bugün
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- başak burcu8
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi12
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- habire12 adamdır5
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması7
- akrep kadını4
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- ismet gürbüz'ün en sevdiği gazete3
- hakkımda bilmeniz gerekenler35
- karton toplayan balkan göçmeni4
- ismet gürbüz nednn türkiye'ye gelemiyor3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- aylık 481 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- antalya da yaşamak4
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması8
- çocukluğa götüren şeyler3
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- usta yazarların dediğini yapın yaptığını yapmayın2
- ismet gürbüz'ün en sevdiği yemek2
- kaymak vs tereyağı6
- kuşadası ndaki başıboş köpek domuz kavgası3
- as maca8
- radyo mars2
- sözlüğe yazmama kararı veriyorum4
- true vs gocu3
- çilek reçeli vs vişne reçeli6
- ai değil alın teri entry4
- eyy sjsjsjsjs sen kimsin ya4
- zaman baba adamdır2
- nickten isim tahmini yapmak25
- çare sarıgül4
- isveçlilerin üstün olduğu konular2
- bahis şikesi2
- siktin sol frame'i eyledin viran2
- erector adamdır2
- habire12 vs ciguli kral2
- gocu'nun çok tatlı olması2
- pişik kremi3
- burak demirbilek'in profil fotoğrafı2
- fazla akbili olan var mı4
- gece denize girmek9
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları9
- ilgi orospusu sözlük kızları2
- sankritçe3
- denizi olmayan şehirde yaşamak2
- bir konuda fikrini almak istediğiniz kişi3
- zorunlu ders programları3
- her entrysi eksilenen yazar4
- sözlüğe fotoğraf atan kızın namusu2
insanın kalbindedir.
ömrümün büyük çoğunu inançlı, müslüman bir insan olarak geçirdim. fakat son yıllarda kafamda bazı sorular, açıklayamadığım noktalar vardı. geçen senenin mayısıyla beraber inancımı kaybettim.
bu kaybediş allah inancını kaybediş mi, yoksa dine inancı kaybediş mi hala ayrımına varamıyorum. hala aklıma kötü bir şey gelince "allah korusun" diyorum, yemeğime besmeleyle başlıyorum. güzel şeyler bunlar, insana huzur da veriyor. ateist oldum ama değişmedim, kimi inançlı insanların düşündüğü gibi kötü, vicdansız, bencil biri olmadım. zaten bu insanın fıtratıyla alakalı bir şeydir, inançlı veya değil, farketmez.
üç gündür çok kötü hissediyorum kendimi. mahvolmuş gibiyim, ruh halim çok büyük yara aldı. dünyayı yaşamaya değer bulmuyordum zaten, ama "yaşamasam daha iyi olurdu" hissiyatını bu kadar derinden hissetmedim uzun zamandır. bir sevdiğim var, deliler gibi aşığım ona (tam da bunu yazarken mesaj attı, mutlu oldum böyle zamanda. * annemi çok seviyorum, ona çok bağlıyım; babamı çok seviyorum, başımdan eksik olmasın; biri en yakın olmak üzere üç dostum var kalbimin içini bilen, ayrılmayalım inşallah, içlerinden biri de burada yeni yazar oldu. ben bir aile kurmak istiyorum, sevdiklerimle omuz omuza olayım istiyorum. fakat aklıma üç gündür gelecekte ya işimde mutsuz olursam da kıpırdayacak yer bulamazsam, ya param yeterli gelmezse, ya mesleki ünvan ve mevkimden tatmin olamazsam gibisinden düşünceler çullanıyor nedensiz yere. ikinci üniversitemdeyim, notlar çok şükür iyi, kendime bir gelecek kurmaya çalışıyorum. ama bu inançsız olma durumu da insanı kimi zaman pusulasız bırakabiliyor. hayatı yaşamaya değer görmemek ve yokolmayı kabullenmek bu dünyada yapılan ve yapılacak herşeyi anlamsızlaştırıp hayatı katlanılmaz kılıyor. sanırım ben bunu yaşıyorum şimdilerde. her şey o kadar anlamsız ki.
öte yandan bunun inançla veya inançsızlıkla hiçbir ilgisi de olmayabilir. depresyondayken inancımı yitirdim ve hiç bir dalgalanma yaşamadım hayata karşı direcimde, atlattım depresyonu hatta. bunu bilemiyorum, anlayamıyorum, fakat ben dine mi, allah'a mı inancımı yitirdim, şu halimle anlayamıyorum. tekrar inanmak bir lambayı açmak kadar basit değil, kalpten gelmeli evet.
kur'an'ın tanıttığı allah'la tasavvuf'un tanıttığı allah arasında neden bir gönül farkı var, anlayamıyorum. açıklayamıyorum. konuşamıyorum. belki ben yanlış okuyorum, belki doğru okuyorum, onu da bilemiyorum.
allah var mıdır, yok mudur bilemiyorum. (hayır, bunlar benim hissiyatlarım, kimsenin kutsalını rahatsız etmek niyetinde değilim elbet.) ben gerçekten inanmakla inanmamak arasında tekrar kaldım sanırım ve neye inanacağımı da bilmiyorum. fakat allah'ın ne olduğunu da biliyorum: herşeye kadir, herşeye hakim, gönüllerin ferahı, zalimlerin düşmanı, iyinin destekçisi, amelin karşılığını veren; merhameti sonsuz, sevgisi uçsuz bucaksız...
kötü biri değilim ben. vicdansız, zalim değilim. iyilik yapmaya çalıştım ve çalışıyorum hep. kârdan, haksız rekabetten çekindim. inançlı veya inançsız olabilirim, bu beni değiştirmez fakat eğer bir gün tekrar inanacaksam, yukarıda tanıttığım allah'a ve gönle inanmakla olacaktır bu.
ömrümün büyük çoğunu inançlı, müslüman bir insan olarak geçirdim. fakat son yıllarda kafamda bazı sorular, açıklayamadığım noktalar vardı. geçen senenin mayısıyla beraber inancımı kaybettim.
bu kaybediş allah inancını kaybediş mi, yoksa dine inancı kaybediş mi hala ayrımına varamıyorum. hala aklıma kötü bir şey gelince "allah korusun" diyorum, yemeğime besmeleyle başlıyorum. güzel şeyler bunlar, insana huzur da veriyor. ateist oldum ama değişmedim, kimi inançlı insanların düşündüğü gibi kötü, vicdansız, bencil biri olmadım. zaten bu insanın fıtratıyla alakalı bir şeydir, inançlı veya değil, farketmez.
üç gündür çok kötü hissediyorum kendimi. mahvolmuş gibiyim, ruh halim çok büyük yara aldı. dünyayı yaşamaya değer bulmuyordum zaten, ama "yaşamasam daha iyi olurdu" hissiyatını bu kadar derinden hissetmedim uzun zamandır. bir sevdiğim var, deliler gibi aşığım ona (tam da bunu yazarken mesaj attı, mutlu oldum böyle zamanda. * annemi çok seviyorum, ona çok bağlıyım; babamı çok seviyorum, başımdan eksik olmasın; biri en yakın olmak üzere üç dostum var kalbimin içini bilen, ayrılmayalım inşallah, içlerinden biri de burada yeni yazar oldu. ben bir aile kurmak istiyorum, sevdiklerimle omuz omuza olayım istiyorum. fakat aklıma üç gündür gelecekte ya işimde mutsuz olursam da kıpırdayacak yer bulamazsam, ya param yeterli gelmezse, ya mesleki ünvan ve mevkimden tatmin olamazsam gibisinden düşünceler çullanıyor nedensiz yere. ikinci üniversitemdeyim, notlar çok şükür iyi, kendime bir gelecek kurmaya çalışıyorum. ama bu inançsız olma durumu da insanı kimi zaman pusulasız bırakabiliyor. hayatı yaşamaya değer görmemek ve yokolmayı kabullenmek bu dünyada yapılan ve yapılacak herşeyi anlamsızlaştırıp hayatı katlanılmaz kılıyor. sanırım ben bunu yaşıyorum şimdilerde. her şey o kadar anlamsız ki.
öte yandan bunun inançla veya inançsızlıkla hiçbir ilgisi de olmayabilir. depresyondayken inancımı yitirdim ve hiç bir dalgalanma yaşamadım hayata karşı direcimde, atlattım depresyonu hatta. bunu bilemiyorum, anlayamıyorum, fakat ben dine mi, allah'a mı inancımı yitirdim, şu halimle anlayamıyorum. tekrar inanmak bir lambayı açmak kadar basit değil, kalpten gelmeli evet.
kur'an'ın tanıttığı allah'la tasavvuf'un tanıttığı allah arasında neden bir gönül farkı var, anlayamıyorum. açıklayamıyorum. konuşamıyorum. belki ben yanlış okuyorum, belki doğru okuyorum, onu da bilemiyorum.
allah var mıdır, yok mudur bilemiyorum. (hayır, bunlar benim hissiyatlarım, kimsenin kutsalını rahatsız etmek niyetinde değilim elbet.) ben gerçekten inanmakla inanmamak arasında tekrar kaldım sanırım ve neye inanacağımı da bilmiyorum. fakat allah'ın ne olduğunu da biliyorum: herşeye kadir, herşeye hakim, gönüllerin ferahı, zalimlerin düşmanı, iyinin destekçisi, amelin karşılığını veren; merhameti sonsuz, sevgisi uçsuz bucaksız...
kötü biri değilim ben. vicdansız, zalim değilim. iyilik yapmaya çalıştım ve çalışıyorum hep. kârdan, haksız rekabetten çekindim. inançlı veya inançsız olabilirim, bu beni değiştirmez fakat eğer bir gün tekrar inanacaksam, yukarıda tanıttığım allah'a ve gönle inanmakla olacaktır bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar