bugün
- her şeyin mizahı yapılmalı mı11
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı10
- sözlük yazarlarının saatleri8
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz8
- mal mıyım sorunsalı11
- sözlük kavgaları5
- mandalina8
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- nev3
- 2026 yazı5
- kiraz cicegi kolonyasi41
- 0 0 714
- istanbul trafiği7
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- deve sidiği eksperliği4
- ismail kartal34
- çok sevişmenin zararları2
- tansağ türk2
- göte sürülen sabunu başa süren erkek 1042
- azer bülbül'ün sanki biraz tom hardy'e benzemesi3
- sözlük kızlarının kekleri5
- usame bin ladin ve onun islamcı ütopyası7
- filistin kurtuluş örgütü ve terörü desteklemek6
- kendine yalan söyleme eğilimi10
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya9
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek10
- tütün eksperliği3
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası20
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- hüküm giymişim3
- açgözlü bencil ikiyüzlü kibirli insan3
- nihoş2
- modern tanrılara tapınmak2
- küt saçlı hatun8
- türk töresinde zina edenin parçalara ayrılması6
- öcalan için bahçeli ve konforlu bir ev yapılması2
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- youtubeda azer bülbül canlı diye arama yapan kız3
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- takibe anında takip5
- iskender10
- mutsuzken çirkin olmak8
- adi yatırımcı2
- mesih gelseydi5
- friedrich hegel la bi cay icek15
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- kızılcık şerbeti dizisi4
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
usta yönetmen paul thomas anderson'ın 1999 yılında çektiği göz nuru. neye dayanarak böyle dedim. çünkü kendisi bu film için şöyle demiş;
- içimde öyle bir his var ki ; ilerleyen yıllarda belki çok iyi, belki çöp filmler çekeceğim, ama öyle ya da böyle 'magnolia' benim çekip çekebileceğim en iyi film olacak.
burda "belki çöp filmler çekeceğim" ifadesinin bir paul thomas anderson hayranı olarak kesinlikle mümkün olmadığına inanıyorum. büyük tevazu göstermiş.
filme gelince; konusu en kısa tabiriyle "birbiriyle bağlantılı hayatların hikayesi" olarak söylendiğinde akıllara direkt alejandro gonzalez inarritu filmlerini getirse de, alayını üst üste koyup öpecek teknik kaliteye ve ustalığa sahiptir. gerçi inarritu filmlerinin hepsini üst üste koyma zahmetine katlanmaya gerek yok. birini al, kaç filmi varsa o sayıyla çarp. adam aynı filmi çekip duruyor yıllardır. neyse konumuz o değil.
paul thomas anderson'ın bu filminin en büyük ilham kaynağı muhtemelen, en sevdiği yönetmen olan robert altman'ın benzer stile sahip nashville ve short cuts filmleri. nashville'i en sevdiği filmler arasında sayması da bu ihtimali güçlendiriyor.
filmde farklı mekanlar ve olaylar paralel kurgu yöntemiyle birbirine ustalıkla bağlanmış. bu da uzun süresine rağmen müthiş bir akıcılık katmış filme. tabi gelenekselin bu kadar dışına çıkıldığında sevenle sevmeyen arasındaki mesafe uçuruma dönüşüyor. ama tarz sahibi yönetmen olmak da buradan geçiyor. sen çizgini çekersin seven çok sever sevmeyen nefret eder.
en büyük talihsizliklerinden biri 1999 yılı gibi hollywood'un kurtlar sofrası olduğu bir sene çıkması olmuş. fight club, the green mile, american beauty, the matrix, the sixth sense gibi filmlerin olduğu bir ortamda 3 dalda adaylık kazanması bile başarıdan sayılmalı.
- içimde öyle bir his var ki ; ilerleyen yıllarda belki çok iyi, belki çöp filmler çekeceğim, ama öyle ya da böyle 'magnolia' benim çekip çekebileceğim en iyi film olacak.
burda "belki çöp filmler çekeceğim" ifadesinin bir paul thomas anderson hayranı olarak kesinlikle mümkün olmadığına inanıyorum. büyük tevazu göstermiş.
filme gelince; konusu en kısa tabiriyle "birbiriyle bağlantılı hayatların hikayesi" olarak söylendiğinde akıllara direkt alejandro gonzalez inarritu filmlerini getirse de, alayını üst üste koyup öpecek teknik kaliteye ve ustalığa sahiptir. gerçi inarritu filmlerinin hepsini üst üste koyma zahmetine katlanmaya gerek yok. birini al, kaç filmi varsa o sayıyla çarp. adam aynı filmi çekip duruyor yıllardır. neyse konumuz o değil.
paul thomas anderson'ın bu filminin en büyük ilham kaynağı muhtemelen, en sevdiği yönetmen olan robert altman'ın benzer stile sahip nashville ve short cuts filmleri. nashville'i en sevdiği filmler arasında sayması da bu ihtimali güçlendiriyor.
filmde farklı mekanlar ve olaylar paralel kurgu yöntemiyle birbirine ustalıkla bağlanmış. bu da uzun süresine rağmen müthiş bir akıcılık katmış filme. tabi gelenekselin bu kadar dışına çıkıldığında sevenle sevmeyen arasındaki mesafe uçuruma dönüşüyor. ama tarz sahibi yönetmen olmak da buradan geçiyor. sen çizgini çekersin seven çok sever sevmeyen nefret eder.
en büyük talihsizliklerinden biri 1999 yılı gibi hollywood'un kurtlar sofrası olduğu bir sene çıkması olmuş. fight club, the green mile, american beauty, the matrix, the sixth sense gibi filmlerin olduğu bir ortamda 3 dalda adaylık kazanması bile başarıdan sayılmalı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar