bugün
- said nursi denilince akla gelen şeyler14
- arkadaşlar ben hapise giriyorum6
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi6
- asla mantarın hiç bir türünü yemeyin4
- ona kalbimi verdim4
- kartoncu gey3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı71
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek33
- su yok elektrik yok ne var5
- iltica26
- alevi ailelerin ateist çocukları6
- sözlükte aslında anonim kimsenin olmaması2
- abd israil vs türkiye farkı18
- akp'nin bir daha gelmemek üzere gideceği seçim4
- 623 000 bin asker kaçağı10
- gatada uyku bölümünde yatılı kalmak2
- 15 ekim 2026 kups trabzonspor maçı5
- reklamların artık yapay zeka ile yapılması2
- affedersiniz ama kartoncu12
- dündar ziya gültekin8
- selde sürüklenen araçlar3
- türkiye'nin suudi arabistan'a askeri desteği4
- yağmur9
- queen ravenna hanım10
- günde 20 22 defa seks yapıyordum2
- cevheri güven9
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı6
- evde çiçek yetiştiren erkek15
- anın görüntüsü22
- ayrıldık36
- game of thrones taki kerhaneci12
- winamp2
- istanbul11
- istanbul mahvoldu19
- kaşlarını almayan kadın çekiciliği5
- erdoğan ne istersem yapacaktır8
- recep tayyip erdoğan8
- akp'nin z kuşağını yönetemeyeceği gerçeği5
- halk tv'nin kapanmasının iyi olması2
- aston villa 6 fenerbahçe 09
- yapay zeka moderatörü8
- imamoğlu'nun ihanet sözleri6
- sevgilim erkek olduğumu anlar mı sizce2
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması11
- cimri insanların ortak özellikleri9
- fatih te selde elektrik akımına kapılan çocuk5
- kayseri hakkında berbat kelimesi bile hafif kalır2
- köyde bilim ve felsefe konuşmak2
Bu Ağlamayı Dindirmek için Yavru
Senin uğruna bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak, ızdıraplarını dindirmek, gönlünü âbâd etmek için... Bize gönül koyma! "Ağırdan aldık"; vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan; sînemizde hep Yakub'un âh u efgânını(1), içimizde Zelîha'nın aşk u hicranını taşıdık durduk.
O âb-endâm(2) kâmetinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül'ün gibi kalbim de dağılıp gitti. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu...
Hem de sana el uzatmaya utanıyordum... Âbâ-ı kenâisiyyeyi(3) hatırlatan yapmacık şefkatimle karşına çıkmaya ar ediyordum. Zira sana, gözümün önünde kıydılar. Zülüflerini târumâr edip, bu hâle koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahkâr ellerimi... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader'in Faust'un kaderi, ama Mefiston kim..? Kim revâ gördü bunları sana...?
Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzâra geldin ve geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmemek elinde değildi. Geldin ve etrafını büsbütün boş bulup hâline âşina kimse göremedin. Âh u efgânını, sadece sen duyuyordun.
Ve sana koşanlar, sadece midenin arzu ve isteklerine koşuyorlardı. Senin bugünkü yürekler yakan feryatların, tâ o zaman başlamıştı. Tâ o zaman terk edilmiştin. Hem de "en sevimli" iken. Sen, başkalarının keyf ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin. Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin, yalnızdın ve sahipsizdin...!
Dünün bugününü doğurdu ve bugünün, ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayırımındasın yavrucuk...!
Şimdi bana müsaade et de, şu bâdirede Bahadır'ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryâdımı rûhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında, gerektiği an imdâdına koşamadığım için de, kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyf uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etine kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefâletini hazırlayanları affeyle yavrucuk!..
Fethullah Gülen
Sızıntı, Şubat 1979, Cilt 1, Sayı 1
[1] Efgân: Acı ile bağırmalar, feryatlar ve istimdat.
[2] Âb-endam: Mütenasip, ölçülü endam.
[3] Abâ-i kenâisiyye: Kilise pederleri, papazları.
Senin uğruna bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak, ızdıraplarını dindirmek, gönlünü âbâd etmek için... Bize gönül koyma! "Ağırdan aldık"; vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan; sînemizde hep Yakub'un âh u efgânını(1), içimizde Zelîha'nın aşk u hicranını taşıdık durduk.
O âb-endâm(2) kâmetinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül'ün gibi kalbim de dağılıp gitti. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu...
Hem de sana el uzatmaya utanıyordum... Âbâ-ı kenâisiyyeyi(3) hatırlatan yapmacık şefkatimle karşına çıkmaya ar ediyordum. Zira sana, gözümün önünde kıydılar. Zülüflerini târumâr edip, bu hâle koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahkâr ellerimi... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader'in Faust'un kaderi, ama Mefiston kim..? Kim revâ gördü bunları sana...?
Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzâra geldin ve geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmemek elinde değildi. Geldin ve etrafını büsbütün boş bulup hâline âşina kimse göremedin. Âh u efgânını, sadece sen duyuyordun.
Ve sana koşanlar, sadece midenin arzu ve isteklerine koşuyorlardı. Senin bugünkü yürekler yakan feryatların, tâ o zaman başlamıştı. Tâ o zaman terk edilmiştin. Hem de "en sevimli" iken. Sen, başkalarının keyf ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin. Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin, yalnızdın ve sahipsizdin...!
Dünün bugününü doğurdu ve bugünün, ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayırımındasın yavrucuk...!
Şimdi bana müsaade et de, şu bâdirede Bahadır'ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryâdımı rûhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında, gerektiği an imdâdına koşamadığım için de, kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyf uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etine kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefâletini hazırlayanları affeyle yavrucuk!..
Fethullah Gülen
Sızıntı, Şubat 1979, Cilt 1, Sayı 1
[1] Efgân: Acı ile bağırmalar, feryatlar ve istimdat.
[2] Âb-endam: Mütenasip, ölçülü endam.
[3] Abâ-i kenâisiyye: Kilise pederleri, papazları.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar