bugün
- 186 boyundaki erkek17
- bursalı erkekler8
- sözlük kızlarının artık yemek pişirmemesi sorunu4
- cezayir erkekği4
- kürt erkek5
- kabak yemeği vs hamburger5
- alevi erkek5
- erzincanlı erkekler5
- sivaslı yiğidolar6
- adıyamanlı erkekler5
- ahmet sezer bey9
- tavuk döner ısmarlayan erkek5
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- şehir şehir dolaşıp koca arayan tip2
- izmirli kızlar4
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır9
- geceye bir tavsiye bırak3
- antalyalı erkekler4
- gocu27
- din tartışması7
- nervio'ya aşık olmak5
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma7
- 32 yaşına girmek12
- kadının kadından hoşlanması3
- g'i l d'e d l'i l y20
- ben ahbap derneğine güveniyorum4
- tek celsede 40 midye dolma yiyemeyen kız2
- abla deme lazım olur3
- büyük bir pipiye sahip olmak4
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- erdoğan ın dünya lideri olması3
- zengin olsanız ne yapardınız9
- avrupalıları sevmemek2
- hayatın öğrettiği şeyler2
- ölüm2
- terlik giyen erkek5
- seat leon fr2
- en büyük korkunuz4
- ideal erkek boyunun 1 84 olması3
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- doların düşmesi3
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- nervionun merak ettiği yazar19
- marc cucurella'nın saçlarının sırrı2
- norveçte bok olsam9
- ciguli kral7
- nevriye binti gammaz3
- üç kedi bir dilek3
- aylık 381 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- nervio'nun kedisi3
usta yönetmen paul thomas anderson'ın 1999 yılında çektiği göz nuru. neye dayanarak böyle dedim. çünkü kendisi bu film için şöyle demiş;
- içimde öyle bir his var ki ; ilerleyen yıllarda belki çok iyi, belki çöp filmler çekeceğim, ama öyle ya da böyle 'magnolia' benim çekip çekebileceğim en iyi film olacak.
burda "belki çöp filmler çekeceğim" ifadesinin bir paul thomas anderson hayranı olarak kesinlikle mümkün olmadığına inanıyorum. büyük tevazu göstermiş.
filme gelince; konusu en kısa tabiriyle "birbiriyle bağlantılı hayatların hikayesi" olarak söylendiğinde akıllara direkt alejandro gonzalez inarritu filmlerini getirse de, alayını üst üste koyup öpecek teknik kaliteye ve ustalığa sahiptir. gerçi inarritu filmlerinin hepsini üst üste koyma zahmetine katlanmaya gerek yok. birini al, kaç filmi varsa o sayıyla çarp. adam aynı filmi çekip duruyor yıllardır. neyse konumuz o değil.
paul thomas anderson'ın bu filminin en büyük ilham kaynağı muhtemelen, en sevdiği yönetmen olan robert altman'ın benzer stile sahip nashville ve short cuts filmleri. nashville'i en sevdiği filmler arasında sayması da bu ihtimali güçlendiriyor.
filmde farklı mekanlar ve olaylar paralel kurgu yöntemiyle birbirine ustalıkla bağlanmış. bu da uzun süresine rağmen müthiş bir akıcılık katmış filme. tabi gelenekselin bu kadar dışına çıkıldığında sevenle sevmeyen arasındaki mesafe uçuruma dönüşüyor. ama tarz sahibi yönetmen olmak da buradan geçiyor. sen çizgini çekersin seven çok sever sevmeyen nefret eder.
en büyük talihsizliklerinden biri 1999 yılı gibi hollywood'un kurtlar sofrası olduğu bir sene çıkması olmuş. fight club, the green mile, american beauty, the matrix, the sixth sense gibi filmlerin olduğu bir ortamda 3 dalda adaylık kazanması bile başarıdan sayılmalı.
- içimde öyle bir his var ki ; ilerleyen yıllarda belki çok iyi, belki çöp filmler çekeceğim, ama öyle ya da böyle 'magnolia' benim çekip çekebileceğim en iyi film olacak.
burda "belki çöp filmler çekeceğim" ifadesinin bir paul thomas anderson hayranı olarak kesinlikle mümkün olmadığına inanıyorum. büyük tevazu göstermiş.
filme gelince; konusu en kısa tabiriyle "birbiriyle bağlantılı hayatların hikayesi" olarak söylendiğinde akıllara direkt alejandro gonzalez inarritu filmlerini getirse de, alayını üst üste koyup öpecek teknik kaliteye ve ustalığa sahiptir. gerçi inarritu filmlerinin hepsini üst üste koyma zahmetine katlanmaya gerek yok. birini al, kaç filmi varsa o sayıyla çarp. adam aynı filmi çekip duruyor yıllardır. neyse konumuz o değil.
paul thomas anderson'ın bu filminin en büyük ilham kaynağı muhtemelen, en sevdiği yönetmen olan robert altman'ın benzer stile sahip nashville ve short cuts filmleri. nashville'i en sevdiği filmler arasında sayması da bu ihtimali güçlendiriyor.
filmde farklı mekanlar ve olaylar paralel kurgu yöntemiyle birbirine ustalıkla bağlanmış. bu da uzun süresine rağmen müthiş bir akıcılık katmış filme. tabi gelenekselin bu kadar dışına çıkıldığında sevenle sevmeyen arasındaki mesafe uçuruma dönüşüyor. ama tarz sahibi yönetmen olmak da buradan geçiyor. sen çizgini çekersin seven çok sever sevmeyen nefret eder.
en büyük talihsizliklerinden biri 1999 yılı gibi hollywood'un kurtlar sofrası olduğu bir sene çıkması olmuş. fight club, the green mile, american beauty, the matrix, the sixth sense gibi filmlerin olduğu bir ortamda 3 dalda adaylık kazanması bile başarıdan sayılmalı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar