bugün
- felsefe mezunu öğretmen olmak3
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- beni kaybettin diyen erkek14
- tecrübe edilen en korkunç şey6
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- ekşiye gidiyorum ben10
- arkadaşlar bir şey danışacağım10
- iç sıkıntısı5
- sevilen hitap şekilleri3
- mazotun litresi 101 lira35
- mia khalifa denince akla gelen ilk şey3
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- sadece filistin'i önemsemek15
- witcher 32
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz16
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı12
- kahve falı bakabilen muhteşem fevkalade yazarlar8
- sevgiliyi kediye onaylatmak7
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
- gocu38
- bir erkeğin wp aile grubuna alınma kriterleri6
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- iblis'in sesini duymak11
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa7
- güne almanca bir cümle bırak3
- gecenin korkunç yaratıkları3
- 28 bine çalışmak8
- hangi şehrin erkeği meşhurdur5
- kadikoy psikolog4
- aslan burcu3
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları34
- kürdü sevin10
- beşiktaş'ın marsilya'yı gol manyağı yapması5
- israil11
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- yaşlılığı kabullenemeyen insan10
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı7
- anın görüntüsü24
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek5
- g i l d e d l i l y27
- ona bir şarkı gönder4
- 2019 da doğmak nedir4
- arkadaşlar bakar mısınız16
- saddam hüseyin3
- allah6
Türk sinemasının medar-ı iftiharı metin erksan hocanın 1968 yılında çektiği filmdir.
Daha önceden film hakkında yazmış olduğum bir yazıyı, bazı eklemeler ve kesintilerle tekrardan burada da paylaşmakta sakınca görmüyorum. Yazının bazı bölümlerinde spoiler vereceğim, filmin önem arz eden kısımlarını, belki daha sonra filmi izlemek isteyecek olan arkadaşlar bilmek istemez, o kısımları atlayarak okurlarsa daha iyi olur.
Evet, başlayalım.
Bazı filmlerin, izleyen için apayrı yerleri vardır. Kuyu da böyle bir film benim için. Filmin bendeki hikâyesi Rahmetli Ahmet Uluçaya kadar dayanır. Beyoğlu Aksanatta Kısadan Uzuna isimli bir festival düzenlenmiş, Uluçay da oraya konuşmacı olarak katılmıştı. Rahmetliyi iyi tanıyanlar, nasıl bir sinema aşığı olduğunu iyi bilirler: Kamyon şoförlüğü yaparken, evine geldiğinde uykusundan vazgeçip, küçük kamerasıyla kısa filmler çekebilecek kadar büyük bir aşktan bahsediyoruz hem de. Bu yüzden, genç sinemacılar ya da sinemaya gönül verenlerin hafızalarında her zaman bir kahraman olarak yer almıştır Ahmet Uluçay.
Lafı fazla uzatmadan, Kuyu filmiyle olan bağlantısına geçelim. Konuşmasında, onu yorgun düşüren hastalığına inat, hala içindeki sinema sevgisiyle geçmişte onu sinemaya bu denli bağlayan filmlerden bahsetmeye başlamıştı. Ukala bazı sinema öğrencileri, onu Felliniden uzak kaldığı için eleştire dursun, Uluçay, sinema yapma isteğini tek bir filme bağlamıştı: Metin Erksanın Kuyu filmine.
Senelerim bu filmi aramakla geçti diyebilirim. Günün birinde umudumu yitirmiş, Antalyada avarelik yaparken Tanrı, Kuyu filmini karşıma çıkarttı.
Şimdi bu film hakkında, birkaç cümle söyleyebilirsem, Rahmetli Uluçaya borcumu ödemiş hissedeceğim.
Kuyu, Metin Erksanın kendini ispat ettikten sonra çektiği bir film. Keza filmografisinde, Yılanların Öcü, Susuz Yaz ve Sevmek Zamanı gibi filmleri geride bırakmış, ustalığını ispat etmiş bir döneminde çekmiş bu filmi.
Konusunu gerçek bir hikâyeden alan Kuyu, bir Anadolu Kadınları anlatısı (ağıtı) sayılabilir. Köyde bir eşkıya tarafından dağa kaçırıp, tecavüze uğrayan, genç bir Anadolu kadınının hikâyesidir kısaca Kuyu.
Kötü adamımız Hayati Hamzaoğludur ve gerçekten rolünün hakkını verir. Aslında Hamzaoğlu, Anadoludaki baskın erkek figürünün kısaca bir yansımasıdır filmde. Genç kızı sever ama güzellikle istediği olmayınca zorla elde etmeyi tercih eder. Filmdeki diğer erkek figürleri, eşkıya değildir belki ama genç kıza (kadınlara) bakışları, davranışları aynıdır.
--spoiler--
Filmin ana fikri bu baskın erkek dünyasına bir eleştiri olduğu kadar, islam dininde kadının yeri ve bunun algılanışıdır. Keza filmin anlatı dili, açılış sahnesiyle, derdinin ne olduğunu bizlere gösterir. Kurandan bir Ayetle: Kadınlara iyi Davranın der film. Algıda ise bambaşka bir yerdedir kadın. Özellikle eşkıyanın genç kıza tecavüz ettikten sonra ona Kadın kısmı erkeğin aşık kemiğinden yaratılmıştır, Cenab-ı Mevlam neden ilk önce erkeği yaratmış da kadını, erkeğin küçücük bir kemiğinden yaratmıştır? Erkeğin sözünden çıkmasın diye böyle yapmıştır ( ) diyerek, küçük bir bilgi vermesinden sonra, belinden ipe bağlayarak gittiği yere götürmesi, algının nerede olduğunun büyük bir göstergesidir.
Kadının bir meta olarak algılanışı, filmdeki tüm erkek figürlere ait bir düşüncedir. Genç kızın namusunu temizlemek (!) için yaşlıca bir adamla evlendirilmesinin ardından, kızın ortadan kayboluşunu: itin kokladığı et yenmezmiş! diyerek yorumlayan ağa, kadına ne gözle baktığını bizlere göstermiş olur.
Özellikle filmin final sahnesi, estetiği ve ışığın, kameranın kullanışı ile Türk sinemasında tektir denilebilir. Genç kızın kuyuya su almak için inen Hayati Hamazoğlunu taş atarak öldürmesi, kuyu içindeki çekimler ve genç kızın kuyunun yanındaki intihar sahnesi, Metin Erksanın ne kadar büyük bir sinema estetiğine sahip olduğunu anlamamıza yeter de artar bile.
--spoiler--
Kuyu filminde, minimal bir kamera anlayışını benimseyen ve anlatının heyecanından da bir şey kaybetmesine izin vermeyen rejisör, gerçek bir şaheser ortaya koymuştur. Özellikle bu temponun ve heyecanının düşmemesinde, filmdeki müzik kullanımının da yeri vardır. Müzikler büyük bir uyumla, sahnelere işlenmiş; notaların sahibi de Orhan Gencebay olunca, tek bir kusura rastlanmaz.
(Saygı Duruşu: Filmi keşfetmemde önemli bir yere sahip olan Ahmet Uluçay, Metin Erksan, Hayati Hamzaoğlu, Orhan Gencebay)
Bu vesile ile bir kez daha sevgili metin erksan'ı ve sevgili üstadım ahmet uluçay'ı rahmetle anıyorum.
Daha önceden film hakkında yazmış olduğum bir yazıyı, bazı eklemeler ve kesintilerle tekrardan burada da paylaşmakta sakınca görmüyorum. Yazının bazı bölümlerinde spoiler vereceğim, filmin önem arz eden kısımlarını, belki daha sonra filmi izlemek isteyecek olan arkadaşlar bilmek istemez, o kısımları atlayarak okurlarsa daha iyi olur.
Evet, başlayalım.
Bazı filmlerin, izleyen için apayrı yerleri vardır. Kuyu da böyle bir film benim için. Filmin bendeki hikâyesi Rahmetli Ahmet Uluçaya kadar dayanır. Beyoğlu Aksanatta Kısadan Uzuna isimli bir festival düzenlenmiş, Uluçay da oraya konuşmacı olarak katılmıştı. Rahmetliyi iyi tanıyanlar, nasıl bir sinema aşığı olduğunu iyi bilirler: Kamyon şoförlüğü yaparken, evine geldiğinde uykusundan vazgeçip, küçük kamerasıyla kısa filmler çekebilecek kadar büyük bir aşktan bahsediyoruz hem de. Bu yüzden, genç sinemacılar ya da sinemaya gönül verenlerin hafızalarında her zaman bir kahraman olarak yer almıştır Ahmet Uluçay.
Lafı fazla uzatmadan, Kuyu filmiyle olan bağlantısına geçelim. Konuşmasında, onu yorgun düşüren hastalığına inat, hala içindeki sinema sevgisiyle geçmişte onu sinemaya bu denli bağlayan filmlerden bahsetmeye başlamıştı. Ukala bazı sinema öğrencileri, onu Felliniden uzak kaldığı için eleştire dursun, Uluçay, sinema yapma isteğini tek bir filme bağlamıştı: Metin Erksanın Kuyu filmine.
Senelerim bu filmi aramakla geçti diyebilirim. Günün birinde umudumu yitirmiş, Antalyada avarelik yaparken Tanrı, Kuyu filmini karşıma çıkarttı.
Şimdi bu film hakkında, birkaç cümle söyleyebilirsem, Rahmetli Uluçaya borcumu ödemiş hissedeceğim.
Kuyu, Metin Erksanın kendini ispat ettikten sonra çektiği bir film. Keza filmografisinde, Yılanların Öcü, Susuz Yaz ve Sevmek Zamanı gibi filmleri geride bırakmış, ustalığını ispat etmiş bir döneminde çekmiş bu filmi.
Konusunu gerçek bir hikâyeden alan Kuyu, bir Anadolu Kadınları anlatısı (ağıtı) sayılabilir. Köyde bir eşkıya tarafından dağa kaçırıp, tecavüze uğrayan, genç bir Anadolu kadınının hikâyesidir kısaca Kuyu.
Kötü adamımız Hayati Hamzaoğludur ve gerçekten rolünün hakkını verir. Aslında Hamzaoğlu, Anadoludaki baskın erkek figürünün kısaca bir yansımasıdır filmde. Genç kızı sever ama güzellikle istediği olmayınca zorla elde etmeyi tercih eder. Filmdeki diğer erkek figürleri, eşkıya değildir belki ama genç kıza (kadınlara) bakışları, davranışları aynıdır.
--spoiler--
Filmin ana fikri bu baskın erkek dünyasına bir eleştiri olduğu kadar, islam dininde kadının yeri ve bunun algılanışıdır. Keza filmin anlatı dili, açılış sahnesiyle, derdinin ne olduğunu bizlere gösterir. Kurandan bir Ayetle: Kadınlara iyi Davranın der film. Algıda ise bambaşka bir yerdedir kadın. Özellikle eşkıyanın genç kıza tecavüz ettikten sonra ona Kadın kısmı erkeğin aşık kemiğinden yaratılmıştır, Cenab-ı Mevlam neden ilk önce erkeği yaratmış da kadını, erkeğin küçücük bir kemiğinden yaratmıştır? Erkeğin sözünden çıkmasın diye böyle yapmıştır ( ) diyerek, küçük bir bilgi vermesinden sonra, belinden ipe bağlayarak gittiği yere götürmesi, algının nerede olduğunun büyük bir göstergesidir.
Kadının bir meta olarak algılanışı, filmdeki tüm erkek figürlere ait bir düşüncedir. Genç kızın namusunu temizlemek (!) için yaşlıca bir adamla evlendirilmesinin ardından, kızın ortadan kayboluşunu: itin kokladığı et yenmezmiş! diyerek yorumlayan ağa, kadına ne gözle baktığını bizlere göstermiş olur.
Özellikle filmin final sahnesi, estetiği ve ışığın, kameranın kullanışı ile Türk sinemasında tektir denilebilir. Genç kızın kuyuya su almak için inen Hayati Hamazoğlunu taş atarak öldürmesi, kuyu içindeki çekimler ve genç kızın kuyunun yanındaki intihar sahnesi, Metin Erksanın ne kadar büyük bir sinema estetiğine sahip olduğunu anlamamıza yeter de artar bile.
--spoiler--
Kuyu filminde, minimal bir kamera anlayışını benimseyen ve anlatının heyecanından da bir şey kaybetmesine izin vermeyen rejisör, gerçek bir şaheser ortaya koymuştur. Özellikle bu temponun ve heyecanının düşmemesinde, filmdeki müzik kullanımının da yeri vardır. Müzikler büyük bir uyumla, sahnelere işlenmiş; notaların sahibi de Orhan Gencebay olunca, tek bir kusura rastlanmaz.
(Saygı Duruşu: Filmi keşfetmemde önemli bir yere sahip olan Ahmet Uluçay, Metin Erksan, Hayati Hamzaoğlu, Orhan Gencebay)
Bu vesile ile bir kez daha sevgili metin erksan'ı ve sevgili üstadım ahmet uluçay'ı rahmetle anıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar