bugün
- tembel ve çalışmayan insan16
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları4
- mezarlıkları sevmek5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması5
- 1 saatte 10 bira içmek16
- ktç birader4
- selam sözlük4
- sözlük kızlarının kombinleri20
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- lahmacun4
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- velvet vs nervio19
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- aga be şarkılar2
- elektrikli araba2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- manyak olmaya karar verdim9
- instagram2
- mezarlıktan geçerken ölülere selam vermek2
- en son ne yediniz2
- jubel feat aleyna tilki diamonds2
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- velvet12
- türkiyeden siktirolup gitmek5
- nervio11
- ioçk bak bi buraya2
- slavko vincic15
- skyhunter2
- hırt5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- otomobile ek vergi5
- şaka maka 2026 dünya kupasının bitmesi3
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- otokar3
- aylık 550 milyar tl iyi para mıdır sorunsalı2
- kıbrıs barış harekatı3
- sevilince şımaran kızlar4
- haber turk2
- teröriste o da insan demek4
- cunda adası3
- ispanya19
- yüksek seviye otomobile binmeye utanmak2
- kadınların efendi erkek yerine katil tercihi4
- blok33
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili birgün gazetesinde çıkan bir değerlendirme yazısı aşağıdadır.
"Lâl Mescid'den yükselen feryat
ROBERT JENSEN / iSLAMABAD (*)
Pakistan'da geçirdiğim o üç gün herkes Lal Mescid'de patlak veren krizden söz ediyordu. Pakistan ordusunun mescide er geç nihai operasyonu düzenleyeceğinden pek kimsenin kuşkusu yoktu. Ve son saldırı konferans turunun Lahor durağına doğru yola çıktığımızda başlatıldı. Arabada saatler süren derin tartışmalardan bu trajik çatışmanın arkasında neler olduğuna dair bilgiler ve ayrıntılar öğrendim...
Son saldırının haberi cep telefonundan geldiğinde hepimiz sessizliğe gömüldük, üzüntüden ağlayanlar oldu aramızda. Batı medyasında ve bundan daha fazla Pakistan basınında, haber çılgın radikal islamcıların sabır gösteren hükümet güçlerine meydan okuması olarak yansıtıldı. Gerçekten de camide görevli iki kardeş, islam'ın bazen şiddet içeren bir yorumunu vaaz ediyorlardı. Ve arabamızda bulunanların hiçbiri bu tür düşünceleri desteklemiyordu.
Ancak hikâye bundan ibaret değildi. Dünyanın önde gelen ilerici Müslüman teologlarından Ferid Esak ve katıldığımız konferans serilerini düzenleyen Pakistan kökenli Amerikalı aktivist, hukuk öğrencisi Cüneyd Ahmed, meselenin derin sosyo-ekonomik veçhelerinin göz ardı edildiğini söylüyorlardı.
YOKSUL KESiMiN DESTEĞiNi ALDILAR
Şeriat hukukuna dayalı köktendinci bir islam devletine yönelik çağrılarının yanı sıra, Lâl Mescid imamları Abdülraşid Gazi ve Muham-med Abdülaziz, sefalet içinde yaşamakta olan milyonlarca Pakistanlı'nın yaşam şartlarının altını çiziyor ve Pakistan'ın siyasi, askeri ve ekonomik seçkinlerindeki yozlaşmayı eleştiriyordu. Birçok üçüncü-dünya ülkesinde olduğu gibi, gelir adaletsizliği iyice artmıştı; ABD tahakkümündeki neoliberal ekonomik projeye kapak atabilmişler zenginleşirken, sıradan insanların çoğu, bilhassa yoksullar, ıstırap çekiyordu.
Esak şunları dile getiriyordu: "Cihatçı ve ataerkil yanlarını reddederken yine de bu köktendinci felsefede sosyal adalete yönelik bir çağrı bulunduğunu, güç peşindeki ve açgözlü seçkinlere bir meydan okuyuş barındırdığını kabul edebiliriz. Ghazi ile konuştuğumda, bunun düşüncesinin büyük bir bölümünü oluşturduğu açıktı ve adalete yönelik anlamlı çağrıları halk arasında derin yankılar buluyordu." Esak Lal Mescid'i düzenli olarak ziyaret ediyordu ve iletişimleri hükümet güçleri bölgeyi kuşatıp tecrit edene kadar da sürmüştü. Esak'a göre Gazi'nin medyada yansıtılış biçiminin aksine, din adamlarının çok daha kapsamlı bir gündemi vardı ve bir islam devletinin ekonomik eşitliği sağlayacak şekilde nasıl yapılan-dırılabileceği hakkında konuşuluyordu.
ARAZi MESELESi...
Ahmed de meselenin çok önemli bir diğer yönüne vurgu yapıyordu: Para, özellikle de arazi meselesi. Basın Mescid öğrencileri ve destekçilerinin CD dükkanlarını tehdit etmesine ve genelevleri basıp polisle çatışmasına odaklan-sa da, olayın altta yatan nedenlerinden biri camilerle ilgili "izin" konusuydu. islamabad'daki bu cami ve medreselerin çoğu kullanılmayan kamu arazilerinin üzerinde izinsiz olarak yapılmıştı. Şehir daha kalabalıklaştıkça ve müteahhitler bu arazileri ticari binalar için gözlerine kestirdikçe, hükümet bazı camileri yıkmak gibi riskli bir işe girişmişti. Oysa izinsiz yapılmış birçok dini olmayan, ama kâr getiren yapıya dokunulmuyordu. Din adamlarını öfkelendiren konulardan biri de buydu.
Esak ve Ahmed'in dikkatini çeken bir başka husus, krizin laik/liberal seçkinlerin ve imtiyazlı toplumsal unsurların yoğun yaşadığı islama-bad'da padak vermesi. Seçkinler, başkentin göbeğinde yaşanan bu olayın ülkelerinin imajını zedelemesinden pek derdi. Oysa Lâl Mescid'de ölenler gerçek insanlar ve onların hikâyeleri her zamanki gibi yine anlatılmadan kalıyor...
Hikâyelerden birine göz atalım: Kuşatma başladıktan sonra mescidden çıkan öğrencilerin eline para sıkıştırılmış ve evlerine gitmeleri söylenmiş. "Sorun şu ki, birçoğunun gidebileceği bir evi yoktu" diye anlatıyordu Ahmed ve devam ediyordu: "Lâl Mescid'teki gerici öğreti ne olursa olsun, fakir ailelerden gelen birçok parasız insan için kalacak yer temin ediliyordu. Ekonomi insanları göz ardı ediyor ve devlet de hiçbir şey sağlamıyorsa, nereye gidebilirler?"
BUZLARI BOMBALARLA ÇÖZMEK...
Ardından Esak aldı sözü: "Bu tarz inançlara sahip kişilerle bağlantı ya da diyalog kurmaktan vazgeçtiğimiz zaman, umuttan da vazgeçiyoruz. Benim niyetim kendimi diğer Müslümanlardan ayırmak değil. Niyetim, bu uçurumlar üzerinden de olsa, samimi bağlantılar aramak. Zaten bu, dünyayı ve kendimizi dü-zeltebilmemizin yolu değil midir? Tam da bazılarını 'seçilmiş', diğerlerini ise 'donmuş' olarak düşünmeye başladığımızda onların buzlarını bombalarla çözmeye niyetli hale geliyoruz..."
(counterpunch.org, 12 Temmuz, Çeviri: Deniz ilhan)
(*) Robert Jensen, Teksas Üniversitesi gazetecilik bölümünde öğretim üyesi, yazar."
http://www.birgun.net/bol...ber-45058.html#haber_basi
"Lâl Mescid'den yükselen feryat
ROBERT JENSEN / iSLAMABAD (*)
Pakistan'da geçirdiğim o üç gün herkes Lal Mescid'de patlak veren krizden söz ediyordu. Pakistan ordusunun mescide er geç nihai operasyonu düzenleyeceğinden pek kimsenin kuşkusu yoktu. Ve son saldırı konferans turunun Lahor durağına doğru yola çıktığımızda başlatıldı. Arabada saatler süren derin tartışmalardan bu trajik çatışmanın arkasında neler olduğuna dair bilgiler ve ayrıntılar öğrendim...
Son saldırının haberi cep telefonundan geldiğinde hepimiz sessizliğe gömüldük, üzüntüden ağlayanlar oldu aramızda. Batı medyasında ve bundan daha fazla Pakistan basınında, haber çılgın radikal islamcıların sabır gösteren hükümet güçlerine meydan okuması olarak yansıtıldı. Gerçekten de camide görevli iki kardeş, islam'ın bazen şiddet içeren bir yorumunu vaaz ediyorlardı. Ve arabamızda bulunanların hiçbiri bu tür düşünceleri desteklemiyordu.
Ancak hikâye bundan ibaret değildi. Dünyanın önde gelen ilerici Müslüman teologlarından Ferid Esak ve katıldığımız konferans serilerini düzenleyen Pakistan kökenli Amerikalı aktivist, hukuk öğrencisi Cüneyd Ahmed, meselenin derin sosyo-ekonomik veçhelerinin göz ardı edildiğini söylüyorlardı.
YOKSUL KESiMiN DESTEĞiNi ALDILAR
Şeriat hukukuna dayalı köktendinci bir islam devletine yönelik çağrılarının yanı sıra, Lâl Mescid imamları Abdülraşid Gazi ve Muham-med Abdülaziz, sefalet içinde yaşamakta olan milyonlarca Pakistanlı'nın yaşam şartlarının altını çiziyor ve Pakistan'ın siyasi, askeri ve ekonomik seçkinlerindeki yozlaşmayı eleştiriyordu. Birçok üçüncü-dünya ülkesinde olduğu gibi, gelir adaletsizliği iyice artmıştı; ABD tahakkümündeki neoliberal ekonomik projeye kapak atabilmişler zenginleşirken, sıradan insanların çoğu, bilhassa yoksullar, ıstırap çekiyordu.
Esak şunları dile getiriyordu: "Cihatçı ve ataerkil yanlarını reddederken yine de bu köktendinci felsefede sosyal adalete yönelik bir çağrı bulunduğunu, güç peşindeki ve açgözlü seçkinlere bir meydan okuyuş barındırdığını kabul edebiliriz. Ghazi ile konuştuğumda, bunun düşüncesinin büyük bir bölümünü oluşturduğu açıktı ve adalete yönelik anlamlı çağrıları halk arasında derin yankılar buluyordu." Esak Lal Mescid'i düzenli olarak ziyaret ediyordu ve iletişimleri hükümet güçleri bölgeyi kuşatıp tecrit edene kadar da sürmüştü. Esak'a göre Gazi'nin medyada yansıtılış biçiminin aksine, din adamlarının çok daha kapsamlı bir gündemi vardı ve bir islam devletinin ekonomik eşitliği sağlayacak şekilde nasıl yapılan-dırılabileceği hakkında konuşuluyordu.
ARAZi MESELESi...
Ahmed de meselenin çok önemli bir diğer yönüne vurgu yapıyordu: Para, özellikle de arazi meselesi. Basın Mescid öğrencileri ve destekçilerinin CD dükkanlarını tehdit etmesine ve genelevleri basıp polisle çatışmasına odaklan-sa da, olayın altta yatan nedenlerinden biri camilerle ilgili "izin" konusuydu. islamabad'daki bu cami ve medreselerin çoğu kullanılmayan kamu arazilerinin üzerinde izinsiz olarak yapılmıştı. Şehir daha kalabalıklaştıkça ve müteahhitler bu arazileri ticari binalar için gözlerine kestirdikçe, hükümet bazı camileri yıkmak gibi riskli bir işe girişmişti. Oysa izinsiz yapılmış birçok dini olmayan, ama kâr getiren yapıya dokunulmuyordu. Din adamlarını öfkelendiren konulardan biri de buydu.
Esak ve Ahmed'in dikkatini çeken bir başka husus, krizin laik/liberal seçkinlerin ve imtiyazlı toplumsal unsurların yoğun yaşadığı islama-bad'da padak vermesi. Seçkinler, başkentin göbeğinde yaşanan bu olayın ülkelerinin imajını zedelemesinden pek derdi. Oysa Lâl Mescid'de ölenler gerçek insanlar ve onların hikâyeleri her zamanki gibi yine anlatılmadan kalıyor...
Hikâyelerden birine göz atalım: Kuşatma başladıktan sonra mescidden çıkan öğrencilerin eline para sıkıştırılmış ve evlerine gitmeleri söylenmiş. "Sorun şu ki, birçoğunun gidebileceği bir evi yoktu" diye anlatıyordu Ahmed ve devam ediyordu: "Lâl Mescid'teki gerici öğreti ne olursa olsun, fakir ailelerden gelen birçok parasız insan için kalacak yer temin ediliyordu. Ekonomi insanları göz ardı ediyor ve devlet de hiçbir şey sağlamıyorsa, nereye gidebilirler?"
BUZLARI BOMBALARLA ÇÖZMEK...
Ardından Esak aldı sözü: "Bu tarz inançlara sahip kişilerle bağlantı ya da diyalog kurmaktan vazgeçtiğimiz zaman, umuttan da vazgeçiyoruz. Benim niyetim kendimi diğer Müslümanlardan ayırmak değil. Niyetim, bu uçurumlar üzerinden de olsa, samimi bağlantılar aramak. Zaten bu, dünyayı ve kendimizi dü-zeltebilmemizin yolu değil midir? Tam da bazılarını 'seçilmiş', diğerlerini ise 'donmuş' olarak düşünmeye başladığımızda onların buzlarını bombalarla çözmeye niyetli hale geliyoruz..."
(counterpunch.org, 12 Temmuz, Çeviri: Deniz ilhan)
(*) Robert Jensen, Teksas Üniversitesi gazetecilik bölümünde öğretim üyesi, yazar."
http://www.birgun.net/bol...ber-45058.html#haber_basi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar