyorum. Neyse, şimdi filmden dikkat çeken noktalara geçelim:
Florence and the Machine çok yakışmış. Akşamdan kalmalığın ardından dinlenebilecek şarkıyla hem de. Ayrıca Jack White, Beyonce gibi güzellikler de barındırıyor. Hatta bir yerde Lana Del Rey bile çaldı. Onu da beğendim. Ben ki Lana Del Rey'den gıcık kapan bir insanım. Sevmiyorum kadını. O da beni sevmiyordur. Neyse. Partinin bir yerinde fena halde yamulmuyorsam(evet evet eminim bundan) George Gershwin'in Rhapsody in Blue'su çalıyordu. Tabi daha farklı bir versiyonu. Ama gene bildiğimiz Rhapsody in Blue. Gershwin'in olmaması ayıp olurdu orada. Kendisi zaten o dönemlerde etkin bir isimdi. Sevindim. Ayrıca Gershwin'in Summertime adlı eserini en güzel canlandıran isim Ella Fitzgerald'dır bence. Soyad benzerliğinden dolayı, Rhapsody in Blue'yu koymuş olabilirler diye düşünüyorum. (bkz: Scott Fitzgerald)
Carey Mulligan çok zarif bir ablamızmış. Onu anladım. Tanımıyordum kendisini, tanımış oldum.
--spoiler--
Velhasıl-ı kelâm, gidin izleyin efendim. Güzel film, güzel drama.
--spoiler--
izlediğim üçüncü Baz Luhrmann filmi. Fragmanını ilk izlediğimde Scott Fitzgerald ve Baz Luhrmann'ı görünce "Ben buna gitmezsem götümü keserim!" dedim. Ve tabi ki götümün uğruna gittim. Pişman mıyım? Asla. Sor bana pişman mıyım?
Üç filmin ortak noktası mutsuz sonla bitmesi. Zaten Romeo ve Juliet bildiğimiz tarzda bir şeydi. Shakespeare draması. Ama tabi Radiohead eşliğinde, orası ayrı. 1996 Radiohead'in henüz deneysel zamanlarına geçmediği zamanlar. Saçma bir cümle oldu, ama Radiohead dinleyicileri ne demek istediğimi anlamıştır, umarım. Daha güzeldi sanki o zaman. Neyse.
Leonardo DiCaprio'un performansına diyecek yok. Tobey Maguire'ı Spider Man'den beri sevmiyorum. Keşke gene Ewan McGregor oynasaymış filmde. Sürekli bir yazarlık performansı var filmlerde. Luhrmann, Avusturalya'nın Ah Muhsin Ünlü'sü sanırım. Ya da ben abartıyorum bilmiyorum. Neyse, şimdi filmden dikkat çeken noktalara geçelim:
Florence and the Machine çok yakışmış. Akşamdan kalmalığın ardından dinlenebilecek şarkıyla hem de. Ayrıca Jack White, Beyonce gibi güzellikler de barındırıyor. Hatta bir yerde Lana Del Rey bile çaldı. Onu da beğendim. Ben ki Lana Del Rey'den gıcık kapan bir insanım. Sevmiyorum kadını. O da beni sevmiyordur. Neyse. Partinin bir yerinde fena halde yamulmuyorsam(evet evet eminim bundan) George Gershwin'in Rhapsody in Blue'su çalıyordu. Tabi daha farklı bir versiyonu. Ama gene bildiğimiz Rhapsody in Blue. Gershwin'in olmaması ayıp olurdu orada. Kendisi zaten o dönemlerde etkin bir isimdi. Sevindim. Ayrıca Gershwin'in Summertime adlı eserini en güzel canlandıran isim Ella Fitzgerald'dır bence. Soyad benzerliğinden dolayı, Rhapsody in Blue'yu koymuş olabilirler diye düşünüyorum. (bkz: Scott Fitzgerald)
Carey Mulligan çok zarif bir ablamızmış. Onu anladım. Tanımıyordum kendisini, tanımış oldum.
--spoiler--
Velhasıl-ı kelâm, gidin izleyin efendim. Güzel film, güzel drama.
güncel Önemli Başlıklar
