bugün
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı48
- karınızı kucağınızda taşır mısınız11
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası16
- yazarların beğendiği kadın tipleri4
- karanlıkta bi şey var hissi9
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- eğer şansınız olsaydı kimleri diriltirdiniz7
- platon un mağara alegorisi7
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- ismail kartal23
- birden akla gelen sözlüğü bırakma düşüncesi11
- fenerbahçe18
- sözlük sapıkları12
- anın görüntüsü28
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız11
- hayatını garantiye almak isteyenlere tavsiyeler12
- dünya iyi midir9
- fenerbahçe de ismail kartal'ın istifası2
- tuğba ekinci3
- silvermist'in mutfağına konuk olmak18
- 6668
- isa mesih'in gelişini sevgiyle kucaklamak5
- kiraz cicegi kolonyasi28
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- üstteki yazar hakkında bir tespit bırak5
- ona bir şey söyle2
- jennifer lawrance8
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı5
- flört11
- mutlu musun3
- kızılay avm11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı10
- sözlükte kavga olmayacak hissi13
- fenerbahçe biraz sert biraz katı16
- yahudilerin hepsi iyi insan değil9
- ıssız kampta kakiş yapacak yer arayan narin insan4
- kendini çok önemli sanan yazar14
- ağır müslüm gürses sözleri9
- deccal'in şu an yeryüzünde olma ihtimali6
- sözlükteki cinconluların göt olması5
- ismet özel der ki5
- sylvia plath2
- allah her şeyi kuşatmıştır7
- uzun adam4
- kalbiniz mesih'in adına tepki veriyor mu4
- crocs3
- doğaüstüyle dinle kafayı bozan kitle4
- ağırlık kaldıramayan erkek8
- şeyh saidi mezarından çıkarıp yeniden asmak2
- kitap okumak6
insanın kalbindedir.
ömrümün büyük çoğunu inançlı, müslüman bir insan olarak geçirdim. fakat son yıllarda kafamda bazı sorular, açıklayamadığım noktalar vardı. geçen senenin mayısıyla beraber inancımı kaybettim.
bu kaybediş allah inancını kaybediş mi, yoksa dine inancı kaybediş mi hala ayrımına varamıyorum. hala aklıma kötü bir şey gelince "allah korusun" diyorum, yemeğime besmeleyle başlıyorum. güzel şeyler bunlar, insana huzur da veriyor. ateist oldum ama değişmedim, kimi inançlı insanların düşündüğü gibi kötü, vicdansız, bencil biri olmadım. zaten bu insanın fıtratıyla alakalı bir şeydir, inançlı veya değil, farketmez.
üç gündür çok kötü hissediyorum kendimi. mahvolmuş gibiyim, ruh halim çok büyük yara aldı. dünyayı yaşamaya değer bulmuyordum zaten, ama "yaşamasam daha iyi olurdu" hissiyatını bu kadar derinden hissetmedim uzun zamandır. bir sevdiğim var, deliler gibi aşığım ona (tam da bunu yazarken mesaj attı, mutlu oldum böyle zamanda. * annemi çok seviyorum, ona çok bağlıyım; babamı çok seviyorum, başımdan eksik olmasın; biri en yakın olmak üzere üç dostum var kalbimin içini bilen, ayrılmayalım inşallah, içlerinden biri de burada yeni yazar oldu. ben bir aile kurmak istiyorum, sevdiklerimle omuz omuza olayım istiyorum. fakat aklıma üç gündür gelecekte ya işimde mutsuz olursam da kıpırdayacak yer bulamazsam, ya param yeterli gelmezse, ya mesleki ünvan ve mevkimden tatmin olamazsam gibisinden düşünceler çullanıyor nedensiz yere. ikinci üniversitemdeyim, notlar çok şükür iyi, kendime bir gelecek kurmaya çalışıyorum. ama bu inançsız olma durumu da insanı kimi zaman pusulasız bırakabiliyor. hayatı yaşamaya değer görmemek ve yokolmayı kabullenmek bu dünyada yapılan ve yapılacak herşeyi anlamsızlaştırıp hayatı katlanılmaz kılıyor. sanırım ben bunu yaşıyorum şimdilerde. her şey o kadar anlamsız ki.
öte yandan bunun inançla veya inançsızlıkla hiçbir ilgisi de olmayabilir. depresyondayken inancımı yitirdim ve hiç bir dalgalanma yaşamadım hayata karşı direcimde, atlattım depresyonu hatta. bunu bilemiyorum, anlayamıyorum, fakat ben dine mi, allah'a mı inancımı yitirdim, şu halimle anlayamıyorum. tekrar inanmak bir lambayı açmak kadar basit değil, kalpten gelmeli evet.
kur'an'ın tanıttığı allah'la tasavvuf'un tanıttığı allah arasında neden bir gönül farkı var, anlayamıyorum. açıklayamıyorum. konuşamıyorum. belki ben yanlış okuyorum, belki doğru okuyorum, onu da bilemiyorum.
allah var mıdır, yok mudur bilemiyorum. (hayır, bunlar benim hissiyatlarım, kimsenin kutsalını rahatsız etmek niyetinde değilim elbet.) ben gerçekten inanmakla inanmamak arasında tekrar kaldım sanırım ve neye inanacağımı da bilmiyorum. fakat allah'ın ne olduğunu da biliyorum: herşeye kadir, herşeye hakim, gönüllerin ferahı, zalimlerin düşmanı, iyinin destekçisi, amelin karşılığını veren; merhameti sonsuz, sevgisi uçsuz bucaksız...
kötü biri değilim ben. vicdansız, zalim değilim. iyilik yapmaya çalıştım ve çalışıyorum hep. kârdan, haksız rekabetten çekindim. inançlı veya inançsız olabilirim, bu beni değiştirmez fakat eğer bir gün tekrar inanacaksam, yukarıda tanıttığım allah'a ve gönle inanmakla olacaktır bu.
ömrümün büyük çoğunu inançlı, müslüman bir insan olarak geçirdim. fakat son yıllarda kafamda bazı sorular, açıklayamadığım noktalar vardı. geçen senenin mayısıyla beraber inancımı kaybettim.
bu kaybediş allah inancını kaybediş mi, yoksa dine inancı kaybediş mi hala ayrımına varamıyorum. hala aklıma kötü bir şey gelince "allah korusun" diyorum, yemeğime besmeleyle başlıyorum. güzel şeyler bunlar, insana huzur da veriyor. ateist oldum ama değişmedim, kimi inançlı insanların düşündüğü gibi kötü, vicdansız, bencil biri olmadım. zaten bu insanın fıtratıyla alakalı bir şeydir, inançlı veya değil, farketmez.
üç gündür çok kötü hissediyorum kendimi. mahvolmuş gibiyim, ruh halim çok büyük yara aldı. dünyayı yaşamaya değer bulmuyordum zaten, ama "yaşamasam daha iyi olurdu" hissiyatını bu kadar derinden hissetmedim uzun zamandır. bir sevdiğim var, deliler gibi aşığım ona (tam da bunu yazarken mesaj attı, mutlu oldum böyle zamanda. * annemi çok seviyorum, ona çok bağlıyım; babamı çok seviyorum, başımdan eksik olmasın; biri en yakın olmak üzere üç dostum var kalbimin içini bilen, ayrılmayalım inşallah, içlerinden biri de burada yeni yazar oldu. ben bir aile kurmak istiyorum, sevdiklerimle omuz omuza olayım istiyorum. fakat aklıma üç gündür gelecekte ya işimde mutsuz olursam da kıpırdayacak yer bulamazsam, ya param yeterli gelmezse, ya mesleki ünvan ve mevkimden tatmin olamazsam gibisinden düşünceler çullanıyor nedensiz yere. ikinci üniversitemdeyim, notlar çok şükür iyi, kendime bir gelecek kurmaya çalışıyorum. ama bu inançsız olma durumu da insanı kimi zaman pusulasız bırakabiliyor. hayatı yaşamaya değer görmemek ve yokolmayı kabullenmek bu dünyada yapılan ve yapılacak herşeyi anlamsızlaştırıp hayatı katlanılmaz kılıyor. sanırım ben bunu yaşıyorum şimdilerde. her şey o kadar anlamsız ki.
öte yandan bunun inançla veya inançsızlıkla hiçbir ilgisi de olmayabilir. depresyondayken inancımı yitirdim ve hiç bir dalgalanma yaşamadım hayata karşı direcimde, atlattım depresyonu hatta. bunu bilemiyorum, anlayamıyorum, fakat ben dine mi, allah'a mı inancımı yitirdim, şu halimle anlayamıyorum. tekrar inanmak bir lambayı açmak kadar basit değil, kalpten gelmeli evet.
kur'an'ın tanıttığı allah'la tasavvuf'un tanıttığı allah arasında neden bir gönül farkı var, anlayamıyorum. açıklayamıyorum. konuşamıyorum. belki ben yanlış okuyorum, belki doğru okuyorum, onu da bilemiyorum.
allah var mıdır, yok mudur bilemiyorum. (hayır, bunlar benim hissiyatlarım, kimsenin kutsalını rahatsız etmek niyetinde değilim elbet.) ben gerçekten inanmakla inanmamak arasında tekrar kaldım sanırım ve neye inanacağımı da bilmiyorum. fakat allah'ın ne olduğunu da biliyorum: herşeye kadir, herşeye hakim, gönüllerin ferahı, zalimlerin düşmanı, iyinin destekçisi, amelin karşılığını veren; merhameti sonsuz, sevgisi uçsuz bucaksız...
kötü biri değilim ben. vicdansız, zalim değilim. iyilik yapmaya çalıştım ve çalışıyorum hep. kârdan, haksız rekabetten çekindim. inançlı veya inançsız olabilirim, bu beni değiştirmez fakat eğer bir gün tekrar inanacaksam, yukarıda tanıttığım allah'a ve gönle inanmakla olacaktır bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar